• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • Ankara 8° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
  • HABER GÖNDER

  • İDDAA PROGRAMI

Ogur: “Cumhurbaşkanlığı sistemi, yüzyıl önce tartışılan bir sistemdir”

Avukat Ömer Ogur Cumhurbaşkanlığı Sistemi hakkında gazetemiz Güçlü Anadolu’ya değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı sisteminin yüzyıl önce tartışılan fakat engellenen bir sistem olduğunu dile getiren Ogur, “Bu sistem, milletin ihtiyacı olan milli bir sistemdir. Bizim sisteme benzer bir sistem yüzyıl önce Atatürk tarafından tartışmaya açılmış fakat bazıları Atatürk’ü bahane ederek bu sistemin getirilmesini engellemişlerdir” dedi. Millete bir sistem borçları olduğunu kaydeden Ogur,“Bugün nasıl Erdoğan bahane edilerek sistemi reddedenler varsa, Yüz yıl önce de Atatürk bahane edilerek milletin ihtiyacı olan sistem reddedilmiştir” ifadelerini kullandı.

“ÜLKEMİZDE YÜZDE 95 ORANINDA BAYRAĞINI SEVEN İNSANIMIZ VAR”

Bizim ülkemizde bayrağını seven insanlar var. Sağcısı, solcusu, Alevi’si, Sunni’si yüzde 95 oranla bayrakla sorunu olmayan ve bayrağını seven insanımız bulunuyor. Buradan bir yere geleceğim. Bütün dünyada olduğu gibi bizim bürokrasimiz milli olmadığı için hepimiz için bu sisteme kendi açımızdan bakıyoruz. Düşün ben ülkücüyüm, ülkücüleri tek sıra halinde düşün. Çünkü hiçbir ülkücü kendi ülkücüsünün milli olup olmadığını sorguluyor mu? Hayır. Alevi’si ya da ulusalcısı sorguluyor mu? Hayır. Ama herkes bayrağa bakıyor ve bakanların hepsi bayrağı seviyor. Hiçbirimiz bayrağı aynı açıdan görmüyoruz. Bayrağı farklı açılardan görüyoruz fakat bayrağı seviyoruz. Bayrağı sevenlerin dışında, bayrağın yanından aşağıya bakanlar var. Yani bunlar bayrağa ne solcular ne ülkücüler ne de aleviler gibi bakmazlar. Çünkü bayrağa bayrağın yanından bakarlar. Ve aşağıdan bayrağı sevenleri ve sevmeyenleri bilirler. Yani aslında bakıldığın da bayrağı sevenler ve sevmeyenleri çok kolaylıkla görebiliriz. Vatan, millet ve bayrak denilince toplumumuzda hiçbir ayrışım yok. Bizim ayrışımımız aşağıda. Partilerde, vesairelerde.

“BİZİM BU MİLLETE BİR SİSTEM BORCUMUZ VAR”

Cumhurbaşkanlığı sistemine bu açıdan bakmamız gerekir. Birileri bayrağın tepesinden bakmalı. Bu sistem bayrağı seveni ve sevmeyenleri birbirine gösterecek. Bizim bu millete bir sistem borcumuz var. Bu sistemin milli olması gerekir. Yanlış veya doğru birinci şart. Benim olsun. Millete güvenelim. Bu halka ne kadar güvenerek gidersek, halkta kendisine o kadar güvenecek ve doğruları yapmaya başlayacak. Sonuçta biz seçime gidiyoruz.

“HEP BATININ YANCISI OLARAK SİSTEME BAKTIK”

Sisteme bakıyorsak herkes kendi partisine, kendi görüşüne ve kendi partisindeki gladyo sistemine göre değil, bayrağın üstünden bakacağız. Ve orada seveni ve sevmeyenleri göreceğiz. Sisteme de sevenlere göre bakacağız. Biz hep ABD’nin yanından sisteme baktık, dünyaya baktık. Onların yancısı olarak dünyaya baktık. Ne zamandan beri bu başladı Marshall Planı’ndan sonra başladı. İlk defa tarihten beri şartların getirdiği bir nedenle, ABD ve Batı’nın ekseninden çıktık, kendi eksenimize doğru yol aramaya çalışırken, birileri Rusya’ya birileri İran’a çekiyor. Kendin ve bu milletin dışında ki bütün eksenleri inkâr edip, kabul etmiyorlar. Bu millet kendine ait bir eksene oturacak. Biz bu eksene sahibiz. Bu bir hayal değil, realite budur.

“SOLCUSU VE ÜLKÜCÜSÜ AMERİKANCI OLAN BİR SİSTEM GERÇEKÇİ OLABİLİR Mİ?”

Devlet otoritesi halkın meşru kıldığıdır. Bu ülkenin yüzde 90’ı anti Amerikancı olup, devletinin ise %90 Amerikancı olan bir sistem gerçekçi olabilir mi? Solcusunun Amerikancı olan, Ülkücüsünün Amerikancı olan bir sistem gerçekçi olabilir mi? Biz kendi eksenimize oturacağız. Milliler bu eksene oturacak. Kendi içimizde bu kavgamızı yapacağız. Sevenler bu masada otursun. Kendi aramızda tartışalım. Sonra Devletimizin milli bekası için kiminle anlaşmalar yapacaksak yapalım. Aslında Ortadoğu’da yaşanan budur.

“ORTADOĞU’DA ABD OLMADAN TUVALETE BİLE GİDEMEYİZ DİYEN SİSYASETÇİLERİMİZ VAR”

Ortadoğu’da ABD olmadan tuvalete bile gidemeyiz diyen siyasetçimiz var. Bu kişiler mandacıdır. Kendilerine mandacıyım demeleri gerekir. Millet bunları seçerse, kendilerine saygı duyarız. Çünkü milli iradeye saygı göstermiş olacağız. ABD olmadan tuvalete gidemeyiz diyen bir ülkücüdür. Savunma hattımız misakı milli olmalı dediğimde ise, bana siz konuştuğunuzda Enver Paşa aklımıza geliyor diyorlar. Aynı şeyi CHP Genel Başkan Yardımcılığını yapan birisine de sordum, o da bana karşı aynı cümleyi kullandı. Bir ülkücünün Enver Paşa demesini anladım da, CHP’nin Genel Başkan Yardımcılığını yapmış birisinin Enver Paşa aklımıza geliyor demesi kadar cehalet dolu bir şey olabilir mi?

“ATATÜRK’ÜN EN BÜYÜK HAYALİ MUSUL VE KERKÜK’TÜ”

Yurtta sulh dünyada sulh, misakı millide ve cihanda sulhtur. Atatürk ölene kadar vazgeçilmez hayali misakı millidir. En vazgeçilmez hayali Musul ve Kerkük’tü. Eğer biz Atatürkçüysek ve ona saygı duyuyorsak bu gerçekleri bilerek hareket etmeliyiz. Bu gerçekleri bilmeden Atatürk’e sahip çıkıyoruz. Öteki de ben İslamcıyım diyerek, İslam’ı kendi şeyleri içerisinde kullanıyor. Olduğu gibi gerçekçi olmalıyız ve o şekilde hareket etmeliyiz.

“ATATÜRK’Ü BAHANE EDEREK BU MİLLETİN İHTİYACI OLAN SİSTEMİ REDDETTİLER”

1920-21-22 ve 23 yıllarında Atatürk’ün resmi tutanaklarda ki beyanatlarına bakın. Yürütmenin daha güçlü olduğu bu sistemi savunuyor. Kılıçdaroğlu, Atatürk’e bile verilmeyen yetki dedi. Uğur Dündar ise, Atatürk bu yetkiyi kabul etmedi dedi. Uğur Dündar yalan söylüyor. Kılıçdaroğu doğru söylüyordur. Bir kısım güçler Atatürk’ü bahane ederek bu milletin ihtiyacı olduğu düşünülen bir sistemi reddetmişlerdir. Kimdir? Bana göre İnönü bu işin hep arkasındadır. İnönü hep bu işlerin failidir. Bana göre bu sistem daha önce de hep tartışılmıştır. Gelin hangi parti yapıyorsa yapsın fakat kendimize has bir sistem olsun. Bunu düşünen yok. Bu sistem çok geçmişten beri milletin derinliklerinde, görünen ve aksayan bir sistemin düzeltilmesi için düşünülmüş ve çeşitli defalar gündeme getirilmiş Atatürk’ten beri bir sistemdir. Ve başlangıcını Atatürk yapmıştır. Tüm bu gerçeklikler yok gibi bir illüzyonla biz gidip Tayip’i tartışıyoruz. Hiç alakası yok. Fakat Erdoğan’ın bu insanlara bir sistem borcu var. Çünkü bu millet ona bu iradeyi verdi. Bütün sistemin olumlu veya olumsuzlukları parlamenter sistemdir. Bu sistem kuruduğundan beri olumsuzluklar var mı? Var. O zaman bu olumsuzlukların kaynağı parlamenter sistemdir. Başkanlık sistemi değil.

“PARLAMENTER SİSTEM HAYATA GEÇİRİLDİĞİNDEN BERİ BİR SIKINTI YAŞANIYOR”

Parlamenter sistem hayata geçirildiğinden beri bir sıkıntı yaşanıyor. Ve herkes bu konu da hemfikir. Bu sıkıntı iki sebeple olur; birincisi sitemin kendisinden kaynaklı olabilir. İkincisi ise, sistemin toplumumuza uymamasından kaynaklı bir sistemdir. Aslında ikisi de aynı sonuca çıkıyor. Şimdi biz bunu nasıl aşabiliriz tartışmasını yapıyoruz. Atatürk’ün yürütme güçlendirilmelidir, hatta yargı yürütmeden bağımsız olamaz ifadesi var. Atatürk bunu dedi diye doğru demek değil, bu da tartışılır. Fakat Atatürk bunu tartışmıştır. Bu ülkenin yükselişi nasıl olur diye fikir ve kafa yormuş. Ve bizim şuan tartıştığımız sisteme yakın bir tanımlama yapmıştır.

“BU TOPLUMDA BÜROKRASİ MANDACI HALE GETİRİLİYOR”

Mandacılar 70 yıllık plan yapmışlar fakat bu milletin 100 yıllık planını görmezden geldiler. Bu milletin derinliğinde mevcut olan bir sıkıntıyı dile getirerek bu sistemi anlatırsanız insanlar dinlemeye başlar. Bu sistemi tek kalıba sokmaya gerek yok. Ben bu sisteme tek başına iktidar sistemi diyorum. Bu toplumda bürokrasi mandacı hale getiriliyor. Birisi çizmiş gibi biz yaşıyoruz. Ve ilk defa bu dönemde birisi bu çizgiyi bozdu. Bu bir kişinin inisiyatifi ile oldu. O da Erdoğan’dır. Sevseniz de, sevmeseniz de adam bıçağı kesiyor. Başka biri olsaydı yapamazdı, beceremezdi. 15 Temmuz’da da bunu gösterdi bize.

“BU SİSTEM YUZYILLIK BİR SİSTEMDİR, BUGÜN ORTAYA ÇIKMADI”

Milli iradeyi ikna etmek için çalışmalıyım. Yok, efendim şu çıkarsa kan akacak, bu çıkmasa kan akacak. Milli iradenin üzerinden güç tanımayız. Atatürk bunu net olarak ifade etmiştir. Kralların bile meşru kaynağı milli iradedir. Bu hayal değil, realitedir. Asıl hayal sizin toplumun meşruluğunu almadan o toplumu idare edebileceğinizi düşünmenizdir. Menderesler, Özallar Musul ve Kerkük’ten ve başkanlık sisteminden bahsettikleri gibi iplerini çekmişlerdir. Milletin derinliklerinden gelen milli bir çözümdür. Sonuçta bir teoridir. Ve bu topluma uygulanmamıştır. Dünyanın neresinde olursa olsun, onlara iyi olmamış fakat bize iyi olabilecek bir şey olabilir. Bir sıkıntı var ve bu sıkıntıyı çözebilmek için tartışmalar yürütülüyor fakat bu hiçbir şekilde devletin içine sokulamıyor. Niye; çünkü devletin bürokrasisi mandacı bir bürokrasidir. Bu bugün ortaya çıkan bir sistem değildir. Yüzyıllık bir sistemdir. Milli bir projedir. Bu millete bir sistem borçluyuz.

“DOĞRUDAN DENETİMİ ÖNGÖREN BİR SİSTEMDİR”

Sistem doğrudan denetimi öngörüyor. Doğrudan demokrasi de bu değil mi. Parlamenter sistemden kaynaklı bazı ekonomik sıkıntılar yaşanıyor. Güçlü ve enerjik toplumlar fakat zikzaklar çiziyor. Bu konuda aslında herkes aynı şeyleri düşünüyor. CHP’de aynı şeyi düşünüyor. Bu sistem içerisinde bu durumu düzeltelim diyor. Yani iki başlıklı sistem düşünülüyor. Yani aynı şeyler konuşuluyor. CHP başta sistemin kendisine karşıydı, şimdiler de ise TV’lere çıkıp aslında değiliz demeye getiriyorlar. Ortak akıl olmadığı için karşıyız dediler. Yaşayan her adama ihtiyacımız var. Bir sıkıntı olduğunu görüyoruz. Bu bir sistem meselesidir. Cumhuriyet ile alakası yok.

“CHP’NİN İKTİDAR OLMA ŞANSI DOĞUYOR”

Bu sistemi getirdiğimiz takdirde hükümet beş yılda bir doğrudan denetime açık hale geliyor. Bu nedenle her iki tarafında biraz uzlaşmaya gitmek zorundalar. Çünkü her iki tarafın da iktidar olma şansı doğuyor. CHP’lilerin en büyük stresi bu. Bunları iktidar olma stresi bastı. Yüzde 26 alıyorum diye orada kalamazsın. Daha milli olma söylemleri geliştirmelisin. İktidarda kalabilmek için, halkın tamamına seslenmelidir. Bunu yapabilmek için kişiler baskı haline gelecek. Bu mana da Kılıçdaroğlu orada kalabilmek için söylemlerini değiştirmek zorunda kalacak. CHP’nin iktidar olma şansı doğuyor. Muhalefetin asıl şuan hiçbir denetimi yok. Fakat bu durumda muhalefetin dediği olacak. Erdoğan her dediğini yapmayacak.

“PARTİLERİN GLADYOSU KALKACAK, MİLLİ BİR SİSTEM GELECEK”

Ak Parti içerisinde ‘Evet’ diyen ciddi manada ‘Hayırcı’ FETÖ’cü var. CHP içerisinde de hiç ses çıkarmayıp ‘Evet’ diyecek insanlar var. Bu durum HDP için de geçerlidir. Ben bunlara inanıyorum. Bugünden sonra tartışmamız gereken barajın kaldırılarak tüm unsurların temsil edileceği, daraltılmış bir sistem getirdiğimiz de herkes millet millet diye tabirlenmeye başlayacaklar. Ve burada ki siyasi liderden kopacaktır. Bir daha seçilmek isteyen halkıyla kol kola olmak zorundadır. Zaten korkulan durum budur. Muhalefet kan akacak demeyi bırakıp iki maddeyi değiştirelim deseydi. Partilerin liderler cuntası ortadan kalkacak. Partilerin gladyosu kalkacak. Milli bir sistem gelecek. Sitem hem milletvekillerini doğrudan denetleyen, hem de yürütmeyi denetleyen bir sistemdir.

“BENİM CUMHURİYETİMİ KRAL, SİSTEMİMİ MONARŞ TARTIŞIYOR”

Bizi bu sistem konusunda en fazla Batı eleştiriyor. Ben üç dört hafta önce Hollanda’ya gittim. Sistemleri cumhuriyet değil. Krala sembolik diyorlar. Sistemleri sembolikte olsa olmasa da monarşidir. Bizi sorgulayan sistemleri monarşi. Kral vergilerden %10 alıyor. Kral karın tamamını alıyor. Kral HSYK’nın tamamını atıyor. Bizim ülkemizde konuşulmuyor. İngiltere de aynı benzer sistemle ve aynı sonuca çıkıyor. Kral bakanlar kurulunun tabi üyesidir. Arupa başına sembolik koyuyorsa her şey sembolik oluyor. Tayip Erdoğan’ın gitme şansı var. Kral’ın yok çünkü mülk onun. Bu konu tartışılmadan bu tarafa atılıyor. Benim cumhuriyetimi kral tartışıyor. Benim sistemimi monarşi tartışıyor. Bu sistem en çok güvendiğim milletimin denetimini getiriyor. Millet olarak onlardan ilerideyiz. Sadece devletin içerisinde ki mandacılardan dolayı devlet olarak gerideyiz. Milletine koyun diyen, aristokrasi mandacı kafalar aslında millein gerisinde olanlardır.

“BUROKRASİYE BİR KAVRAM GETİRECEĞİZ: MİLLİLİK”

Biz olmadan bu mandacılar ve ağababaları Ortadoğu’da tuvalete bile gidemezler. Bunlar hiçbir şekilde Ortadoğu’da savaşamazlar. Ondan dolayı yeni güçler yeni lejyoner oluşturmaya çalışıyorlar. PKK’yı suluk gibi sırtımıza yapıştırıyorlar. Devletimizin gücünü zayıflatmak için ülkemizi fiili işgale hazır hale getiriyorlar. Hala hazır değiller bugün de hazır değiller. Masa da ben bunları ortaya koymam gerekir. Bunları ortaya koymam için de milli bürokrasiyi oluşturmam gerekir. Bunu başardığımız da milletvekili de hükümette millet millet diye bağıracak. Maden bir yere gitmek istiyorsak daraltılmış bölge sistemlerine, barajların düşürülmesine odaklanmalıyız, bunları düşünmeliyiz. Milli bürokrasi dediğimiz kavram gladyodan ve mandacılardan temizlenen bir kavramdır. Bürokrasiye bir kavram getireceğiz: Millilik. Bu sistemi millet getiriyor. Yanlış olursa millet tekrar değiştirir.

“ERDOĞAN DEVAMLI MİLLETE GİDEREK MİLLETE GÜVENCE VERMİŞTİR”

Biz hizmetinde olduğumuz millete ne kadar güvenirsek, ne kadar millete gidersek, aslında Erdoğan bilerek ya da bilmeyerek devamlı millete gitmiştir. Bu durum da millete bir güvence vermiştir. Ben sistemden dolayı evet görüşümü açıklıyorum. Bana göre Erdoğan’ın bu sistem de tek başına kalması dezavantajdır. Onun üzerinden vurmaya çalışıyorlar fakat o, bu riski göze alıp dile getirmiştir. Evet, çıkarsa kan akacak diyenler, Allah’ın izniyle kan akıtamayacaklar. Ülke de iç savaş çıkarmaya çalışıyorlar. 15 Temmuz’da da temel hedefleri iç savaş çıkarmaktı. Türkiye’de iç savaş çıkaramadıkları sürece gladyonun isteği olmayacak. Bu gladyoya karşı çıkan da yine milletin kendisiydi.

Kadir GÜRHAN-Serkan DEMİRTAŞ

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Baharın müjdecisi: Nevruz

Hızlı Yorum Yap

0 0 0 0 0 0
Güçlü Anadolu Gazetesi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Güçlü Anadolu Gazetesi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Haber gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 470