Bilgi nasıl hayat kurtarır

Abone Ol

26 Aralık 2004'te Güney Asya'da büyük bir tsunami faciası olmuştu. 11 ülkede 231 bin kişinin ölümüne yol açan tsunami büyük bir felakete yol açtı. Bu felakette o bölgede, Puket adasında ailesi ile birlikte tatil yapan Tilly Smith Maikhao plajında dalgaların köpürdüğünü ve suların çekildiğini görünce, tsunami olacağını anlayarak ailesi vasıtası ile alarm verilmesini sağlamış ve bölgenin tahliyesini sağlamıştır. Bu sayede yüzlerce kişi otellerden ve sahillerden kaçarak kurtulabilmişlerdir. Tilly'nin babası kızının bu bilgiyi 2 ay önce coğrafya dersinden öğrendiğini ilgililere söylemiştir.

Bu hikâye bize aslında çok önemli ve can kurtarıcı bir gerçeği anlatıyor. Doğal afetler karşısında bilgi, en güçlü ve en önemli kurtarıcıdır diyebiliriz. Tsunami, deniz veya okyanus tabanında meydana gelen ani ve büyük hareketler sonucunda su kütlesinin yer değiştirmesiyle oluşur. En basit tabiri ile, deniz veya okyanus tabanlarında meydana gelen ani ve büyük yer değiştirmeler sonucunda, su kütlesinin harekete geçmesiyle oluşan kilometrelerce alanı kapsayan dalgalardır. Tsunami denildiğinde insanların aklına dev bir deniz dalgası gelir. Fakat tsunami aslında tam olarak da böyle dev dalgalardan oluşan bir felaket değildir. Onun en ürkütücü özelliklerinden biri, açık denizde her zaman dev bir duvar gibi görünmemesidir. Açık denizde tsunami dalgalarının yüksekliği nispeten düşük olabilir. Fakat dalga kıyıya yaklaştığında denizin derinliği azalır ve dalganın hareketi değişir. Su kütlesi kıyıya doğru yığılmaya başlar ve dalgaların yüksekliği de büyük ölçüde artabilir. İşte asıl yıkıcı etki de çoğu zaman burada olur. Dolayısı ile rüzgârın oluşturduğu dalgalardan çok farklıdır.

Depremler diğer nedenler arasında tsunamilerin en yaygın nedenidir. Bunun yanında denizaltı veya kıyıya yakın volkanik patlamalar, büyük denizaltı heyelanları ve çok daha nadir olarak büyük gök cisimlerinin okyanuslara ya da denizlere çarpmasıyla tsunami oluşabilir. AFAD da tsunamiyi; deniz veya okyanus tabanlarındaki deprem, meteor çarpması, volkan patlaması veya büyük heyelanların neden olduğu düşey yer değiştirmeler sonucunda oluşan dalgalar olarak tanımlamaktadır.

Tsunami kıyıya ulaştığında yalnızca tek bir dalgadan ibaret değildir. Peş peşe gelen çok sayıda dalga da olabilir. Üstelik ilk dalga da her zaman en büyük dalga olmayabilir. Bundan dolayı da ilk dalganın ardından denizin sakinleşmesi, tehlikenin geçtiği anlamına gelmemektedir. Belki de tsunami konusunda bilinmesi gereken en önemli noktalardan biri şudur; Deniz geri çekildiğinde kıyıya yaklaşmak son derece

tehlikelidir. Denizin aniden ve alışılmadık biçimde geri çekilmesi, suyun köpürmesi, deniz seviyesinin hızla değişmesi veya kıyıdan olağandışı bir uğultu gelmesi tsunami için doğal uyarı işaretleri olabilir. Burada çok önemli bir ayrıntıyı unutmamak da gerekir. Bazen tsunamiden önce denizin mutlaka geri çekileceği düşünülmemelidir. Çünkü böyle bir işaret görülmese bile güçlü bir deprem hissedildiyse ve kişi kıyıya yakınsa beklemeden güvenli bir bölgeye geçilmelidir.

Tsunami dalgaları çok hızlı hareket edebilirler. Kıyıya ulaşan su yalnızca insanları sürüklemekle kalmamakta araçları, tekneleri, ağaçları, yapı parçalarını ve çeşitli eşyaları da beraberinde götürebilmektedirler. Bu nedenle tsunami suyuna girmek, suyun içinde kalmak veya kıyıda beklemek son derece tehlikelidir. İnsanların doğal afetler sırasında yaptığı en büyük hatalardan biri de tehlikeyi kendi gözleriyle görmek istemeleridir. Bu durum, tsunami gibi hızlı gelişen olaylarda ölümcül sonuçlara yol açabilir.

Özetle, Tilly Smith'in hikâyesinde olduğu gibi bir çocuğun tsunami tehlikesini fark etmiş olmasıyla yani onun okulda öğrendiği bilgiyi gerçek hayatta kullanabilmesiyle, yüzlerce kişi kurtulabilmiştir. Bu olay da bize afet eğitiminin neden küçük yaşlardan itibaren başlaması gerektiğini göstermektedir. Çocuklara deprem, tsunami, sel, yangın ve diğer doğal afetlerde ne yapmaları gerektiği mutlaka okullarda anlatılmalıdır.