TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay Habertürk TV'de canlı olarak yayınlanan HT 360 programında Nasuhi Güngör'ün özel röportajına konuk olarak dış politik gündeme dair soruları yanıtladı. Küresel ve bölgesel çapta yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Oktay terör örgütü PKK ve onun Suriye’deki uzantısı olan YPG / SDG’ye yönelik önemli açıklamalarda bulundu.
Programda özellikle dünya gündeminin ilk sıralarında yer alan Suriye Ordusunun operasyonları ve YPG / SDG terör örgütünün merkezi hükümete tam entegrasyon sürecine ilişkin yapılan son mutabakatlar ile İran’da yaşanan protestolar neticesinde olası bir ABD müdahalesi ve rejim değişikliği ihtimali ele alındı.
TBMM Dışişleri Komisyonu olarak 9 -14 Şubat tarihlerinde ABD’ye yapacakları resmi ziyarete ilişkin debilgi veren Oktay, ziyaretlerinin amaçları arasında ABD ile üst düzeyde sağlanan yoğun ve sıcak ikili ilişkileri parlamento boyutuna da taşımak olduğunu kaydetti.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay'ın yaptığı açıklamalar şöyle;
ŞAM VE SDG’DEN YENİ MUTABAKAT
“Terörsüz Bölge hedefinde istikrarlı Suriye istiyoruz" diyen Oktay, "Bizim Türkiye olarak da yaklaşımımız Terörsüz bölge hedefi doğrultusunda da 911 kilometrelik sınır hattımızda daha istikrarlı bir Suriye'nin oluşmasını arzu ediyoruz.
İlk günden itibaren Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde egemenliği doğrultusunda da ve merkezi bir hükümet ve tek bir ordu, tek bir hükümet boyutundaki her türlü çözüme de sonuna kadar katkı veriyoruz. Dolayısıyla Şara Hükümeti ile başlayan süreçte de yine bu katkımız devam etti.
İlk etapta hem askeri hem de idari güçlerin tek bir yapı altında bütünleştirmesi tam entegrasyon diye hedefi açıklamıştık hatırlarsanız. Tam entegrasyon sürecine ümit ediyoruz ulaşılır.
Ayrılıkçı bir yapı çerçevesinde değil tam entegrasyon sürecine bu anlaşmanın hizmet etmesini arzu ediyoruz" dedi.
PKK BÜTÜN UNSURLARI İLE ORTADAN KALKMALI
“PKK’nın sadece Türkiye içerisindeki feshinin bir anlamı olmaz; bütün unsurlarıyla, türevleriyle ortadan kalkmalı” şeklinde konuşan Oktay, "Terör örgütünün kendi içerisinde de bir ayrışma söz konusu bunu da görüyoruz ama bizim arzumuz aslında bu dört parçalı yapının yani PKK'nın aslında ortadan kaldırılması. Terörsüz Türkiye'deki hedefimiz bu.
Suriye diyoruz ama aynı zamanda Türkiye'deki Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerimizi de doğrudan ilgilendiren bir konu bu.
PKK'nın kendisini feshetmesiyle başlayan süreçte biz şunu özellikle ifade etmiştik; Sadece Türkiye içerisindeki bir fesin bir anlamı olmayacağını bunun bütün unsurlarıyla, bütün türevleriyle birlikte ortadan kalkmalı" ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE’DEN YOĞUN İRAN DİPLOMASİSİ (REJİM DEĞİŞİKLİĞİ İHTİMALİ)
“Türkiye olarak bölgemizde barış ve istikrarı sağlamak için her boyutta üzerimize düşeni yapıyoruz” açıklamasında bulunan Oktay, "Komşularımızla birlikte aslında barış ve istikrar içerisinde yaşamak istiyoruz. Bölgemizin barış ve istikrar adası olmasını arzu ediyoruz. Dolayısıyla bu anlamda Türkiye olarak üzerimize düşen her boyutta, Cumhurbaşkanımızdan başlayarak Dışişleri Bakanımız ve ilgili tüm kurumlarımız nezdinde ve parlamentomuz nezdinde bunu sürdürüyoruz.
Tabi gösteriler dediğimiz aslında ilk defa olmuyor bu İran'da.2019'da, 2023’te ve işte 2025'te yaşandı. Her defasında da özellikle yaptırımlardan dolayı yalnızlaşmış bir İran'da ekonomik sıkıntılar kaynaklı başlayan ama yine dışarıdan destekli, bu desteğin gizlenmediği protestolar yaşanıyor.
Bugün ABD tarafından yapılan açıklamalar ve Avrupa tarafından yapılan açıklamalara da baktığımızda gösterilerin bir de siyasi boyuta evrilmesi söz konusu. Dolayısıyla İran'da hep şu tartışılmıştır zaten ekonomik boyutta başlayan gösteriler, acaba aynı hızla siyasi bir şeye evrilir mi? Veya bir rejim değişikliği boyutuyla sonuçlanabilecek bir siyasi gösteriye evrilir mi diye.
İran'daki durum diğer bölgedeki diğer ülkelere kıyasla daha farklı aslında. Yani İran'daki yapıya baktığımızda genelde şöyle oluyor; Kendi ülkesiyle ilgili sıkıntıda gerektiği zaman rejime karşı sesini yükseltiyor, mücadelesini veriyor, gösterisini yapıyor, gerekiyorsa ölüyor o konuda. Ama konu rejim değişikliği veya içeriye müdahale boyutu olduğu zaman tekrardan dönüyor diyor ki hayır.
Dolayısıyla İran'a yapılacak bir saldırının bölgedeki istikrarsızlığı körüklemenin ötesinde ve ciddi yeni kırılımları bölgede oluşturmanın ötesinde eğer ki amaç rejim değişikliği ise böyle bir saldırıyla rejim değişikliğinin gerçekleşme ihtimali olmayabilir" şeklinde konuştu.
İRAN'A OLASI ABD MÜDAHALESİ VE İSRAİL'İN ISRARLI TUTUMU
“İran'a saldırı bölgedeki istikrarsızlığı körükler. Türkiye olarak arzumuz İran'a saldırının olmaması” diyen Oktay, "Türkiye olarak arzumuz, böyle bir saldırının gerçekleşmemesi zaten var olan bölgedeki kırılganlığın ve istikrarsızlığın daha da arttırılmaması boyutunda. Çünkü bölge gerçekten artık kana ve istikrarsızlığa doydu,bıktı.
Tabi biz Türkiye olarak şunu arzu ederiz. Liderler seviyesinde bir araya gelinmesi. Liderler boyutunda bugün Cumhurbaşkanımızın Sayın Pezeşkiyan'la görüşmüş olması... Aynı şekilde Sayın Trump'la görüşüyor olması...
Türkiye olarak artık bölgede daha fazla istikrarsızlık istemiyoruz. Çünkü bunun faturasını çeken biziz. İran'da bir karışıklık olduğu zaman otomatikman aynen Suriye'de olduğu gibi bir göç boyutu gündeme gelebilir ki, biz bunu istemeyiz.
Onun da ötesinde bir terör riski var. Terörle mücadele ettiğimiz ve terörsüz Türkiye ve bölgeyi oluşturmayı arzuladığımız bir ortamda. Merkezi hükümetin çökertildiği bir İran'a baktığınızda teröre ve göçe müsait bir yapı ile hegomon güçlerin aslında bir paylaşım mücadelesine girdiği bir bölgeyi görmüş olacağız. Dolayısıyla daha da öngörülemez hale gelecek.
2026 Hem Amerika'da hem de İsrail’de seçim yılı. Dolayısıyla bir tarafta bu seçim boyutunda Netanyahu ne pahasına olursa olsun İran'ın vurulmasını seçime yönelik bir yatırım olarak görüyor.
Diğer tarafta da kongredeki cumhuriyetçi bir çoğunluk var. Hem senato boyutunda hem de temsilciler meclisi boyutunda, çoğunluğun kaybedilmemesiyle alakalı yine Başkan Trump'ın yoğun bir çalışması var. Dolayısıyla süreç ilerledikçe aslında İsrail'in ısrarlarının karşısında ABD'deki yahudi lobisinin veya İsrail lobisinin etkisini düşündüğümüzde aslında direnme gücünün azalabileceği riskini de görüyoruz. Dolayısıyla bu sorun ne kadar erken çözülebilirse seçim süreci yaklaşmadan, o kadar iyidir.
Bu gerginliğin bir an önce düşürülmesi hem İran açısından hem bölgemiz açısından ve aslında hem de İsrail ve ABD açısından da son derece önemlidir diye düşünüyorum. Bölgedeki tüm halkların güvenliği açısından önemlidir" ifadelerini kullandı.
TBMM DIŞİŞLERİ KOMİSYONU OLARAK YAPILACAK KRİTİK ABD ZİYARETİ
ABD ile Devlet Başkanları, Hükümet, Bakanlar nezdinde yoğun ve sıcak devam eden ikili ilişkilerini parlamento boyutuna da taşımayı arzu ettiklerini kaydeden Oktay konuşmasına şöyle devam etti:
"Bizim hükümetler nezdinde, gerek devlet başkanları gerekse bakanlar nezdinde hükümetin her bir boyutunda ABD ile yoğun ve sıcak ilişkilerimiz var. Gerek ikili ilişkiler boyutunda gerekse bölgesel ilişkiler boyutunda.
Dolayısıyla bizim de arzumuz bunu parlamento boyutuna da bu ilişkileri taşıyabilmek. Türkiye'nin gerek yine ikili gerekse bölgesel konularla ilgili ulaşılabilecek çözümlere katkı vermek.
Bu anlamda zaten bizim diyaloglarımız ve çalışmalarımız devam ediyor. Bununla ilgili de önümüzdeki haftalarda TBMM Dışişleri Komisyonu olarak bir ABD ziyaretimiz olacak.
Hem ABD Senato Dışişleri Komisyonu Başkanı hem de Temsilciler Meclisi başkanıyla da (Kongrenin iki kanadıyla da) görüşmelerimiz olacak. Ayrıca çok sayıda senatör ve temsilciler meclisi üyeleriyle de ikili görüşmelerimiz olacak.
Görüşmelerimizdeki ana başlıklar dediğimizde zaten sürekli masada olan savunma sanayi boyutundaki yaptırımlar konusu var. CAATSA başta olmak üzere ve F-35 programı da dahil yaptırımların kaldırılması önemli.
Burada özellikle bizim Terörsüz Bölge ve Terörsüz Türkiye nezdinde Suriye boyutundaki gelişmeler, Irak'taki ve İran'daki son gelişmeler tabi ki gündemimizde olacak.
Zaten bu konularda çok yakın ilişki devam ediyor. Dediğim gibi biz bunu parlamento boyutuna da taşımak istiyoruz.
Aynı zamanda da Gazze konusu var tabi ki o bizim hiç bitmeyen bir ilgi alanımız, en sıcak gündem maddemiz. Gazze'deki devam eden katliamın sonucunda oluşan o trajediyi unutturmaması gerekiyor. Orada da devam eden bir süreç var. Şimdi ikinci aşamaya geçilmeye çalışılan bir süreç var.
Filistinlilerin aleyhine dönmeyecek şekilde yani bir tehcir politikasına tekrardan dönmeyecek şekilde bir yapının orada oluşturulması önemli. Refah Sınır kapısının açılması da bu çerçevede.
Burada da görüşmelerimiz devam edecek ve umut ediyoruz yine olumlu sonuçlar alırız."