En büyük saygı

Elimden geldiği kadar herkese saygı göstermeye çabalarım ama bu anlamda bir kesim benim için ayrıdır. Yaşlılarımıza elimden geldiğince sevgi ve saygıda kusur etmemeye çalışırım. Empati kurmadan onları anlamak imkansızdır. Onlara karşı nasıl davrandıysak onu buluruz. Kötülükse kötülük, iyilikse iyilik. Fakat ne yapacaksak yarın ya da diğer gün bu şeyin bizim başımıza geleceğini düşünerek yapmalıyız. İşte o zaman değer denen kavramı da anlamış oluruz. Kötülük yapanların oturup düşünmeye başlaması gerekir. Yaşlılarına nasıl davrandığını iyice düşünmeli ve empati kurmaya çalışmalı. Hiçbir şey için geç değildir. Zararın neresinden dönülürse kardır mantığı ile hareket edilmeli. Bu durumu size anlatan bir hikaye ile yazımı kısa ve özce sonlandırmak istiyorum. Hikaye şöyle;
Bilge Dede iyice yaşlanmıştı. Gözleri görmüyor, kulakları iyi işitmiyordu. Yemeğini bile yemekte zorlanıyordu. Üstüne başına döküyor, sofrayı kirletiyordu. Bu yüzden gelini ve oğlu Bilge Dede’ye kızıyorlardı, iyi davranmıyorlardı. Evde onu tek seven, küçük torunu Selim idi. Selim, dedesine acıyor, babasıyla annesinin davranışlarına çok kızıyordu.
Bir akşam yemek yiyeceklerdi. Dede, ekmeğe uzanayım derken, kolu tabağına takıldı ve tabağını yere düşürdü. Örtüler kirlendi. Tabak kırıldı. Gelini kızdı, bağırdı. Bilge Dede, odasına çekildi. Karnı çok açtı ama yiyecek hali kalmamıştı. Ağlıyordu… Allah’a yalvarmaya başladı. “Allah’ım canımı alda kurtulayım, oğluma ve gelinime daha fazla yük olmak istemiyorum”
Ertesi gün Selim’in babası eve elinde tahta çanak ve kaşıklarla geldi. Bilge Dede’yi evin bahçesindeki kulübeye taşıdılar. Artık burada kalacak yemeklerini de burada bu tahta çanak ve kaşıklarla yiyecekti.
Selim buna çok üzüldü. “Neden böyle yapıyorlardı” ki? Bir gün gelecek, onlar da yaşlanacaklardı. Onların da eli ayağı tutmaz olacaktı. Bunu annesine, babasına nasıl anlatmalıydı?
Yağmurlu bir gündü. Selim’in annesi babası evdeydi. İşe gitmemişlerdi. Selim, birkaç tahta parçası getirdi. Bir bıçakla onları kesmeye, oymaya başladı. Bir yandan da annesine, babasına bakıyordu. Annesi ve babası merak ettiler. Selim bu tahtalarla ne yapıyordu? Annesi Ali’ye sordu:
-Bu tahtalarla ne yapıyorsun Selim?
-Tahta çanaklar yapıyorum.
-Tahta çanakları ne yapacaksın?
-Sizin için!
-Bizim için mi?
-Evet sizin için.
İkisinin de yüzü kıpkırmızı oldu, söyleyecek tek kelime bulamadılar. Yaptıklarından pişman oldular. Bilge Dede’nin yanına varıp ondan özür dilediler. Bilge Dede’yi tekrar yanlarına alarak onu bağırlarına bastılar. Ve bir arada mutlu mesut yaşadılar. Siz hala oturuyor musunuz?

0 0 0 0 0 0

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Glikoz şurubu bizi zehirliyor

sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
166.422

VAKA

130.852

İYİLEŞME

4.609

ÖLÜM

35.570

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
6.679.668

VAKA

2.859.681

İYİLEŞME

386.392

ÖLÜM

3.819.987

AKTİF VAKA

Yazarlar
Video
Galeri
Güçlü Anadolu Gazetesi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Güçlü Anadolu Gazetesi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Haber gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 470