Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAK-VA) Genel Başkanı Ziraat Yüksek Mühendisi Mehmet Taşan, Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü'ne ilişkin basın açıklaması yayımladı. Taşan, ülkemiz topraklarının yüzde 80’inin çölleşme açısından orta ve yüksek risk grubu altında olduğuna dikkat çekerek, “Konya-Karapınar, Iğdır-Aralık ve Urfa-Ceylanpınar yüksek risk taşıyan bölgelerin başındadır” dedi. “ÇÖLLEŞME EKONOMİNİN GELİŞMESİNİ ENGELLİYOR” Birleşmiş Milletlerin 1994 yılı Aralık ayında aldığı kararla, 17 Haziran tarihini “Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü” olarak ilan ettiği ifade edilerek, “Çölleşme dediğimizde aklımıza sadece kum tepeleri gelmemelidir. Çölleşmenin iklim değişmeleri ve insan aktiviteleri sonucunda oluşan arazi bozulumu olduğunu görmekteyiz. Bir başka ifadeyle çölleşmeyi, arazinin verimliliğindeki azalma olarak ifade etmek de mümkündür” dedi. Taşan, çölleşmenin dünyanın her yerindeki kurak bölgeleri etkileyerek ekonomilerin gelişmesini engellediğini, geniş alanlardaki nüfusu yoksullaştırdığı ve insanların açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına sebep olduğunu belirterek açıklamasına şöyle devam etti: “Çölleşme, doğal çevreyi ve içerisinde yaşayan insanlar da dâhil tüm canlıları olumsuz etkilemekte ve dolaylı olarak da küresel ölçekte gıda kıtlığı, açlık, göç, işsizlik, yoksulluk, savaş ve istikrarsızlık gibi büyük sorunlara sebep olmaktadır.” Ziraat Yüksek Mühendisi Mehmet Taşan “TOPRAKLARIMIZIN YÜZDE 80’İ ÇÖLLEŞME AÇISINDAN ORTA VE YÜKSEK RİSK GRUBU ALTINDADIR” Çölleşmenin sebeplerine de değinen Taşan, en önemli sebepleri şöyle sıraladı: “Meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımı olarak ifade edilebilir.” Taşan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün küresel boyutlarda etkili olan çölleşme ve kuraklık, Türkiye gibi kurak ve yarı kurak iklim kuşağında bulunan ülkelerde, aşırı sıcak günlerin sayısında ve orman yangınlarında artış, su kaynaklarında azalma, tarımda verim kaybı, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi etkileriyle birlikte görülüyor. Ülkemiz, sahip olduğu iklim özellikleri ve topografik yapısı nedeniyle toprakları erozyona karşı hassas olmasının yanında insan faaliyetlerinden kaynaklanan yanlış uygulamalar gibi sebeplerle, çölleşme tehdidi altındadır. Ülkemiz topraklarının yüzde 80’i çölleşme açısından orta ve yüksek risk grubu altındadır. Konya-Karapınar, Iğdır-Aralık ve Urfa-Ceylanpınar yüksek risk taşıyan bölgelerin başındadır.  Önemli bir tarım merkezimiz olan Şanlıurfa ile birlikte Aksaray ve Nevşehir ilimiz de çölleşme açısından en riskli iller olarak görülmektedir. Ülke ölçeğinde baktığımızda da mera alanlarımızın yüzde 35’i ve tarım alanlarımızın yüzde 36’sında çölleşme açısından yüksek risk bulunmaktadır. Yerküredeki 4 milyar hektardan fazla alanı ve 110 ülkede yaşayan yaklaşık 1 milyar insanın yaşamını doğrudan tehdit eden çölleşme tehlikesiyle yüzleşmenin ve insanlığın karşı karşıya kaldığı bu tehlike ile baş edebilmenin tek yolu, ülkelerin karşılıklı işbirliği içerisinde etkin eylemler gerçekleştirmesi ve birlikte hareket edebilme yeteneğini kullanabilmesidir.” “ÜLKEMİZ 1950'Lİ YILLARDAN İTİBAREN AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRMEKTEDİR” Çölleşmenin etkilerini azaltmak ve önüne geçebilmek için, yapılabilecek en önemli çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Taşan, “Bitki örtüsünün korunması, geliştirilmesi ve artırılmasına yönelik; ağaçlandırma, erozyon kontrolü, mera ıslahı, iyi tarım uygulamaları, tasarruflu sulama sistemlerinin tesisi vb. faaliyetler olarak sıralayabiliriz” dedi. Taşan önerilerini şöyle sürdürdü: “Ülkemiz 1950'li yıllardan itibaren ağaçlandırma çalışmalarını sürdürmektedir. Son yıllarda bu çalışmaların ivme kazandığına da hep birlikte şahitlik etmekteyiz.  Bu çalışmalar aksatılmadan ebetteki sürdürülmelidir.  Ancak sadece kamunun yapacağı çalışmalar ile bu tehdidi bertaraf etmek mümkün değildir. Bugün, doğru sulama teknikleri, arazinin tekniğine uygun olarak işlenmesi, çiftçilerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi gibi konularda kamu ile birlikte sivil toplum kuruluşları ve toplumun ilgili bütün kesimlerine düşen çok önemli sorumluluklar vardır. Bilinen şu Kızılderili ifadesini aklımızdan çıkarmayalım, “son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak” Gıda arzı ve güvenliği açısından da en büyük tehditlerden olan çölleşme konusunda toplumun bütün kesimlerini duyarlı olmaya davet ediyor, gelecek nesillere açlık, susuzluk ve çölleşme endişesi olmayan bir dünya bırakma konusunda her bir vatandaşımızın sorumluluğu olduğunu hatırlatmayı görev addediyoruz.” (Rozita Merve HAMİDİ)