Önyargılarımız ve biz

Önyargı, kişi ya da olayla ilgili bilgi ve kanıt olmadan peşin bir karara varmış olma durumudur. Önyargı, insanların düşüncesizliğine bir kılıftır. Önyargılar kişinin, topluluğun ve nesnenin karşısında olmak ya da yanında olmak biçiminde ortaya çıkabilir; ama genellikle olumsuz; karşı olmak şeklindedir. Davranışa dönüşen önyargılar toplumsal iletişimi olmazlara ve olumsuzluğa sürükler. Önyargı, haklı gerekçesi olmadan taraf tutma biçimidir.

Önyargı insanin hayatta kalma mücadelesinde çok önemli bir silahtır ve gereklidir. 10bin yıl önce ormanda yasayan insanin fosforlu kurbağalar ve yılanlar tarafından öldürülmesi hayatta kalan diğerlerine neyden uzak durmaları gerektiğini öğretti. Her kurbağa ya da her yılan tabii ki bir değildi. Yılanlara karsı önyargılı olmak hayat kurtaran bir özellikti ama mutlaka yılanlarla bir arada yasamak zorunda kalanların hangi yılanların tehlikeli hangisinin tehlikesiz olduğunu da öğrenmesi gerekti. Fakat bu özellik nesillere yılandan korkmak olarak aktarıldı.

Önyargı size bir referans noktası verir ve gereklidir. Önyargıyı yönetmek ise sizin isinizdir. O verileri alıp bir urun haline getirmek sizin işinizdir. Bu noktada hayatiniz ile ilgili yaptığınız tüm secimler deneyimler hedefler beklentiler sorumluluklar şartlar vs devreye girer. Önyargınızı yönetemezseniz bir ırkçıya da dönüşebilirsiniz. İflah olmaz bir hümaniste dönüşüp her insani seveyim derken bıçaklanıp yakıldıktan sonra parçalarını bir ormana da atabilirsiniz. Şöyle bir örnek de önyargıya güzel bir örnek teşkil ediyor:

Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın vardı. Kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başladı. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmazdı. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşmıştı. Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğdu. Tek başına tüm zorluklara göğüz germek ve yavrusuna bakmak oldukça zordu. Günler geçti. Kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kaldı. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardı. Aradan biraz zaman geçti ve anne eve geldi. Gelinciği ve kanlı ağzını gördü. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırdı ve oracıkta öldürdü hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyuldu. Anne odaya yöneldi ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış yılanı gördü.

Einstein’in şu güzel tespitiyle konumuzu sonlandıralım: “İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan daha zor…” Önyargı en büyük engeldir..Toz olan hayatları bir de duman etmeyelim.. Anlamaya çalışalım, yardım edelim, dinlemeye çalışalım; ama asla yargılamayalım..İnsanların içindeki savaşları, acıları ve yangınları bilemeyiz… İnsanların geçtiği yolu bilmeden, yolunu ve gidişini kınamayalım…

 

YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
2.429.605

VAKA

2.307.721

İYİLEŞME

25.073

ÖLÜM

121.884

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
98.954.912

VAKA

54.600.822

İYİLEŞME

2.124.685

ÖLÜM

44.354.090

AKTİF VAKA

Yazarlar
Video
Galeri
Güçlü Anadolu Gazetesi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Güçlü Anadolu Gazetesi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.