a

Yalçın: Eğitim fakültelerine ayrılan kontenjanlar dikkatli izlenmeli

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) ve Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, ‘Dünyada ve Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme, İstihdam ve Mesleki Gelişim’ raporunu yaptığı basın toplantısı ile açıkladı. Yalçın,  başarılı gençleri öğretmenlik mesleğine çekmek ve bu kişilerin meslekte kalmalarını sağlamak için öğretmenlik mesleğinin daha cazip hâle getirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bunun için, eğitim fakültelerine ayrılan kontenjanlar daha dikkatli izlenmeli, boş kalan ve ihtiyaç olmayan alanlar yerine, ihtiyaç duyulan alanlara yönelim artırılmalıdır” dedi.

RAPORDA AB VE OECD ÜLKELERİNİN TECRÜBELERİ DİKKATE ALINDI

Raporun temel amacının, kaliteli bir eğitim sistemi tesis etmeye yönelik tartışmalara katkıda bulunmak, öğretmen yetiştirme, istihdam ve mesleki gelişim için bir model önermek olduğunu ifade eden Yalçın, “Bunun için, raporda öncelikli olarak Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki öğretmen yetiştirme modelleri ve yeni eğilimler incelenmiş, Türkiye’deki öğretmen yetiştirme sistemi ile karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Rapor, Türkiye’nin mevcut deneyimleriyle birlikte AB ve OECD ülkelerinin tecrübeleri dikkate alınarak öğretmen yetiştirme konusunda çeşitli öneriler içermektedir” dedi.

Hazırlanan raporun temel bulgularına, OECD ve Avrupa ülkelerinde öğretmen yetiştirme, istihdam ve mesleki gelişim konusunda öne çıkan hususlar baz alınarak hazırlandığını belirten Yalçın, OECD ülkelerine ilişkin şunları söyledi:

“OECD ülkelerinde hizmet öncesi öğretmenlik eğitiminin süresi kademelere göre farklılaşmaktadır. Okul öncesi ve ilkokul için 4 yıl ve daha aşağı bir süre istenirken, özellikle lise düzeyi için 5 yıl ve üzeri eğitim süresi isteyen ülke sayısı daha yüksektir. OECD ülkelerinde okul öncesi ve ilkokul düzeyinde öğretmen olmak için lisans mezuniyeti yeterli görülürken, ortaokul ve lise düzeyinde ise yüksek lisans mezunu olma şartı isteyen ülke sayısı artmaktadır. Birçok OECD ülkesi tarafından, özellikle ileri kademelerde öğretmenlik yapmak için, yüksek lisans eğitimi önemli bir şart olarak kabul edilmektedir. Öğretmen olmak için lisans mezuniyeti şartının yetersiz olduğu, dünyada bir eğilim olarak görülmektedir.

OECD ve AB ülkelerinde öğretmen yetiştirme sürecinde eş zamanlı, ardışık ve/veya her iki yöntem birlikte kullanılmaktadır. Okul öncesi ve ilkokul öğretmenliği için, eş zamanlı yöntem daha fazla ülke tarafından tercih edilmekteyken, özellikle ortaokul ve lise öğretmenliği için ardışık yöntem daha fazla tercih edilmektedir. Çok sayıda ülke ise öğretmen yetiştirmede her iki yöntemi birlikte kullanmaktadır. Ayrıca, birçok ülke, farklı gerekçelerle, alternatif yöntemlerle sisteme öğretmen kabul etmektedir. Türkiye’de ise öğretmen yetiştirme sürecinde okul öncesi ve ilkokul öğretmenliği için eş zamanlı model kullanılırken, lise öğretmenliği için ardışık ve eş zamanlı yöntem birlikte kullanılmaktadır.”

Yalçın aynı zamanda Türkiye’de ise 2016 yılından beri öğretmenlerin sözleşmeli olarak istihdam edildiğini hatırlatarak, “4 yıl sözleşmeli olarak çalıştıktan sonra öğretmenler daimî kadroya geçmektedir. Daha önce hazırladığımız birçok rapor ve çalışmada, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının, öğretmenler arasında ayrımcılığa neden olduğunu ve öğretmenlerin çeşitli özlük haklarını sınırladığını vurgulamıştık” dedi.

“SÖZLÜ SINAV UYGULAMASI BİR AN ÖNCE KALDIRILMALIDIR”

Yalçın, dünyadaki gelişmeleri dikkate alarak, Türkiye’deki öğretmen yetiştirme, istihdam ve mesleki gelişim ile ilgili öneriler hazırladıklarını ifade ederek önerilerini şu şekilde sıraladı:

-Öğretmen yetiştirme sisteminde son yıllarda kararların sık değiştiği dikkate alındığında, öncelikle Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve üniversiteler arasında güçlü bir koordinasyon sağlanmalıdır. Öğretmen yetiştirme, atama ve mesleki gelişim süreçleri bir bütün olarak göz önünde bulundurulmalı; tüm paydaşlar (MEB, YÖK, üniversiteler, sendikalar vb.) birlikte çalışmalı, tartışmalı, alınan kararlar şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılarak istikrarlı bir sistem kurulmalıdır.

-Öğretmenlik mesleğinin statüsü, öğretmenlerin hakları, sorumlulukları, mesleki yetkinlik ve yeterlikleri ile mesleki özerkliklerine ilişkin hususlar, daha fazla zaman kaybedilmeden, meslek kanunu ile düzenlenmelidir.

-En başarılı gençleri öğretmenlik mesleğine çekmek ve bu kişilerin meslekte kalmalarını sağlamak için öğretmenlik mesleği daha cazip hâle getirilmelidir. Bunun için, eğitim fakültelerine ayrılan kontenjanlar daha dikkatli izlenmeli, boş kalan ve ihtiyaç olmayan alanlar yerine, ihtiyaç duyulan alanlara yönelim artırılmalıdır. Öğretmen yetiştirme ile ilgili bir karar alınacağı zaman 400 bini aşkın atama bekleyen öğretmen adayı dikkate alınmalıdır. Ayrıca, öğretmen maaşları artırılmalı, kariyer sistemi kurulmalı, mesleki özerklik geliştirilmeli, öğretmenlerin lisansüstü eğitim yapmaları teşvik edilmelidir.

-AB ve OECD ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’de öğretmen yetiştirmede ilk kademelerde eş zamanlı sistem kullanılmaya ve özellikle lise kademesinde ardışık ve eş zamanlı sistem birlikte kullanılmaya devam etmelidir. Ayrıca, dünyadaki eğilimlere paralel olarak öğretmen yetiştirme sürecinde lisans düzeyinden yüksek lisans düzeyine geçiş konusunda çalışmalara başlanmalıdır.

-Öğretmen yetiştirme programlarının içeriği, araştırma ve uygulama temelinde güncellenmelidir. Eğitim fakültelerinin öğretim elemanı ihtiyacı karşılanmalı ve altyapıya ilişkin eksiklikler tamamlanmalıdır. Ayrıca, okul uygulaması süresi artırılmalı ve 100 güne çıkarılmalıdır.

-2016 yılından itibaren uygulanan sözleşmeli öğretmenlik ile sözlü sınav uygulaması bir an önce kaldırılmalıdır. Dezavantajlı bölgelerde öğretmenleri istihdam etmek için cebrî yöntemlerden vazgeçilmeli, teşvik edici mekanizmalar geliştirilmelidir. Örneğin, söz konusu bölgelerde çalışacak öğretmenlere ek ücret verilmesi, hizmet puanlarının artırılması, çalışma süresi bittikten sonra istediği bölgedeki bir okula atamasının yapılması gibi.

-Yeni öğretmenlerin ilk ataması, kendilerine destek verecek ve mentorluk yapacak tecrübeli öğretmenlerin olduğu okullara yapılmalıdır.

-Öğretmenlerin lisansüstü eğitime katılmaları desteklenmelidir. Bunun için sadece ders döneminde değil, tez döneminde de öğretmenlere izinler verilmeli, alanı ile ilgili ulusal ve uluslararası konferans, sempozyum ve kongrelere katılmaları teşvik edilmeli, izin süreçleri kolaylaştırılmalı, seyahat ve katılım ücretleri konusunda öğretmenlere destek olunmalıdır.

-Hizmet içi eğitim faaliyetlerinin daha etkin bir şekilde yürütülmesi için, eğitim faaliyetleri, katılımcıların ihtiyaçları, istek ve beklentileri doğrultusunda planlı ve sistemli olarak düzenlenmelidir. Hizmet içi eğitime katılacak öğretmenler desteklenmeli; katılım, ücret, terfi, atama gibi yollarla teşvik edilmelidir.

(Türkan ÇATAL YILDIZ)

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Başkent’te yakıt treni raydan çıktı

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.