Matbaa’nın icadı

Hiç şüphesiz insanlık tarihinin en önemli icatlarından biri olan matbaanın ilk olarak Çin’de bulunduğu tahmin edilmektedir. İlk bulunan baskı tekniği ahşap kalıplara ha...

Abone Ol
Hiç şüphesiz insanlık tarihinin en önemli icatlarından biri olan matbaanın ilk olarak Çin’de bulunduğu tahmin edilmektedir. İlk bulunan baskı tekniği ahşap kalıplara harflerin kazınması şeklindedir. Bu tekniği bulan kişi Bi Sheng isimli Çinli bir mucittir. Matbaa Çin’den Japonya ve Kore gibi birçok ülkeye yayılmıştır. 1440’lı yıllara geldiğimizde bulduğu matbaa tekniği ile matbaanın tarihsel gelişiminde çok önemli bir dönüm noktası olan Johannes Gutenberg tekniği bugünlere ışık tutmuştur. Gutenberg’in bulduğu matbaa tekniği önce Avrupa’da, sonra tüm dünyada yayılmıştır. Gutenberg tarihte matbaayı ilk bulan kişi olmasa da, modern matbaacılığın mucididir. Matbaanın icadı kültürel, bilimsel, sosyal ve siyasi açıdan çok önemli sonuçları beraberinde getirdi. Yazının başında da söylediğimiz gibi insanlık tarihinin en önemli icatlarından biri olmasını da bu sonuçlara bakarak anlayabiliriz.  İnsanlık hafızası kalıca hale geldi desek yanlış olmaz. Tarih ve yaşanan tecrübeler korunarak nesilden nesile aktarılabilir hale geldi. İnsanların daha geniş bir kesiminin kitaba ulaşması mümkün hale geldi. Buna bağlı olarak da toplumların okuma-yazma oran arttı. Üretilen kitap miktarı hızla arttı. Kitap fiyatları dramatik olarak düşüş gösterdi. Bilimsel ve kültür olmak üzere bir çok disiplinde ilerlemelerin yayılması hızlandı. Eğitim teknikleri değişti ve gelişti. Gazete ve dergi gibi süreli yayınlar diyebileceğimiz ve bilginin tazeliğini arttıran iletişim kanalları ortaya çıktı. Matbaanın icadı reform hareketlerini de doğrudan etkiledi. Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk matbaası daha 1493 yılında, İbrahim Müteferrika'dan 234 yıl önce, İspanyol göçmeni David ve Samuel İbn Nahmias Kardeşler tarafından kuruldu. İlk kitap, Yakup ben Asher'in Arba'ah Turim eseri 13 Aralık 1493'te basıldı.[1] İtalik hurufatı, sayfa düzeni, folyo işaretleme tekniği, metin başının büyük harfle belirtilmesi gibi yenilikleri matbaa sanatına kazandıranlar da 1530'da İtalya yolu ile İstanbul'a gelip yerleşen Sonsino ailesidir Kısaca matbaacılık denilen karmaşık süreç, farklı teknolojilere ait çok sayıda işlemden oluşur. Uluslararası bir sektörel konsorsiyum olan cip4 tarafından hazırlanan JDF (Job Definition Format) iş tanımlama standardı kapsamında yüzden fazla işlem tanımlanmış, bunlar da geleneksel eğilime uygun olarak baskı öncesi, baskı ve baskı sonrası şeklinde üç alt süreçte toplanmıştır. Öncelikle basılacak işin tasarımı yapılır. Bu aşamada yazıların ve fotoğrafların bilgisayara aktarılması gerekir. Bilgisayara aktarılan görsel öğeler mizanpaj yazılımında bir araya getirilerek baskıya uygun tasarım oluşturulur. Bilgisayar yardımıyla yapılan bu işleme masa üstü yayıncılık da denir. Sonrasında, yapılan çalışmanın Film çıkışları alınır. Film, baskı için kullanılan kalıbı oluşturmak için kullanılır. Filmden sonra da prova alınabilir. Filmden alınan provaya analog prova (Dupont firmasının Cromalin sisteminden dolayı sektörde "cromalin" adı ile bilinir) denmektedir. Analog provanın dışında baskıyı taklit eden yazıcılarla dijital prova da alınabilir. Film çıkışları alındıktan sonra alüminyum plakalar (kalıp) üzerine tasarımın görüntüsü çıkarılır. Kalıp çekme denilen bu işlem iki aşamada gerçekleşir: Film kullanarak kontakt baskı yani pozlandırma ve banyo. Günümüzde tasarımlar bilgisayardan direk kalıba alınabilmekte, CTP adıyla anılan bu sistem ile film ve montaj işlemleri ortadan kalkmaktadır. Kalıp çekildikten sonra baskıya geçilir. Baskı sonrasında selefon, lak gibi malzemelerle yüzey kaplama (laminasyon) uygulanabilir. Mücellithane makineleri kullanılarak da çok sayfalı ürünlerde katlama, harmanlama, iplik dikiş, tel dikiş gibi işlemler, kitap ve dergiler için kapak takarak ciltleme gibi, ambalajlar için kalıplı kesim gibi işlemler uygulanabilir.