ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının derinleştiği bir dönemde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sahadaki olası senaryolara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Medya temsilcileriyle bir araya gelen Fidan, çatışmanın seyrinin askeri kapasitenin zayıflatılmasından rejim değişikliğine kadar uzanabileceğini ifade etti.
Fidan, “En olumsuz senaryo, çatışmanın tırmanarak İran’la birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık ortamına dönüşmesi” uyarısında bulundu.
Hürmüz ve enerji riski
Bakan Fidan, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimalinin küresel enerji ve finans piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabileceğini belirtti. İran’dan doğalgaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden enerji tedarikinde aksama yaşanmasının, enerji arz güvenliği açısından küresel risk oluşturacağını söyledi.
Sahadaki ilk aşamada İran’ın vekil unsurlarında belirgin bir hareketlilik görülmediğini aktaran Fidan, Hizbullah hattında sınırlı gelişmeler yaşandığını, İran içinde ise rejim değişikliğine yol açacak ölçekte bir toplumsal dalgalanma gözlenmediğini ifade etti.
“Türkiye kendini korur”
Türkiye’ye yönelik olası tehditlere ilişkin de net mesaj veren Fidan, “Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz” dedi. Sınır güvenliği ve muhtemel göç dalgalarına karşı tüm kurumların koordinasyon içinde çalıştığını belirtti.
İran’da yaklaşık 20 bin Türk vatandaşının bulunduğunu açıklayan Fidan, şu ana kadar can güvenliği açısından olumsuz bir tablo yaşanmadığını söyledi. Üç sınır kapısının açık olduğunu, vatandaşların geçiş yapabildiğini ve diplomatik temsilciliklerin 24 saat esasına göre çalıştığını aktardı.
Göç ve “terörsüz bölge” vurgusu
Muhtemel göç dalgasına karşı İçişleri Bakanlığı, AFAD, Kızılay ve güvenlik birimleriyle hazırlıkların sürdüğünü kaydeden Fidan, İran’ın şu aşamada kendi vatandaşlarının çıkışına izin vermediğini dile getirdi.
Bakan, “Terörsüz Türkiye” hedefinin “terörsüz bölge” ile doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, İran’daki Kürt grupların hareketliliğinin yakından takip edildiğini söyledi.
Diplomasi trafiği hızlandı
Fidan, Avrupa Birliği ve Körfez ülkeleriyle yoğun diplomasi yürütüldüğünü, Fransa, Almanya ve AB yetkilileriyle temasların sürdüğünü aktardı. Amaçlarının, çatışmaların durdurulması ve tarafların yeniden masaya dönmesi olduğunu vurguladı.
Savaşın sona erme koşullarına ilişkin değerlendirmesinde ise iki ihtimale dikkat çekti: “Minimum senaryo, temel askeri kabiliyetlerin etkisiz hale getirilmesi. Maksimum senaryo ise rejim değişikliği.”
Gazze ve bölgesel denge
Çatışmanın Gazze’deki ateşkes ve insani yardım süreçlerini de olumsuz etkilediğini belirten Fidan, İsrail’in Gazze’ye giriş çıkışları durdurmasının ve bölge ülkelerinin kendi güvenlik gündemlerine yoğunlaşmasının süreci zorlaştırdığını söyledi.
Türkiye’nin önceliğinin, bölgesel istikrarın korunması ve diplomasinin yeniden devreye girmesi olduğunu vurgulayan Fidan, “Barış istiyorsak birlikte çalışmalıyız” mesajı verdi.