<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Güçlü Anadolu</title>
    <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com</link>
    <description>Son Dakika Ankara haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Güçlü Anadolu Gazetesi'ndeki haberlerin her hakkı saklıdır. İlgili habere sadece link verilerek alıntı yapılabilir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 06 Jun 2026 04:22:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Deri kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/bursada-uzmanindan-deri-kanseri-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/bursada-uzmanindan-deri-kanseri-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Deri kanseri dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer alırken, uzmanlar erken teşhisin tedavi başarısını büyük ölçüde artırdığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada en sık görülen kanser türleri arasında ilk sıralarda yer alan deri kanseri, küresel ölçekte ve Türkiye'de halk sağlığını tehdit etmeye devam ediyor.</p>

<h2><strong>Deri kanseri en sık görülen türlerden</strong></h2>

<p>Özellikle güneş ışınlarının etkisini iyice artırdığı yaz mevsiminde, cilt sağlığının korunması için önemli uyarılarda bulunan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Dermatoloji Uzmanı Dr. Ceren Gül, deri kanserinde tedavi başarısının erken teşhis ile büyük ölçüde arttığını vurguladı.<br />
Deri kanserinin her bireyde görülebileceğini ancak bazı kişilerin genetik ve çevresel faktörler nedeniyle daha yüksek risk taşıdığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ceren Gül, "Özellikle açık tenli, renkli gözlü bireylerde, vücudunda 50'den fazla beni bulunan kişilerde, uzun süre güneşe maruz kalanlarda, sık güneş yanığı öyküsü olanlarda ve ailesinde deri kanseri hikayesi bulunan bireylerde risk daha yüksektir." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Deri Kanseri2" class="detail-photo img-fluid" height="327" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/05/deri-kanseri2.jpg" width="850" /></p>

<h3><strong>Düzenli kontrol hayat kurtarır</strong></h3>

<p>Deri kanserinin erken evrede yakalanabilmesi için düzenli cilt kontrolünün hayati önem taşıdığının altını çizen Uzm. Dr. Gül, "Cildimizde oluşan yeni benler, mevcut benlerde büyüme, şekil ve renk değişikliği, düzensiz kenar oluşumu, iyileşmeyen yaralar ve uzun süre geçmeyen kırmızı lekeler mutlaka dikkate alınmalıdır. Bu tür durumlarda vakit kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurulması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Sağlık Bakanlığı'nın toplum sağlığını korumak amacıyla güneşten korunma, erken tanı ve düzenli deri muayenesinin önemine dikkat çektiğini dile getiren Uzm. Dr. Gül, İl Sağlık Müdürlüğü aracılığı ile belirli dönemlerde ücretsiz deri taramaları, farkındalık çalışmaları düzenlenerek vatandaşların erken tanı imkanlarından faydalanmasının desteklendiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Deri Kanseri (1)" class="detail-photo img-fluid" height="3024" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/04/deri-kanseri-1.jpg" width="4032" /></p>

<h3><strong>Güneşten korunma ve bireysel önlemler</strong></h3>

<p>Deri kanseriyle mücadelenin bireysel önlemlerle ve doğru koruma yöntemleriyle başladığını hatırlatan Dr. Ceren Gül, vatandaşlara şu şekilde önerilerde bulundu:<br />
"Deri kanseriyle mücadele etmek bizim elimizde. Yaz, kış güneş koruyucu kullanmayı ihmal etmeyin. Güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde uzun süre dışarıda kalmaktan kaçının. Solaryum kullanımından uzak durun. Ayda bir kez kendi kendinize deri muayenesi yapmayı, yılda en his bir kez dermatoloji uzmanına başvurarak cilt kontrolünden geçmeyi unutmayın. Unutmayalım, erken tanı hayat kurtarır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/bursada-uzmanindan-deri-kanseri-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/05/deri-kanseri1.jpg" type="image/jpeg" length="49625"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Estetik operasyon yaşı 13’e kadar düştü]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/estetik-operasyon-yasi-13e-kadar-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/estetik-operasyon-yasi-13e-kadar-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyanın etkisiyle estetik talep eden çocukların yaşı 13-14’e kadar indi. Uzmanlar, erken müdahalelerin ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların sosyal medya ile kurduğu yoğun ilişki, beden algısı üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. TBMM Çocuklara Karşı Şiddet ve İstismarı Araştırma Komisyonu’nda konuşan uzmanlar, estetik operasyon talep eden çocukların yaşının 13-14’e kadar düştüğünü açıkladı. Uzmanlara göre dijital platformlarda dayatılan kusursuz görünüm anlayışı, çocukların fiziksel görünümlerinden memnun olmamalarına ve erken yaşta estetik müdahalelere yönelmelerine neden oluyor.</p>

<h3><strong>Sosyal Medya Baskısı Estetik Talebini Artırıyor</strong></h3>

<p>Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Emel Şerife Baştürk, çocukların küçük yaşlardan itibaren sosyal medya içeriklerinden etkilenerek bedenlerinden memnuniyetsizlik duymaya başladığını söyledi. Baştürk, bazı gençlerin estetik operasyon yaptırabilmek için sağlık sorunları varmış gibi davranabildiğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Uzmanlar: Kalıcı Etkiler Göz Ardı Edilmemeli</strong></h3>

<p>Uzmanlar, gelişim süreci devam eden çocuklarda estetik operasyonların hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Erken yaşta yapılan müdahalelerin ilerleyen dönemlerde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtilirken, estetik amaçlı operasyonların mümkün olduğunca yetişkinlik dönemine bırakılması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<h3><strong>Ailelere Dijital Takip Çağrısı</strong></h3>

<p>Uzmanlar, çocukların maruz kaldığı sosyal medya içeriklerinin aileler tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini belirtiyor. Dijital okuryazarlığın artırılmasının önemine işaret eden uzmanlar, çocukların dış görünüş yerine kişisel gelişim ve özgüven odaklı yetiştirilmesinin sağlıklı beden algısı açısından kritik olduğunu vurguluyor.</p>

<h3><strong>Yasal Düzenleme İhtiyacı Gündemde</strong></h3>

<p>Toplantıda ayrıca çocukların sosyal medya içeriklerinde yer alması, kişisel verilerinin paylaşılması ve dijital platformlarda maruz kaldıkları baskılara ilişkin daha kapsamlı yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu görüşü de dile getirildi. Uzmanlar, çocukların dijital dünyada daha etkin korunması gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Eren Güvendik</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/estetik-operasyon-yasi-13e-kadar-dustu</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/12/estetik-ameliyat3.webp" type="image/jpeg" length="11015"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Berna Yıldırım: Sigara dumanı dağılsa bile toksik izleri kalıyor]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/dr-berna-yildirim-sigara-dumani-dagilsa-bile-toksik-izleri-kaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/dr-berna-yildirim-sigara-dumani-dagilsa-bile-toksik-izleri-kaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, sigara dumanının kaybolsa bile yüzeylerde toksik izler bıraktığını, çocuklar ve evcil hayvanların ciddi risk altında olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigara içildikten sonra dumanın kaybolmasının tehlikenin sona erdiği anlamına gelmediğini söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Botan Yıldırım, "Sigara dumanındaki toksik maddeler ev ve araç gibi yaşam alanlarında uzun süre kalabilir. Özellikle çocuklar ve evcil hayvanlar üçüncül sigara dumanına karşı risk altındadır" dedi.</p>

<p><img alt="Sigara Dumanı1" class="detail-photo img-fluid" height="355" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/05/sigara-dumani1.jpg" width="624" /></p>

<h2><strong>Nikotin ve toksik maddeler yüzeylere tutunuyor</strong></h2>

<p>Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Botan Yıldırım, sigara dumanının yalnızca içim sırasında değil, sonrasında da sağlık açısından risk oluşturmaya devam ettiğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu. Üçüncül sigara içiciliğinin (üçüncül duman), sigara dumanı havaya karışıp dağıldıktan sonra bile kıyafetlere, saçlara, mobilyalara, duvarlara ve diğer yüzeylere sinen görünmez toksik kalıntılara maruz kalma durumu olduğunu belirten Uzmanı Dr. Berna Botan Yıldırım, ortamda görünür bir duman olmasa dahi, bu kimyasalların yüzeylere yapışarak uzun süre tehlike saçmayı sürdürdüğüne işaret etti. Sigara dumanında bulunan nikotin ve diğer zararlı kimyasalların perde, halı, koltuk, yatak, kıyafet, araç içi yüzeyler ve duvarlar gibi birçok alana tutunabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Yıldırım, "Sigara dumanındaki nikotin ve diğer toksik maddeler çeşitli yüzeylerde birikerek uzun süre kalabiliyor. Bu maddeler zamanla yeniden havaya karışabiliyor ya da temas yoluyla insan vücuduna geçebiliyor. Bu durum üçüncül sigara dumanı olarak tanımlanıyor" diye konuştu.</p>

<h3><strong>Çocuklar ve evcil hayvanlar daha fazla risk altında</strong></h3>

<p>Üçüncül sigara dumanının özellikle bebekler, küçük çocuklar ve evcil hayvanlar açısından ciddi risk oluşturduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Yıldırım, "Emekleyen, ellerini ve oyuncaklarını sık sık ağızlarına götüren çocuklar, yüzeylerde biriken toksik kalıntılarla doğrudan temas ediyor. Sigara içilmeyen zamanlarda bile ev ortamında kalan bu kimyasallar sağlık açısından tehdit oluşturmaya devam ediyor. Bu nedenle yalnızca çocukların yanında sigara içmemek yeterli değil; yaşam alanlarının tamamen dumansız hale getirilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.<br />
Evcil hayvanların da benzer şekilde risk altında olduğunu belirten Uzm. Dr. Yıldırım, tüylerine ve yaşam alanlarına tutunan zararlı maddelerin zamanla çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="Sigara Dumanı2" class="detail-photo img-fluid" height="294" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/05/sigara-dumani2.webp" width="613" /></p>

<h3><strong>Araç içinde içilen tek sigara bile kalıcı etki bırakıyor</strong></h3>

<p>Tütün ürünlerinin dünya genelinde önlenebilir hastalık ve ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer aldığını hatırlatan Uzm. Dr. Yıldırım, sigaranın yalnızca kullanıcılarını değil çevresindekileri de etkilediğini belirtti. Uzm. Dr. Yıldırım, "Sigara kullanımı; akciğer kanseri, KOAH, kalp-damar hastalıkları, felç ve birçok kronik hastalıkla doğrudan ilişkilidir. Bunun yanında pasif içicilik nedeniyle sigara kullanmayan milyonlarca insan da benzer sağlık riskleriyle karşı karşıya kalmaktadır" dedi. Kapalı alanlarda sigara kullanımının etkilerinin uzun süre devam ettiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Yıldırım, "Araç içinde içilen tek bir sigaranın bile yüzeylerde kalıcı toksik etki bırakabildiği bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Evlerde, iş yerlerinde ve ortak yaşam alanlarında dumansız hava sahasının korunması toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır" açıklamasında bulundu.</p>

<h3><strong> Sigarayı bırakmanın faydaları kısa sürede başlıyor</strong></h3>

<p>Sigaranın bırakılmasıyla birlikte vücutta olumlu değişimlerin kısa sürede başladığını belirten Uzm. Dr. Yıldırım, "İlk saatlerden itibaren kandaki oksijen düzeyi yükselir, tansiyon düzenlenir. İlerleyen süreçte kalp ve akciğer sağlığında belirgin iyileşmeler görülür. Daha temiz bir nefes, daha sağlıklı bir yaşam ve çocuklar için daha güvenli bir çevre oluşturmanın en etkili yolu tütün ürünlerinden tamamen uzak durmaktır" dedi.<br />
Sigaranın etkilerinin yalnızca içildiği anda ortaya çıkmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Yıldırım, "Birçok kişi sigara dumanı dağıldığında riskin ortadan kalktığını düşünüyor. Ancak sigara dumanındaki zararlı kimyasallar yüzeylere tutunarak uzun süre yaşam alanlarında kalabiliyor. Bu maddeler daha sonra yeniden havaya karışabiliyor veya temas yoluyla vücuda geçebiliyor. Bu nedenle yalnızca ortamı havalandırmak, üçüncül sigara dumanının oluşturduğu riski tamamen ortadan kaldırmaz" diye konuştu.</p>

<p><img alt="Sigarayı Bırakma (4)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/09/sigarayi-birakma-4.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşam alanlarında sigara içilmemesinin yalnızca sigara kullanmayan bireyleri değil, çocukları ve evcil hayvanları da koruduğunu dile getiren Uzm. Dr. Yıldırım, "Duman dağılsa bile geride kalan toksik izler yaşam alanlarında varlığını sürdürebilir. Sağlıklı bir gelecek için evlerin, araçların ve ortak yaşam alanlarının tamamen dumansız hale getirilmesi büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/dr-berna-yildirim-sigara-dumani-dagilsa-bile-toksik-izleri-kaliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/05/sigara-dumani3.jpg" type="image/jpeg" length="20647"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Kaçmaz: Spor, çocukların hayatının doğal parçası olmalı]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/doc-dr-kacmaz-spor-cocuklarin-hayatinin-dogal-parcasi-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/doc-dr-kacmaz-spor-cocuklarin-hayatinin-dogal-parcasi-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, çocukların erken yaşta tek branşa yönelmek yerine çok yönlü hareket gelişimiyle spora başlamasının sakatlık riskini azalttığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erken yaşta tek branşa yönelmek yerine çok yönlü hareket gelişiminin desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, çocuklarda spor seçimi için ailelere dikkat etmeleri gereken faktörleri sıraladı. Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, "Doğru yaşta doğru sporla tanışan çocuklar, hem daha az sakatlanır hem de sporu hayatlarının doğal bir parçası haline getirir" dedi.</p>

<h2><strong>Çok yönlü hareket gelişimi esastır</strong></h2>

<p>Çocukların vakit geçirmesi ve gelişimlerine katkı sunması amacıyla yaz tatilini değerlendirmek isteyen ailelere Medicana International İzmir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, dikkat çeken önerilerde bulundu. Çocukların spora teşvik edilirken yaşına göre uygun branşa yönlendirilmesinin sakatlık ve gelişim açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, "Spor, çocukların fiziksel gelişimi kadar özgüven, disiplin ve sosyal becerileri için de güçlü bir araç. Ancak doğru yaşta, doğru branşla başlamak; sakatlanma riskini azaltmak ve sporu sürdürülebilir kılmak açısından belirleyici. Öncelikle şu temel ilkeyi netleştirelim: Erken yaşta tek bir branşa yoğunlaşmak yerine, çok yönlü hareket gelişimi esastır. Çocuğun koşma, sıçrama, denge, koordinasyon ve esneklik gibi temel motor becerileri ne kadar iyi gelişirse, ileride hangi sporu seçerse seçsin o kadar avantajlı olur" mesajını verdi.</p>

<p><img alt="12 Bi̇n Altindağli Çocuk Yaz Okulunda Buluştu (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/07/12-bin-altindagli-cocuk-yaz-okulunda-bulustu-1.jpg" width="1600" /></p>

<h3><strong>3-5 yaşta amaç hareketi sevdirmek</strong></h3>

<p>Spor yapmanın her yaş grubunda gelişimi farklı yönde desteklediğini belirten Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, "Hareketle tanışma 3-5 yaş döneminde oluyor. Bu yaş grubunda amaç spor yapmak değil, hareketi sevdirmektir. Oyun temelli aktiviteler, basit jimnastik çalışmaları, suyla tanışma ve serbest hareket içeren programlar idealdir. Kurallı, rekabetçi ve teknik odaklı antrenmanlar için erken bir dönemdir. Temel becerilerin kazanıldığı 6-9 yaş döneminde ise koordinasyon, denge ve ritim hızla gelişir. Yüzme, jimnastik, dans, temel atletizm gibi branşlar çocuklara geniş bir hareket repertuarı kazandırır. Takım sporlarına giriş yapılabilir; ancak odak hâlâ öğrenme ve eğlenme olmalıdır, performans baskısı değil" sözlerini kaydetti. Sporda branşlaşma için 10-12 yaş döneminin ideal olabileceğini aktaran Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, "Çocuklar bu yaşta farklı sporları deneyerek hangisine daha yatkın olduklarını keşfeder. Futbol, basketbol, voleybol, tenis gibi sporlar daha düzenli yapılabilir. Teknik öğrenme kapasitesi artar; yine de tek branşa aşırı yüklenmek yerine çeşitlilik korunmalıdır" dedi. 13 yaşından itibaren, ergenlik dönemiyle birlikte kas gücü ve dayanıklılığın belirgin bir şekilde arttığını dile getiren Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, çocukların bu dönemde ve sonrasında bir ya da iki spor branşına odaklanabileceğini söyleyerek, "Performans hedefleri konuşulabilir; ancak büyüme süreci devam ettiği için yüklenme planı dikkatle yapılmalıdır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="çocuk spor" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/09/a-w532659-02.jpg" width="1600" /></p>

<h3><strong>Sürdürülebilir olan, çocuğun keyif aldığı spordur</strong></h3>

<p>Çocukları spora teşvik noktasında ailelere dikkat etmesi gereken temel noktaları sıralayan Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, "Ebeveyn yönlendirmesi önemli; fakat sürdürülebilir olan, çocuğun keyif aldığı spordur. Zorla yapılan spor, kısa sürede bırakılır. Pediatrik yaş grubuyla çalışmayı bilen, iletişimi güçlü antrenörler tercih edilmelidir. Güvenli zemin, uygun ekipman ve yaşa uygun programlar sakatlık riskini azaltır. Aynı hareketlerin tekrarına dayalı yoğun antrenmanlar (özellikle erken yaşta) aşırı kullanım yaralanmalarına zemin hazırlar. Haftalık plan içinde dinlenme günleri mutlaka olmalıdır. ‘Büyüme ağrısıdır, geçer' yaklaşımı her zaman doğru değildir. Özellikle tek noktada, aktiviteyle artan ve devam eden ağrılar dikkatle değerlendirilmelidir. Farklı sporları denemek; denge, koordinasyon ve kas gelişimini dengeler. Erken dönemde tek branşlaşma yerine çok yönlü gelişim uzun vadede daha sağlıklıdır. Unutmayın, amaç erken yaşta şampiyon yetiştirmek değil; sporla sağlıklı bir ilişki kuran, aktif bireyler yetiştirmektir. Doğru yaşta doğru sporla tanışan çocuklar, hem daha az sakatlanır hem de sporu hayatlarının doğal bir parçası haline getirir" açıklamasını yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/doc-dr-kacmaz-spor-cocuklarin-hayatinin-dogal-parcasi-olmali</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/cocuklarla-aktivitejpg2.jpg" type="image/jpeg" length="53243"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Ersoy: El hijyeni hastalıklara karşı kalkan]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/prof-dr-ersoy-el-hijyeni-hastaliklara-karsi-kalkan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/prof-dr-ersoy-el-hijyeni-hastaliklara-karsi-kalkan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, el hijyeninin hastalıkların önlenmesinde kritik rol oynadığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, el hijyeninin ve yıkama tekniğinin hastalıklar açısından etkili olduğunu söyleyerek; "Ellerimizi gözle görünür şekilde kirlendiği her durumda sabunla yıkamalıyız" dedi.</p>

<p><img alt="Metapnömovirüsü2" class="detail-photo img-fluid" height="369" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/01/metapnomovirusu2.jpg" width="600" /></p>

<h2><strong>Birçok hastalık eller yoluyla bulaşıyor</strong></h2>

<p>Sosyal alanlarda birçok hastalığın eller yoluyla bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Yasemin Ersoy; "Ellerimiz çevreyle, diğer insanlarla, hayvanlarla, toprakla, kirli alanla, birçok noktayla temas halinde olduğumuz ve birçok bakteri, virüs, bazen parazit, mantarı kolayca alıp enfeksiyonlara yakalanma riskimiz olan aletlerimiz diyelim. Ellerimizi bir alet olarak düşünürsek hem kendimizle hem de çevreyle yakın bir temas içerisindeyiz. El hijyeni, ellerimizin yıkanması, sağlık kuruluşlarında ise hem ellerin yıkanması hem de alkolle el ovalamayı içerir. Sosyal alanlarda, dış çevrede yaz ile birlikte biraz daha dışarı çıkışların artması ile beraber dizanteri form, ishal tarzı, gastroenterit tarzı vakaların artması söz konusu olabilir. Yine bazı üst solunum yolu ya da solunum yolu enfeksiyonları; tifo gibi, grip gibi birçok hastalığın eller yoluyla da bulaştığını biliyoruz. Bu dokunduğumuz yüzeylerden ellerimizin kirlenmesiyle ya da başka insanlardan temasla aldığımız bakterileri elimize yüzümüze, gözümüze sürmemizle, bazen gıdalara temasla enfeksiyonlara yakalanmamız söz konusu olabilir. Ne zaman el hijyeni sağlayacağız? Yani ellerimizi ne zaman su ve sabunla yıkayacağız diye sorarsanız; mutlaka tuvaletten sonra, gıdaların hazırlanmasından önce, yemek yemeden önce, dışarıdan içeri geldikten sonra, ellerimiz gözle görülür kirlendiği her durumda; hayvanlarla temastan sonra, toprakla, çevresel yüzeylerle temastan sonra, alt bezi değişiminden sonra ellerimizi su ve sabunla yıkamamız lazım" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Marburg Virüsü" class="detail-photo img-fluid" height="350" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/10/marburg-virusu.webp" width="640" /></p>

<h3><strong>Tuvalet sonrası, yemek öncesi mutlaka yıkayın</strong></h3>

<p>Ersoy, eller yıkanırken sürenin ve tekniğin çok önemli olduğunu belirterek; "Ellerimizi yıkarken teknik, yine süre önemli. Çoğunlukla 20 ila 30 saniye kadar sıvı sabunu elimize alıp ovalamamız, bol suyla durulamamız sonrasında eğer toplu bir alanda yaşıyorsak, örneğin lokantada, toplu bir alanda, alışveriş merkezleri gibi buralarda ellerimizi kuruladığımız kağıt havluyla musluk başını kapatmamız daha doğru olacaktır. Çünkü tekrar ellerimizin kirlenmesi riskiyle karşı karşıya kalabiliriz. Burada teknik önemli; baş parmaklar, parmak araları, parmak uçlarımız, tüm el yüzeyinin ovalanarak sabunlanması gerekli. El hijyeni sosyal hayatımızda her geçen gün daha kritik öneme sahip olduğunu görmekteyiz. Aslında hijyen kavramının gelişmesi insanlarda yaşam süresini uzatmıştır" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/prof-dr-ersoy-el-hijyeni-hastaliklara-karsi-kalkan</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/03/norovirus-1.jpg" type="image/jpeg" length="49598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yozgat’ta kene faciası: 15 yaşındaki çocuk yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/yozgatta-kene-faciasi-15-yasindaki-cocuk-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/yozgatta-kene-faciasi-15-yasindaki-cocuk-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yozgat’ın Sorgun ilçesinde piknik sonrası rahatsızlanan 15 yaşındaki çocuk, KKKA şüphesiyle sevk edildiği Ankara’da hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yozgat’ta kene tutunmasına bağlı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle Ankara’da tedavi gören çocuk vefat etti.</p>

<p><img alt="Yozgat (17)" class="detail-photo img-fluid" height="609" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/yozgat-17.jpg" width="682" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Piknik sonrası rahatsızlandı, Ankara’ya sevk edildi</strong></h2>

<p>Edinilen bilgilere göre, Yozgat’ın Sorgun ilçesinde yaşayan 15 yaşındaki M.A ailesiyle gittiği piknik sonrası rahatsızlandı. Ailesi yüksek ateş şikayetiyle Sorgun Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Yatağında ölü bir kene bulununca KKKA şüphesi ile Ankara’ya sevk edilen M.A, burada kurtarılamayarak hayatını kaybetti.<br />
M.A’nın cenazesi, Akdağmadeni ilçesi şehir mezarlığında bulaş riskine karşı alınan tedbirlerle toprağa verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/yozgatta-kene-faciasi-15-yasindaki-cocuk-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/yozgat-18.jpg" type="image/jpeg" length="16006"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Malatya Kan Alma Birimi’ne Oktay Kaynarca adı verildi]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/malatya-kan-alma-birimine-oktay-kaynarca-adi-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/malatya-kan-alma-birimine-oktay-kaynarca-adi-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kızılay, kan bağışı farkındalığı çalışmalarına gönüllü destek veren Oktay Kaynarca’nın adını Malatya Kan Alma Birimi’ne verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kızılay, kan bağışına yönelik farkındalık çalışmalarına gönüllü olarak destek veren oyuncu Oktay Kaynarca’nın adını Malatya Kan Alma Birimi’ne verdi. Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz ve Oktay Kaynarca’nın katılımıyla düzenlenen törende, gönüllü ve düzenli kan bağışının önemine dikkat çekildi.</p>

<h3><strong>Kan bağışı farkındalığı için adım atıldı</strong></h3>

<p>"Birbirimize Candan Bağlıyız" sloganıyla kan bağışı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarını sürdüren Türk Kızılay, kampanyaya gönüllü destek veren Oktay Kaynarca’nın adını Malatya Kan Alma Birimi’ne verdi.</p>

<p>Bölgede gönüllü kan bağışının sürekliliğine katkı sağlayan birim, haftanın 7 günü ve 4 yatak kapasitesiyle hizmet veriyor. Faaliyete geçtiği günden bu yana yaklaşık 25 bin ünite kan bağışının toplanmasına aracılık eden merkez, hastanelerde kan bekleyen çok sayıda hasta için hizmet sunuyor.</p>

<p><img alt="Malatya Kan Alma Birimi’ne Oktay Kaynarca (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1068" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/malatya-kan-alma-birimine-oktay-kaynarca-1.jpg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Kızılay’dan Oktay Kaynarca’ya teşekkür</strong></h3>

<p>Törende konuşan Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, ülkenin kan ihtiyacının gönüllü ve düzenli bağışçılar sayesinde karşılandığını belirtti.</p>

<p>Yılmaz, Malatya Kan Alma Birimi’nin kentte gönüllü kan bağışının sürekliliğine katkı sunan önemli noktalardan biri olduğunu ifade ederek, kan bağışının önemine dikkat çekmek amacıyla yürütülen çalışmalara gönüllü destek veren Oktay Kaynarca’nın adını bu birime vermekten memnuniyet duyduklarını söyledi.</p>

<h3><strong>Malatya Kan Alma Birimi bölgeye hizmet veriyor</strong></h3>

<p>Türk Kızılay, Malatya’daki kan bağışı faaliyetlerini Kan Bağış Merkezi, Güney Batı Anadolu Bölge Kan Merkezi ve iki sabit kan alma birimiyle sürdürüyor.</p>

<p>Malatya’nın yanı sıra Adıyaman, Tunceli ve Elazığ’a da hizmet veren Güney Batı Anadolu Bölge Kan Merkezi, sorumluluk alanındaki 4 ilde bulunan 27 hastanenin kan ihtiyacını karşılıyor.</p>

<h3><strong>Kızılay’ın kan bağışı çalışmaları sürüyor</strong></h3>

<p>Türk Kızılay, 18 Bölge Kan Merkezi, 68 Kan Bağış Merkezi, sabit kan alma birimleri ve mobil ekipleriyle her gün bin 140 hastanenin kan ihtiyacına destek sağlıyor.</p>

<p>2025 yılında ülke genelinde 3 milyonu aşkın ünite kan bağışı alan Kızılay, gönüllü bağışçılardan alınan kanları gerekli test ve analizlerin ardından hastanelere ulaştırıyor. Kan bağışında bulunmak isteyen vatandaşlar, en yakın Kızılay kan bağış noktasında kısa sürede bağış işlemlerini gerçekleştirebiliyor.</p>

<p>Ayrıca Türk Kızılay ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında bağışlanan her ünite kan için 3 fidan toprakla buluşturuluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/malatya-kan-alma-birimine-oktay-kaynarca-adi-verildi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/malatya-kan-alma-birimine-oktay-kaynarca-2.jpg" type="image/jpeg" length="12773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalarda gıda zehirlenmelerine dikkat]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/sicak-havalarda-gida-zehirlenmelerine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/sicak-havalarda-gida-zehirlenmelerine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Rıza Çam, özellikle et, tavuk, balık ve süt ürünlerinin uygun koşullarda saklanmaması halinde ciddi enfeksiyonlara yol açabileceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak havalarda bakterilerin çoğalma hızının önemli ölçüde arttığına değinen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Rıza Çam, "Birçok zararlı mikroorganizma uygun sıcaklık ve nem ortamında çok kısa sürede çoğalabilir.</p>

<h2><strong>Sıcaklık ve nem mikropları hızla çoğaltıyor</strong></h2>

<p>Özellikle et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri gibi çabuk bozulabilen gıdalar, uygun şekilde muhafaza edilmediğinde ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Yaz aylarında gıda güvenliği kurallarına uyulmaması, ishal, kusma, ateş, karın ağrısı gibi belirtilerle seyreden gıda kaynaklı hastalıkların görülme sıklığını artırmaktadır" dedi. Yaz mevsiminin gelmesiyle artan hava sıcaklıkları, gıda kaynaklı enfeksiyon ve zehirlenme risklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle açıkta satılan ürünler, uygun şartlarda saklanmayan yiyecekler ve hijyen kurallarına dikkat edilmeden hazırlanan gıdalar ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Liv Hospital Gaziantep Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Rıza Çam, yaz aylarında gıda güvenliğinin korunmasının hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından büyük önem taşıdığını belirtti.<br />
Uzm. Dr. Rıza Çam, sıcak havalarda bakterilerin çoğalma hızının önemli ölçüde arttığını vurgulayarak, "Birçok zararlı mikroorganizma uygun sıcaklık ve nem ortamında çok kısa sürede çoğalabilir. Özellikle et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri gibi çabuk bozulabilen gıdalar, uygun şekilde muhafaza edilmediğinde ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Yaz aylarında gıda güvenliği kurallarına uyulmaması, ishal, kusma, ateş, karın ağrısı gibi belirtilerle seyreden gıda kaynaklı hastalıkların görülme sıklığını artırmaktadır" şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="Gıda Zehirlenmesi-1" class="detail-photo img-fluid" height="355" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/06/gida-zehirlenmesi-1.jpg" width="642" /></p>

<h3><strong>Soğuk zincirin korunması hayati önem taşıyor</strong></h3>

<p>Gıda güvenliğinin ilk adımının doğru saklama şartları olduğunu belirten Uzm. Dr. Çam, alışveriş sırasında soğuk zincirin korunmasına dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle market alışverişlerinde dondurulmuş ve soğuk muhafaza edilmesi gereken ürünlerin en son alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Çam, "Soğuk zincirin kırılması bakterilerin çoğalmasını hızlandırır. Alınan ürünlerin mümkün olan en kısa sürede buzdolabına yerleştirilmesi gerekir. Özellikle yaz aylarında araç içerisinde uzun süre bekletilen gıdalar ciddi risk oluşturabilir" diye konuştu.</p>

<h3><strong>Açıkta satılan ürünler enfeksiyon kaynağı olabilir</strong></h3>

<p>Sokakta veya uygun olmayan şartlarda açıkta satılan yiyeceklerin tüketilmesinin enfeksiyon riskini artırdığını belirten Uzm. Dr. Çam, özellikle pikniklerde, açık hava etkinliklerinde ve seyahatlerde tüketilen yiyeceklere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Uzm. Dr. Çam, "Gıdaların sinek, böcek, toz ve çevresel kirleticilerle temas etmesi mikroorganizma bulaşma riskini artırır. Açıkta satılan süt ürünleri, et ürünleri ve kremalı yiyecekler sıcak havalarda çok daha hızlı bozulabilir. Tüketicilerin ambalajlı, güvenilir kaynaklardan temin edilmiş ve son kullanma tarihi kontrol edilmiş ürünleri tercih etmeleri önemlidir" açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Meyve ve sebzeler akan suda iyice yıkanmalı</strong></h3>

<p>Gıda kaynaklı enfeksiyonların önemli bir bölümünün yetersiz el hijyeni nedeniyle ortaya çıktığını belirten Uzm. Dr. Çam, "Yemek hazırlamadan önce ve sonra ellerin mutlaka su ve sabunla yıkanması gerekir. Çiğ et, tavuk ve balık gibi ürünlerle temas eden eller yıkanmadan başka gıdalara dokunulmamalıdır. Ayrıca kesme tahtası, bıçak ve mutfak ekipmanlarının da temizliğine dikkat edilmelidir. Çiğ ve pişmiş gıdaların temas etmesi çapraz bulaşa neden olabilir ve enfeksiyon riskini artırabilir" dedi.</p>

<p><img alt="Gıda Zehirlenmesi2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/11/gida-zehirlenmesi2.webp" width="1280" /></p>

<p>Yaz aylarında artan taze sebze ve meyve tüketiminin sağlık açısından faydalı olduğunu belirten Uzm. Dr. Çam, bu ürünlerin tüketim öncesinde uygun şekilde temizlenmesinin önemine dikkat çekti. Uzm. Dr. Çam, "Sebze ve meyveler üretimden sofraya gelene kadar farklı aşamalarda mikroorganizmalara maruz kalabilir. Bu nedenle akan su altında dikkatlice yıkanmaları gerekir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler açısından hijyen kuralları daha da önemlidir" ifadelerine yer verdi.<br />
Gıda kaynaklı enfeksiyonların herkesi etkileyebileceğini ancak bazı gruplarda daha ağır seyredebileceğini belirten Uzm. Dr. Rıza Çam, "65 yaş üzerindeki bireyler, küçük çocuklar, kronik hastalığı bulunan kişiler, kanser tedavisi gören hastalar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler enfeksiyonlara karşı daha hassastır. Bu bireylerin özellikle çiğ veya az pişmiş gıdalardan uzak durmaları gerekir" dedi.</p>

<h3><strong>Şüpheli belirtilerde vakit kaybetmeden doktora başvurun</strong></h3>

<p>Gıda zehirlenmelerinde erken müdahalenin önemine değinen Uzm. Dr. Rıza Çam, tüketilen gıdanın ardından gelişen bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, yüksek ateş veya halsizlik gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Çam, "Özellikle şiddetli kusma ve ishal nedeniyle sıvı kaybı gelişen kişilerde durum kısa sürede ciddi hale gelebilir. Çocuklar ve yaşlılarda sıvı kaybı daha hızlı geliştiği için vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.<br />
Uzm. Dr. Çam, basit gibi görünen hijyen önlemlerinin ciddi enfeksiyonların önüne geçebileceğini belirterek, "Gıda güvenliği yalnızca üreticilerin değil, tüketicilerin de sorumluluğundadır. Güvenilir gıda tüketimi, doğru saklama şartları, el hijyeni ve bilinçli alışveriş alışkanlıkları sayesinde yaz aylarında görülen birçok gıda kaynaklı enfeksiyonun önüne geçmek mümkündür. Sağlıklı bir yaz geçirmek için sofralarımızdaki güvenliği ihmal etmemeliyiz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/sicak-havalarda-gida-zehirlenmelerine-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/06/gida-zehirlenmesi.webp" type="image/jpeg" length="51979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda erken ergenlik vakaları artıyor]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/cocuklarda-erken-ergenlik-vakalari-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/cocuklarda-erken-ergenlik-vakalari-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda erken ergenlik vakaları artıyor; uzmanlar genetik, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin birlikte rol oynadığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Doç. Dr. Özge Yüce, çocuklarda erken ergenlik oranlarındaki artışın tek bir nedene bağlı olmadığını, genetik, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin birlikte rol oynadığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Son yıllarda vakalar dikkat çekici şekilde arttı</strong></h2>

<p>Son yıllarda çocuklarda erken ergenlik (puberte prekoks) vakalarında dikkat çekici bir artış gözleniyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Doç. Dr. Özge Yüce, bu artışın tek bir nedene bağlı olmadığını, genetik, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin birlikte rol oynadığını belirtti. Doç. Dr. Özge Yüce, ergenlik sürecinin normalden önce başlamasının kız çocuklarında 8 yaşından önce meme gelişimi, erkek çocuklarında ise 9 yaşından önce testis büyümesi gibi bulgularla kendini gösterebildiğini ve bu durumun yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal açıdan da önemli etkiler oluşturabildiğini ifade etti. Erken ergenliğin artışında birçok etkenin rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Özge Yüce, "Erken ergenlik tek bir nedene bağlı değildir. Genetik yatkınlık önemli olmakla birlikte, son yıllarda özellikle obezite, hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve çevresel kimyasallara maruz kalma gibi faktörlerin etkisi giderek artmaktadır. Ayrıca ekran süresinin artması ve uyku düzeninin bozulması da hormonal dengeyi dolaylı olarak etkileyebilmektedir" dedi. Yüce, genel uzman görüşüne göre çocukluk çağı obezitesindeki artış, erken ergenliğin en önemli tetikleyicilerinden biri olarak öne çıktığını belirterek yağ dokusunun artmasıyla birlikte hormonal sistemin daha erken aktive olabildiği ve ergenlik sürecinin öne çekilebildiği belirtti.</p>

<p><img alt="Erken Ergenlik3-1" class="detail-photo img-fluid" height="416" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/05/erken-ergenlik3-1.webp" width="740" /></p>

<h3><strong>Erken ergenlik çok faktörlü bir süreçtir</strong></h3>

<p>Yüce, "Günlük yaşamda maruz kalınan bazı kimyasal maddeler, plastik ürünler ve hormon benzeri etki gösterebilen çevresel bileşenlerin de risk oluşturabileceğine dikkat çekiliyor. Ayrıca beslenme alışkanlıklarındaki değişimlerin de bu süreci etkileyebildiği ifade ediliyor" ifadelerini kullandı. Erken ergenliğin zamanında fark edilmesinin tedavi açısından kritik olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özge Yüce, ailelere uyarılarda bulunarak, "Çocuklarda ergenlik bulguları normal yaşlardan önce ortaya çıkıyorsa mutlaka bir çocuk endokrinoloji uzmanına başvurulmalıdır. Erken tanı sayesinde hem büyüme potansiyeli korunabilir hem de psikososyal sorunların önüne geçilebilir" şeklinde konuştu.</p>

<p>Yüce, özellikle son yıllarda hızla artan ekran kullanımı, düzensiz beslenme ve fiziksel aktivite eksikliğinin çocuk sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek ailelerin yaşam tarzı konusunda daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/cocuklarda-erken-ergenlik-vakalari-artiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/03/erken-ergenlik.webp" type="image/jpeg" length="42341"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evde botoks skandalı: Göz kapağı düştü]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/evde-botoks-skandali-goz-kapagi-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/evde-botoks-skandali-goz-kapagi-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zeytinburnu’nda evde botoks yaptıran genç kadın, yanlış enjeksiyon sonucu göz kapağı düşüklüğü yaşadı ve sahte doktordan şikâyetçi oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde düğün hazırlıkları yapan kadın, kendisini doktor olarak tanıtan şahsın evine giderek botoks yaptırdı. İddiaya göre, yanlış enjeksiyon nedeniyle göz kapağı düşen ve 6 aya kadar geçmeyeceğini öğrenen kadın, konu ile ilgili şikayetçi oldu.</p>

<h2><strong>Mağdur kadın polis merkezine şikâyetçi oldu</strong></h2>

<p>Olay, 13 Mayıs Çarşamba Zeytinburnu ilçesi Sümer Mahallesi'nde bulunan bir sitede meydana geldi. İddiaya göre, düğün hazırlıkları yapan İdil Keten, kendisini doktor olarak tanıtan K.M.A.'nın evine giderek botoks işlemi yaptırdı. Daha önce aynı kişi tarafından dudak dolgusu da yaptıran Keten, botoks işleminden 9 gün sonra sol göz kapağının düşmeye başladığını fark etti. Konuyu K.M.A.'ya ilettiğinde durumun enfeksiyon kapma durumu olabileceği yanıtını aldı. Bir süre sonra hastaneye giden Keten'e hastanede botokstan dolayı bir düşme olduğu, bu ilacın yanlış kasa enjekte edildiğinden dolayı bu şekilde düşüklük olduğu ve 6 aya kadar geçmeyeceği söylendi. Konu ile ilgili İdil Keten, polis merkezine giderek şikayetçi oldu. 3 ay sonra düğünü olduğunu ifade eden Keten, mağduriyetinin giderilmesini istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Yanlış Botoks (3)" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/yanlis-botoks-3.jpg" width="1536" /></p>

<h3><strong>“Lütfen bu tür kişilere kanmayın” </strong></h3>

<p>Yaşadığı olay ile ilgili konuşan İdil Keten, "13 Mayıs tarihinde botoks işlemi yaptırdım. Buraya daha öncesinde dolgu işlemi de yaptırmıştım. Memnun kaldığım için gittim ama botoks yaptırdıktan sonra maalesef göz kapağım bu şekilde oldu. Kendisinin evine gittim. Herhangi bir kliniği, herhangi bir çalışma yeri yok. Bir yıl önce kendisi çalışma yerini kapatmış ve nedenini sorduğumda söylemedi. Botoks yaptırmak için Zeytinburnu'nda ikamet ettiği eve gittim. Botoks yaptı. Botoksu yaptıktan yaklaşık 9 gün sonra benim göz kapağımda bir ağırlık hissederek göz kapağımın düşmeye başladığını fark ettim. Sonrasında maalesef bu hale geldi. Göz kapağım düşeli yaklaşık 12 gün oldu ama maalesef hala düzelmedi. Tabi ki bunun için, tedavi olmak için araştırmalara devam ediyorum ama artık bu konu hakkında hiç kimseye güvenemiyorum. Şahsın kendisine ulaşmaya çalıştım. Ulaştığımda bana komik bir şekilde ‘Gözün enfeksiyon kapmıştır ya da bu durum gribal enfeksiyon ile birleşmiştir. Bu nedenle olmuştur. Botokstan olacağını düşünmüyorum' diyerek ve bunu kendisi söyleyerek bu şekilde bana dönüş sağladı. Hiçbir şekilde ‘Gel yardımcı olayım. Özür dilerim' gibi bir şey olmadı. Kesinlikle kendini savunarak botokstan olmadığını iddia etti. Ben de doktorlara danışarak bunun botokstan olduğunu fark ettim. Kendisine suç duyurusunda bulundum. Umarım kısa bir sürede yargılanır. Umarım cezasını çeker. Kendisini doktor olarak tanıttı. Rusya'da pratisyen hekim olduğunu söyledi ama Türkiye'de yasal bir şekilde icra edebilmesi için iki yıl daha okuması gerektiğini ama zaten bu işi bildiği için iki yıl daha okumasına gerek olmadığını söyleyerek evde yaptığını söyledi" dedi.</p>

<h3><strong>Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum</strong></h3>

<p>Mağduriyetinin giderilmesini istediğini söyleyen Keten, "Hastaneye gittiğimde bana botokstan dolayı bir düşme olduğunu, bu ilacın yanlış kasa enjekte edildiğinden dolayı sonrasında bu şekilde düşüklük olduğunu ve 6 aya kadar geçmeyeceğini söylediler. Botoks etkisi ne zaman geçerse o zaman düzelirmiş. Kendisinden şikayetçi oldum. Umarım yetkili kişiler gerekeni yapar. Lütfen bu tarz yerlere bu tarz insanlara kanıp yapmayın. Başkasının başına gelmesini istemiyorum. En kötüsü benim 3 ay sonra düğünüm var. Maalesef yüzüm yüzünden iptal olma ihtimali var. Bu şekilde katılamayacağıma göre. Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum. Çünkü maalesef bizi zarara soktu. Her şekilde zarara girdik" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Asayiş, Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/evde-botoks-skandali-goz-kapagi-dustu</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/yanlis-botoks-1.jpg" type="image/jpeg" length="36760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda dijital bağımlılık alarmı]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/cocuklarda-dijital-bagimlilik-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/cocuklarda-dijital-bagimlilik-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların ekran süresini ailelerin kontrol etmesi ve alternatif etkinlikler sunması büyük önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, kontrolsüz teknolojik ürün kullanan çocuklarda bağımlılıktan, davranış bozukluğuna kadar birçok olumsuzluğun yaşanabileceğini belirterek çocukların bilgisayar, telefon ve diğer teknolojik ürünlerle uzun süre vakit geçirmesine müsaade edilmemesini önerdi.</p>

<p><img alt="Dijital Bağımlılık (3)-1" class="detail-photo img-fluid" height="1501" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/dijital-bagimlilik-3-1.jpg" width="1959" /></p>

<h2><strong>“Bağımlılıktan davranış bozukluğuna”</strong></h2>

<p>Dijital cihazlarla çok vakit geçiren çocukların derslere uyum sağlamakta sıkıntı yaşadığını belirten uzmanlar, çocukların daha mutlu vakit geçireceği düşünülerek kontrolsüz teknolojik ürün kullanmasına müsaade edilmesinin daha sonra problemlere neden olduğunu belirtti. Yapılan araştırmalara göre, çocukların ekran karşısında geçirdikleri sürenin giderek arttığı bu durumun çocukları hem ruhsal hem de bedensel açıdan olumsuz etkilediğini kaydeden uzmanlar, "Teknolojiden yararlanmak isterken, çocuğun sadece dijital bir dünyada yaşaması çocuk için tehlike arz eder. Çocukların yaşına uygun olmayan internet ortamlarında vakit geçirmesi, sosyal, psikolojik ve bedensel faaliyetlerinde zayıflıklar olması, öğün atlaması, birçok konuya karşı isteksizlik yaşaması bağımlılığın belirtilerinden olabilir" diyerek günümüz sorunlarından birinin de internet bağımlılığı olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="Dijital Bağımlılık (1)-3" class="detail-photo img-fluid" height="756" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/dijital-bagimlilik-1-3.jpg" width="756" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Aileler çocuklarına örnek olmalı”</strong></h3>

<p>İnternet ya da ekran bağımlılığı olarak adlandırılan dijital bağımlılığın çocuğun eğitim hayatını da olumsuz etkilediğini kaydeden uzmanlar, "Telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar ekranları karşısında çok fazla zaman geçirilmesiyle oluşan bedensel, psikolojik, duygusal ve sosyal sıkıntıların baş göstermesi ve giderek artması bağımlılık olarak adlandırılabilir. Ekran/internet bağımlılığı olan çocuklar bu platformlarda geçirecekleri zamanı kontrol edemez, normalde yaptığı faaliyetlerden ve kurduğu ilişkilerden keyif alamaz. Buna bağlı olarak, eğitim hayatında düşüşler görülebilir, bunun yanında aşırı kilo kaybı veya obezite durumu ortaya çıkabilir. Aile ve arkadaşlık ilişkileri zayıflar bedensel ve sıkıntılar yaşar. Bu nedenle çocukların ekran karşısında geçirdikleri zamanın ailesi tarafından çok iyi kontrol edilmesi gerekir. Bunun yanında aileler de çocuklarına örnek olmalı ekrana düşkün çocukların da içinde yer alacağı etkinlikler yapılmalıdır. Bunun yanında çocukların internette nerede vakit geçirdiği, hangi sitelere girdiği, hangi oyunları oynadığı da önemlidir. Yaşına uygunluğunu, süresini, içeriğini ebeveynlerin daimi olarak kontrol etmesi gerekir" diyerek çağın hastalığı haline gelen internet bağımlılığına karşı anne babaları uyardı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/cocuklarda-dijital-bagimlilik-alarmi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/dijital-bagimlilik-2-3.jpg" type="image/jpeg" length="91072"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Topuk kanı testine karşı çıkış son 10 yılda arttı]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/topuk-kani-testine-karsi-cikis-son-10-yilda-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/topuk-kani-testine-karsi-cikis-son-10-yilda-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Topuk kanı testini reddeden aile sayısı son 10 yılda 5 kat arttı. Uzmanlar, erken teşhisin engellenmesinin kalıcı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Gazetesi'nde Ziyneti Kocabıyık'ın haberine göre, Türkiye'de son yıllarda artış gösteren topuk kanı karşıtlığı sağlık otoritelerini endişelendiriyor. Sağlık Bakanlığının Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde paylaştığı verilere göre, yenidoğan bebeklerden alınan topuk kanı testini reddeden ailelerin sayısı son 10 yılda yaklaşık beş kat arttı.</p>

<h3><strong>Erken teşhis hayat kurtarıyor</strong></h3>

<p>Uzmanlar, doğumdan sonraki ilk günlerde alınan birkaç damla kanla gerçekleştirilen tarama testinin, SMA ve fenilketonüri (PKU) gibi ciddi hastalıkların erken teşhisinde kritik rol oynadığını belirtiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilber Bektaşlar, söz konusu hastalıkların belirtiler ortaya çıkmadan önce tespit edilmesinin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade etti.</p>

<h3><strong>Sosyal medyadaki yanlış bilgiler etkili oluyor</strong></h3>

<p>Topuk kanı uygulamasına yönelik karşıtlığın artmasında sosyal medya üzerinden yayılan yanlış bilgilerin etkili olduğunu belirten uzmanlar, testin güvenli ve basit bir işlem olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Bektaşlar, bilimsel temelden yoksun iddiaların aileleri yanlış yönlendirdiğini ve çocukların sağlık hakkını riske attığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Zekâ geriliğine yol açabiliyor</strong></h3>

<p>Özellikle fenilketonüri hastalığında erken teşhisin büyük önem taşıdığını vurgulayan uzmanlar, tedavi edilmeyen vakalarda ciddi zekâ geriliği ve nörolojik hasar gelişebileceğini belirtiyor. Doğumdan hemen sonra yapılan tarama sayesinde hastalık erken dönemde tespit edilerek özel beslenme programlarıyla kontrol altına alınabiliyor.</p>

<h3><strong>Türkiye riskli ülkeler arasında</strong></h3>

<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de her 25 kişiden biri fenilketonüri taşıyıcısı. Yaklaşık her 6 bin 200 canlı doğumda bir bebek ise bu hastalıkla dünyaya geliyor. Uzmanlar, yalnızca birkaç damla kanla yapılan tarama testinin çocukların sağlıklı bir yaşam sürmesi için büyük önem taşıdığını vurgulayarak ailelere bilimsel verilere kulak verme çağrısında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/topuk-kani-testine-karsi-cikis-son-10-yilda-artti</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/topuk-kani-testine-karsi-cikis-son-10-yilda-artti.jpg" type="image/jpeg" length="57274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında anne adaylarına uyarı]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/yaz-sicaklarinda-anne-adaylarina-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/yaz-sicaklarinda-anne-adaylarina-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sedat Baylar, yaz aylarında anne adaylarının sıvı kaybına karşı dikkatli olması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep'te yaz sıcaklıklarının etkisini artırdığı bu günlerde uzmanlar, anne adaylarının sağlıklarını korumak için bazı önemli noktalara dikkat etmeleri gerektiğini belirtiyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sedat Baylar, gebelik sürecinde yaz aylarının getirdiği riskler ve alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler verdi.</p>

<p><img alt="Gebelikte Kansızlık2" class="detail-photo img-fluid" height="726" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/12/gebelikte-kansizlik2.webp" width="1200" /></p>

<h2><strong>“Gebelikte sıvı ihtiyacı artıyor”</strong></h2>

<p>Yüksek sıcaklıkların hamilelik döneminde anne adaylarını daha fazla etkileyebileceğini ifade eden Op. Dr. Sedat Baylar, özellikle sıvı kaybının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. "Gebelikte vücudun sıvı ihtiyacı artmaktadır. Yaz aylarında terleme nedeniyle oluşan sıvı kaybı, baş dönmesi, halsizlik, tansiyon düşüklüğü ve bazı durumlarda erken doğum riskini artırabilecek rahim kasılmalarına neden olabilir. Bu nedenle anne adaylarının gün boyunca yeterli miktarda su tüketmeleri büyük önem taşımaktadır" dedi. Yaz döneminde güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde dışarıda bulunmanın anne adayları açısından risk oluşturabileceğini belirten Baylar, "Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş ışığına maruz kalınmamalıdır. Dışarı çıkılması gerekiyorsa açık renkli ve rahat kıyafetler tercih edilmeli, şapka ve güneş koruyucu ürünler kullanılmalıdır" ifadelerini kullandı. Yüksek sıcaklıkların gıdaların daha hızlı bozulmasına neden olduğunu hatırlatan Op. Dr. Sedat Baylar, gebelikte gıda zehirlenmelerinin hem anne hem de bebek sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Op. Dr. Sedat Baylar, "Açıkta satılan yiyeceklerden uzak durulmalı, meyve ve sebzeler iyice yıkanmalı, güvenilir kaynaklardan temin edilen gıdalar tüketilmelidir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Gebelik W" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/06/gebelik-w.jpg" width="1024" /></p>

<h3><strong>Uzun yolculuklarda hareket şart</strong></h3>

<p>Yaz tatili planlayan anne adaylarına da önerilerde bulunan Op. Dr. Sedat Baylar, uzun süre hareketsiz kalmanın bacaklarda ödem ve pıhtılaşma riskini artırabileceğini söyledi. Yolculuk sırasında düzenli aralıklarla mola verilmesi, kısa yürüyüşler yapılması ve bol sıvı tüketilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Gebelik takibinin her mevsimde olduğu gibi yaz aylarında da düzenli sürdürülmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Sedat Baylar, "Anne adaylarımızın planlanan kontrollerini aksatmaması, olağan dışı bir belirti hissettiklerinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmaları hem kendi sağlıkları hem de bebeklerinin sağlıklı gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.<br />
Medical Point Gaziantep Hastanesi uzmanları, anne adaylarının bilinçli hareket ederek ve gerekli önlemleri alarak yaz aylarını sağlıklı ve konforlu bir şekilde geçirebileceklerini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/yaz-sicaklarinda-anne-adaylarina-uyari</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/12/gebelik.jpg" type="image/jpeg" length="25019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Samet Özer: Alerjiler en yoğun dönemde]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/doc-dr-samet-ozer-alerjiler-en-yogun-donemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/doc-dr-samet-ozer-alerjiler-en-yogun-donemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erken dönemde ilaç başlanmasının ağır hastalıkların önüne geçebileceğini belirterek aileleri dikkatli olmaya çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, havaların ısınmasıyla birlikte alerjilerin en yoğun olduğu döneme girildiğini ve alerjik çocuklarda şikayetlerin arttığını söyleyerek, "Alerjinin hangi durumlarda nasıl ortaya çıktığı bize çok iyi bir fikir verebilir" dedi.</p>

<h2><strong>“Alerjinin ortaya çıkış şekli bize fikir verir”</strong></h2>

<p>Şu an tam bir mevsim geçişi ve alerjilerin en yoğun olduğu dönem olduğunu söyleyen Doç. Dr. Samet Özer, "Şimdi tam alerjilerin en yoğun olduğu dönemdeyiz aslında. Tam bir mevsim geçişindeyiz. Bahar aylarının sonuna ve yaz aylarının başına doğru ilerliyoruz. Tabi böyle olunca da artık polenler, çayırlar, çimenler ve alerjenler gitgide artıyor. Tozlarımız gitgide artıyor. Bu da ister istemez alerjik yatkınlığı olan çocuklarda bazı şikayetlerin oluşmasına sebep olabiliyor. Çocuğumuzda alerji olup olmadığı ya da alerjik şikayetlerle ilgili şunları söyleyebiliriz. Eğer mevsim dönüşüyle beraber çocukta devam eden bir öksürük şikayeti oluyorsa, burun akıntıları başlıyorsa, hapşırmalar oluyorsa, gözlerde kızarmalar ya da gözlerde sulanmalar, yaşarmalar oluyorsa çocuğumuzun alerjik olma ihtimali yüksek demektir. Böyle durumlarda tabii soğuk algınlığıyla alerjik durumları birbirinden ayırmak çok önemli. Bunu tecrübeli gözler ve aileden alınan iyi bir hikaye ile birbirinden ayırmak genellikle mümkündür. Çoğu zaman tetkikler çok şart olmamakla beraber tetkiklerden de faydalanılabilir alerjileri ayırt etmek için" dedi.</p>

<p><img alt="Polenalerjisi.jpg2" class="detail-photo img-fluid" height="494" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/04/polenalerjisijpg2.jpg" width="740" /></p>

<h3><strong>Hassasiyet tespiti tedavide kritik rol oynuyor</strong></h3>

<p>Özer, alerjilerde neye hassasiyet olduğunu tespit etmenin çok önemli olduğunu söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti:<br />
"Alerjilerden korunabilmek için öncelikle neye karşı hassasiyeti olduğunu tespit etmek çok önemli. Bunlar genellikle bir şüphe üzerine tespit edilebilir. Bu bazen ailenin öyküsünden bazen de yapılan testlerle bilinebilir. Testlerin bu konudaki güvenilirlikleri hayli yüksek, yüzde 80-90'ların üzerinde güvenilirlikleri var testlerimizin. Fakat testlerde yüzde 100 güvenilirlik tam elde edemeyebiliriz. O yüzden aileden alınan öykü ve çocuğun klinik durumu bizim için çok değerli. Çocuğun ne zaman, nerede, hangi zamanlarda, hangi ortamlarda ne tür şikayetlerin ortaya çıktığı bize alerji hakkında çok iyi bir fikir verebilir. Alerjik durumu tespit ettikten sonra tabii ki şikayetlerin düzeltilebilmesi için neler yapılabilir, aileyle birlikte bunların planlanması gerekir. Çünkü her çocuğun alerjeni farklı olabilir, her çocuğun alerjik şiddeti farklı olabilir, her çocukta kullanılması gereken ilaçlar ya da alınması gereken tedbirler farklı olabilir."</p>

<p><img alt="Polenn44" class="detail-photo img-fluid" height="512" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/04/polenn44.png" width="768" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Polenlerden korunmak için maske ve gözlük önerisi</strong></h3>

<p>Alerjik olduğu bilinen çocuklarda erken dönemde ilaç kullanılmasının ağır hastalıkların önüne geçebileceğini söyleyen Samet Özer, "Örneğin bir çocukta polen alerjisi varsa polenlerin özellikle yaygın olduğu öğle saatlerine kadar mümkün olduğunca polenlerden uzak kalmaları tercih edilir. Böyle dönemlerde maske kullanmaları, gözlük takmaları çocuklardaki alerjik rinit semptomlarını, alerjik astım semptomlarının şikayetlerini azaltmakta yardımcı olur. Böylelikle çocuklar atak geçirmeyi de azaltmış oluruz. Çocuklarda aynı zamanda alerjik şikayetlerde dikkat edilmesi gereken şeylerden bir tanesi, çocuğumuzun alerjik olduğunu biliyorsak mevsiminden önce bazen ilaç kullanmaya başlamak çocuğun ağır hastalıklar geçirmesinin önüne geçebilir. Bu konuda ailelerin dikkatli olmasını kesinlikle tavsiye ederim. Çocuğumuzun alerjeninden uzak kalması için elimizden gelen çabayı sarf etmemiz gerekir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/doc-dr-samet-ozer-alerjiler-en-yogun-donemde</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/04/polen-alerji-2.jpg" type="image/jpeg" length="27927"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser araştırmalarında dikkat çeken gelişme]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/kanser-arastirmalarinda-dikkat-ceken-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/kanser-arastirmalarinda-dikkat-ceken-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, pankreas kanserinin bağışıklık sisteminden nasıl saklandığını ortaya çıkardı. Keşif, yeni tedaviler için umut veriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hürriyet'te yer alan habere göre, Almanya'da yürütülen yeni bir araştırma, pankreas kanserinin bağışıklık sisteminden gizlenmesini sağlayan kritik bir mekanizmayı ortaya çıkardı. Bilim insanları, kanser hücrelerinin görünmez hale gelmesinde rol oynayan MYC geninin etkisini azaltarak tümörlerin büyük ölçüde küçülmesini sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Tümörleri Saklayan Gen Tespit Edildi</strong></h3>

<p>Araştırmayı yürüten ekip, birçok kanser türünde aktif olduğu bilinen MYC geninin, bağışıklık sisteminin alarm mekanizmalarını baskılayarak tümörleri görünmez hale getirdiğini belirledi. Böylece kanser hücreleri vücutta fark edilmeden büyümeye devam edebiliyor.</p>

<h3><strong>Deneylerde Çarpıcı Sonuçlar</strong></h3>

<p>Hayvan modelleri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, MYC proteininin işlevinin bozulduğu tümörlerde yüzde 94'e varan küçülme gözlendi. Araştırmacılar, bağışıklık sisteminin yeniden aktif hale gelmesiyle kanser hücrelerinin hedef alınabildiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>Yeni Tedavilerin Önünü Açabilir</strong></h3>

<p>Bilim insanlarına göre elde edilen bulgular, gelecekte geliştirilecek ilaçlarla tümörlerin bağışıklık sistemi tarafından daha kolay tanınmasını sağlayabilir. Bu sayede sağlıklı dokulara zarar vermeden kanser hücrelerinin etkisiz hale getirilmesi mümkün olabilir.</p>

<h3><strong>Birçok Kanser Türü İçin Umut</strong></h3>

<p>Uzmanlar, MYC geninin yalnızca pankreas kanserinde değil, çok sayıda kanser türünde etkili olduğunu vurguluyor. Bu nedenle keşfin, farklı kanser türlerine yönelik yeni nesil tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/kanser-arastirmalarinda-dikkat-ceken-gelisme</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/06/kanser-tedavisi.webp" type="image/jpeg" length="77178"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lensle denize girilir mi?]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/lensle-denize-girilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/lensle-denize-girilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lensle denize girilir mi? Yaz aylarında kontakt lens kullananların en çok merak ettiği konular arasında yer alan bu soru, göz sağlığı açısından büyük önem taşıyor. İşte merak edilen sorunun cevabı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte deniz ve havuz sezonu açılırken, kontakt lens kullanan milyonlarca kişinin aklında aynı soru var: Lensle denize girilir mi? Göz hastalıkları uzmanları, kontakt lenslerin deniz veya havuz suyuyla temas etmesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<h2><strong>Lensle Denize Girmek Neden Riskli?</strong></h2>

<p><img alt="Lensle Denize Girmek.jpg1" class="detail-photo img-fluid" height="300" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/lensle-denize-girmekjpg1.jpg" width="450" /></p>

<p>Uzmanlara göre deniz suyu, bakteri, virüs ve çeşitli mikroorganizmalar içerebilir. Kontakt lensler bu mikroorganizmaların göz yüzeyine tutunmasını kolaylaştırabilir. Özellikle lens ile birlikte denize girildiğinde göz enfeksiyonu riski önemli ölçüde artıyor.</p>

<p>Ayrıca tuzlu su lensin yapısını bozarak gözde yanma, batma, kızarıklık ve bulanık görme gibi şikayetlere neden olabiliyor.</p>

<h3><strong>En Büyük Tehlike: Kornea Enfeksiyonları</strong></h3>

<p>Göz doktorları, lens kullanıcılarının karşılaşabileceği en ciddi sorunlardan birinin kornea enfeksiyonları olduğunu belirtiyor. Nadir görülse de deniz veya havuz suyunda bulunabilen bazı mikroorganizmalar, kalıcı görme kaybına kadar ilerleyebilen enfeksiyonlara yol açabiliyor.</p>

<h2><strong>Peki Ne Yapılmalı?</strong></h2>

<p>Uzmanlar, denize veya havuza girmeden önce kontakt lenslerin çıkarılmasını öneriyor. Eğer lens kullanımı zorunluysa, su geçirmeyen yüzücü gözlüğü tercih edilmesi tavsiye ediliyor. Denizden çıktıktan sonra ise tek kullanımlık lenslerin değiştirilmesi ve gözlerin temiz suyla yıkanması öneriliyor.</p>

<p><img alt="Lensle Denize Girmek" class="detail-photo img-fluid" height="462" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/lensle-denize-girmek.jpg" width="660" /></p>

<h3><strong>Lensle Denize Girenler Nelere Dikkat Etmeli?</strong></h3>

<p>Gözlerinizi su altında açmamaya çalışın.</p>

<p>Koruyucu yüzücü gözlüğü kullanın.</p>

<p>Deniz sonrası lenslerinizi değiştirin.</p>

<p>Gözde kızarıklık, ağrı veya bulanık görme oluşursa vakit kaybetmeden doktora başvurun.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lensleri musluk suyu veya deniz suyuyla temizlemeyin.</p>

<p>Uzmanlar, göz sağlığını korumanın en güvenli yolunun denize ve havuza lenssiz girmek olduğunu vurguluyor. Özellikle uzun süre suda kalınacak aktivitelerde kontakt lens kullanımı yerine numaralı yüzücü gözlüğü tercih edilmesi öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/lensle-denize-girilir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 22:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/lensle-denize-girmekjpg2.jpg" type="image/jpeg" length="41487"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Folat nedir? Folat eksikliği vücutta ne gibi sorunlara yol açar?]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/folat-nedir-folat-eksikligi-vucutta-ne-gibi-sorunlara-yol-acar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/folat-nedir-folat-eksikligi-vucutta-ne-gibi-sorunlara-yol-acar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz B9 vitamini olarak da bilinen folatın yetersizliği neden olur, ne gibi sorunlara yol açar?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir yaşam için gerekli vitaminlerden biri olan folat, son yıllarda özellikle hamilelik, kansızlık ve sinir sistemi sağlığıyla ilgili araştırmaların odağında yer alıyor. Uzmanlar, folat eksikliğinin yorgunluktan hafıza sorunlarına kadar birçok sağlık problemine neden olabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<h2><strong>Folat Nedir?</strong></h2>

<p><img alt="Folat" class="detail-photo img-fluid" height="601" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/folat.jpg" width="1400" /></p>

<p>Folat, B9 vitamini olarak da bilinen ve vücudun yeni hücre üretiminde önemli rol oynayan suda çözünen bir vitamindir. Doğal olarak yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, turunçgiller, avokado ve bazı kuruyemişlerde bulunur. Folik asit ise folatın takviye ve zenginleştirilmiş gıdalarda kullanılan sentetik formudur.</p>

<p>Folat; DNA sentezi, kırmızı kan hücrelerinin üretimi ve hücre bölünmesi gibi hayati süreçlerde görev alır.</p>

<h2><strong>Folat Eksikliği Neden Olur?</strong></h2>

<p>Folat eksikliği yetersiz beslenme, bağırsak hastalıkları, bazı ilaçların kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve artan vitamin ihtiyacı nedeniyle ortaya çıkabilir. Özellikle hamilelik döneminde folat ihtiyacı önemli ölçüde artar.</p>

<h2><strong>Folat Eksikliğinin Belirtileri Neler?</strong></h2>

<p>Folat eksikliği zamanla çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir. En sık görülen belirtiler arasında şunlar yer alır:</p>

<p>Sürekli yorgunluk ve halsizlik</p>

<p>Konsantrasyon güçlüğü</p>

<p>Baş dönmesi</p>

<p>Soluk cilt görünümü</p>

<p>Nefes darlığı</p>

<p>Dilde şişme ve hassasiyet</p>

<p>İştahsızlık</p>

<p>Sinirlilik ve ruh hali değişiklikleri</p>

<p>Uzun süre devam eden eksiklik durumlarında megaloblastik anemi adı verilen bir kansızlık türü gelişebilir.</p>

<p><img alt="Folat.jpg1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/folatjpg1.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>Hamilelikte Neden Önemlidir?</strong></h2>

<p>Uzmanlar, hamilelik öncesinde ve gebeliğin ilk aylarında yeterli folat alınmasının bebeğin beyin ve omurilik gelişimi açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor. Folat eksikliği, nöral tüp defekti olarak adlandırılan bazı doğumsal anomalilerin riskini artırabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle birçok sağlık kuruluşu, gebelik planlayan kadınlara doktor kontrolünde folik asit takviyesi öneriyor.</p>

<h2><strong>Folat Hangi Besinlerde Bulunur?</strong></h2>

<p>Folat açısından zengin besinler şunlardır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ispanak<br />
Brokoli<br />
Marul<br />
Mercimek<br />
Nohut<br />
Fasulye<br />
Kuşkonmaz<br />
Avokado<br />
Portakal<br />
Yumurta</p>

<p>Dengeli ve çeşitli beslenme, günlük folat ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olabilir.</p>

<h3><strong>Folat Eksikliği Tedavi Edilebilir mi?</strong></h3>

<p>Folat eksikliği, altta yatan nedene bağlı olarak beslenme düzeninin değiştirilmesi ve doktor önerisiyle kullanılan folik asit takviyeleri sayesinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor. Uzmanlar, eksiklik belirtileri yaşayan kişilerin kendi kendine takviye kullanmak yerine bir sağlık kuruluşuna başvurarak gerekli tetkikleri yaptırmasını öneriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/folat-nedir-folat-eksikligi-vucutta-ne-gibi-sorunlara-yol-acar</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 21:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/folatjpg2.jpg" type="image/jpeg" length="67281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ALO 171 hattı 143 bin kişiye destek verdi]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/alo-171-hatti-143-bin-kisiye-destek-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/alo-171-hatti-143-bin-kisiye-destek-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı’nın 2026’nın ilk dört ayında 143 bin 534 kişiye destek verdiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>​​​​​​Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı ve sigara bırakma hizmetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Memişoğlu, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı üzerinden 2025 yılında 420 bin 651, 2026 yılının ilk dört ayında ise 143 bin 534 vatandaşa destek ve rehberlik hizmeti sunulduğunu bildirdi.</p>

<p><img alt="Alo 171 Sigara Bırakma" class="detail-photo img-fluid" height="1440" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/alo-171-sigara-birakma.jpg" width="1080" /></p>

<h2><strong>ALO 171 Sigara Bırakma Hattı hizmet vermeyi sürdürüyor</strong></h2>

<p>Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Memişoğlu, dumansız bir yaşamın mümkün olduğunu belirterek sigara bırakmak isteyen vatandaşların destek hizmetlerinden yararlanabileceğini ifade etti.</p>

<p>Memişoğlu, Türkiye genelinde hizmet veren bin 501 sigara bırakma polikliniğinde bugüne kadar toplam 4 milyonu aşkın muayene gerçekleştirildiğini kaydetti.</p>

<h3><strong>Sigara bırakma polikliniklerine başvuru arttı</strong></h3>

<p>Bakan Memişoğlu, 2025 yılında sigara bırakma polikliniklerine yapılan başvuru sayısının bir önceki yıla göre yüzde 112 arttığını açıkladı.</p>

<p>2026 yılının ilk dört ayında gerçekleştirilen muayene sayısının ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53,6 artış gösterdiğini belirten Memişoğlu, vatandaşların sigarayı bırakma konusunda daha fazla destek arayışında olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="Sigarayı Bırakma (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2024/09/sigarayi-birakma-1-1.webp" width="1280" /></p>

<h3><strong>Tütünle mücadele çalışmaları sahada sürüyor</strong></h3>

<p>Tütünle Mücadele Timleri ve Mobil Poliklinikler aracılığıyla sahada çalışmaların sürdüğünü belirten Memişoğlu, bu kapsamda 832 bin 873 vatandaşa ulaşıldığını bildirdi.</p>

<p>Dumansız yaşam alanlarına yönelik hassasiyetin arttığını kaydeden Memişoğlu, 2026 yılının ilk dört ayındaki ihbar sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76,6 yükseldiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Sigara bırakmak isteyenlere çağrı yapıldı</strong></h3>

<p>Bakan Memişoğlu, vatandaşları ücretsiz hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı ile Sigara Bırakma Polikliniklerinden destek almaya davet etti.</p>

<p>Memişoğlu, sigarayı bırakmak isteyen herkesin bu hizmetlerden yararlanabileceğini belirterek, dumansız bir yaşam için adım atılması çağrısında bulundu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/alo-171-hatti-143-bin-kisiye-destek-verdi</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/08/ekran-resmi-2025-08-22-154315.png" type="image/jpeg" length="43347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan antienflamatuvar diyet önerileri]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/uzmandan-antienflamatuvar-diyet-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/uzmandan-antienflamatuvar-diyet-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Hande Selin Ok, kronik hastalıklarla ilişkili inflamasyonun doğru beslenme alışkanlıklarıyla azaltılabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>​​​​​​Acıbadem Kent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Selin Ok, birçok kronik hastalığın temelinde inflamasyonun yer aldığını belirterek, iltihaplanmayı azaltmayı hedefleyen antienflamatuvar diyetin önemine dikkat çekti. Ok, bu beslenme modelinin doğal, işlenmemiş ve besin değeri yüksek gıdaların tüketimine dayandığını söyledi.</p>

<p><img alt="Diyet Uzmanı Hande Selin Ok" class="detail-photo img-fluid" height="3961" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/diyet-uzmani-hande-selin-ok.jpg" width="2641" /></p>

<h2><strong>Antienflamatuvar diyet inflamasyonu azaltmayı hedefliyor</strong></h2>

<p>Hande Selin Ok, inflamasyonun kısa vadede vücudun koruyucu bir mekanizması olduğunu ancak uzun süre devam ettiğinde bağışıklık sisteminin dengesini bozarak çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p>Antienflamatuvar diyetin amacının hücresel düzeyde sağlığı desteklemek ve vücuttaki iltihap belirteçlerini azaltmak olduğunu belirten Ok, kronik inflamasyonun kalp-damar hastalıkları, diyabet, obezite, bazı kanser türleri ve otoimmün hastalıklarla ilişkili olduğunu söyledi.</p>

<h3><strong>Antienflamatuvar diyet Akdeniz tipi beslenmeye benziyor</strong></h3>

<p>Bu beslenme modelinin katı kurallardan oluşmadığını kaydeden Ok, uygulamanın genel olarak Akdeniz tipi beslenmeye benzediğini ifade etti.</p>

<p>Antienflamatuvar diyetin kronik iltihabın azaltılması, kalp sağlığının korunması, kolesterol ve tansiyonun dengelenmesi, eklem ağrılarının hafiflemesi ve diyabet riskinin azaltılması gibi olumlu etkiler sağlayabileceğini belirtti. Ayrıca enerji seviyesinin artırılmasına, sindirim sisteminin düzenlenmesine ve yaşam kalitesinin desteklenmesine katkı sunabileceğini dile getirdi.</p>

<p><img alt="D A S H Diyeti" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/06/d-a-s-h-diyeti.jpg" width="1920" /></p>

<h3><strong>Antienflamatuvar diyette hangi besinler öneriliyor?</strong></h3>

<p>Hande Selin Ok, antienflamatuvar beslenmede yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, domates, sarımsak ve soğanın önemli yer tuttuğunu söyledi.</p>

<p>Yaban mersini, çilek ve kiraz gibi meyvelerin yanı sıra omega-3 açısından zengin somon, uskumru ve sardalya gibi balıkların da önerildiğini belirten Ok, zeytinyağı, avokado, ceviz ve badem gibi besinlerin de bu beslenme modelinde yer aldığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zerdeçal, zencefil ve tarçın gibi baharatların iltihap azaltıcı özelliklere sahip olduğunu kaydeden Ok, tam tahıllar, baklagiller, yeşil çay, bitter çikolata ve fermente gıdaların da tercih edilebileceğini söyledi.</p>

<h3><strong>İşlenmiş gıdalardan uzak durulması öneriliyor</strong></h3>

<p>Antienflamatuvar diyet kapsamında işlenmiş etler, rafine şeker, beyaz un ürünleri, kızartmalar, trans yağlar ve paketli gıdalardan uzak durulması gerektiğini belirten Ok, şekerli içecekler ve fast food ürünlerinin tüketiminin de sınırlandırılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Bazı bireylerde süt ürünlerinin de inflamasyonu tetikleyebileceğini kaydeden Ok, beslenme planlarının kişiye özel hazırlanmasının önem taşıdığını söyledi. Antienflamatuvar diyetin kısa süreli bir program değil, sürdürülebilir bir yaşam tarzı olduğunu vurgulayan Ok, sağlıklı yaşam için beslenme alışkanlıklarının önemine dikkat çekti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/uzmandan-antienflamatuvar-diyet-onerileri</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/06/d-a-s-h-diyeti-jpg2.jpg" type="image/jpeg" length="37355"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omuz ağrıları donuk omuzun habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.gucluanadolugazetesi.com/omuz-agrilari-donuk-omuzun-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gucluanadolugazetesi.com/omuz-agrilari-donuk-omuzun-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’de yaşayan Kadriye Harmancı’ya donuk omuz sendromu tanısı konulurken, uygulanan tedavi sonrası omuz hareketlerinde artış sağlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>​​​​​​İzmir’de yaşayan 57 yaşındaki Kadriye Harmancı’ya, yaklaşık 7 aydır devam eden omuz ağrısı ve hareket kısıtlılığı şikayetleri nedeniyle yapılan değerlendirmelerde donuk omuz sendromu tanısı konuldu. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur tarafından uygulanan ultrason eşliğinde hedefe yönelik tedavi sonrasında omuz hareket açıklığında artış gözlendi.</p>

<p><img alt="Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur-1" class="detail-photo img-fluid" height="2656" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/prof-dr-omer-faruk-sendur-1.jpg" width="3984" /></p>

<h2><strong>Donuk omuz günlük yaşamı zorlaştırabiliyor</strong></h2>

<p>Omuz ekleminde ağrı ve hareket kaybıyla ortaya çıkan donuk omuz sendromu, omuz çevresindeki kapsül dokusunun kalınlaşması ve sertleşmesi sonucu gelişiyor. Tedavi edilmediğinde kişinin günlük yaşam aktivitelerini önemli ölçüde etkileyebilen rahatsızlık, travma, hareketsizlik veya omuzdaki farklı sorunların ilerlemesiyle ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Yaklaşık 7 ay boyunca omzundaki ağrı ve hareket kısıtlılığı nedeniyle günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirten Kadriye Harmancı, özellikle geceleri artan ağrılar nedeniyle uyuyamadığını ve kolunu başına götürmekte güçlük çektiğini söyledi. Daha önce benzer şikayetleri diğer omzunda da yaşadığını ifade eden Harmancı, evde uyguladığı egzersizlerden sonuç alamadığını dile getirdi.</p>

<h3><strong>Donuk omuz tedavisinin ardından hareket kabiliyeti arttı</strong></h3>

<p>Tedavi sürecini anlatan Kadriye Harmancı, omuz eklemine ultrason eşliğinde uygulanan girişimsel tedavinin ardından kolunu daha rahat hareket ettirebildiğini belirtti.</p>

<p>Harmancı, ağrılarının tamamen geçmediğini ancak kolunu yukarı kaldırabildiğini ifade ederek fizik tedavi sürecine başlayacağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Omuz" class="detail-photo img-fluid" height="576" src="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2025/09/omuz.png" width="1024" /></p>

<h3><strong>Donuk omuz başka rahatsızlıkların sonucu olabiliyor</strong></h3>

<p>Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, donuk omuzun çoğu zaman başka omuz problemlerinin ilerlemesi sonucunda ortaya çıktığını belirtti.</p>

<p>Şendur, küçük travmalar, zorlanmalar veya tedavi edilmeyen omuz sıkışma sendromlarının zamanla omuz kapsülünün kalınlaşmasına ve eklem hareketlerinin kısıtlanmasına neden olabileceğini söyledi. Bu durumun ilerleyen aşamalarda hastaların saçını bağlama veya kıyafet giyme gibi günlük aktiviteleri yapmakta zorlanmasına yol açabildiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>Omuz ağrılarında erken müdahale önemli</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, uygulanan işlemin ardından omuz çevresindeki kasların yeniden güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, düzenli fizik tedavi ve doğru egzersizlerin tedavi sürecinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.</p>

<p>Omuz ağrılarının hafife alınmaması gerektiğini kaydeden Şendur, hareket kısıtlılığı gelişmeden önce uygun egzersiz ve fizik tedavi desteğinin alınmasının önem taşıdığını ifade etti. Uzun süre hareketsiz kalmanın omuz kapsülünde sertleşmeye neden olabileceğini belirten Şendur, bilinçsiz ve zorlayıcı hareketlerden kaçınılması gerektiğini söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gucluanadolugazetesi.com/omuz-agrilari-donuk-omuzun-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gucluanadolugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/gucluanadolugazetesi-com/uploads/2026/05/sirt-ve-omuzda-sivilce.jpg" type="image/jpeg" length="37120"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
