ÖZEL HABER
  • CANLI BORSA
  • Ankara 0° PARÇALI BULUTLU
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
  • HABER GÖNDER

  • İDDAA PROGRAMI

“Gebelik döneminde zararlı besinlerin alınmasından kaçınılmalıdır”

Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Derviş Özer gebelik döneminde beslenmede nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili açıklamalarda bulundu. Gebelik süresince bilinçli beslenerek ve yeterli düzeyde dinlenerek annenin hem kendi sağlığını hem de bebeğin sağlığını koruyabileceğini ifade eden Özer, “Bu dönemde muhtemel zararlı besinlerin alınmasından kesinlikle kaçınılmalıdır” dedi.

“ANNE BU DÖNEMDE BİLİNÇLİ BESLENMELİDİR”

Op. Dr. Derviş Özer hamile kalmayı düşünen kadınların gebelik öncesinde sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarını edinmesi gerektiğine dikkat çekerek, gebe kaldıktan sonra da anne adayının yeterli ve dengeli beslenmeye devam etmesi gerektiğini ifade etti. Vücudun hamilelik süresince bebeğin gelişimini sağlayabilmek için çeşitli düzenlemelere girdiğini belirten Özer, “Vücudun bu dönemde bazı maddelere olan ihtiyacı artar. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda da bebek dünyaya gelir. İşte bu süreçte bilinçli beslenerek anne adayı hem kendisinin hem de bebeğin sağlığını yeterli düzeyde koruyabilir. Anne ne kadar bilinçli olursa ve çeşitli risklerden sakınırsa gebelik sürecinde ve doğumda görülebilecek komplikasyonlar minimal düzeye inmekte, anneler dünyaya sağlıklı bebekler getirmektedir. Bunun tam tersi durum yaşandığında ise bebeğin gelişimi olumsuz etkilenmekte, düşük, erken doğum gibi risklerle anne karşı karşıya kalmaktadır” dedi.

Anne adaylarının bebeklerini sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmek istiyorlarsa bebek için yararlı olacak besin maddeleri ile beslenmeleri gerektiğine dikkat çeken Özer, muhtemel zararlı besinlerin alınmasından kesinlikle kaçınılması gerektiğini belirtti. Özer, annenin ve bebeğin sağlıklı bir süreç geçirmeleri için ise en önemli başlığın ‘beslenme’ olduğunu ifade etti.

“İLK 3 AYDA MİDE BULANTISI YAŞANABİLİR”

Özer, gebeliğin ilk dönemlerinde sıkça rastlanan sabah bulantıları, kabızlık, mide yanması, mide ekşimesi gibi sorunların kesin bir çözümü olmadığını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Annelerin neredeyse büyük kısmı özellikle gebeliğin ilk 3 ayında sabah bulantıları gibi sorunlarla karşılaşmakta. İsmi sabah bulantısı olsa da günün herhangi bir saatinde de belirebilir. Genellikle ilk 3 aydan sonra bulantılar bitmekle birlikte devam edebilme ihtimali de vardır. Mide bulantıları beraberinde kusmalara da neden olabilir. Bu ise anne adayında ilk aylarda kilo alımını engelleyecektir. Bundan dolayı anne endişelense de çoğunlukla bulantılar ve kusmalar hamileliğin 13. Ve 14. Haftasında azalır, bir süre sonra ise tamamen kesilir ve annenin iştahı artık artmaya başlayacaktır. Bu süreçten sonra ise anne de kilo alımı hızlanacaktır. Vücutta meydana gelen değişikliklerden dolayı anne endişe etmemeli, bunun bir süreç olduğunu ve zamanla geçeceğini düşünmelidir.”

Op. Dr. Derviş Özer

“KATKI MADDESİ İÇEREN GIDALAR TÜKETİLMEMELİ”

Hamileliğin ilk 3 ayında nasıl bir beslenme takvimi izlenmesine dair açıklamalarda bulunan Özer şunları anlattı:

“Bu dönemde gebe sık sık mide bulantıları ve kusmalar yaşadığından dolayı canının çektiklerinden azar azar yemelidir. Anne bu süreçte mide bulantılarından dolayı az beslense dahi bebek kendisi için gerekli olan gıdayı alacaktır. Kişide gebelik boyunca günlük kalori gereksinimi 300 kcal artmakta, günlük gereksinim 2200 kcal’den 2500 kcal’e çıkmaktadır.”

Planlanan gebeliklerde gebe kalmadan 3 ay öncesinde folik asit alınması gerektiğine de dikkat çeken Özer, günde 400 mikrogram folik asit almaları gerektiğini belirtti. Gebelik esnasında bu oranın 800 mikrograma çıkabileceğini ifade eden Özer, “Folat diye de bilinen folik asit bir B vitaminidir (B9). Bebeklerde ciddi beyin ve omurilik hastalıklarını %70’den fazla azalttığını göstermiştir. Folik asit aynı zamanda hücre büyümesinde ve organ gelişiminde de rol oynar. Folik asit; mercimek, kuşkonmaz, ıspanak, fasulye, yer fıstığı, portakal suyu, tahil ekmeği, brokoli, marul, yeşil yapraklı sebzeler ve kahvaltılık tahıllarda bulunmaktadır.” dedi.

“Meyvelerin iyice yıkanması, sebzelerin sirkeli suda bekletilip durulandıktan sonra tüketilmesi, dışarıda gıda tüketiminde salataların tercih edilmemesi önerilir” ifadelerini kullanan Özer konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Katkı maddesi içeren gıdalar tüketilmemeli, aşırı yağlı ve tatlı gıdalar bebeğin gelişimine katkı sağlamayacağı gibi annede de gereksiz kilo alımına neden olur. Bununla birlikte beyaz et, balık, haftada bir olmak kaydıyla kırmızı et tüketimi mutlaka yapılmalı, çiğ et içeren besinlerden (salam, sosis, çiğ köfte) uzak durulmalıdır. Gebelikte beslenme, tüketilmesi önerilen gıdalar ve alışkanlık 13. Haftadan sonra önem taşır.”

DEMİR, ÇİNKO, KALSİYUM, VİTAMİN…

İkinci ve son trimestrde beslenmede nelere dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin açıklamalarda da bulunan Özer şunlardan bahsetti:

“Öncelikle bu dönemde büyük öneme sahip olan demire dair bir şeyler söylemek gerekirse, gebe olunması nedeniyle vücut daha çok demire ihtiyaç duymaktadır. Demir eksikliğinden dolayı bu dönemde kadınlarda anemi daha sık görülebilmektedir. Anne adayı kan tahlili yaptırarak demir eksikliği olup olmadığını öğrenebilir. Fakat bunun yanı sıra annede yorgunluk, ishal, kabızlık, çabuk yorulma, halsilik, konsantrasyon eksikliği, kalp atım sayımında artma, mide bulantısı, mide yanması gibi durumlarda demir eksikliği olduğunu düşünebilir. Bu ise soğum kanamalarının artması, bebeğin büyümesinde yavaşlama, davranış bozuklukları, toprak ve kağıt yeme isteği, anne karnında gelişme geriliğine, bebekte ani ölümlere, bebekte kansızlığa neden olmaktadır.

Demir hem anne hem de bebek için çok önemli olduğundan gebelik boyunca kan tahlili yaptırmalı, bu tahlil erken gebelik döneminde yapılmaya başlanmalı ve gebeliğin 28-30’uncu haftalarında doğum yaklaşırken tekrarlanmalıdır.

Demir İçeren Besinler; Yumurta, koyu yeşil yapraklı sebzeler, erik, fasulye, keçi boynuzu, kırmızı kuru üzüm, ceviz, fındık, badem, kırmızı et, bezelye, lüfer, istiridye, erik, kurutulmuş meyve demir açısından zengin besinlerdir. Vücutta demirin emilimini artırmak için diğer besinlerden; limon, maydonoz, portakal tüketilebilir. C vitamini de demirin emilimini artırır. Günlük 30 mg demir takviseyi önerilir. İkiz bebeklerde demir alımı daha fazladır.”

“GEBELİK DÖNEMİNDE ÇİNKO İHTİYACI ARTAR”

Kalsiyumun vücuttaki önemine de değinen Özer, “Kalsiyum vücutta güçlü kemik ve dişler için gerekli olan bir mineraldir. Gebeliğin 8. Haftasında oluşmaya başlayan kemik ve dişlerin gelişimi için gebelikte normalde gerek duyulan kalsiyumun iki katı kadar kalsiyum alınmaktadır. Kas büyümesi ve kasların gerginliği, enerji üretimi, kanın pıhtılaşması, sinir iletimi ve kalbin düzenli çalışması, gebelik ve doğumdan sonra süt yapımında da büyük rolü vardır. Ayrıca kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Kanın pıhtılaşmasına da yardımcı olur. Kasların ve sinirlerin uygun bir şekilde fonksiyon göstermesine katkı sağlar. Kalbin normal atmasında faydalıdır.

Kalsiyum içeren besinler ise peynir, süt, yoğurt ve diğer süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, muz, kayısı, kara fasulye, brokoli, brüksel lahanası, somon balığı gibi besinlerde vardır.”

Hücre yapımının hızlı olduğu ve hücre gelişiminin önemli olduğu gebelik döneminde çinko ihtiyacının arttığına dikkat çeken Özer, “Vücudun bakım ve onarımı için çinko gereklidir. Emziren annede günlük 12 miligram, hamilelikte 11 miligram çinko alımı olmalıdır. Çinko DNA ve protein yapısında önemli rol oynar. Bağışıklık sistemini desteklemeye, koku ve tat duygusunu geliştirmeye ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko içeren besinler ise süt, yoğurt, tavuk, hindi, sığır eti, istiridye, yengeç, yer fıstığıdır.” dedi.

Özer, anne karnında gelişen bebeğin vücut hücreleri, anne vücudundaki değişiklikler, plasenta protine gereksinim duyacağını belirterek, “950 g kadar protein birikmesi anne karnındaki bebeğin büyümesi demektir. Bu nedenle gebelik döneminde fazladan 20 gram proteine ihtiyaç duyulur. Protein içeren besinler ise balık, et, kuru baklagiller, sütten yapılan besinler, kaşar peyniri, yumurta, mercimek, fıstık ezmesi, yemişler, barbunya, tofu, makarna, kepek ekmeği, esmer pirinç, yulaf, havuç.”

“VİTAMİNLER DOĞAL YOLLARLA ALINMALI”

Vitaminlere ilişkin de açıklamalarda bulunan Özer,  “Diğer alınan besinler kadar vitaminlerin de doğal yollarla alınmasına önem verilmelidir. Büyüme, gelişme, kan yapımı, enzimlerin fonksiyonları, hücrelerin düzgün çalışabilmeleri için gerekli olan temel maddelerdir. Vitamin ve minerallerin günlük alınması gereken miktarları genel olarak gebelik ve emzirme döneminde artmaktadır. Hamilelik döneminde alınması gereken vitaminler her kişi için aynı oranda önerilmez. Her şeyin fazlasının zarar olduğunu düşünerek alınan vitaminlerin de doktor kontrolünde alınmasına özen gösterilmeli” dedi.

Gebelikte su tüketiminin önemine de vurgu yapan Özer, “Hamilelikte su tüketimi faydalanılan diğer besinlerin tüketimi kadar önem taşımaktadır. Suda bebeğe faydası olacak minaraller bulunduğu, bebeğin su topu içinde yaşadığı ve amniyo sıvısı içinde gerek duyduğu tüm minarelleri sağladığından (sıvı kendisin 3 saatte bir yenilemekte), yine bu dönemde karşılaşılan kabızlık, idrar yolu enfeksiyonları (erken doğum, düşük) ve hemoroit oluşumundan dolayı su tüketimi günde 3 litreye yakın olmalıdır. Su tüm organların (özellikle bağırsak ve böbrekler) düzenli çalışması, zararlı atıkların hızlı temizlenmesine yardımcı olur” diye konuştu.

(Türkan Çatal YILDIZ)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Keçiören’deki Halk Şenliği’ne yoğun ilgi

Hızlı Yorum Yap

Güçlü Anadolu Gazetesi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Güçlü Anadolu Gazetesi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Haber gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 470