a
Rozita Merve Hamidi

Rozita Merve Hamidi

15 Eylül 2021 Çarşamba

Gelecek korkusu

Gelecek korkusu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İklim krizi geleceğimizi karanlık günlerin beklediğinin en büyük işareti olarak her gün karşımıza çıkıyor. Doğanın tüm dengesi bozuldu ve bu birçok insanda farkında olmasak da psikolojiyi bozan bir süreç. Bir süre sonra bu durumun endişesinin yanı sıra fiziksel etkileriyle de daha fazla sınanacağız. Temmuz ayında başlayan ve söndürülmesi haftalar alan büyük yangınlar bunun en büyük göstergelerinden biri. Etkileri hala süren yangınlar, ilerleyen dönemde sorunumuzun belki de küçük bir parçası olacak. Küresel iklim krizinin neden olduğu umutsuzluk hissi bir araştırma ile kanıtlanmış. 

10 ülkede yapılan araştırmada gençlerin iklim krizine dair gelecek endişelerini bir kere daha ortaya koydu. Ankete katılan kişilerin yüzde 60’ı gelecek ile ilgili ‘’çok’’ ve ‘’aşırı’’ endişeli. Araştırmaya katılanların yüzde 45’i ise iklim değişikliğinin günlük yaşamı büyük oranda etkilediğini düşünüyor. Gençler korkutucu bir geleceğin bizleri beklediğine dair ortak bir görüş belirtiyor. İnsanlığı büyük bir felaketin beklediği aslında görünen bir gerçek. Yapılan geniş kapsamlı ankete katılan gençlerin yaş aralığı 16 ile 25 arasında değişiyor. 

Gençlerin artık her şeyin farkında olduğunu da göz önünde bulundurursak, anket sonuçlarının geleceği yansıttığını anlamamız da daha kolay olur. Geleceksizlik hissi olarak adlandırılan bu durum, yeni neslin umutsuzluğunu bize bir kere daha hatırlattı. Zaten şimdiki yeni nesil kadar mutsuz hisseden bir neslin hiç olmadığı da söyleniyor. İklim krizinin belirgin hale gelmesi de bu durumun görülme olasılığını artırdı. Stres ve mental sorunları da beraberinde getiren bu süreç ilerleyen dönemlerde daha da içinden çıkılamaz bir hal alacak. Gençler maalesef yetişkinlerin ihanetine uğradı. Görmezden gelinen bu grubun geleceğimiz olduğunu her zaman kendimize hatırlatmamız gerekiyor. Yoksa insanlığın sonunu hiç iyi bir düzen beklemiyor.

Devamını Oku

Aşı karşıtlarının protestosu

Aşı karşıtlarının protestosu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hafta sonu İstanbul Maltepe’de bir protesto gösterisi düzenlendi. Koronavirüs önlemlerine, Covid-19 testlerine, maske kullanımına ve aşılama programına karşı binlerce insan bir araya geldi. Dünyanın kabul ettiği bir gerçeğe karşı iki bin kişiye yakın insan ayaklandı ve ‘’bu bir biyolojik savaş, inanmayın’’ dedi. Gösteri sırasında tepki göstermek için birçok kişi maske takmadı. Polisler yine de halk sağlığını korumak için uyarı yapsa da oraya giden kitlenin bunu hiç umursamadığı ortada.

Şimdi orada toplanan kişilerin büyük bir çoğunluğuna koronavirüs bulaştığı fotoğraflarda bile görülüyor. Dip dibe insanlar, sanki virüs hiç yokmuş gibi hareket ettiler. Hasta oldukları zaman bunun bir oyun olmadığını ve salgın bir hastalık ile iki yıla yakın bir zamandır savaştığımızı anlayacaklar mı acaba? Hadi kendi sağlığınızı hiç düşünmüyorsunuz, hastaları tedavi etmek için canından olan doktorları, bitmeyen pandemi nedeniyle işsiz kalan insanları, bozulan ekonomiyi, hastalıktan en sevdiklerini kaybeden insanları da mı düşünmüyorsunuz. Aşı karşıtlarını anlamak gerçekten mümkün değil. Yapılan bir araştırmaya göre sosyal medyada aktif olan aşı karşıtları sadece retweet yaparak sosyal medya kullanıyor. Aşının etkinliğini savunan bilim insanları ve doktorlar ise görüşlerini yazıyor. Araştırmaya göre aşı karşıtları çoğunlukla başkalarının görüşlerini sosyal medya savunuyor ve yeni bir argüman geliştiremiyor.

Aşının etkinliği artık tartışılamaz bir konu. Virüslerle mücadele aşıdan başka bir yol maalesef ki yok…

Hala aşı oldum yine de hasta oldum diyenler var. Bununla ilgili bilim insanları yeterince açıklama yapıyor. Koronavirüse karşı geliştirilen aşılar virüsü tamamen yok edemiyor fakat modifiye ediyor. Ölüm ve entübe riskini büyük oranda engelliyor. Koronavirüsten zaten kesin ve net şekilde kurtulamıyoruz bir de aşı karşıtları yüzünden durum iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Kimsenin kimseye riske etme hakkı yokken, aşı karşıtları tüm kuralları hiçe saymayı tercih ediyor.

Devamını Oku

Hava Kirliliği Raporu

Hava Kirliliği Raporu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

2020 yılının Dünya Hava Kirliliği Raporu yayınlandı. Sonuçlara göre Türkiye hava kirliliğinde ülkeler arasında 46.sırada. Havası en kirli ilimiz ise Çorum olarak belirlendi. 106 ülkeyi kapsayan rapora göre Türkiye’de hava kirliliğinin anormal derecede yüksek olduğu diğer iller ise Erzurum ve Düzce. Hava Kirliliği Raporu, İsviçre merkezli hava kalitesi teknolojisi şirketi IQAir tarafından yayımlanıyor. Havada metreküp başına düşen ince parçacıklı madde yoğunluğu ölçülüyor ve sonuçlar bu verilere göre belirleniyor. Türkiye, 2019 yılında yayınlanan raporda 43.sırada yer alıyordu. Geçen yıl ise listede 46.sıraya geriledi. Hava kirliliği ciddiye almamız gereken sorunların başında geliyor. 

Rapora göre dünya genelinde her yıl 7 milyon erken ölümde hava kirliliğinin payı var. Bu 7 milyon kişinin 600 binini çocuklar oluşturuyor. Ekonomik açıdan da farklı sorunlara yol açan hava kirliliği, küresel ekonomiye 2,9 trilyon dolarlık yük getiriyor. Hava Kirliliği Raporu’na göre dünya nüfusunun yüzde 90’ından fazlası tehlikeli seviyede kirli hava soluyor. Solunum yolu hastalıklarının birçoğunun kaynağını yine kirli hava oluşturuyor. Özellikle solunum hastalıklarına yakalanan kişilerin bu kirli havaların olduğu bölgelerden acilen uzaklaşması gerekiyor. Rapora göre dünyanın en kirli havasına sahip ülkeleri şöyle; Bangladeş, Pakistan, Hindistan, Moğolistan, Afganistan, Umman, Katar, Kırgızistan, Endonezya ve Bosna Hersek. 

Raporun ilginç sonuçlarından biri de pandeminin hava kirliliğini azalttığı yönünde. Koronavirüs salgını sırasında ulaşım ve sanayi kaynaklı emisyonların azalması hava kalitesini artırdı. İnsanların evlere kapanması ve dışarıya çıkmanın azalması ile birlikte hava kalitesi de artış gösterdi. Fakat birçok uzmana göre kısıtlamaların hafiflemesi ile birlikte hava kirliliği de aynı hızda yükselişe geçti. Güney Asya ve Doğu Asya ülkelerinin başta yer alması, sanayinin havayı nasıl kirlettiğini bizlere bir kere daha hatırlatıyor. 2020 yılında artan hava kalitesi, 2021 yılında kirlenecek gibi görünüyor. Havanın temizlenmesinde etkili olan ormanlarımız için daha özenli davranmamız gerekiyor. Temiz hava ve bol oksijen alamazsak daha büyük sorunlar ile karşı karşıya kalacağız…

Devamını Oku

Okullar açıldı

Okullar açıldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

2021-2022 yılı eğitim öğretim dönemi resmi olarak başladı. Pandemi nedeniyle bir açılıp bir kapanan okullarda bu yıl yüz yüze eğitimin eksiksiz şekilde başlamasına karar verildi. Hem öğrenciler hem de öğretmenler için bu kadar süre evde kaldıktan sonra okula dönmek oldukça zor olacaktır diye tahmin ediyoruz. Pandemi maalesef ki tüm alışkanlıklarımızı bize unutturarak yeni bir düzene alışmamızı sağladı. Eskiden her şeyi o kadar rahat yapıyorduk ki okulda, sokakta hiçbir şeyi düşünmemize gerek kalmıyordu. Koronavirüs bitmedi… Bir de üzerine yeni ve daha güçlü varyantları türedi. İşte okullar bu varyantların gölgesinde açıldı. Çeşitli önlem listeleri yayınlandı. 

Öğretmenler ve öğrenciler için oldukça zorlu bir süreç olacağa benziyor. Kapalı alanda toplanmak sakıncalıyken şimdi en az 20 ile 30 dakika arasında öğrenciler ve öğretmenler sınıflarda ders işleyecek. Havalandırmanın doğru şekilde yapması için camların sürekli açık tutulması gerekiyor. Fakat kış mevsiminin de kapıda olduğunu düşünürsek bu pek de mümkün gibi görünmüyor. Özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencileri için bu süreç daha zorlu olacak. Çocuklar her ne kadar bilinçlenmiş olsa da okulda onları kontrol etmek zor olacak. Nihayetinde adı üstünde çocuk… 

Maske, mesafe ve temizlik kuralarına ne kadar dikkat edebilir ki… Öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu risk altında. Hele aşı olmamış olanlar için risk daha büyük…İmkanı olup da aşı olmayanlar için yapabileceğimiz bir şey yok ama öğretmenlerin büyük çoğunluğunun aşılı olduğu da biliniyor. Aşı olmamış öğretmenler için PCR testi zorunluluğu getirildi. Öğretmenlerin yanı sıra okul müdürleri, güvenlik personeli, servis şoförleri ve kantin çalışanları gibi okullarda görevli herkes için test yaptırmak zorunlu. Haftada iki kez yapılan test, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin kendilerini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir. 

Pandeminin gölgesinde başlayan yeni eğitim öğretim yılı umarız tüm öğretmenlerimiz ve öğrenciler için sağlıklı, başarılı ve mutlu şekilde geçer. 

Devamını Oku

Taksi sorunu

Taksi sorunu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Özellikle İstanbul’da dönem dönem patlak veren taksi sorunu, son günlerde yine gündemi meşgul ediyor. Sayısal verilere göre 16 milyona yakın insanın yaşadığı İstanbul’da böyle bir problemin yaşanması karışıklığı daha artırıyor. Sosyal medya gündem olmaya başlayan bu konunun özünde maalesef taksicilerin turistler dışında kimse için durmaması yatıyor. 

Kendi vatandaşlarına hizmet vermek istemeyen, yabancı turiste hizmette kusur etmeyen taksiciler var. Birçok kişi çeşitli taksi çağırma uygulamalarını kullanırken yeni bir yöntem deniyor. İsmini Arapça, Rusça ve İngilizce gibi yabancı dillerde yazan kullanıcılar taksicileri ancak bu şekilde çağırabildiklerini söylüyor. Burada mevzu turistlerin uzun mesafe için taksiyi tercih etmeleri. Yani görevi sizi istediğiniz yere taşımak olan taksiciler siz kısa mesafeye ulaşmak istiyorsunuz diye sizi kabul etmiyor. Verdiği hizmetin hiçbir önemi yok… Önemli olan uzun mesafede turist taşımak. 

Tabii ki genelleme yapmak çok yanlış. İşini olması gerektiği gibi yapan insanlar da yok değil. Fakat bu sorunun ortaya çıkması öyle 1-2 taksiciden kaynaklı değil… Bu da farklı bir gerçek. Bu kadar mağduriyet yaşanıyorsa bunun arkasında daha büyük sorunlar olduğu belli. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne her gün yüzlerce taksi şikayeti yapıldığı belirtiliyor. Sosyal medyada da bu konu sürekli olarak gündemde tutuluyor. Taksi bulamamanın yanı sıra taksicilerin davranışları da yapılan şikayetler arasında yer alıyor. Turistleri taksilerine kabul eden taksiciler ile ilgili bir başka problem de fazla ücret istemeleri. Tespit edilen taksicilere cezai işlem uygulanıyor. 

Bu krizin yaşanmasında insanların mağduriyeti kadar taksicilerin ekonomik sıkıntıları da etkili. Turistler niyeyse hepimizin gözünde fazla ‘’zengin’’ duruyor. Taksiciler de bunu değerlendirmek istiyor. Fakat bu ne iş ne de insan ahlakına maalesef sığmıyor. Hak etmediğin bir parayı hele ki ülkene misafir olarak gelen bir turistten istemek hırsızlıktan ayrı düşünülecek bir şey değil… Farklı bir ülkeye gelen insanların tedirginliğinden faydalanarak onları yüksek ücretlere zorlamak korkunç bir düzenin içinde yaşadığımızı bir kere daha gösteriyor…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.