Yaşam-Çevre

Kapı eşiğine tuz serpmek ne anlama gelir?

Kapı eşiğine tuz serpmek, kötü enerjiyi ve nazarı uzaklaştırdığına inanılan eski bir halk uygulamasıdır. Ancak bu inanış dinî değil, kültürel kökenlidir.

Abone Ol

Kapı eşiği, tarih boyunca ev ile dış dünya arasındaki sınır olarak görülmüştür. Bu nedenle birçok kültürde eşiğe yapılan uygulamaların “koruyucu” olduğu düşünülür. Tuz ise saflık, arınma ve korunma sembolü olarak kabul edilir. Bu iki sembol bir araya geldiğinde, ortaya kapı eşiğine tuz serpme inanışı çıkar.

Anadolu’nun bazı bölgelerinde evin huzurunun bozulduğuna inanıldığında, misafir sonrası ya da tartışma yaşandıktan sonra kapı eşiğine tuz serpilir. Bu uygulamanın kötü niyeti geri çevireceği ya da nazarı keseceği düşünülür. Ancak bu yaklaşımın dinî bir dayanağı bulunmaz; daha çok folklorik bir gelenek olarak değerlendirilir.

Kapı eşiğine tuz serpme büyüsü nedir?

Bazı inanışlara göre gece yarısı eşiğe serpilen tuzun negatif enerjiyi engellediği düşünülür. Hatta bu uygulamanın belli sözler eşliğinde yapılması gerektiğine inananlar da vardır. Ancak bu tür uygulamalar, nesnelere metafizik güç atfetmek anlamına gelir.

İslam inancına göre koruma yalnızca Allah’tandır. Bir maddeye, özellikle de cansız bir nesneye görünmeyen bir güç yüklemek, inanç açısından doğru kabul edilmez. Bu nedenle “büyü” niyetiyle yapılan uygulamalar sakıncalı görülür.

İnsanlar neden tuz kullanır?

Tuz, tarih boyunca arındırıcı ve koruyucu sembol olarak kabul edilmiştir. Antik çağlardan itibaren tuzun kötü ruhları uzaklaştırdığına inanılmıştır. Bu sembolik anlam, zamanla halk inanışlarına dönüşmüş ve günlük hayata yerleşmiştir.

Ancak sembolik anlam ile inanç arasındaki çizgi dikkatle ayrılmalıdır. Bir uygulama geleneksel olabilir; fakat ondan doğrudan bir fayda beklemek, dinî anlamda doğru değildir.

Kapı eşiğine tuz serpmenin dinî hükmü nedir?

Eğer kişi tuzu yalnızca temizlik amacıyla kullanıyorsa bunda sakınca yoktur. Ancak tuzdan korunma, şans ya da metafizik fayda bekleniyorsa bu doğru değildir. Korunma dualarla, ibadetle ve tevekkülle olur.

Bu tür uygulamaların yaygınlaşmasının temel sebebi, insanların belirsizlik karşısında kontrol hissi aramasıdır. Oysa gerçek güven, nesnelerde değil, inançta ve bilinçte aranmalıdır.