Ortadoğu’da yıllardır süregelen İsrail-İran gerilimi, 2025 yılında doğrudan askeri çatışmaya dönüştü. İsrail’in İran’ın nükleer tesislerini hedef alan hava saldırıları, İran’ın misilleme olarak yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve füze ile karşılık vermesiyle savaşın şiddetini artırdı.
İsrail’in saldırılarının temel gerekçesi, İran’ın nükleer programı ve İsrail’e yönelik artan tehditler olarak gösterildi. 2024 yılında İran tarafından İsrail’e düzenlenen yüzlerce füze ve İHA saldırısı, Tel Aviv yönetimi tarafından doğrudan bir savaş sebebi olarak değerlendirildi.
İsrail, Natanz ve Fordo gibi nükleer tesislerin yanı sıra İran Devrim Muhafızları’na ait askeri üsleri hedef aldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, saldırının ardından yaptığı açıklamada “İran’ın nükleer silah geliştirme kabiliyetinin kalbine vurduk” diyerek operasyonun amacını açıkça dile getirdi.
İran ise misilleme olarak 800’den fazla Şahed sınıfı İHA ve balistik füze ile İsrail’e saldırdı. İran devlet televizyonu, İsrail’in saldırıları sonucu Natanz Nükleer Tesisi’nde ağır hasar meydana geldiğini doğrularken, İranlı yetkililer programlarının durdurulamayacağını ve tüm askeri imkanlarıyla karşılık vereceklerini ilan etti.
Savaşın ilerleyen aşamalarında hem askeri hem siber saldırılar arttı. Bölgedeki dengeler ciddi şekilde değişirken, Lübnan ve Suriye gibi diğer aktörlerin de sürece dolaylı olarak dahil olabileceği yorumları yapılıyor.
Bu çatışma, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm bölgeyi etkileyebilecek büyük bir kriz olarak değerlendiriliyor. Uluslararası toplum, savaşın daha geniş çaplı bir bölgesel çatışmaya dönüşmemesi için diplomatik girişimlerde bulunuyor.