ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik “Bu gece bir medeniyet geri dönüşü olmayan şekilde ölecek” sözleriyle yaptığı tehdit, hem ABD içinde hem de uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Ateşkes öncesinde yapılan açıklamada Trump’ın, başta elektrik santralleri ve köprüler olmak üzere İran’ın sivil altyapısını hedef alabileceğini ifade etmesi, uluslararası hukuk tartışmalarını da beraberinde getirdi.
ABD içinden sert siyasi tepkiler
ABD Senatosu Azınlık Lideri Chuck Schumer öncülüğündeki Demokrat senatörler, yayımladıkları ortak bildiride, “İran’ın altyapısını ve sivilleri kasten hedef almak savaş suçu teşkil eder” ifadelerine yer verdi. Açıklamada, sivillerin korunmasının uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olduğu vurgulandı.
Temsilciler Meclisi Üyesi Mark Pocan ile eski Kongre üyesi Marjorie Taylor Greene ise Trump’ın söylemlerini daha ileri bir noktadan eleştirerek, ABD Anayasası’ndaki 25. Değişiklik’in gündeme alınması çağrısı yaptı. Söz konusu düzenleme, başkanın görevini yerine getiremeyecek durumda olması halinde görevden alınmasını öngörüyor.
ABD’li muhafazakâr gazeteci Tucker Carlson da yetkililere çağrıda bulunarak, “İranlı sivilleri hedef alabilecek kitlesel saldırı girişimlerine karşı durulması gerektiğini” ifade etti.
BM ve Papa’dan uluslararası hukuk vurgusu
Uluslararası toplumdan da peş peşe uyarılar geldi. United Nations tarafından yapılan açıklamada, “Savaşların bile kuralları vardır” denilerek Geneva Conventions kapsamında sivillerin korunmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı.
Katolik dünyasının ruhani lideri Pope Leo XIV ise sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, bu tür söylemlerin “insanlığın nefret ve yıkım kapasitesini gösterdiğini” belirtti. Papa, taraflara diyalog çağrısı yaptı.
Trump’ın açıklamaları, özellikle sivilleri ve temel yaşam altyapısını hedef alan olası saldırıların hukuki ve etik boyutunu yeniden küresel gündemin merkezine taşırken, ateşkes sürecinin kırılganlığına ilişkin endişeleri de artırdı.