a
Zafer Cici

Zafer Cici

30 Haziran 2022 Perşembe

Efsane Sporcular Serisi 10: Michael Schumacher

Efsane Sporcular Serisi 10: Michael Schumacher
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu haftaki efsane sporcumuz yarış pistlerinin unutulmaz pilotu, Formula 1 yarışçısı Michael Schumacher. 3 Ocak 1969 yılında Almanya’da dünyaya gelen Michael Schumacher henüz dört yaşındayken babasının ona kendi imkanlarıyla yaptığı karting aracını kullanmaya başlar. Kartinge çok ilgi gösterince ailesi onu bir karting kulübüne götürüp üye yaparlar ve Schumacher bu karting kulübünün en genç üyesi olur. Altı yaşına geldiğinde babası ona eski hurda ve kullanılmış parçalardan oluşan nispeten daha iyi bir araç yapar ve o da bununla ilk kulüp şampiyonluğunu kazanır. Ailesi Michael’in yarışmasını oldukça destekler öyle ki babası ek iş olarak karting pistinde tamirat yapıp araçları onarmaya başlar, annesi ise kulübün kafeteryasında çalışır. Ek iş yapmalarına rağmen iyi bir araç alamayan ailenin yardımına bölgedeki yerel iş insanları koşar. Zaman zaman basında yer alan Michael’in adını duyan bu insanlar ona gereken desteği verir ve Michael yarışmaya devam eder.

1983 yılında ulusal yarışlara katılabilmek için gerekli olan lisansı alır ve 1984 yılında Almanya Junior Karting Şampiyonasını kazanır. 1987 yılına gelindiğinde ise Almanya ve Avrupa Karting Şampiyonu olmuştur. 1988’de Almanya Formula Ford ve Formula Konig serileri ile tek koltuklu yarış araçlarıyla yarışmaya başlar. 1989 yılında Almanya Formula 3’ü 3. olarak bitiren Michael Schumacher sonraki yıl yapılan 11 yarıştan 5’ini kazandı ve şampiyon oldu.

Efsane pilotun Formula 1 kariyeri 1991 yılında Eddie Jordan’un takımıyla başladı. Yarış öncesi pistte sadece bisikletle bir tur atan Schumacher 11 yıllık Formula 1 deneyimi olan takım arkadaşını geride bırakarak yedinci oldu.

Michael Schumacher’in Ferrari kariyeri ise 1996 yılında başladı ve ilk galibiyetini oldukça başarılı olduğu yağmurlu ve ıslak bir kazandı. Yağmurlu havalarda pistte gösterdiği performanslar dolayısıyla kendisine “Regenkonig” yağmur kralı ve “Regenmeister” yağmur ustası gibi lakaplar takılmıştır.  2002 yılında yapılan Formula 1 yarışlarında 17 yarış vardı ve Michael Schumacher hepsinde podyuma çıkmıştır. Bir sezonda yapılan bütün yarışlarda podyuma çıkan ilk ve tek isim o’dur. Efsane pilot kariyeri boyunca 7 defa Formula 1 şampiyonu olmuş ve 155 defa podyuma çıkmıştır. “En çok şampiyon olan pilot” en çok “en hızlı turu atan pilot” ve “bir sezonda en çok yarış kazanan pilot” gibi pek çok rekorun sahibidir.  2012 yılında Japonya’da katıldığı yarıştan sonra pistlere veda eden Michael Schumacher ne yazık ki 2013 yılında Fransız Alpleri’nde kayak yaparken geçirdiği kaza sonrasında ağır yaralanmış ve komaya girmiştir. O tarihten beri tedavisi devam etmektedir.

Devamını Oku

Milyon Dolarlık Bebek

Milyon Dolarlık Bebek
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Milyon Dolarlık Bebek boksun sinemada işlendiği birçok yapımdan biri ancak bu defa diğerlerinden farklı olarak bir kadın boksörün hikayesi anlatılıyor. İçerdiği sertlik ve şiddet nedeniyle erkek sporu olarak tanımlanan ve bu yönüyle tabu haline gelmiş boksu kadınlarında yapabileceğini erkek egemen dünyaya gösteren bir yapım.

Yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu eski western filmlerinden tanıdığımız sert karakterli tipleri başarıyla canlandıran Clint Eastwood’un yaptığı filmin diğer oyuncuları ise Hilary Swank ve Morgan Freeman. 2004 yapımı film; En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Aktris (Hilary Swank) ve En İyi Yardımcı Aktör (Morgan Freeman) olmak üzere toplamda dört Oscar ödülü kazandı.

Filmin konusuna gelince, Frankie Dunn(Clint Eastwood) hayatını geçirdiği boks dünyasında birçok iyi boksör yetiştirmiş ve artık köşesine çekilmiş boks salonunu işletiyordur. Öğrencisi olan boksörlere öğrettiği en önemli ders ne olursa olsun önceliklerinin kendilerini korumalarıdır. Kızıyla yaşadığı sorunlar nedeniyle kızından ve herkesten uzaklaşmış hayatınada kimseyi sokmamaktadır, tek arkadaşı boks salonunu çekip çeviren ve ona yardım eden Scrap (Morgan Freeman)’dir. Birgün spor salonuna Maggie Fitzgerald(Hilary Swank) gelir, yaşı boksa başlamak için geç olan Maggie oldukça yeteneklidir ve Frankie’den kendisini çalıştırmasını ister ama kızları asla çalıştırmadığını söyleyen sert abimiz Frankie bunu kabul etmez. İçinde bulunduğu hayatı değiştirmeye kararlı olan Maggie’nin sarsılmaz bir inancı ve azmi vardır bu yüzden Frankie’nin hayır demesi onu yolundan vazgeçirmez ve hergün salona gidip antrenman yapmaya devam eder. Onu destekleyen tek kişi Scrap’tir. Bir süre sonra onun bu azmine karşı yenik düşen Frankie onu çalıştırmayı kabul eder ve onu boks maçlarına hazırlayıp çıkarmaya başlar.

Dört Oscar, iki Altın Küre ödüllü bu filmi keyifle ve yer yer boğazınız düğümlenerek izleyeceksiniz emin olun.

 

Devamını Oku

Efsane Sporcular Serisi 9: Allyson Felix

Efsane Sporcular Serisi 9: Allyson Felix
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Allyson Felix adını dünya atletizm tarihine yazdırmış yaşayan bir efsanevi kadın sporcu. 1985 yılında Amerika’nın Los Angeles şehrinde dünyaya gelen Felix’in aileside sporla ilgileniyordu. Abisi Wes Felix’te bir sprinterdi ve o da abisi gibi koşmak istiyordu. Zaten ileriki yıllarda da onun koçluğunu abisi yapacaktı. Atletizme olan yeteneği sayesinde kısa süre sonra lise takımına seçildi ve katıldığı Dünya Şampiyonasında 20 yaş altı kategorisinde dünya rekoru kırdı.

2004 Atina Olimpiyatları Allyson Felix’in kariyerindeki ilk olimpiyat oyunlarıydı ve burada 200 metrede gümüş madalya alarak gelecek yıllarda yakalayacağı başarının sinyallerini vermeye başladı. Çin’de yapılan 2008 Pekin Olimpiyatlarında 200 metrede gümüş madalya, 4*400 metre bayrak yarışında   da altın madalyanın sahibi oldu. 2012 Londra olimpiyatlarına kadar olimpiyat oyunlarında sadece takım yarışlarında altın madalya kazanan Felix nihayet Londra’da 200 metre bireyselde ilk altın madalyasını kazandı. Londra Olimpiyatlarında deyim yerindeyse fırtına gibi esen Allyson Felix daha sonra önce 4*100 metre bayrak yarışında dünya rekoru kırarak ardından da 4*400 metre bayrak yarışında altın madalya kazandı. 2016 Rio Olimpiyatları katıldığı dördüncü olimpiyat oyunlarıydı ve burada da 4*100 metre ve 4*400 metre bayrak yarışlarında altın madalya, 400 metre bireyselde ise gümüş madalya kazandı. 2020 Tokyo Olimpiyatları onun beşinci ve son kez katıldığı olimpiyat oyunları oldu. Tokyo’da 400 metre bireyselde bronz, 4*400 metre ise altın madalya kazanarak olimpiyat kariyerini sonlandırdı. Tokyo Olimpiyatlarında gösterdiği başarıyla beraber atletizmde en çok madalya kazanan atlet olarak adını tarihe yazdırdı. Allyson Felix olimpiyatlar dışında katıldığı diğer yarışlarda da birçok başarı göstermiştir; örneğin 200 metrede Dünya Atletizm Şampiyonasını üç kez kazanan tek kadın sporcu olmuştur ayrıca Dünya Atletizm Şampiyonalarında kazandığı toplam 9 altın madalya ile bu alandaki en başarılı kadın atlettir.

İnce ve narin bir yapısı olmasına karşın çok güçlü bir sprinter olan Felix için adeta su üstündeymiş gibi koşuyor yorumları yapılır.

Atletizmdeki başarısının yanında toplumsal olaylara karşı da duyarlı bir aktivist olan Allyson Felix Lübnan ve Filistin gibi savaştan zarar görmüş ülkelere giderek orada yaşayan çocuklar için yapılan çalışmalara katılıyor.

Devamını Oku

Büyük Dövüş

Büyük Dövüş
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugün sizlere yeni nesil bir dövüş filmi olan Warrior türkçe adıyla Büyük Dövüş filminden bahsedeceğim. Dövüş filmi deyince kafamızda genellikle aksiyon macera tarzı filmler belirir, Warrior ise merkezine MMA gibi sert bir dövüş sporunu alıp iki kardeş ve babaları arasındaki ilişkiyi anlatan dramatik bir film.

Yönetmenliğini, senaristliğini ve yapımcılığını Gavin O’Connor’un yaptığı filmin oyuncuları Tom Hardy, Joel Edgerton, Jennifer Morrison, Frank Grillo ve Nick Nolte. Altın Küre ödülü sahibi Nick Nolte filmde iki dövüşçü kardeşin babası Paddy Conlon karakteriyle karşımızda. Filmdeki etkileyici oyunculuğuyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilen Nick Nolte performansıyla göz dolduruyor. İki dövüşçü kardeşi oynayan Tom Hardy ve Joel Edgerton filmin çekimlerine başlamadan önce fiziksel olarak forma girmek için oldukça yoğun bir antrenman programı uygulamışlar. Özellikle Tom Hardy’nin fiziksel değişimi dikkat çekici.

Filmin konusuna gelince; baba Paddy Conlon eskiden iyi dövüşçüler yetiştiren deneyimli bir antrenördür ancak alkol sorunu nedeniyle ailesi darmadağın olmuş eşi oğulları Tommy’i alarak evden ayrılmıştır. Yıllarca birbirleriyle görüşmeyen kardeşler bir organizatörün Sparta adında karma dövüş sanatları turnuvası düzenlemesiyle karşı karşıya gelirler. Beş milyon dolar ödüllü bu turnuvada on altı dövüşçü bir kafesin içerisinde mücadele edecek ve onlardan sadece birisi bu büyük ödülü kazanacaktır. Yıllardır birbirleriyle görüşmeyen iki dargın kardeş Tommy ve Brendan’da bu turnuvaya katılmaya karar verir. Lisede öğretmenlik yapan Brendan’ın amacı kaybetmek üzere olduğu evini elinde tutup ailesini korumak, Tommy’nin amacı ise ordudayken hayatını kaybeden dostunun ailesine yardım etmektir. Babaları ise bu turnuvayı ailesini tekrar bir araya getirebilmek için bir şans olarak görür.

Büyük Dövüş; ailenin, kardeş olmanın önemini bizlere bir kez daha anımsatan hata yapsak birbirimize darılsak bile tekrar bir araya gelebileceğimizi bizlere gösteren oldukça etkili ve duygusal bir film. Herkese tavsiye ederim iyi seyirler.

Devamını Oku

Efsane Sporcular Serisi 8: Michael Jordan

Efsane Sporcular Serisi 8: Michael Jordan
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Futboldan sonra dünyada en çok izlenen ve takip edilen spor dalı basketbol ve basketbol denince de insanların aklına gelen ilk isim Michael Jordan. Tam adıyla Michael Jeffrey Jordan 17 Şubat 1963 yılında Newyork’ta doğdu. İki ablası bir ağabeyi ve kendisinden küçük birde kız kardeşi olan Michael’in ailesi onun çocukluk yıllarında Kuzey Carolina’ya taşındı. Lise yıllarında basketbolun yanı sıra beyzbol ve Amerikan futbolu da oynadı. Lisedeyken okul takımında oynamak istediğinde kısa boylu ve çelimsiz olduğu söylenerek takıma alınmaz. Oldukça hırslı ve çalışkan bir yapısı olan Michael o yaz sürekli antrenman yapar, boyu on cm daha uzar ve böylece lisenin son iki yılında kendine takımda yer bulur. 1981 yılında Jordan; Kuzey Carolina üniversitesinden kültür coğrafyası bölümünde burs kazandı ve üniversitenin basketbol takımında oynamaya başladı. Sahada gösterdiği başarıyla Atlantik Konferansının en iyi çaylak oyuncusu seçildi.  1984 yılında olimpiyat altın madalyası kazandıktan sonra Chicago Bulls tarafından üçüncü sırada seçilerek sözleşme imzalar ve NBA kariyerine başlar. NBA’deki çaylak sezonunada çok hızlı başlayan Jordan burada da yılın çaylağı ödülünü kazanır. Jordan’ın takıma katılmasıyla takımın başarısında gözle görülür bir fark olur, bir önceki yıla göre on bir maç daha fazla kazanan takım Play-off’lara katılır ancak şampiyon olamaz. Koç Phil Jackson’un gelişiyle NBA şampiyonluğu gelir ve ard arda 3 sezon Michael Jordan’lı Chicago Bulls şampiyon olur.

Hayatında herşey yolunda giderken babası silahlı bir soygunda öldürülür ve bu olaydan oldukça etkilenen Jordan Chicago Bulls’u ve basketbolu bırakır. 1994-95 sezonunun sonlarına doğru basketbola geri döner ve ardından 1995-96, 1996-97 ve 1997-98 sezonlarında yeniden üst üste 3. kez şampiyon olurlar.

NBA’in resmî sitesinde “Michael Jordan tüm zamanların en iyi basketbolcusudur” diye yazar. Kazanması imkansız görülen maçlarda attığı son saniye basketleri,verdiği pasları ve ona “Air Jordan” lakabının verilmesini sağlayan  sıçrayıp adeta havada asılı kalması, oyuncu olarak son derece hırslı ama bir sporcu olarak oldukça alçakgönüllü olmasıyla tüm dünyada her yaştan insana basketbolu sevdiren efsane bir isim Michael Jordan. Chicago Bulls’ta oynadığı zamanlar The Last Dance adında mini bir dizi olarak spor belgeseli yapıldı izlemek isteyenlere tavsiye ederim. Yazımı Michael Jordan’ın bir sözüyle bitirmek istiyorum “Başarısızlığı kabul ederim, herkes bir şeylerde başarısız olabilir. Ama denememiş olmayı kabul edemem.”

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.