Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen yeni bir araştırma, yapay zekâ teknolojilerinin kötüye kullanımının kadınlar üzerinde ciddi baskı yarattığını ortaya koydu. Özellikle “deepfake” olarak bilinen sahte video ve görüntülerin, kadınlara yönelik çevrimiçi istismarın en yaygın araçlarından biri haline geldiği vurgulandı.
Dijital şiddetin yeni yüzü: Deepfake
Rapora göre, yapay zekâ ile üretilen manipüle edilmiş içerikler, kadınların rızası olmadan cinsel içeriklere dönüştürülerek yayılıyor. Bu durum, yalnızca bireysel mağduriyet yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda kadınların itibarını zedeleyen ve onları kamusal alandan uzaklaştırmayı hedefleyen sistematik bir baskı aracı olarak öne çıkıyor.
Araştırma kapsamında 119 ülkeden yüzlerce kadınla yapılan ankette, katılımcıların önemli bir bölümü istenmeyen cinsel içeriklere maruz kaldığını belirtirken, bir kısmı doğrudan deepfake içeriklerin hedefi olduğunu ifade etti.
Kadınlar sosyal medyada kendini sansürlüyor
Elde edilen bulgular, dijital şiddetin psikolojik etkilerinin de ciddi boyutlara ulaştığını gösterdi. Çok sayıda kadın, bu tür saldırılar nedeniyle kaygı ve stres yaşadığını, hatta sosyal medya paylaşımlarını sınırlamak zorunda kaldığını dile getirdi.
Uzmanlara göre bu durum, kadınların kamusal tartışmalara katılımını azaltarak ifade özgürlüğünü de dolaylı biçimde kısıtlıyor.
Risk büyüyor: Teknoloji ucuzluyor, erişim artıyor
Raporda, yapay zekâ araçlarının giderek daha ucuz ve erişilebilir hale gelmesinin, bu tür istismarların artma riskini güçlendirdiği vurgulandı. Uzmanlar, gerekli hukuki ve teknolojik önlemler alınmadığı takdirde deepfake içeriklerin daha geniş kitleleri hedef alabileceği uyarısında bulundu.
Kadın hakları savunucuları ise hükümetlere ve teknoloji şirketlerine daha sıkı düzenlemeler ve etkili denetim mekanizmaları oluşturma çağrısı yaptı.