TÜRKİYE’NİN SÜPER BİLGİSAYARI ARF

Abone Ol

Türkiye, özellikle son yıllarda çoğu dünya ülkesinde olduğu gibi, bilim ve teknoloji alanında attığı adımlarla kendinden söz ettiriyor. Savunma sanayisinden uzay çalışmalarına, yerli yazılımlardan, yapay zeka projelerine kadar pek çok alanda başarılı işler ortaya koyuyor. Bilimsel bilginin bir ülkenin olmazsa olmazı olarak, stratejik bir güç haline geldiği çağımızda, Türkiye de bilimsel altyapısını güçlendirmeyi, bu kaynağını desteklemeyi ve teknolojik bağımsızlığını artırmayı temel hedeflerinden biri haline getirmiş durumdadır. İşte bu dönüşümün en somut ve en kritik adımlarından biri de Türkiye’nin süper bilgisayarı ARF’dir. Adını Türk matematik dünyasının en önemli isimlerinden biri olan Cahit Arf’tan alan ARF Süper Bilgisayarı; 55 bin işlemci çekirdeğinden oluşan bir bilgisayardır ve 35 bin dizüstü bilgisayara eşit kapasiteye sahip olduğu hesaplanmıştır.

Günümüzde bilim, artık tek bir bilgisayarın ya da bireysel çabanın sınırlarını çoktan aşmış durumdadır. Karmaşık problemler, devasa veri kümeleri ve çok boyutlu simülasyonlar, ancak süper bilgisayarlar aracılığıyla anlamlı sonuçlara ulaşabilmektedir. Arf bilgisayarının da en önemli özelliği burada kendini göstermektedir. Binlerce işlemci çekirdeğini, aynı anda çalıştırarak çok yüksek hızda ve paralel hesaplama yapabilmesi özelliğiyle; yapay zeka algoritmaları, moleküler biyoloji analizleri, savunma sanayine yönelik simülasyonlar ve mühendislik tasarımları gibi pek çok alanlarda çok daha kısa sürede ve yüksek doğrulukla hesaplamalar yapılabilmektedir. Normal koşullarda aylar sürecek bu hesaplamaların günler içinde tamamlanabilmesi, bilimsel üretimde hem zaman, hem de kaynak açısından büyük bir avantaj sağlamaktadır. Özellikle savunma, enerji, sağlık ve çevre gibi kritik alanlarda, ARF’nin önemi daha da belirginleşmektedir. Bu süper bilgisayar aynı zamanda sürekli yenilenebilir nitelikle de tasarlanmıştır.

TRT Haber’in “Türkiye’nin Süper Bilgisayarı ARF Dünyada İlk 50’ye Girdi” başlıklı haberinde; Teknoloji uzmanı Ferdi Özüağ ARF ile ilgili şunları söylüyor. “Süper bilgisayarlar temel olarak günlük hayatta kullandığımız bilgisayarların çok sayıda halinin bir araya gelmiş versiyonu. Bir araya geliyor, daha büyük bir bilgisayar sistemi oluşturuyor ve saniyede milyonlarca hesaplama yapabiliyorlar. Süper bilgisayar kurulup öylece kalan bir yapıda değil. Yeni modüllerle sürekli geliştirebiliyorsunuz. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin süper bilgisayarı işlem gücü ve kabiliyeti açısından dünyadaki üst sıralara tırmanmaya başladı. Türkiye ARF’e eklediği üçüncü modülle birlikte şu anda dünyanın en güçlü 145. bilgisayarına sahip oldu. Dolayısıyla işlem gücü açısından oldukça iyi noktadayız.” Daha sonra Top 500 listesine atıfta bulunarak şunları söylüyor; “Aynı platformun ‘Green 500’ adını verdiği bir sıralaması mevcut. Bu da mevcut süper bilgisayarların ne kadar verimli çalıştığını gösteriyor. Verimden kastımız watt başına ne kadar performans sergileyebildiği. Ki biz enerjide dışa bağımlı bir ülkeyiz. Dolayısıyla en yüksek işlem gücünü mümkün olduğu kadar düşük enerji tüketimiyle elde etmeliyiz. Orada 45. sıradayız. Bir kriter daha var. Bilimsel hesaplamaların gerçekliğini ölçüyor. Orada da ilk 500’de 70. sıraya kadar yükseldik.” Ayrıca bu bilgisayarın TÜBİTAK Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi üzerinden ücretsiz bir şekilde kullanılabildiğini de söyleyerek şöyle devam ediyor; “Akreditasyon oluyorsunuz. Sıranız geldikten sonra projenizi ARF’e yüklüyorsunuz. Belki de aylarca sürecek bir sonuca son derece kısa sürede ulaşabiliyorsunuz. Bunlar çok önemli ve geleceğimiz adına kritik kabiliyetler. Umarım gelecek yıllarda daha üst sıralara da tırmanabiliriz” diyor.

Sonuç olarak yüksek işlem kapasitesine sahip bu makine, Türkiye’nin bilim ve teknolojiye dair kurduğu geleceğin bir nevi altyapısıdır diyebiliriz. Son yıllarda atılan adımlar, yapılan yatırımlar ve yetiştirilen insan kaynağı ile, ülkemizin bilimsel potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu bize açıkça göstermektedir. Önümüzdeki yıllarda da, daha farklı ve yenilikçi projeler ile daha özgün bilimsel çalışmalarla, Türkiye’nin adından çok daha fazla söz ettireceğine inanıyoruz…