Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 36. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Zirvesi kapsamında, gazete ve televizyon kanallarının Ankara temsilcileri ile bir araya geldi. Duran, toplantıda zirveye ilişkin bilgi vererek alınacak önlemlere ilişkin açıklama yaptı.
NATO’nun, 1949’dan bu yana ayakta kalan en uzun ömürlü ve en kurumsal güvenlik ittifaklarından biri olduğunu belirten Duran, farkının ise tehdit değiştikçe kendisini yenileyebilmesinde yattığını anlattı. NATO’nun gücünün yalnızca askeri kapasitesinden değil, her tarihsel kırılmada kendisini yeniden üretebilmesinden kaynaklandığını aktaran Duran, Türkiye’nin de artık NATO’yu ilgilendiren hemen hemen her konuda merkezi konumda bulunan bir müttefik olduğunu ifade etti.
"Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, güvenli liman olarak ön plana çıkmakta, bir ‘Türkiye ekseni’ inşa etmektedir"
Duran, "Türkiye NATO’nun 360 derece güvenlik anlayışının merkezindedir. Günümüzde NATO’nun yalnızca doğudan gelen tehditlere odaklanması bir eksiklik olacaktır. Zira tehditler artık tek yönden gelmemektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı, Gazze’deki soykırım ve ABD-İran gerilimi, NATO’nun birden fazla cephede karşı karşıya en önemli krizlerdir. Türkiye’nin yaklaşımı, gerilimi artırmamak, çatışmayı derinleştirmemek, diplomasiye alan açmak şeklindedir. Bu yönüyle, Türkiye hem caydırıcılığa sahip hem de diplomasi kanallarını açık tutabilen bir ülke olarak öne çıkmaktadır. Türkiye; krizlerin çözümünde kararlılıkla inisiyatif alan, diplomasi masalarının kurulmasına öncülük eden, bölgesel ve küresel barış için çaba göstererek güvenlikten insani yardıma kadar birçok alanda sorumluluk üstlenen küresel ölçekte etkin bir aktör haline gelmiştir. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, güvenli liman olarak ön plana çıkmakta, bir ‘Türkiye ekseni’ inşa etmektedir" ifadelerini kullandı.
"NATO Ankara Zirvesi Türkiye’nin diplomatik ağırlığını görünür kılacak"
Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek 36. NATO Zirvesi’nin, ittifakın geleceği açısından da küresel güvenlik mimarisinin geleceği bakımından da kritik öneme sahip olduğuna dikkati çeken Duran, "NATO Ankara Zirvesi Türkiye’nin diplomatik ağırlığını görünür kılacak. 2026 Ankara Zirvesi yalnızca bir ev sahipliği meselesi değil. Türkiye’nin NATO içindeki yükselen ağırlığını gösteren diplomatik bir sahne. Zirve, Türkiye’nin askeri katkısını, savunma sanayisini, kriz yönetimi kapasitesini ve lider diplomasisini aynı anda görünür kılacaktır" açıklamasında bulundu.
Ankara’nın Zirve’ye ev sahipliğinin sembolik açıdan da güçlü olduğunu söyleyen Duran, NATO’nun güvenlik haritasının yalnızca Batı Avrupa merkezli değil, Güney ve Doğu Avrupa, Karadeniz ve Orta Doğu bağlantılı düşünülmesi gerektiğini vurguladı.
Savunma Sanayii harcamasında yüzde 5 hedefi
Duran, "Külfet paylaşımı Zirve'nin temel gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır. Değişen güvenlik mimarisi, NATO Müttefiklerini savunma harcamalarını yeniden değerlendirmeye itmektedir. Bu çerçevede Ankara, yüzde 3,5 + 1,5 hedefine 2030 sonunda ulaşmayı hedeflemektedir. NATO 3.0 söylemi olarak ifade edilen yeni konsept; daha yetenekli ve külfeti adil paylaşan bir İttifakı öngörmektedir. Türkiye bu yaklaşımı başlangıçtan itibaren desteklemektedir" dedi.
"Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi NATO’nun caydırıcılık kapasitesi için de stratejik bir güç çarpanıdır"
Duran, Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayisinin NATO için de güç çarpanı olduğunu dile getirerek "Türk Savunma sanayisi, Türkiye’nin stratejik otonomisini artıran ve NATO’nun toplam kapasitesine katkı sunan bir unsurdur. Türkiye’nin bu alanlardaki kapasitesi, NATO için de önem taşımaktadır, zira NATO’nun gelecekte yalnızca asker sayısına değil, üretim kapasitesine, teknolojik esnekliğe ve tedarik güvenliğine ihtiyacı olacak Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi, yalnızca milli güvenliğimiz için değil, NATO’nun caydırıcılık kapasitesi için de stratejik bir güç çarpanıdır. Türkiye, bu nedenle bir NATO müttefikinin savunma kapasitesine getirilen her türlü kısıtlamayı, aslında İttifak’ın toplam caydırıcılığına getirilen bir kısıtlama olarak görmektedir" açıklamasında bulundu.
Duran, Savunma Sanayi Forumu’nun da ilk kez Zirve’nin resmi programının bir parçası haline geleceğini belirterek son 3-4 yılda Zirve’nin bir yan etkinliği şeklinde tasarlanan Forumun, ilk kez Ankara Zirvesi’nde resmi programının bir parçası haline getirildiğini söyledi.
Duran, "İstanbul İş birliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı düzenlenecek. 2004 yılında İstanbul’daki NATO Zirvesi’nde hayata geçirilen ve Katar, Bahreyn, Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin yer aldığı İstanbul İş birliği Girişimi kapsamında, dışişleri bakanları düzeyinde özel bir oturum düzenlenecek ve NATO İstanbul İş birliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı yapılacaktır" dedi.
Türkiye’nin 2026 yılında uluslararası pek çok etkinliğe ev sahipliği yapacağına değinen Duran, "28-29 Haziran'da İstanbul'da NATO Parlamenterler Zirvesi, Sonbaharda Ankara'da Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Devlet Başkanları Toplantısı, Ekim ve Kasım aylarındaysa Antalya’da 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP-31) ev sahipliği yapacak" diye konuştu.
"Zirve kapsamında toplam 56 bin 288 güvenlik personeli görevlendirilecektir"
Türkiye’nin NATO üyesi 32 devlet ve hükümet başkanının yanı sıra davetli çok sayıda lidere, 100’e yakın bakana, çok sayıda üst düzey diplomata, uluslararası kuruluş temsilcilerine ve binlerce yabancı misafire ev sahipliği yapacağının altını Çizen Duran, "Dünyanın dört bir yanından, 3 bine yakın gazeteci, televizyon ekibi, foto muhabiri, dijital medya temsilcisi ve uluslararası yayın kuruluşu zirveyi takip etmek için akreditasyon başvurusunda bulunmuştur. Zirve kapsamında 48 bin 841’i Emniyet, 7 bin 447’si Jandarma personeli olmak toplam 56 bin 288 güvenlik personeli görevlendirilecektir. Ayrıca suç ve suçlularla mücadele amacıyla siber ortamda 7/24 esasına göre sanal devriye faaliyetleri yürütmek üzere 639 personel görevlendirilecektir. Zirve kapsamında Ankara, Esenboğa ve Mürted olmak üzere 3 havalimanı ile katılımcılara hizmet verilecek" açıklamasında bulundu.
Liderler arasındaki toplantının tamamen kapalı oturum şeklinde gerçekleştirildiğini ve NATO düzeyinde gizlilik derecesine sahip bir formatta yürütüldüğünü de aktaran Duran, "Toplantı yalnızca başlangıç aşamasında basına kısa süreli olarak açılır. Canlı yayınlanan bu bölümde genellikle 1-2 dakikalık bir havuz görüntüsü alınır. Bu bölümde NATO Genel Sekreteri, İttifak adına kısa bir açıklama yaparak zirvenin gündemine, tartışılacak başlıklara ve mevcut duruma ilişkin çerçeveyi ortaya koyar" ifadelerini kullandı.
İletişim Başkanlığı’nın faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Duran, "İletişim Başkanlığı, zirve kapsamında medya ve yayın faaliyetlerini, akreditasyon süreçlerini, tanıtım faaliyetlerini, kriz iletişimini ve kamu diplomasisi uygulamalarını yürütmek üzere bir NATO görev gücü oluşturmuştur. İletişim Başkanlığı, yayıncı kuruluş TRT personeli dahil zirve alanlarında 500; yan etkinlikler ve kriz iletişimi kapsamında 350 olmak üzere toplamda 850 personel ile görev yapacaktır. Yayıncı kuruluş TRT, Başkanlığımız koordinasyonu ve sorumluluğunda görev yapacak olup; zirveyi 80 kamera ile 26 farklı noktadan tüm dünyaya yayınlayacaktır" dedi.
Zirveye, ulusal ve uluslararası 3 bine yakın basın mensubu için akreditasyon başvurusu yapıldığını da anlatan Duran, "Medya merkezinde basın mensupları için Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinde yaklaşık bin 600 çalışma alanı, 54’ü sabit olmak üzere 100’e yakın canlı yayın noktası, röportaj alanları, stüdyolar, basın mikserleri, yönlendirme tabelaları, 40 montaj odası, duyuru ve yayın ekranları (IPTV) ile buna ait tüm planlama ve altyapı çalışmaları, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Genel Müdürlüğü ile iş birliği halinde yürütülmektedir" şeklinde konuştu.
Yabancı basın mensuplarının belirlenen 7 otelde konaklayacağını da söyleyen Duran, 45 otobüs ile ulaşımlarının sağlanacağını, ve Başkanlıkta kurulacak akreditasyon merkezinden kartlarını teslim alacaklarını da sözlerine ekledi.
Duran, zirve boyunca tanıtım kampanyalarının da yapılacağını duyurarak, "Zirvenin tüm outdoor kampanyası, tasarımları ve yerleştirilme planları hazırlanmıştır. Ankara’da zirve haftası boyunca, şehir genelinde toplam 4 bin 434 adet açık hava iletişim noktasında (billboard, dijital ekran, vb.), dört ayrı konseptte tanıtım yapılacaktır. Bu konseptler, NATO zirvesine yönelik mesajlar, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı, savunma sanayi ürünleri ve GoTürkiye (turizm tanıtım) kampanyası olacaktır" ifadelerine yer verdi.
Kamu Diplomasisi Faaliyetlerine ilişkin de bilgi veren Duran, sözlerine şöyle devam etti:
"5 Temmuz’da gastro-diplomasi çalışmaları bağlamında basın mensupları için akşam yemeği tertip edilecektir. İttifak üyesi ülke başkentlerinde, yuvarlak masa toplantıları, paneller, seminerler ve basın mensupları ile bir araya gelinen toplantılar düzenlenmektedir. Bu kapsamda Mart ayından bu yana 10 farklı başkentte NATO konulu etkinlik düzenlenmiştir. Etkinlik serisi 24 Haziran’da Budapeşte’de, 25 Haziran’da Sofya’da ve 1 Temmuz’da Vilnius’ta gerçekleştirilecek programlarla; toplamda 13 ülke ile tamamlanacaktır. 7-8 Temmuz’da Ankara Palas’ta Münih Güvenlik Konferansı ile Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) iş birliğinde ‘NATO Allies in Ankara’ programı düzenlenecektir."
Duran, "Zirve’ye katılım sağlayacak liderlere hediye edilmek; medya mensupları, diplomatlar ve üst düzey sivil-askeri devlet yetkililerine dağıtılmak üzere 3 yeni kitap hazırlanmaktadır: Türkiye’s Strategic Role in NATO, NATO Resilience in theAge of Rising Threats ve Cumhurbaşkanımızın önceki zirvelerde yaptığı NATO konuşmalarını içeren bir kitap" diye konuştu.
Zirve boyunca ortaya çıkabilecek risklere ilişkin kurumlarla iş birliği içerisinde çalışılacağını dile getiren Duran, "NATO Zirvesi süresince ortaya çıkabilecek iletişim temelli riskler ve hibrit tehditler için oluşturulacak olan görev gücü ile krizlerin erken tespiti, müdahalesi ve hızlı bilgi paylaşımı için İletişim Başkanlığı koordinasyonunda Dışişleri, İçişleri, Milli Savunma Bakanlıkları ile Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı başta olmak üzere kurumlar arası eşgüdüm sağlanacaktır" ifadelerini kullandı.