Dünya

NYT ve Alman basınından İstanbul için deprem uyarısı

The New York Times ve Almanya’da yayımlanan gazetelerde yer alan bilimsel analizler, Marmara Denizi’ndeki fay hattında biriken gerilimin İstanbul için büyük deprem riskini artırdığına dikkat çekti.

Abone Ol

ABD merkezli The New York Times ile Alman basınında yayımlanan son haberler, İstanbul’u yakından ilgilendiren deprem riskini yeniden gündeme taşıdı. Her iki yayın organı da uluslararası bilim insanlarının Marmara Denizi’ndeki fay hattına ilişkin çalışmalarına dayandırdıkları analizlerde, bölgede uzun süredir biriken gerilime dikkat çekti.

The New York Times’ta yayımlanan değerlendirmede, hakemli bilimsel dergilerde yer alan araştırmalara atıfla, Marmara Fayı boyunca son 20 yılda meydana gelen depremlerin batıdan doğuya doğru ilerlediği belirtildi. Gazete, bu hareketliliğin İstanbul’a daha yakın kesimlerde bulunan ve “kilitli” olarak tanımlanan fay segmentlerine doğru yöneldiğini aktardı.

NYT’ye konuşan bilim insanları, bu kilitli segmentlerde biriken enerjinin kırılması halinde 7 büyüklüğü ve üzerinde bir depremin olasılıklar arasında yer aldığını ifade etti. Ancak uzmanlar, depremin zamanının kesin olarak öngörülemeyeceğini vurgulayarak, riskin bilimsel verilerle izlenen bir süreç olduğunun altını çizdi.

Benzer uyarılar Alman basınında da yer aldı. Almanya’da yayımlanan değerlendirmelerde, Marmara Denizi altındaki fay hattının uzun süredir büyük bir deprem üretmediği, bunun da gerilimin birikmesine neden olduğu ifade edildi. Alman bilim insanlarının görüşlerine yer verilen haberlerde, İstanbul’un nüfus yoğunluğu ve yapılaşma özellikleri nedeniyle olası bir büyük depremin ağır sonuçlar doğurabileceği belirtildi.

Yabancı basında yer alan bu analizlerde ortak vurgu, deprem riskinin yeni olmadığı ancak son bilimsel verilerin tehlikenin boyutunu daha net ortaya koyduğu yönünde. Uzmanlar, İstanbul için asıl meselenin depremin olup olmayacağı değil, kentin böyle bir sarsıntıya ne kadar hazırlıklı olduğu olduğuna dikkat çekiyor.

Uluslararası basında yer alan bu değerlendirmeler, Marmara’daki deprem gerçeğinin yalnızca Türkiye’nin değil, küresel bilim çevrelerinin de yakından izlediği bir konu olduğunu bir kez daha ortaya koydu.