Şanlıurfa’daki Karahantepe Örenyeri’nde yürütülen kazılarda, 12 bin yıl önce bölgede yaşayan toplulukların beslenme alışkanlıklarına ilişkin yeni bulgulara ulaşıldı. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, alanda elde edilen verilerin ceylan eti tüketimi ile baklagillerin beslenmede önemli yer tuttuğunu gösterdiğini açıkladı.
Yeni incelemeler, Karahantepe’de yaşayan toplulukların yalnızca avcılığa dayalı bir beslenme düzenine sahip olmadığını, bitkisel protein kaynaklarını da yoğun biçimde kullandığını ortaya koydu. Karul, bugüne kadar Neolitik dönem beslenmesine ilişkin algının daha çok tahıl tüketimi üzerinden şekillendiğini, ancak Karahantepe’deki bulguların baklagillerin de dönemin sofrasında önemli bir yer tuttuğunu gösterdiğini belirtti.
Ceylan eti öne çıktı
Kazılarda elde edilen hayvan kalıntıları, Karahantepe’de yaşayan insanların beslenmesinde ceylan etinin belirgin ağırlığa sahip olduğunu ortaya koydu. Bu bulgu, bölgedeki toplulukların çevredeki hayvan varlığından yoğun biçimde yararlandığını gösterirken, aynı zamanda avcılığın dönemin gündelik yaşamındaki yerini de görünür kıldı.
Karahantepe’den elde edilen sonuçlar, aynı coğrafyadaki Göbeklitepe bulgularıyla birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir Neolitik yaşam tablosu sunuyor. Göbeklitepe’de farklı ekosistemlerden gelen hayvan türlerinin çeşitliliği dikkat çekerken, Karahantepe’de ceylan eti ve baklagillerin öne çıkması, aynı dönemdeki toplulukların beslenme pratiklerinde yerel farklılıklar bulunduğuna işaret ediyor.
Taş Tepeler insanlık tarihine ışık tutuyor
Karahantepe, Şanlıurfa’da yürütülen Taş Tepeler Projesi kapsamında araştırılan en önemli Neolitik yerleşimlerden biri olarak öne çıkıyor. Yerleşik yaşamın erken evrelerine ilişkin bulgular sunan alanda yapılan kazılar, yalnızca mimari yapılar ve ritüel alanlar açısından değil, gündelik yaşam ve beslenme kültürü bakımından da insanlık tarihine yeni veriler kazandırıyor.
Son bulgular, Karahantepe’de yaşayan toplulukların 12 bin yıl önce hayvansal ve bitkisel kaynakları birlikte değerlendiren daha çeşitli bir beslenme düzenine sahip olduğunu ortaya koydu.