Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin devlet politikası olduğunu vurgulayarak 42 yıldır süren bölücü terörle mücadelenin Türkiye için bir beka meselesi olduğunu belirtti. Bahçeli, Suriye’de SDG/YPG’ye karşı yürütülen mücadelenin de bu hedefin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgularken, milli birlik, bölgesel istikrar ve devlet kararlılığı mesajı verdi.
“NİTEKİM KADER GAYRETE MEFTUNDUR”
Yeni yüzyılın ikinci çeyreğindeki hedeflerini açıklayan Bahçeli, “Anlayışımızda çalışmanın sınırı, başarının limiti yoktur. Kaderin rotası gayret edenin damla damla akan teriyle çizilmektedir. Nitekim kader gayrete meftundur. Kur’an-ı Kerim’in Necm Suresi 39’uncu ayetinde buyurulduğu gibi, insan için yalnızca çalışmasının, gayretinin ve halis niyetlerinin karşılığı olacaktır. Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde ulaşılacak büyük hedeflerimiz ve hayalleri gerçeğe dönüştürecek kutlu heveslerimiz vardır. Milletimizin irade namusunu kendi namusumuz bileceğiz, demokrasiden sapma göstermeyeceğiz. Milli ve manevi değer hükümlerimizi varoluş onurumuzun zırhı olarak değerlendirecek, kökümüzden kopmadan, milli kimliğimizden ayrılmadan güç ve inanç birliği halinde ilerleyeceğiz. Hasılı kelam Kızılelmanın şafağında hep birlikte buluşacak, vakti geldiğinde Türk milletinin yazılmamış destanını okuyacak ve süper güç Türkiye’nin kale duvarlarından Türk-Cihan Hakimiyeti Mefkuresini haykıracağız” dedi.
“BİZ ÇIKARLARIMIZIN DEĞİL ÜLKÜLERİMİZİN, İKBALİMİZİN DEĞİL İSTİKBALİMİZİN DERDİNDEYİZ”
MHP’nin ve Cumhur İttifakı’nın siyaset anlayışından bahseden Bahçeli, “Zafer dediğimiz beşeri ve dünyevi lütuf ancak ve ancak sabreden, akleden, mücadele eden, iman eden; kim var diye sorulduğunda sağına soluna bakmadan ben varım diyebilen yüksek seciyeli dava ve gönül insanlarının harcıdır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı işte bu harcın ve liyakatin burcudur. Biz çıkarlarımızın değil ülkülerimizin, ikbalimizin değil istikbalimizin derdindeyiz. Halkın yanındayız, hakkın ve hakkaniyetin yanındayız, helalin safındayız; haramın, hıyanetin ve hainlerin karşısındayız. Biz kula kulluğu reddeden inanmış bir vicdana sahibiz; eğilmez başımızla, teslim olmaz mizacımızla milletimizin hizmetkârıyız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti Türk tarihinin zamanlar üstü mesajı, Türk kültürünün çağları aşan seslenişidir. Siyaseti yalan, fitne ve iftirayla rant alanına çevirenler bizi anlayamaz. Bizim anlayışımıza göre siyaset, insana hizmetin ve milli iradeye faziletle hürmet göstermenin cümlesidir; bu cümleden mahrum olanların siyaseti kötüdür, kötürümdür, köhnedir” ifadelerini kullandı.
"PERGELİN SABİT UCU ANKARA'DIR"
Dünya ve bölge analizinin merkezine Ankara’yı koymak gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişimi hepimizin gözü önünde cereyan etmektedir. Evvelemirde yapacağımız her değerlendirmenin ağırlık merkezi Türkiye olmak mecburiyetindedir. Çünkü politik kavrayışımızın ve fikir kuvvemizin kaynak ve harekât üssü başkent Ankara’nın tarihi, siyasi ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır. Pergelin sabit ucunu Ankara’ya koyarak hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın debisi kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız. Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara’dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur” diye konuştu.
“SDG/YPG TERÖR ÖRGÜTÜDÜR”
SDG/YPG’nin Suriye’de askeri olarak geriletildiğini, kontrol ettiği bölgelerden çıkarıldığını ve Şam yönetimiyle anlaşmaya zorlandığını belirten Bahçeli, “SDG/YPG yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürüp çıkarılmıştır. Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı ve işgalden kurtarılmıştır. 10 Mart Mutabakatına direnç gösteren SDG/YPG, kapsamlı bir süpürme harekâtı ile tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak def edilmiştir. Son gelişmeler hem Suriye hem de Türkiye’miz adına son derece müspet ve kayda değerdir. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast düzenleyen SDG/YPG’nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif hareket ettiği açıktır. Suriye’de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır. Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG’nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak zorunda kalması anlamlı bir sonuçtur. Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan Arap aşiretleri, Şam yönetimiyle el ele vererek SDG/YPG terörüne karşı mücadele etmiştir. Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki, Kürt kardeşlerimiz başkadır, SDG/YPG başkadır. SDG/YPG terör örgütüdür” dedi.
“SURİYE’DE HİÇBİR ETNİK VEYA MEZHEBİ GRUP DIŞLANMAMALIDIR”
Suriye’nin üniter yapısının korunması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi esastır; federasyon, konfederasyon ve özerklik gibi eski çatışma hatlarını canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir. Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dinî farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir. En önemli ortak paydanın ‘Suriye Vatandaşlığı’ olacağı hususunda tüm kesimlere güvence verilmelidir. Suriye’de hiçbir etnik veya mezhebi grup dışlanmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır. Tek bayrak, tek devlet ve tek orduyla egemen eşitliği tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti, bölgesel barış ve istikrara değerli katkı sağlayacaktır. SDG/YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili tutumunun sürdürülebilirliği yoktur; bu nedenle Fırat’ın doğusu ve batısında terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği eşgüdüm halinde yürütülmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin kanlı kumpaslarına tahammül edilmeyecek, boyun eğilmeyecektir” ifadelerini kullandı.
“TERÖRÜN SONU YOKTUR, TERÖRİZM ÇIKMAZ SOKAKTIR”
Suriye'nin toprak bütünlüğünün Türkiye için hayati önemde olduğunu belirten Bahçeli, “İnsanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak, teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi, tam zıttıdır. Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir. Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir. Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır. Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, “Terörsüz Bölge” hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye’nin tecellisine azami destek sağlamasıdır” şeklinde konuştu.
“YENİ YÜZYILDA TERÖRÜ HAYATIMIZDAN MUTLAKA ÇIKARACAĞIZ”
Bölücü terörle mücadelenin Türkiye için bir beka meselesi olduğunu ifade eden Bahçeli, “Türkiye’nin 1984 yılında fiilen başlayan bölücü terörle mücadelesinin 42 yıldır sürdüğü hepinizin malumudur ve bu beka düzeyinde en önemli sorundur. Ve bu sorun köklü olarak halledilecektir. Terörsüz Türkiye’ye adım adım ilerledikçe korkuya kapılanlar ve her türlü karalama kampanyasına alet olanlar kaybetmeye mahkûmdur. Vatandaşlarımızın aldatılması, umut tacirliğinin kamçılanması ve yalanın egemenlik kurması millet iradesine fesat karıştırmaktır; bunun adı milli irade gasbıdır. Her yolu mubah gören ikiyüzlülük ve karaktersizliğe hiçbir zaman itibar etmedik, etmeyeceğiz. Yeni yüzyılda terörü hayatımızdan mutlaka çıkaracağız; tuzakları bozacak, karanlık senaryoları yırtıp atacağız. Türkiye’nin bahtının açık olduğunu, milli birlik ve dayanışma ruhunun çok daha sağlam hale geldiğini göstereceğiz. Ekonomik olarak gelişmiş, siyasal olarak istikrarlı, birliğini ve dayanışma iklimini muhafaza etmiş güçlü bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bunu yaparken de milli ve manevi değerlerimizi hedef alan iç ve dış operasyonlara sonuna kadar direniş göstereceğiz” şeklinde konuştu.
“CHP’NİN İŞİ GÜCÜ İSTİSMAR VE İNKARDIR”
CHP’nin milli davalara uzak ve çıkarcı bir siyaset yürüttüğünü savunan Bahçeli, “Karabağ Savaşı’nda tarihin yanlış tarafında duran, vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP’ye hiç benzemeyiz, buna da hiç tevessül etmeyiz. CHP’nin işi gücü istismar ve inkardır. Türk dünyasına ne kadar yabancı olduğu, Türk-İslam alemine nasıl şaşı baktığı bizim nazarımızda bellidir, berraktır. CHP’nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır. Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir. CHP’nin muhalif siyaseti Türkiye’ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır. CHP’nin iç çekişmelerine, yolsuzluk ve rüşvet çarkına, uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez. Zira bizim aklımız da fikrimiz de hep Türkiye’dir, Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin iyi niyetle Türkiye’nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz bunu yapıyoruz. Boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz” diye konuştu.
“BİZ HAVANDA SU DÖVMEYİZ, BULANIK SUDA BALIK AVLAMAYIZ”
CHP’nin emekliler üzerinden siyaset yaparak fitne ve istismar peşinde olduğunu belirten Bahçeli, “CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in emeklilerle ilgili değerlendirmemizi diline dolaması ve istismara kalkışması kendisini yine boşa düşürmüştür. En son Hatay’da yaptığı konuşmayla Cumhur İttifakı içine fitne sokmak, emeklilerimiz üzerinden fitne düzeni kurmak istemiştir. Verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarını söylemişlerdir. Bu tatlı su kurnazına diyorum ki, geçiniz bunları. Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarınıza kanmayız, işgüzar taktiklerinize pabuç bırakmayız. Varsa Türkiye’nin meselelerini çözmeye yönelik çalışmalarınız paylaşın da görelim. Biz havanda su dövmeyiz, bulanık suda balık avlamayız. İmkanlar arttıkça emeklilerimizin durumu da iyileşecektir. Milli birlik ve beraberlikle yarınlarımızın bugünlerden daha güçlü ve müreffeh olacağına inanıyoruz. CHP boş keseden sallarken, Milliyetçi Hareket Partisi vatandaşlarımızın geçim meselesine kalıcı çözümler üretmektedir. Asgari Reha Seviyesi Endeksi ve ailelere yönelik gelir, beslenme, barınma ve giyinme projeleri bunun göstergesidir. Milliyetçi Hareket Partisi hazırlıklı ve proje odaklıdır; CHP’nin hali ise tencere tava, hep aynı havadır. Samimiyetsiz siyasetin sonu hüsrandır, istismar siyasetinin sonu ise hezimettir” ifadelerini kullandı.
Atlas Çağlayan cinayeti ile ilgili konuşan Bahçeli, “İstanbul Güngören’de yaşı henüz 17 olan Atlas Çağlayan isimli evladımız yan baktın bahanesiyle 15 yaşındaki bir katil tarafından sokak ortasında katledildi. Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti. Suça karışmış veya suç işlemiş çocuklarla ilgili ne gereksiyorsa yapmalıyız” dedi.
“ÖNÜNE GELEN BİHTER OLMUŞ, ÖNÜNE GELEN BEHLÜL KARAKTERİNE BÜRÜNMÜŞ"
Sanat ve medya çevrelerinde uyuşturucu, yozlaşma ve ahlaki çöküş yaşandığını savunan Bahçeli, “Sanatçı ve medya mensupları uyuşturucuyla anılıyor, ünlüsü ünsüzü bataklıkta çırpınıyor. Makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğü görülüyor; bakıyorsunuz bir özel jette her rezalet sahne alıyor. Ülkemiz Merhum Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü isimli eserini adeta aratmıyor. Önüne gelen Bihter olmuş, önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş. Son günlerde yaşananlar alarm zillerini çalmaktadır. Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanım yaşının düşmesi dehşet verici bir tehdittir. Bu kürsüden kararlılıkla diyorum ki, geleceğimizi riske atamayız, çocuklarımızı uyuşturucu tacirlerinin eline teslim edemeyiz. Topyekûn bir mücadele başlatmalı, kimsenin gözünün yaşına bakmamalıyız. Milli ahlak reformu hazırlanmalı ve tatbik edilmelidir. Millî ahlâk milletin kurtuluşudur; ahlaki iflas ise bir nevi ölümdür” şeklinde konuştu.
"GAZZE MESELESİNDE BARIŞ KURULU BAŞKANI, RECEP TAYYİP ERDOĞAN OLMALIDIR"
Gazze'de geçiş sürecinin yönetimi için kurulan Barış Kurulu'na ilişkin konuşan Bahçeli, “Filistin ve Gazze meselesinde, Gazze'deki Barış Kurulu barışın başkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır. Barışın başı Türkiye onun başı cumhurbaşkanı olmalıdır” dedi.