a
Salim Taşçı

Salim Taşçı

10 Haziran 2021 Perşembe

DENİZ BİTTİ

DENİZ BİTTİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Deniz bitti, deniz küstü, deniz köpürdü, ……. Ve deniz kustu…

Dereleri, gölleri kuruttuk. Yaylaları, tarım arazilerini betona gömdük, ardından El Fatiha… Gelecek nesil, içinde bulunduğumuz nesli nasıl anarlar acaba ?!!! 

Suçlu ayağa kalk!

Belediyeler, fabrikalar ve çevre Bakanlığı… Eğer birazcık duyarlı olsalardı, denizlerimiz bu hale gelmezdi… Sorumluluk top yekün hepimizdedir… Arıtma hak getire, takip yok, ceza yok sonun da geldik bu günlere… Deniz baktı ki, kendisini kirletenlerden haber yok, kirletenlere cezanın ucunu kusarak göstermiş oldu… Bu konuda sayfalarca yazı yazılabilinir, ders alınmaz, alınmayacağı içinde kalem yormak fuzulidir…! Şu kadarını ilave etmeden geçemeyeceğim, Belediye Başkanıyken filtresiz fabrikaları kapattığım da cümle alem ayağa kalkmıştı! Yıl mı 1984…. Eh denizlerin küsmesi göstere göstere geldi…

Devamını Oku

Yozgat’a gönül verenler

Yozgat’a gönül verenler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hani ya kim demiş “Para iyi bir uşak, kötü bir efendidir.” Paranın uşağı olan, parayı efendi eyleyenler günümüz de alabildiğine çoktur… Ya uşak edenler; parmakla sayılacak kadar azdır. Veren el olabilmek gönül işidir. Malın mülkün sahibi Allah, vücudun sahibi toprak, arada kalır bir hoş seda (S.T.)
Muhterem hemşerimiz, ağabeyimiz Bilal Şahin, işte o hoş sedayı yakalayanlardandır. Gelin gülleye madalya takan, Çavuş köyünü şenlendiren, Yozgat’ı neşelendirip değer katan Yozgatlı bir yiğittir. Gönlü gani, eli cüzdanından hiç çıkmayandır… “Benimle öbür aleme ne götürülür sevaptan gayri” diyenlerdendir. Atalarını unutmayan, doğduğu toprağı terk etmeyen günümüzün örneklerindendir. Gönül umut eyler ki, örnekleri çoğalsın.
Aziz ve muhterem hemşerimize yürekten bir madalya bu satırların yazarı göndermektedir. Fotoğraf bir Yozgat etkinliğin de, can kardeşim Saygı Öztürk tarafından çekilmiştir.
Hani geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer…

Devamını Oku

Hiç mi utanma yok?

Hiç mi utanma yok?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Biden kazandı, Biden aşağı, Biden yukarı, “Biden şunu dedi, Biden bunu diyecek, Biden’in bakanı bize neler diyecek? Biden bizim hakkımızda ne düşünüyor…?” Uzmanlarımız! Çoğu politikacımız! Yorumcularımız! Günlerdir Bidenle yatıp, Bidenle kalkmışlardır. Bir Türk evladı olarak, utandım, hicap duydum. Biz ABD Conisinin Peykimiyiz, Müstemlekemesimiyiz? Hani biz bağımsız Türkiyeydik? Elin Conisine bel bağlamak, geleceğimizi onların söylemlerine göre dizayn etmek bize yakışıyormu? Türkiye’yi Conilerin düşüncelerine uygun yön vermek hangi akla uygundur? Tabi bunu da yıllardır Türkiye’yi bu hale getirenler düşünsün diyeceğim ama aynı gemideyiz… Bir ulusun geleceği, Conilerin alacağı kararlara göre olacaksa vah halimize… Şapkayı önümüze koyup “Biz bu hallere nasıl düştük” diye çok derin düşünmemiz gerekmez mi..?
Ey sorumlular bir devletin onurunun devamı emperyal güçlerin alacağı kararlarla sürdürülmez… “Bağımsızlık benim karakterimdir.” Diyen Atatürk’ü biraz da olsa hatırlamanız da çok yarar vardır.

Devamını Oku

Ankara’daki Yozgatlı bir Prof.Dr. Taner DEMİRER

Ankara’daki Yozgatlı bir Prof.Dr. Taner DEMİRER
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aslında yazının başlığı Yozgat’ın yüz akı olacaktı ama o Türkiye’ye mal olmuş bir kişiliktir. Prof.Dr. titrinin derinliklerinde yatan insan olma, gönül adamı olmasını anlatmaya sayfalar yetmez… Dost arkadaş canlılığı erdemine, erdem katar. Mesleğinde ki, bilgi dünya çapındadır. Lafı uzatmadan kısa özgeçmişini okursak bir hemşerisi olarak övünebiliriz.
X X X
Ankara’da doğan Taner Demirer, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden dönem üçüncüsü olarak mezun olmuş ve 1984-1986 yıllarında, 2 yıl süre ile Bilecik ili Bozüyük ilçesinde hükümet tabibi olarak mecburi hizmet yapmıştır.1987-1997 yılları arasında 10 yıl süre ile Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) mezuniyet sonrası eğitim almıştır. ABD’de bulunduğu dönem içerisinde 1987-1989 yılları arasında Illinois eyaletinin Chicago şehrinde “Chicago Medical School Cancer Research Center” da hematolojik malignite ve solid tümörlerde akım sitometrisi ve laboratuar teknikleri üzerinde çalışmıştır. Bundan sonra İç Hastalıkları ihtisasını Wisconsin eyaletinin Milwaukee şehrinde “Medical College of Wisconsin” da 1989-1992 yılları arasında yapmıştır.1992-1997 yılları arasında Washington eyaletinin Seattle şehrinde bulunan Washington Üniversitesi’ne bağlı dünyaca ünlü ‘Fred Hutchinson Cancer Research Center’ da Tıbbi Onkoloji, Hematoloji ve Kemik İliği Transplantasyonu ihtisaslarını yapmış ve kendisine bu enstitüde klinik araştırmalarda gösterdiği başarılı performans nedeni ile “Outstanding Clinical Research” ödülü verilmiştir. Önce ECFMG (1986) ve FLEX (1990) daha sonra İç Hastalıkaları (1993) ve Tıbbi Onkoloji (1995) dallarında Amerikan Board imtihanlarını geçen Dr. Demirer “American Board of Internal Medicine”da diplomat olup ABD nin Wisconsin ve Washington eyaletlerinde lisanslıdır. 1996 yılında kendisine Amerikan Tabipler Birliği (American College of Physicians) tarafından “Fellow of American College of Physicians (FACP)” ünvanı verilmiştir.
1995 yılında doçent olan Dr. Demirer, 1997 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı’na öğretim üyesi olarak dönmüştür. “Multiple Myelomada Kök Hücre Mobilizasyonu” çalışması ile 1998 yılında ülkemizde hematoloji alanında verilen “ROCHE Tıp Araştırma Ödülü” nü almıştır. 2000 yılında “Tıbbi Yenilikler ve Buluşlar Kategorisi” nde “Genç İşadamları Derneği Birincilik ödülü” nü almıştır. Dr. Demirer, 2001 yılında Hollanda’da yapılan ve kısa adı EBMT (European Group for Blood and Marrow Transplantation) olan Avrupa Kemik İliği Transplantasyon Birliği’nin yıllık toplantısında 6 yıllık bir süre için Solid Tümör Grubu (Solid Tumors Working Party) başkanı seçilerek EBMT Konseyinin 12 üyesi arasına katılmış ve bu suretle İtalya’nın Ravenna şehrinde bulunan Solid Tümör Kayıt ve Analiz Merkezinin de 2001 yılının Eylül ayında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi’ne taşınmasına katkı sağlamıştır. Dr. Demirer ayrıca 2001 yılının Ekim ayında Paris’te yapılan EBMT Konsey toplantısında EBMT’yi temsil etmek üzere kısa adı FECS (Federation of European Cancer Societies) olan Avrupa Kanser Federasyonuna seçilerek bu kuruluşun 8 asil üyesinden birisi olmuştur. Dr. Demirer’in Avrupadaki 2 önemli bilimsel kuruluş olan EBMT ve FECS konsey üyelikleri, Türkiye’den ilk kez konsey üyelikleri olması nedeni ile önem arzetmektedir. Dr. Demirer, 2001-2007 yılları arasındaki başkanlığı döneminde, EBMT Solid Tümör Grubunun 22 Avrupa ülkesinde yürüttüğü 9 adet prospektif ve 17 adet retrospektif klinik çalışmanın koordinatörlüğünü başarı ile yürütmüş ve bu çalışmalara ait çok önemli makaleleri bilim dünyasına kazandırmıştır.  Bu nedenlerle, 2007 yılında Fransa’nın Lyon şehrinde yapılan yıllık toplantıda, EBMT Konseyi tarafından başarı plaketi ve sertifikası ile ödüllendirilmiştir.
Dr. Demirer aynı zamanda Bone Marrow Transplantation ve Journal of Hematotherapy & Stem Cell Research gibi Hematoloji ve Onkoloji alanında uluslararası düzeyde tanınmış iki derginin editorial board’unda da danışman olarak görev yapmaktadır.   Dr. Demirer, ülkemizde Sağlık Bakanlığı’na bağlı ilk kemik iliği transplant merkezini Ekim 1999’da Ankara Numune Hastanesi’nde kurmuş ve Ekim 2001 yılına kadar 2 yıllık bir süre için bu ünitenin direktörlüğünü yapmıştır. İki yıllık bir sürede çok sayıda kemik iliği ve kök hücre naklinin başarı ile gerçekleştirildiği bu ünite EBMT tarafından hem otolog hem de allojeneik nakiller için akredite edilmiştır. Dr. Demirer’e “Kemik İliği Transplantasyonu alanında Allojeneik ve Otolog Kök Hücre Mobilizasyonu ve Graftın Tutmasına Etki Eden Başlıca Faktörler” konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmalarınedeniyle, sağlık alanında 2002 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü verilmiştir. Dr. Demirer sağlık alanında TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü alan en genç bilim adamımızdır. Dr. Demirer’in kemik iliği ve kök hücre transplantasyonu konularında, Blood, Journal of Clinical Oncology, Cancer, British Journal of Haematology ve Bone Marrow Transplantation gibi önemlidergilerde çok sayıda yayını bulunmaktadır. Dr. Demirer ülkemizde yayınlarına en çok atıf yapılan klinik tıp bilimcilerinden birisi olup; Kasım 2005 döneminde Cumhuriyet Gazetesi Bilim ve Teknik dergisi tarafından ülkemizde sağlık alanında uluslararası yayınları ve atıfları nedeni ile en başarılı 5 bilim adamından birisi olarak seçilmiştir. Dr. Demirer’in yayınlarına Science Citation Indexe giren dergilerde ve kitaplarda Ocak 2014 tarihi itibarı ile (TÜBİTAK-ULAKBİM) 3837 atıf yapılmış olup; bunların 585 adeti kitap atıfıdır.

Dr. Demirer, ayrıca 2002-2003 yıllarında 57.hükümet döneminde ülkemizin ilk kez katıldığı Avrupa Birliği 6. Çerçeve Programı (Sixth Framework Program) nın ulusal koordinatörlüğü görevini yürütmüştür.   20-23 Temmuz 2003 tarihlerinde 29 uncusu İstanbul’da yapılan Avrupa Kemik İliği Transplantasyon Kongresi’nin bilimsel sekreterliği ve başkanlığı görevleri de Dr. Demirer tarafından yürütülmüştür. Ayrıca Dr. Demirer 1998 ile 2003 yılları arasında Sağlık Bakanlığı bünyesinde kan ve kan ürünleri , aferez, ilaç dışı uygulamalar etik kurulu ve ilaç ruhsat komisyonlarında üye olarak aktif görevler almıştır. 2004-2007 döneminde 20 uluslararası kongrede oturum başkanı ve 25 kez davetli konuşmacı olmuştur. 2003-2005 yılları arasında Sağlık Bakanlığı bünyesinde ilk kez kurulan Ulusal Kanser Danışma Kurulu’nun başkanlığını yürütmüştür. Dr. Demirer’e kemik iliği ve kök hücre transplantasyonu alanında yaptığı bilimsel çalışmalar ve uluslararası yayınları nedeni ile 9 Kasım 2004 tarihinde “Bayındır Hastanesi Bilim Ödülü” verilmiştir. Dr. Demirer aralarında ASCO (American Society of Clinical Oncology), ASH (American Society of Hematology), ESMO (European School of Medical Oncology), EHA (European Hematology Association), EBMT (European Group for Blood and Marrow Transplantation) ve ASBMT (American Society of Blood and Marrow Transplantation)’ın da bulunduğu 15 uluslararası bilimsel kuruluş ve organizasyonun üyesi olup; ayrıca ülkemizde kısa adı ATOD olan Anadolu Tıbbi Onkoloji Derneği’nin kuruculuğunu ve 2003-2007 yılları arasında başkanlığını yapmıştır. Prof.Dr. Demirer sırası ile 2012 yılında Türkiye Bilimler Akademesi ( TÜBA) Asli Üyeliğine ; 2013 yılında da Avrupa Bilimler Akademesi (EASA) Asli üyeliğine kabul edilmiştir. Ekim 2014’de Türkiye Büyük Millet Meclisi ( TBMM ) Onur Ödülünü almıştır. Prof. Dr. Demirer’e ödül verilme gerekçeleri:1) Başarılarından dolayı uluslararası tıbbi kurumlarda önemli görevlere atanan Prof. Dr. Demirer’in, çok sayıda bilimsel çalışmasının bulunması. 2) Allojeneik ve otolog kök hücre mobilizasyonuna etkili faktörlerin belirlenmesi ile ilgili yaptığı üstün nitelikli çalışmaları. 3) Meme kanserlerinde yüksek doz kemoterapi ve otolog kök hücre naklinin etkinliğini meta-analiz ile değerlendirmek için uluslararası bir çalışma grubu oluşturması. 4) Sağlık Bakanlığı’na bağlı ilk Kemik İliği Transplantasyon Merkezi’ni Ankara Numune Hastanesi’nde 1999’da kurması. 5) 2002’de sağlık alanında TÜBİTAK Bilim Ödülünü alması.
X X X
Yolun bahtın açık olsun aziz hemşerim.

Devamını Oku

CANIM ARKADAŞIM REFİK

CANIM ARKADAŞIM REFİK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Suya bir yaprak düşer bakar geçersin, sert esen rüzgâr daldan bir kolunu kırar savurup alır gider bakarsın, yaprağına kaybeden kolu kırılan ağacın ıstırabına hangi kalem şahit olmuşta yazmıştır. “Ateş düştüğü yeri yakar” derler, köz küle dönse de yürekte ki, yara hiç kapanmaz, acısına hiçbir ilaç merhem olamaz, zamanı geriye sarıp hatıralarla avunursun… Yıl 1960’lar, SORGUN KASABASI bir yanı yazlak, diğer yanı gırgı tepeleri arasında yayla, üstünde bir ovada kurulmuş. Eskiler Büyük Kökne derler, köylük yerden gelenlerde Şehir! Diye söylerler… Bir ilkokulu “Yeşilyurt” bir de Orta Okulu var. Nüfus 2500 ya var ya yok. Köyler de ortaokul olmadığından Sorgun’un civar köylerinden öğrenciler Sorgun’a gelirler… Biraz korku biraz heyecanla… Orta Okulun bahçesin de toplandık, İstiklal Marşı’nın ardından sınıflara doluştuk, Müdür “Merhum İsmet Kapısız” boy sırası yaptırdı, ilk iki sıra kızlara ayrıldı, boyu ufak tefek olanlar kızların arka sırasın da yerlerini aldı. Önümüz de Alime’nin sultan, Tekmile, Müftünün kızı vardı… İsmet hoca “Yusuf Ağanın oğlu sen şu Çakırın yanına otur” dedi. Yanıma oturttuğu öğrenci kasabalı değildi, sen nerden geldin? Dedim. “ Abucaklıyım” dedi. Öğretmen adları tahtaya yazmaya başladı. Sıra arkadaşım “Refik Arslan Öztürk” diye adını söyledi, sıra arkadaşımın gözü bir sıra öbür tarafta, teneffüs olunca o sırada ki arkadaş hemen bizim sıraya geldi. Adı Bünyamin Çamlıdağ imiş… O da Abucaklıymış Epey bir zaman teneffüslerde ayrılmaz ikili olmuşlardı. Bir hafta sonra sıra arkadaşımla kaynaştık. Evden ekşili getirmiştim öğle arası sobada ısıtıp yedik sıra arkadaşım da bana bir avuç kara üzüm verdi sessizdi, sorarsan cevap veriyordu. Naifti tebessüm yüzünden eksik olmuyordu. Bir cumartesi günü “okul yarım gündü”. Bizim bostana gittik mısır közledik. “Bizim mısırlarda böyle” dedi. Arktan kana kana su içtik.

PANSİYON İNŞAATINDA ÇALIŞTIK.

Orta Okulun yanına bir pansiyon yapılmasına karar verilmiş. Biz öğrenciler de taş su çektik. Arkadaşım Refikle epey taş çektik. Köylerden gelen öğrencilerin çoğu pansiyona yerleştiler. Bir müddet Refik’te pansiyon da eğleşti.

ÇORUM’A YOLCULUK

Öğretmenler “Boğazkale’ye gidilecek, gitmek isteyenler adlarını yazdırsın. Ücret 10 Lira” dediler… Refik’te bende yazıldık, Otobüste de yan yana oturduk, Çorum da öğrenciler otelde konakladı. Refik, Ali, ben Çorumlu olan Hasan Kıroğlu’ların evinde geceledik. Çorum bize dünya güzeli gibi gelmişti. Sabah Boğaz Kale’ye geçtik, Hititlerin başkentini öğretmen Ahmet Çetiner uzun uzun anlattı. Grup olarak fotoğraflar çektirdik. Akşamüstü Sorgun’a döndük… Orta iki de sıramız değişmedi. Yalnız Refik “Ben duvar kenarına geçeyim” dedi. Ortamız da fidanlık müdürünün oğlu Hilal oturuyordu. “Merhum Pilot Albay” ön sıramızda aynı kızlardı.

KIR ATLI AĞA

Sorgun-Sivas Caddesi yeni bitmişti. Ofis lojmanın önünde Refik ile oynuyorduk, mevsim kışa çalıyordu. Sırtında yamçılı bir kişi kır atıyla yanımıza geldi. Attan inmedi, Refik’e bir torba uzattı, Refik “sağ olasın baba” dedi. Kır atlı Yusuf Ağa dönüp yoluna devam etti. Kar hafiften atıştırıyordu. Her halde kar yolları kapatmadan Abucağa ulaşayım demiş olacaktı…


Ben orta iki de Ankara’ya gittim. Okula Ankara da devam ettim. Refik Yozgat Lisesine Kayıt olmuş, mektuplaşıyorduk. Ben lise de gazeteciliğe başladım. Ünlü futbolcularla röportaj yaparken çekilen fotoğrafları Refik’e gönderiyordum. O da bana karikatürler çizip gönderiyordu. Hatırımda kalan karikatür bir ağaç ve onu seyreden pantolonu yamalı bir çocuk…


Zamanı geriye ne kadar sararsan sar, günümüze getirmenin imkânı yoktur. Duran zaman, geçen bizler. Naylon kravatlarımızı hatırlıyorum. Efsane bir Vali’nin hayat yolu hiçte kolay olmamıştır. Kırılsa da kırmamıştır. Mevlana öğretisi, Yunus Emre felsefesi, Hazreti Eyüp sabrı, Hazreti Ömer adaleti, Atatürk ışığıyla yürümüştür. Hayatı kısa, bıraktığı insan olma erdemi çok büyüktür. Ne kar senin izini kapatır, ne de sonbahar yaprakları, izin yüreklerdedir, senin tabirinle “canım arkadaşım.”


Bundan böyle sivri dağına şah kartallar uğramayacak, Kanak çayı durgun akmayacak, iğdelik tomurcuk vermeyecek… Abucağın tepelerinde suna ananın ağıdı yankılanacak, yılda bir toplandığımız baba ocağın da canım arkadaşım olmayacak, o olmayınca neşe olmaz, meşk hiç olmaz, tat da bulunmaz…
Suna ana başımı okşayıp “Sen benim beşinci oğlumsun” derdi… Beşinci oğlu, ikinci sırada ki oğlu için ağıt yazıyor haberin oldu mu ana? Melekler haber vermiştir, “Tüyü bitmemiş yetim hakkını arayan oğlun geldi” diye… Zaten oda kanatsız bir melekti… Eline kalem geçince, “Sorgun, Sarıkaya arası Abucağın bükleri başlar, çakırdikenleri sarmıştır cılga yolların etrafını, mor sümbül, dağ lalesi süsler her bir yanı, iğdelik kokar burcu burcu, yamaç da viran kalmış bağlar, ağıt mı yaksam, türkümü söylesem, çığırsam sürmeliyi, mendil değil, çarşaf gerekir gözyaşını silmek için… Hele otursam karşıda ki kayanın üstüne tuttursam Ağa gelin diye… Turnalar gelir eşlik eylerler, üveyikler alkış tutarlar… Hey ki hey, Allahaısmarladık gardaşlarım, hoşça kalın dostlarım, arkadaşlarım, eyvallah sivri dağ, Abucak ben hakkımı helal ettim, sizlerde helal edin, hoşça kalın canlarım.


Güle güle canım arkadaşım, yolun açık olsun ela gözlü kardeşim, bir hoş seda bıraktın, Efsane Vali, Suna’dan olma Yusuf oğlu Refik Arslan ÖZTÜRK.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.