Türkiye Gazetesi'nden Ziyneti Kocabıyık'ın haberine göre, İstanbul'da gerçekleştirilen uluslararası katılımlı 2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu'nda son yıllarda hızla yayılan sanal kumar bağımlılığı ele alındı. Dünyaca ünlü psikiyatri uzmanları, özellikle gençlerin sosyal medya algoritmaları, spor bahisleri ve dijital oyunlar aracılığıyla kumar tuzağına çekildiği uyarısında bulundu.
Kumar oynama yaşı 15'e kadar düştü
Uzmanlar, Türkiye'de sanal bahis ve kumarın alarm verici boyutlara ulaştığını belirtti. Verilere göre kumar oynama yaşının 15'e kadar gerilediği ifade edilirken, kumar bağımlılığı nedeniyle destek arayanların sayısında da son yıllarda ciddi artış yaşandığı kaydedildi. Yeşilay'a yapılan başvuruların son üç yılda 2,5 kat arttığı belirtildi.
"Hızlı para kazanma" vaadi etkiliyor
Sempozyumda konuşan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Kültekin Ögel, sanal kumarın özellikle gençlerin hızlı para kazanma isteğini hedef aldığını söyledi. İlk aşamada kazandırarak kullanıcıyı sisteme bağlayan platformların kısa sürede bağımlılık geliştirdiğini belirten Ögel, düzenli kazanç vaadinin büyük ölçüde bir yanılsama olduğunu vurguladı.
Algoritmalar ekran başında tutuyor
Ögel, sosyal medya algoritmalarının kullanıcıları daha uzun süre ekran başında tutmak üzere tasarlandığını belirterek, bu sistemlerin bağımlılık riskini artırdığını ifade etti. İnsan davranışlarını analiz eden algoritmaların, kumar ve bahis içeriklerine ilgiyi artırabildiğine dikkat çekti.
Oyunlardaki 'ganimet kutuları' da risk taşıyor
Uzmanlar, video oyunlarında yer alan "ganimet kutusu" ve oyun içi satın alma sistemlerinin de kumarla benzer psikolojik mekanizmalar üzerine kurulduğunu belirtti. Çocuk ve gençlerin korunabilmesi için bu alanlarda daha sıkı yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu vurgulandı.
Spor bahislerine dikkat çekildi
İngiltere'den katılan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Matt Field ise spor bahislerinin erişilebilir hale gelmesiyle birlikte spor tutkusunun kumar davranışına dönüşebildiğini söyledi. Uzmanlar, dijital kumarın yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.





