a

Ciğerlerimiz yanıyor

Orman yangınlarının baş gösterdiği bu günlerde hepimizin adeta içi, ciğeri yanıyor. Dün sosyal medya üzerinde yayınlanan video ve görüntüleri görünce göz yaşlarımı tutamadım

Orman yangınlarının baş gösterdiği bu günlerde hepimizin adeta içi, ciğeri yanıyor. Dün sosyal medya üzerinde yayınlanan video ve görüntüleri görünce göz yaşlarımı tutamadım. Ağaçlarımız, hayvanlarımız, canlılar, evi yanan insanlar çaresizlik nedir diye sorsanız son iki gündür yaşadıklarımızı söylerdim. Aklıma Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bir sözü geliyor “Toprağa emanet edilmiş bir ağaç, mahalleye, semte, şehre hatta topluma ve bütün imana emanet edilmiş bir değerdir.” 

Sadece orman yangınları da değil pandeminin de getirdiği bir stres var hepimizin üzerinde. Vaka sayıları giderek artıyor. Vaka sayıları arttıkça kaygı düzeyim de yükseliyor. Aslında stres, bağışıklığımızı, direncimizi düşüren en önemli faktör. İnternette yazan bilgilere göre, stres sözcüğü, Latince “estrictia”dan gelmektedir. Stres, 17. Yüzyılda felaket, musibet, dert, keder, elem gibi anlamlarda kullanılmıştır. 18 ve 19. Yüzyıllarda ise, kavramın anlamı değişmiş ve güç, baskı, zor gibi anlamlarda objelere, kişiye, organlara ve ruhsal yapıya yönelik olarak kullanılmıştır. Buna bağlı olarak da stres, nesne ve kişinin bu tür güçlerin etkisi ile biçiminin bozulmasına, çarpıtılmasına karşı bir direnç anlamında kullanılmaya başlamıştır. Stres, vücuda yüklenilen herhangi bir özel olamayan isteme karşı, vücudun tepkisi olarak tanımlamaktadır.

Stres, aslında günlük yaşamın bir parçasıdır. Günümüzde çoğu insan, farkına varmasa bile yoğun bir stres yüküne sahiptir. İyi ya da kötü ne olursa olsun yaşamımızdaki zihinsel değişiklikler, stresli durumlardır. Günlük rutin yaşamımızda değişikliğe neden herhangi bir şey, stres vericidir. Vücut sağlığımızda meydana gelecek bir değişiklik de strese yol açar. 

Vücudumuz stres ile karşı karşıya kaldığında adrenalin gibi stres hormonlarının kandaki düzeyini arttırır.  Uzmanların açıklamalarına göre, ‘’ Stres kortizol, adrenalin , prolaktin ve büyüme hormonunun artmasına, testosteron hormonunun azalmasına neden olur. Bu hormonal değişiklikler sistemik etkiler oluşturur. Stresten öncelikle hormonal sistem, bağışıklık sistemi ve sinir sistemi ekilenir.  Stres anında böbreküstü bezinden bol miktarda kortizol salgılanır. Yüksek kortizol düzeyi biyokimyasal birçok istenmeyen yanıta neden olarak öğrenmeyi ve algılamayı engeller.”Geçici olarak ortaya çıkan bu durum kan basıncını da arttırır, stres ortadan kalktığında kan basıncı da normal düzeyine döner. Ancak günümüzde vücudumuz günler veya haftalar boyunca kronik strese maruz kalabiliyor ve bu durum kan basıncı düzeyini kontrol etmeyi zorlaştırıyor.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.