Asayiş

Eski bakanın mezarına feth-i kabir kararı! Ölümü soruşturulacak

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüne ilişkin soruşturmada feth-i kabir kararı verildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, ölüm nedeninin yeniden belirlenebilmesi amacıyla Denizolgun’un mezarının açılarak adli inceleme yapılacağını bildirdi.

Abone Ol

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un yaklaşık 10 yıl önceki ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Denizolgun hakkında feth-i kabir, yani mezarın adli inceleme amacıyla açılması kararı verildi.

Süleymancılar soruşturmasında yeni ayrıntılar
Süleymancılar soruşturmasında yeni ayrıntılar
İçeriği Görüntüle

Başsavcılık, 2026/8086 numaralı soruşturma dosyasında Denizolgun’un ölümü ve ölümünün ardından gerçekleştirilen otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikâyetlerin bulunduğunu bildirdi. Savcılık açıklamasına göre karar, Denizolgun’un gerçek ölüm nedeninin belirlenebilmesi için yeniden adli inceleme yapılması amacıyla alındı.

Feth-i kabir işleminin ardından elde edilecek bulguların adli tıp incelemesine tabi tutulması ve sonuçların mevcut soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesi bekleniyor. Karar, tek başına Denizolgun’un ölümünde dış müdahale bulunduğunu göstermiyor; ölüm nedeninin yeniden araştırılmasını sağlayan adli bir işlem niteliği taşıyor.

Ölümü 2016’da “beyin kanaması” olarak duyurulmuştu

Arif Ahmet Denizolgun’un ölümü 2016 yılında kamuoyuna beyin kanaması olarak yansımıştı. Dönemin haberlerinde Denizolgun’un Beykoz’daki evinde rahatsızlandığı, hastaneye götürüldüğü ve yaşamını yitirdiği bildirilmişti. Cenazesi daha sonra İstanbul’daki Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilmişti.

Denizolgun, 20. Dönem Antalya Milletvekili olarak TBMM’de görev yapmış, Mesut Yılmaz başbakanlığındaki 55. Hükümet döneminde 4 Ağustos 1998 ile 11 Ocak 1999 tarihleri arasında Ulaştırma Bakanlığı görevini yürütmüştü. Aynı zamanda Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu olan Denizolgun, kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapının da uzun süre liderliğini yapmıştı.

Aile ölümün doğal olmadığını ileri sürdü

Denizolgun’un ölümüne ilişkin şüpheler sonraki yıllarda ailesinin ve yakınlarının yaptığı başvurularla adli sürece taşındı. Aile üyeleri, ölümün doğal nedenlerden kaynaklanmadığını ileri sürerek olayın yeniden soruşturulmasını istedi. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Ekim 2024’te yapılan şikâyetin ardından daha önce takipsizlikle sonuçlanan ölüm dosyasını yeniden incelemeye aldı.

Başvurularda ölüm olayının yanı sıra otopsi sürecine ilişkin de ciddi iddialar dile getirildi. Denizolgun ailesi, Adli Tıp Kurumunda hazırlandığını ileri sürdüğü ilk raporun ortadan kaldırıldığını ve savcılığa gerçeği yansıtmayan başka bir rapor gönderildiğini öne sürdü. Bu iddialar üzerine Adli Tıp Kurumu görevlileri açısından da ayrı bir soruşturma yürütüldü.

“Sahte otopsi raporu” iddiasına ilişkin ayrı dosya kapatılmıştı

Otopsi işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasına ilişkin dosya, yetki nedeniyle 2025 yılında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Savcılık, Adli Tıp Kurumundan otopsiye ilişkin kamera kayıtları ve belgeleri istedi. İncelemede elde edilen evrakların daha önce soruşturma dosyasında bulunan belgelerle aynı olduğu belirlendi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, iddia edildiği gibi iki ayrı otopsi raporu bulunduğunu gösteren somut delile ulaşılamadığı gerekçesiyle Adli Tıp görevlilerine yönelik bu ayrı soruşturmaya Eylül 2025’te takipsizlik kararı verdi. Savcılık, “sahte rapor” iddiasının somutlaştırılamadığını değerlendirdi.

Bu karar, Denizolgun’un ölümünün cinayet olup olmadığına ilişkin ana soruşturmayla aynı dosya değildi. Habertürk’ün Ocak 2026’da aktardığı bilgilere göre ölümün kendisine ilişkin soruşturma o tarihte Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığında devam ediyordu.

2026’da yeni suç duyurusu yapıldı

Denizolgun’un kardeşi, eski milletvekili Mehmet Beyazıt Denizolgun ile yeğeni ve eski milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, 20 Ocak 2026’da ölümün yeniden araştırılması talebiyle Bakırköy Adliyesine başvurdu. Ailenin bu başvurusu, önceki adli süreçlerden ayrı olarak yeni iddiaların da soruşturma makamlarının önüne taşınmasına yol açtı.

Fatih Süleyman Denizolgun daha sonra yaptığı açıklamalarda amcasının öldürüldüğünü düşündüğünü ve ölümle ilgili bazı kişilerin araştırılmasını istediklerini belirtti. Bu iddialar henüz yargı kararıyla doğrulanmış değil ve soruşturma aşamasında bulunuyor.

Kuriş operasyonunun ardından dosya yeniden gündemde

Arif Ahmet Denizolgun’un ölümü, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Alihan Kuriş ve beraberindeki isimlere yönelik yürüttüğü ayrı soruşturmanın Ağustos ayında gündeme gelmesinin ardından yeniden kamuoyunun dikkatini çekti. Bazı haberlerde iki süreç birlikte ele alınsa da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 18 Ağustos tarihli feth-i kabir açıklaması doğrudan Denizolgun’un ölümüne ve otopsi işlemlerine ilişkin 2026/8086 numaralı soruşturma dosyasına dayanıyor.

Bu nedenle Alihan Kuriş hakkında yürütülen mali ve örgütlü suç soruşturması ile Denizolgun’un ölüm nedeninin araştırıldığı dosyanın birbirinden ayrılarak değerlendirilmesi gerekiyor. Denizolgun ailesinin bazı isimlere yönelik suçlamaları ise soruşturma makamlarının henüz kesinleşmiş tespiti niteliğinde değil.

Mezardan alınacak örnekler ölüm nedeninin belirlenmesinde kullanılacak

Feth-i kabir kararıyla Denizolgun’un kalıntıları üzerinde yeniden adli inceleme yapılmasının önü açıldı. Savcılığın amacı, yaklaşık 10 yıl önce gerçekleşen ölümün gerçek nedenine ilişkin bilimsel verileri yeniden değerlendirmek ve soruşturmadaki iddia ve şikâyetleri adli tıp bulgularıyla karşılaştırmak.

Denizolgun’un ölümünün doğal nedenlerden mi kaynaklandığı, herhangi bir dış müdahalenin bulunup bulunmadığı ve eski otopsi bulgularının yeni incelemeyle nasıl değerlendirileceği, yapılacak adli tıp çalışmalarının ardından netleşecek.