İnsan Ömrünü Uzatma Çalışmaları

Abone Ol

Bilim insanlarının, yaşam süresini uzatmak için yaptıkları araştırmaların haberlerine, birçoğumuz rastlıyoruzdur. İnsanların, ileriki yaşlarda fiziksel ve zihinsel olarak aktif kalabilmelerini sağlayan birçok çalışma, halen devam etmektedir. Yeni bir çalışma da Amerika’daki Emory Üniversitesinden gelmiştir. Bu çalışma, hücre ömrünü yüzde 57 uzatabilmeyi başarmış ve sonucunda da yaşlanmayı geciktirmeye çalışan yeni bir çalışma olarak adlandırılmıştır. Aslında zihinsel sağlık tedavilerinde kullanılan psilosibin adlı bir bileşenin hücrelerin yaşlanmasında da kullanılmasının denenmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu arada Psilosibin bileşeni, psikodelik mantarlardan elde edilen aktif bir bileşendir.

Bu son çalışmanın diğerlerinden farkı, yaşlanmanın yalnızca genetik bir süreç olmadığını, aynı zamanda hücrelerin maruz kaldığı biyokimyasal etkilerle de şekillenebileceğini gösteren bir çalışma olmasıdır. Psilosibinin aktif bileşeni olan

psilosinin hücre ömrünü uzatıcı etkiler göstermesi, bilim dünyasında oldukça dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Çünkü bugüne kadar yaşlanma karşıtı araştırmalar daha çok genetik müdahaleler, kalori kısıtlaması veya hücre yenilenmesini tetikleyen moleküller üzerine yoğunlaşmıştı. Bu yöntemle ise daha çok nörolojik ve psikiyatrik çalışmalarla tanınan bir bileşenin yani psilosibinin, hücre düzeyinde de koruyucu etkiler gösterebileceği düşünülmüştür. Tabi bu haberi ilk okuduğumuzda, hemen insan üzerindeki uygulamada da başarıya ulaşabileceğini düşünüyoruz. Fakat bu tür sonuçların, sadece ilk aşamada yani laboratuvar ortamındaki hücre deneylerinde, olumlu sonuçlar verdiğini ve insan vücudunda aynı sonuçları vereceğinin belirsiz olduğunu bilmemiz gerekir. İnsan organizması çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğundan, psilosibinin yaşlanmayı gerçekten yavaşlatıp yavaşlatmadığının anlaşılması için, uzun süreli klinik araştırmalara ihtiyaç olduğu, uzmanlar tarafından belirtiliyor. Buna rağmen elde edilen veriler, hücrelerin yaşlanma sürecinde rol oynayan mekanizmaların, daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabilir.

Çalışmanın, şu ana kadarki kısmında umut verici ve başarılı bir şekilde gittiği belirtilmektedir. Yaşlanmış fareler üzerinde yapılan deneylerde olumlu sonuçlar alınmış, psilosibin dozu verilen farelerle, bu dozu verilmeyen fareler kıyaslanmış ve çok yüksek zaman aralıkları ile bu farelerin, %30 gibi daha uzun süre hayatta kaldıkları tespit edilmiştir. Fakat az önce de söylediğim gibi uzmanlar, bu olumlu yöndeki deneylerin halen erken bir aşamada olduğunu ve sadece laboratuvar ve hayvan deneylerinde başarılı olduğunu, insanlar üzerinde aynı sonucu alabileceklerinin henüz belirsiz olduğunu belirtiyorlar. Çünkü bilim insanlarına göre yaşlanma; hücrelerin zamanla hasar biriktirmesi başta olmak üzere, DNA yapısının bozulması, enerji üretim mekanizmalarının yavaşlaması ve vücudun kendini yenileme kapasitesinin azalması gibi birçok faktörün birleşiminden oluşan karmaşık bir süreç olduğu sıkça vurgulanıyor.

Eğer ilerleyen yıllarda bu araştırmalar başarıya ulaşıp doğrulanırsa, psilosibinin ruh sağlığı alanında ki olumlu etkilerinden başka, yaşa bağlı hastalıkların önlenmesinde ve sağlıklı yaşam süresinin uzatılması konusunda da yeni etkileri insan yaşamına katkı sağlayabilir. Özellikle Alzheimer, Parkinson ve çeşitli benzer başka hastalıkların temelinde hücresel yaşlanmanın önemli bir rol oynadığı düşünüldüğünde, bu tür araştırmalar tıbbın geleceği açısından da, büyük önem taşımaktadır. Bütün bunların amacı tabi ki insan ömrünü sonsuza kadar uzatmak değil; insanların daha uzun süre sağlıklı, ve kaliteli bir yaşam sürmesini sağlamaktır Psilosin üzerine yapılan çalışmalar da bu amaca ulaşma yolunda umut verici bir adım olarak değerlendirilebilir.