Gündem

SHGM için hazırlanan kararname taslağı havacılıkta endişe yarattı

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün (Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü) teşkilat yapısını köklü biçimde değiştirmeyi öngören Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi taslağının kulislere sızması, sektörde uçuş güvenliği, liyakat ve denetim bağımsızlığına ilişkin ciddi kaygılara yol açtı.

Abone Ol

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün (SHGM) teşkilat yapısını köklü biçimde değiştirmeyi hedefleyen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi taslağının kulislere sızması, havacılık sektöründe ciddi endişelere yol açtı. “Uluslararası uyum” gerekçesiyle hazırlandığı ifade edilen taslağın; devletin denetleyici rolünü zayıflattığı, liyakat ilkesini aşındırdığı ve uçuş güvenliğini doğrudan riske attığı öne sürülüyor.

Edinilen bilgilere göre taslak, ilgili kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla yeterli istişare yapılmadan hazırlandı. Havacılık camiasında, düzenlemenin bu haliyle yürürlüğe girmesi durumunda riskin yalnızca kurumsal yapılarla sınırlı kalmayacağı, uçakla seyahat eden milyonlarca yolcuyu da doğrudan etkileyeceği değerlendiriliyor.

TEKNİK DENETÇİ KRİTERLERİ TEPKİ ÇEKİYOR

Taslakta en çok tepki toplayan başlıklardan biri, uçuş emniyetini doğrudan ilgilendiren teknik denetçi kriterleri oldu. İddiaya göre yeni düzenleme, bugün denetçi olmak için aranan tecrübe, sertifika ve teknik yeterlilik şartlarını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Taslakta yer alan “SHGM’de fiilen çalışıyor olmak” ifadesi nedeniyle, havacılık alanında uzmanlığı bulunmayan personelin dahi teknik denetçi olarak görevlendirilebilmesinin önü açılıyor.

Sektör uzmanları, bu durumun bakım denetiminden uçak kontrollerine kadar hayati süreçlerin yeterli teknik bilgiye sahip olmayan kişiler tarafından yürütülmesi riskini doğuracağına dikkat çekiyor. Bir sektör temsilcisi durumu şu sözlerle özetliyor:

“Havacılık hata kabul etmez. Yanlış veya eksik bir denetim, yüzlerce insanın hayatını tehlikeye atabilir.”

DENETLEYEN KURUMUN TİCARİ FAALİYETİ TARTIŞMA YARATTI

Sızan taslağa göre SHGM’ye, Cumhurbaşkanı kararıyla şirket kurma veya mevcut şirketlere ortak olma yetkisi verilmesi planlanıyor. Ayrıca İstanbul’da kurulması öngörülen Sivil Havacılık Eğitim Merkezi aracılığıyla kurumun eğitim faaliyetlerinden ticari gelir elde etmesi hedefleniyor.

Uzmanlar, halihazırda havayolu şirketlerini, uçuş okullarını ve bakım kuruluşlarını denetleyen SHGM’nin aynı zamanda ticari bir aktör haline gelmesinin ciddi bir çıkar çatışması yaratacağını vurguluyor. Denetleyen kurumun aynı sektörden gelir elde etmesinin, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesine aykırı olduğu belirtiliyor.

‘BÜROKRASİ AZALMIYOR, AKSİNE BÜYÜYOR’ ELEŞTİRİSİ

Taslak “hız ve etkinlik” gerekçesiyle savunulsa da, kulis bilgileri SHGM’nin teşkilat yapısının daha da genişletildiğine işaret ediyor. Yeni daire başkanlıklarının kurulması ve destek hizmetleri için ayrı birimlerin oluşturulması, karar alma süreçlerinin hızlanması yerine daha da ağırlaşacağı yönünde eleştirilere neden oluyor. Bu durumun kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından da soru işaretleri yarattığı ifade ediliyor.

EUROCONTROL VE ULUSLARARASI İTİBAR RİSKİ

Taslakta yer alan bir diğer kritik düzenleme ise EUROCONTROL yol ücretleriyle ilgili yetki devri. Bugüne kadar teknik ve mali uzmanlık gerektiren bu süreç Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) tarafından yürütülüyordu. Ancak taslağa göre bu yetkinin DHMİ’den alınarak SHGM bünyesinde kurulacak Dış İlişkiler Daire Başkanlığı’na verilmesi planlanıyor.

Konuya yakın kaynaklar, teknik uzmanlık gerektiren bir sürecin diplomatik bir birim tarafından yürütülmesinin, Türkiye’nin uluslararası alanda zaman ve itibar kaybına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

ICAO UYARISI: ‘KIRMIZI ÇİZGİ’

Uzmanlar ayrıca Türkiye’nin Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) nezdindeki durumuna da dikkat çekiyor. Türkiye’nin ICAO’nun USOAP denetimlerinde aldığı puanların zaten istenilen seviyede olmadığı hatırlatılırken, denetleyici otoritenin ticari faaliyetlere girmesinin ICAO açısından ciddi bir sorun olarak değerlendirildiği belirtiliyor.

Bir değerlendirmede şu ifadelere yer veriliyor:

“Bağımsız olması gereken bir otoritenin ticari yapıya dönüşmesi ICAO için kırmızı çizgidir. Bu taslak, Türkiye’nin havacılık karnesini daha da zayıflatabilir.”

SEKTÖRDEN ORTAK ÇAĞRI

Havacılık sektörü temsilcileri, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi taslağının bu haliyle geri çekilmesini ve tüm paydaşların katılımıyla yeniden değerlendirilmesini istiyor. Uçuş güvenliği, liyakat ve kamu yararının ticari hedeflere feda edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.