a

Bilim ahlakı

Bilimin ahlak alanında etkileri ne olabilir? Toplumların yönetimi, bireysel bilinçlerin sessiz yaşamıyla ilgili olarak ondan ne bekleyebiliriz? Kimileri, bu soruya hemen hiç bir şey, diyerek cevap veriyorlar: Bilim ahlaka aykırıdır, bu yönüyle insana kötülük eder.

Bilimin ahlak alanında etkileri ne olabilir? Toplumların yönetimi, bireysel bilinçlerin sessiz yaşamıyla ilgili olarak ondan ne bekleyebiliriz?
Kimileri, bu soruya hemen hiç bir şey, diyerek cevap veriyorlar: Bilim ahlaka aykırıdır, bu yönüyle insana kötülük eder. Onları düşüncelerine göre, bilim öldürme güçlerimizi çoğaltmakta, insanı makineye köle etmekte, kinin, nefretin, ahmaklığın, budalalığın eline tehlikeli silahlar vermekte; insanların iyiliği için çalışır görünerek, lüksü, aç gözlülüğü, doymazlığı daha da azdırmaktadır. Ondan insanlık yararına sıkı bir düzen beklemeyelim: yapabiliyorsak onu sıkı bir düzen altına alalım.

Kimileri de bu konuda daha bir yumuşak davranıyorlar. Bilimi suçlamıyorlar, hatta seviyorlar onu; bilimden, sağlık işleri için bir takım teknik bilgiler, ya da ekonomik düzen için bir takım beceriler istiyorlar. Ancak bilimin bir kural koymasına, bir ideal sunmasına gelemiyorlar. Onlara göre, bilim, özü gereği, sadece görür, asla yargılamaz: Ahlaka aykırı değil, sade ahlak dışıdır.

Albert Bayet, Bilim Ahlakı kitabında girişti sorulan sorulara yanıt bulmaya çalışıyor. Peki ne yapılabilir? Albert Bayet, bilim ahlakının bilimle birlikte gelişmesi halinde insanlığın refah ve mutluluğa erişebileceğini vurguluyor. Bayet, bugün insanların, insan soyunu yok edebilecek korkunç silahlara sahip olduğuna dikkat çekiyor ve “Ne zaman ki bilim ahlakı, bilimin ilerlemesine yoldaşlık edecek, belli ilkeler üzerinde insan beyninin sağlam birliğini kuracak, işte o zaman yaşamımıza bir coşku katacaktır” diyor.

Bayet’in, denemesinde yer alan şu cümleler ise daha dikkat çekicidir ve bilimin ne kadar evrensel olduğunu bize kanıtlar niteliktedir; ‘Katolik, Protestan, Musevi, Müslüman bilginler vardır: ama, Katolik geometrisi, Protestan, Musevi, Müslüman geometrisi diye bir şey yoktur. Fransız, İngiliz. Alman, Rus fizikçiler vardır: Ama, Fizikte, Fransız gerçekleri. Alman gerçekleri, Rus gerçekleri diye bir şey yoktur. Böyle bir şey düşünmek bile saçmadır. Hindistan’ı ya da Batı’yı daha derinden etkileyen din ya da felsefe kanıtları olabileceğini insan düşünebiliyor da, Apollo’nun çömezi için başka, İsa’nınki için başka, Buda’nınki için tamamen birbirinden farklı olabilen matematiksel ispatlama düşünemiyor.”

Gazeteci, yazar ve aynı zaman da sosyolog olan Albert Bayet’in kaleme aldığı Bilim Ahlakı kitabını herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Özellikle bilim ve teknolojiyi onların olumlu ve olumsuz yanlarını birbirine karıştıran kişilere şiddetle tavsiye edilebilecek bir kitap.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.