SUYUN DÖNDÜRDÜĞÜ ÇARK

Abone Ol

Doğal enerji kaynaklarından en çok kullanılan kaynaklar bilindiği gibi güneş, rüzgâr ve sudur. Güneş ve rüzgâr enerjisinden geçtiğimiz hafta bahsetmiştim. Suyun gücünden faydalanılarak elde edilen hidroelektrik enerji ise, güneş ve rüzgâra göre daha kontrol edilebilir bir enerji kaynağıdır. Güneş yalnızca gündüz vardır, rüzgâr bazen eser bazen durur su ise, özellikle barajlarla kontrol altına alındığında, istenilen zamanda ve istenilen miktarda elektrik üretir. Hatta elektrik ihtiyacının arttığı saatlerde üretimi artırılıp, elektrik ihtiyacının azaldığı saatlerde de üretimi düşürülebilir. Yağışlar, nehirler ve yer şekilleri doğru değerlendirildiğinde hidroelektrik santraller, yılın büyük bölümünde düzenli çalışabilir. Bu yönüyle büyük bir avantaj sağlayan hidroelektrik, doğal kaynaklar arasında en önemli doğal enerji kaynağıdır diyebiliriz.

Kabaca bu sistemin nasıl çalıştığını anlatacak olursak; hidroelektrik enerji elde edilirken en basit anlatımıyla, yüksekten aşağıya akan suyun gücü kullanılır. Bir barajın arkasında biriken su, kontrollü bir şekilde yüksek bir yerden aşağıya bırakılır. Bu su, borular aracılığıyla hızla aşağı inerken türbin denilen büyük çarkları döndürür. Türbin döndükçe ona bağlı olan jeneratör çalışır ve mekanik hareket elektrik enerjisine dönüşür ve bizler genel olarak şehirlerde aslında bu enerjiyi kullanırız. Bir ayrıntı olarak hidroelektrik enerji sadece barajlardan sağlanmaz. Bir diğer sistem de nehirlere kurulan santrallerdir. Bu santrallerde büyük barajlar yerine, nehrin ya da akarsuyun doğal akışı kullanılır. Su bir kanala alınarak, türbini döndürür ve tekrar nehre bırakılır. Yalnız ürettikleri elektrik miktarı barajlı santrallere göre daha düşüktür.

Hidroelektrik enerjisinin çevreye olan etkileri de son yıllarda çokça konuşulan bir konu olmuştur. Aslında diğer sistemlerde olduğu gibi bu sistem de doğru planlanmadığında çevreyi olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin nehirlerde kurulan santrallerde eğer akarsuyun kendi yatağına bırakılması gereken cansuyu daha az bırakılırsa, ya da hiç bırakılmazsa o dereden faydalanan tüm ekosistemi olumsuz yönde etkileyebilir hatta yok edebilir ya da büyük barajlar kurulduğunda bazı köyler, yer değiştirmek zorunda kalabilir. Dolayısı ile doğal yaşam da bu durumdan etkilenebilir. Ancak iyi tasarlanmış projelerle bu etkiler en aza indirilebilir. Üstelik hidroelektrik santraller, fosil yakıtlar gibi havayı kirletmez, duman çıkarmaz, sera gazı salmaz. Sadece az öncede belirttiğim gibi uzun vadede doğaya verdiği zarar, yanlış uygulamalardan ve plansızlıktan kaynaklanır diyebiliriz. Bu nedenle artık günümüzde yeni projeler yapılırken çevreye en az zararı verecek yeni yöntemler aranmaktadır.

Ayrıca barajlar, sadece elektrik üreten yapılar gibi düşünülse de, aslında barajların günlük hayatta da birçok alanda faydaları vardır. Büyük oranda şehirlerin ve diğer yerleşim yerlerinin içme ve normal kullanma suyu ihtiyacı buradan karşılanır. Ayrıca kurak dönemlerde su sıkıntısı yaşanmasının da önüne geçilmiş olur. Yağışlı mevsimlerde ise aşırı suyu kontrol altında tuttuğundan dolayı, sel ve su taşkınlarının yerleşim yerlerine zarar vermesini engeller. Burada toplanan su sayesinde de tarım arazilerinde kullanılmak üzere biriken sular kullanılır. Bu baraj göllerinde balıkçılık da yapılabildiği için bölge halkının geçimine de katkıda bulunulur.

Su, bu toprakların kendi varlığıdır ve petrol ya da doğalgaz gibi dışarıdan alınmaz. Bu açıdan bakıldığında, bir ülke kendi nehirlerini, akarsularını ve su havzalarını doğru planladığında, kendi elektriğini de büyük ölçüde kendi üretmiş olur. Bu durum, ekonomik açıdan da oldukça önemli bir artıdır. Özetle çocuklarımızın daha temiz bir dünyada yaşaması, dışa bağımlı olmayıp kendi doğal kaynağımız olması ve fosil yakıtlarının kullanılmıyor oluşuyla hidroelektrik santraller önemli enerji kaynağı olmaya devam etmektedir. Bundan dolayı akan suyun değerini bilip onu akıllıca kullanmak, yarınlarımız için atılacak en önemli adımlardan biridir. Suyun akışını doğru ve çevreye zararsız bir şekilde kullandığımızda hem bugünümüz, hem de yarınımız daha aydınlık olacaktır.