a
Onur Bingöl

Onur Bingöl

23 Kasım 2022 Çarşamba

Yanık: 15 ilde 17 kadın konukevimizi yeniden yapılandırdık

Yanık: 15 ilde 17 kadın konukevimizi yeniden yapılandırdık
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Murat KARABULUT

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, kadın konukevlerini mağdurların risk ve farklı ihtiyaçlarına göre ayrı ayrı yapılandırdıklarını belirterek, “İhtisaslaştırma çalışmaları kapsamında 15 ilde 17 kadın konukevimizi, kadınların barınma, güvenlik gibi ihtiyaçlarına göre dönüştürüyoruz” dedi.

Hukuki destekten barınmaya, ekonomik destekten sosyal desteğe kadar birçok alanda şiddet mağduru kadınların yanında olduklarını belirten Bakan Derya Yanık, “Şiddet mağduru kadınların yanında olan Bakanlığımızda kadın konukevleri önemli bir yer tutuyor. 2002 yılında ülkemizde 11 kadın konukevi, 283 kapasite ile hizmet verirken; 2022 yılı Ekim ayı itibarıyla Bakanlığımıza bağlı 112,  yerel yönetimlere bağlı 33, Göç İdaresi Başkanlığına bağlı 3 ve sivil toplum kuruluşuna bağlı 1 kadın konukevimiz olmak üzere 81 ilde 149 kadın konukevimizde 3.624 kapasite ile hizmet veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

“İHTİSASLAŞMIŞ KADIN KONUKEVLERİMİZDE ÖZEL GÜVENLİK ÖNEMLERİ ALINIYOR”

Kadın konukevlerini kadınların barınma, güvenlik gibi farklı ihtiyaçlarına göre ayrı ayrı yapılandırdıklarını kaydeden Bakan Yanık, “Can güvenliği riski olan kadınlarımız için ihtisaslaşmış kadın konukevlerimizde özel güvenlik önemleri alınıyor. İhtisaslaşma çalışmalarımız kapsamında 15 ilde 17 kadın konukevimizi yeninden yapılandırdık. Kadınlar ve beraberindeki çocuklarına kuruluş bilgilerinin gizliliği esasıyla hizmet vermeye devam ediyoruz” diye konuştu.

“12 YAŞ ÜSTÜ ERKEK ÇOCUĞU OLAN ŞİDDET MAĞDURU KADINLARA YÖNELİK HİZMET BİRİMLERİ OLUŞTURDUK”

Şiddet mağduru kadınların ve beraberindeki çocuklarının ihtiyaçlarını göz önüne alarak ihtisaslaşma çalışmaları kapsamında yeni bir hizmet modelini hayata geçirdiklerini kaydeden Bakan Yanık, “Konukevlerimizde hizmet alan kadınlarımızın 12 yaşından büyük erkek çocukları için yeni bir hizmet modelini başlattık. Türkiye’de ilk olarak İstanbul’da hizmet veren kadın konukevlerinden biri 12 yaş üstü erkek çocuğu olan kadınlara yönelik kadın konukevi olarak ihtisaslaştırılmıştır” ifadelerini kullandı.

Bakan Yanık, kadın konukevlerinin yalnız şiddet mağdurlarına değil, barınma ihtiyacı olan kadınlara da hizmet verdiğini ifade ederek, kadın konukevlerinden faydalanan kadınların yüzde 50.4’ünün barınma ihtiyacı, yüzde 49.6’sının şiddet sebebiyle hizmet aldığını söyledi.

Devamını Oku

Kılıçdaroğlu: Barışın, huzurun adresi biziz

Kılıçdaroğlu: Barışın, huzurun adresi biziz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Onur BİNGÖL

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Huzur içinde yaşamak istiyorsanız çok açık ve net söylüyorum oyunuzu bize vereceksiniz. Barışın, huzurun adresi biziz” dedi.

‘Kavgayı değil kucaklaşmayı savunan biziz’ diyen Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi bu girdaptan çıkarmak zorundayız. Terör konusunda beraber olmak zorundayız. Hep beraber karşı çıkmak zorundayız. Saldırgan yakalandı fakat olay daha aydınlatılmadı. Terörist sınırdan nasıl geçti, kim geçirdi, nasıl oluyor da Türkiye Cumhuriyeti devletinin sınırları yolgeçen hanına dönüyor? Sınırda gerekli önlemleri almazsanız teröristlere kapıyı aralamış olursunuz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar satır başları şöyle: 

Sandığa giderken her bir vatandaşımın sorumluluğu var. Benimde sorumluluğum var, benim kadar sıradan vatandaşın da sorumluluğu var. Huzur içinde yaşamak istiyorsanız, kimsenin kimliği, inancını siyasete malzeme etmek istemiyorsanız çok açık ve net söylüyorum oyunuzu bize vereceksiniz. Bu ülkede barışın, huzurun adresi biziz. Kavgayı değil, helalleşmekten yana olan biziz. Biz 85 milyonu kucaklamak istiyoruz. Beraber, birlikte yaşamak istiyoruz.

“TERÖRİSTLER ARAMIZDA GEZİYOR”

Bu coğrafyada terörden en büyük acıları yaşayan Türkiye’dir. Türkiye’yi bu girdaptan çıkartmak zorundayız, sağlıklı politikalarla. Ve bunu kendi özgür irademizle yapmak zorundayız. Terör bir insanlı suçu bunu bütün dünyaya anlatmak zorundayız. Terör iç politika malzemesi olamaz zaten. olmamalıdır da. Dolayısıyla terör bir insanlık suçuysa ve hepimiz insana saygı duyuyorsak o zaman terör konusunda beraber olmak zorundayız. Terör kimsen nereden gelirse gelsin hangi amacı taşırsa taşısın hep beraber karşı çıkmak zorundayız. Kısır tartışmalarla terörüz yanındaymış, karşısındaymış gibi algı yaratmanın Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürersiniz. Onlar zaten toplumu bölmek istiyorlar. Biz halkın partisiyiz biz ülkemizi yeniden inşa etmek, terörden uzak bir Türkiye olsun istiyoruz.

TÜRKİYE’Yİ BU ENDİŞE GİRDABINDAN ÇEKİP ÇIKARMAK ZORUNDAYIZ”

Sorunlarımız var biliyorum. Türkiye’yi buradan çekip çıkarmak zorundayız. Demokratik kurallar içinde yapmak zorundayız. Kimseye kin ve öfke duymadan yapmak zorundayız. Biz bunu yaptığımız zaman ülkeye demokrasiyi getireceğiz. Her evde endişe var. Gelir düzeyi ne olursa olsun herkes endişeli. Türkiye’yi bu endişe girdabından çekip çıkarmak zorundayız. Diğer ülkeler refah içinde yaşarken biz neden derin bir yoksullukla karşı karşıya olalım? Bizim neyimiz eksik?

“SINIRDA GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAZSANIZ TERÖRİSTLERE KAPIYI ARALARSINIZ”

Bombalar patlatıldı. İnsanlar hayatlarını kaybettiler. Güvenlik güçlerine teşekkür ediyoruz hemen yakaladılar ama asıl sorulması gereken soruyu daha sormadık. Bu terörist sınırdan nasıl geçti? Kim geçirdi bunu sınırdan? Nasıl oluyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları yol geçen hanına dönebiliyor? Siz bu soruyu kendinize sormazsanız ve sınırda gerekli önlemleri almazsanız teröristlere kapıyı aralamış olursunuz. Ben bunu söylediğimde kızıyorlar. Akılcı bir şey söylüyorum. Bu topraklarda terör olmasın diye bağırıyorum, çağırıyorum. Sınırları neden kontrol etmiyorsunuz? Kim izin verdi bu teröristlere? Pek çok uyuyan hücrenin olduğu yazılıyor. Yani teröristler aramızda geziyor. Biz bunu söylediğimizde ‘ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz’ diyor. Biliyorsan bu nasıl oldu arkadaş? Benim bunu bilmeye hakkım var.

Önlem alacaksınız. Siz terörle mücadele ettiniz biz karşı mı çıktık? Bir insanlık belası var ciddi önlemler alın diyoruz. Terörist dediğiniz sadece bir yönüyle değil. Uyuşturucu teröristleri de var aramızda. Yüz binleri zehirliyorlar. Onların teröristten ne farkları var? Nasıl oluyor da tonlarca uyuşturucu ülkeye giriyor? Bunu soruyorum, kızıyorlar. Devleti yöneten birisi uyuşturucu baronlarıyla fotoğraf çektirir mi? Kızıyorlar, hakaret ediyorlar. Biz doğruyu söylüyoruz. Teröristten ne farkı var bunların? Ellerini kollarını sallayarak geziyorlar.

ECEVİT İKTİDARI TESLİM ETTİĞİNDE TERÖR BİTMİŞTİ

Türkiye öyle bir noktaya geldi ki uyuşturucu baronlarının, mafya liderlerinin hesaplaştığı bir ülkeye döndü. Birbirlerini öldürüyorlar. Böyle bir Türkiye’yi kabul etmiyoruz. Terör dediğiniz bir tane değil. Türkiye’yi zehirliyorlar. Her birimizin sorumluluğu var. Terör konusunda birbirimizi suçlamamız değil akılcı politikalar üretmemiz lazım. Bugüne kadar doğru dürüst akılcı politikalar üretilmedi. Son 20 yıla bakın. Rahmetli Ecevit iktidarı teslim ettiğinde terör bitmişti zaten nasıl oldu da bu kadar yeniden dallandı budaklandı? Oturup bunu devleti yönetenlerin düşünmesi lazım.

Devamını Oku

Metaverse

Metaverse
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Metaverse son zamanlarda sıkça karşılaştığımız kelimelerden. Gerçi metaverse 1999’da Matrix serisinin ilk filminin vizyona girmesiyle hayatımıza girmişti. 

Metaverse kavramının tarihsel sürecine bakacak olursak ilk kez Neal Stephenson’ın 1992 yılında yayımladığı bilimkurgu romanı Snow Crash’de ortaya çıkmıştır. Metaverse kavramı kurgusal bir dünyayı nitelemiştir. Nitekim metaverse kavramı, ortaya atıldığı ilk dönemlerde aşırı abartılı ve spekülatif bir gelecek perspektifi olmakla eleştirilmiştir.

Özellikle Facebook’un konuya ilgi duymaya başlamasıyla kavram daha da ön plana çıkmıştır. Nitekim elinde büyük bir veri havuzu olan Facebook, milyonlarca insanın metaverilerine sahiptir. Bu da yapay zekâ temelli bir yapay dünyanın, insanların bireysel sınırlarını tehdit edeceği endişesini doğurmuştur.

Metaverse, sanal bir kamusal alan oluşturmayı vadetmektedir. Bu kamusal alanın sanal para birimleri bugün hâlihazırda kripto para piyasasında işlem görmektedir. Bu açıdan kavram internetin geleceği olarak görülmektedir. Metaverse adı verilen bu yapay evrene ilk giriş yapan şehir ise Seul kentidir. Metaverse konusunda ilk başarılı örneklerden biri 2003 yılında Linden Labs tarafından oluşturulan Second Life olup Metaverse dendiğinde en bilinen sanal ortamlar Zepeto, Roblox, Minecraft, Gather Town ve Fortnite şeklinde sıralanabilir.

Bu teknoloji yeterince geliştiği takdirde, insanlar edindikleri sanal gerçeklik cihazları sayesinde alışveriş yapma, sinemaya gitme, kafede zaman geçirme gibi pek çok eylemi fiziksel bir çaba harcamaksızın yapma fırsatına erişecektir. Hatta 2020 yılında ünlü rap sanatçısı Travis Scott Fortnite platformu içerisinde metaverse ortamında sanal bir konser düzenlemiştir.

Kavram içeriklerinin bazı tıp uygulamalarında kullanımı halihazırda mümkünken bunun tıp eğitim dahil her alanda yaygınlaşması da tartışma konusudur. Eğitim açısından Metaverse araçlarına ve teknolojilerine yatırım yapmak bilgi ve yaratıcılık üzerine kurgulanan kişiye özel öğretim programların hayata geçirilmesini kolaylaştıracaktır; bununla birlikte eğitimde 3 boyutlu ortamlara geçiş sürecinde en önemli görev öğretimsel-teknoloji liderlerine düşmektedir.

Bakalım ilerde bizi nasıl teknolojik gelişmeler bekliyor. Yaşayıp, göreceğiz… 

Devamını Oku

Varank: Somut adım bekliyoruz

Varank: Somut adım bekliyoruz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Onur Bingöl

Yüksek Düzeyli Diyalog toplantısında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Taksim saldırısı sonrasında Türkiye ile dayanışma gösteren AB yetkililerine teşekkür etti. Türkiye olarak her zaman terörle mücadelede AB ülkeleri başta olmak üzere tüm taraflarla yakın iş birliği içerisinde olduklarını kaydeden Varank, “Muhataplarımızdan da aynı hassasiyeti, aynı dayanışma ruhunu sadece sözle değil somut adımlarla da beklediğimizi özellikle belirtmek istiyorum” dedi.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında kurulan Yüksek Düzeyli Diyalog (YDD) mekanizmalarına bir yenisi daha eklendi. Türkiye, AB ile yürüttüğü müzakerelerde en başarılı olduğu Bilim ve Araştırma alanında ilk kez yeni bir mekanizmayı hayata geçirdi. Bilim, Araştırma, Teknoloji ve İnovasyon konulu ilk YDD toplantısı Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirildi. İkinci YDD, 2023’de Türkiye’de yapılacak.

Varank, ilk YDD toplantısı için Brüksel’de Yenilik, Araştırma, Kültür, Eğitim ve Gençlikten Sorumlu AB Komiseri Mariya Gabriel ile bir araya geldi. Düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Bakan Varank, “YDD mekanizmasının ülkemiz ve AB ilişkilerinin ortak çıkarlar ve tam üyelik doğrultusunda yeniden canlandırılmasında önemli bir katkı sunacağına inanıyorum.” dedi. Rusya-Ukrayna savaşının ardından Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler ivme kazanıyor. Türkiye’nin ilişkilerde en başarılı olduğu alanlardan bilim ve teknolojiyle ilgili Brüksel’de önemli bir toplantı gerçekleştirildi. Bakan Varank ve AB Komiseri Gabriel; bilim, araştırma, teknoloji ve yenilik alanında ilk defa yapılan Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Diyalog Toplantısına başkanlık etti.

ÜST DÜZEY KATILIM

Brüksel’deki AB Komisyonu binasında düzenlenen toplantıya Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, AB nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, TÜBİTAK BİLGEM Başkanı Dr. Ali Görçin, Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Hande Mercan Aygen, Milli Teknoloji Genel Müdürü Zekeriya Çoştu ile Türkiye ve AB tarafından çok sayıda üst düzey temsilci katıldı.

SOMUT ADIM BEKLİYORUZ

Toplantı kapsamında basına açıklamalarda bulunan Bakan Varank, Taksim saldırısı sonrasında Türkiye ile dayanışma gösteren AB yetkililerine teşekkür etti. Türkiye olarak her zaman terörle mücadelede AB ülkeleri başta olmak üzere tüm taraflarla yakın iş birliği içerisinde olduklarını kaydeden Varank, “Muhataplarımızdan da aynı hassasiyeti, aynı dayanışma ruhunu sadece sözle değil somut adımlarla da beklediğimizi özellikle belirtmek istiyorum.” dedi. Varank, sözü Türkiye’nin AB üyeliğine getirerek “Avrupa Birliği’ne tam üyelik, Türkiye’nin stratejik hedeflerinden biri olmaya devam ediyor. Avrupa Birliği’nin, gündelik siyasi tartışmalara hapsolmadan, Türkiye ile ilişkilerini katılım perspektifi temelinde ilerletmesini bekliyoruz.” diye konuştu.

ANAHTAR ÜLKE TÜRKİYE

Göç, enerji, güvenlik ve tedarik zinciri krizlerinin Avrupa’yı derinden etkilediğini vurgulayan Varank, “Bunlar göz önüne alındığında, Türkiye’nin birlik ve Avrupa için anahtar ülke olduğu aşikar. Dolayısıyla karşılıklı atılacak tüm somut adımlar en az Türkiye’ye olduğu kadar, emin olun Avrupa Birliği’ne de büyük faydalar sağlayacaktır.” dedi.

Varank, yaşanan son gelişmelerin AB’nin uluslararası etkinliğinin artırılmasında Türkiye’nin yeri doldurulamaz bir aktör olduğu da gösterdiğini anlatarak “Rusya-Ukrayna savaşında bugüne kadar başarıya ulaşmış olan yalnızca iki diplomatik girişim var. Bunlardan birisi küresel açlık krizinin önüne geçen Karadeniz Tahıl Koridorunun açılmasına dair anlaşma. Diğeri ise, başarıyla gerçekleşen esir takaslarıdır. Bu iki olumlu diplomatik gelişmenin de Türkiye Cumhurbaşkanının girişimleriyle hayata geçmiş olması, Türkiye’nin proaktif rolünü ve küresel krizleri çözmedeki kabiliyetini en güzel şekilde ortaya koymuştur.” değerlendirmesinde bulundu. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerektiğinin de altını çizen Bakan Varank, “Oldukça uzun süredir gündemde olan bu hususta da somut adımlar atılmasının önemini bir kez daha bu kürsü vesilesiyle ifade etmek istiyorum.” dedi.

BÜYÜK İLERLEME

Varank, Türkiye’nin son 20 yılda bilim, araştırma, teknoloji ve yenilik alanlarında büyük ilerleme kaydettiği belirterek “AB ile Türkiye arasında kurduğumuz Bilim, Araştırma, Teknoloji ve Yenilik alanında Yüksek Düzeyli Diyalog mekanizmasının ilk toplantısını değerli dostum Maria ile başlattık. Yüksek Düzeyli Diyalog, ilişkilerimizi daha odaklı bir şekilde, en üst mercilerden ele almayı amaçlayan bir mekanizma.” diye konuştu.

Daha önce AB ile dış politika, ulaştırma, enerji, ekonomi, terörle mücadele, iklim, göç ve tarım konularında bu toplantıları düzenlediklerini aktaran Varank, “AB ile ilk defa bilim ve araştırma alanında YDD toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Bildiğiniz üzere, üyelik müzakerelerimizde ‘Bilim ve Araştırma’ faslı ülkemizin hazırlık düzeyinin en ileri seviyede olduğu ve bugüne kadar müzakereye açılmış olan 16 fasıl içerisinde başarıyla kapatılan tek fasıl konumunda.” ifadelerini kullandı.

İŞ BİRLİKLERİ GÜÇLENECEK

Varank, YDD toplantısında öncelikli olarak Avrupa Yeşil Mutabakatı, yenilenebilir enerji, dijital teknolojiler, yeşil ve dijital dönüşüm için finansman konularını ele alacaklarına değinerek “YDD mekanizmasının ülkemiz ve AB ilişkilerinin ortak çıkarlar ve tam üyelik doğrultusunda yeniden canlandırılmasında önemli bir katkı sunacağına inanıyorum. Toplantının, Türkiye ve AB’nin inovasyon kapasitesinin gelişimine, araştırma iş birliklerimizin güçlenmesine verimli katkılar sağlamasını diliyorum.” dedi.

AB Komiseri Gabriel de bilim ve araştırma alanındaki ilk YDD toplantısını gerçekleştirdiklerini ifade ederek Türkiye ile AB arasında uzun yıllardır bilim ve teknoloji alanında iş birliğinin sürdüğünü ifade etti. Türkiye ile AB arasında iki ana sebeple daha güçlü ve geniş bir çalışma alanı beklediğini ifade eden Gabriel, “Birincisi, aynı zorluklarla karşı karşıyayız. Araştırma ve yenilikçiliğin hükümetlere ve işletmelere zorluklara karşı çözüm bulmak için yardım etmedeki önemini biliyoruz. İkinci olarak birlikte daha güçlüyüz. İş birliği yapmak daha uygun ve hızlı çözüm bulma ihtimalini katlamaktadır. Bugün görüşmelerimizde çevreci sanayi üretimi, yenilenebilir enerji ve iklime zarar vermeyen şehirler meselesini nasıl ortaklaşa geliştirebileceğimize odaklanıyoruz. Türkiye ve AB’nin bu amaçlarda aynı düşüncede olduğunu görmekten mutluluk duyuyorum.” dedi.

Devamını Oku

Ankara’nın Seymenleri

Ankara’nın Seymenleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Seymen, seğmen ya da seyman, eski Türk boylarında göçebe kervanlarını koruyan silahlı birlik, kolcu anlamlarını ifade ediyor. Yerleşik hayata geçilmesiyle Anadolu’da köyden köye gelin almaya giden damat tarafının atlı, davullu, zurnalı, silahlı ve cepken giyinmiş delikanlı alayına dönüşmüştür. Hakaniye Türkçesindeki Sökmen sözcüğünden türediği var sayılır.

Gittikleri yerlerde kendi kültürlerini koruyan ve geliştiren Oğuz Türkleri, yerleştikleri Ankara ve çevresinde de âdet, gelenek ve göreneklerini yaşatmışlardır. Bu geleneklerden biri de “Seymenlik Geleneği”dir. 

Şehrin devlet merkezi olması neticesinde meydana gelen hızlı teknolojik gelişmeler, tabiî olarak kültür yapısını da etkilemiştir. Ancak, söz konusu değişme ve gelişmeler şehrin geleneksel kültürü içerisinde özel bir yeri bulunan “Seymenlik geleneği” hayatını devam ettirmiştir. 21. yüzyılda beş milyonluk nüfusa sahip büyük ve modern bir başkent olarak girmeye hazırlanan Ankara’da seğmenlik geleneği bugün bir dernek çatısı altında korunarak, yürütülmektedir. Atatürk’ün “Seymenlik Geleneğini Yaşatın” talimatıyla 1932 yılında kurulan Ankara Kulübü Derneği bu geleneksel kurumu ilelebet yaşatma çabası içerisindedir.

Efe, (Efelik) mecazî anlamda men, cesur, kahraman, cengâver insan anlamına gelmektedir. Efeler fenalıktan kaçınan, iyiliği ve yardımı seven, kahraman, gözüpek, men ve fedakâr insanlardır.

Bu karakterleriyle çevrelerinde saygınlık kazanmışlardır. Eskiden anne ve babalar yeni yetişen çocuklarını efelere teslim ederlerdi. Efeler küçük delikanlıların kötü yerlere alışmalarını önler; terbiyelerine, tutum ve davranışlarına dikkat ederler, onların büyüğünü sayan, küçüğünü koruyan, vatanına ve milletine yararlı insanlar olmaları için özen gösterirlerdi. Efeler arasında kendisini en fazla sevdirip saydıranlar “Efe Başı” seçilirdi. Efebaşları, efeleri düzenler ve idare ederlerdi. 15-16 yaşındaki delikanlı efelere Ankaralılar “Yeni Yitme” derlerdi. Yeni yitmelik unvanı askerliğin bitimine kadar sürerdi. 35 yaşına kadar da Delikanlılık Efelerin millî günlerde, düğünlerde atlı ve yaya olarak bir araya gelmelerine “Seymen Alayı Düzülmesi” denirdi.

Seymen düzülme, toplu ve millî bir galeyan anıdır. Bunun ufak bir şekli de bayram ve düğünlerde kurulurdu. Seymenler o gece “Sinsin” denilen bir ateş oyunu oynarlardı. O gece bir dağ yamacında veyahut bir tepede büyük bir ateş yakarlar, Maşatama denilen demirden yapılmış büyük bir çanağın içine yağlı çıra koyarlar bu ateşin etrafında davul ve zurna çalarak Zeybek oynarlar. Bu ateşin üstünden atlayarak bir nevi tura oyunu oynayarak sabahı ederler. Bazen bu ateşe koç atarlardı.

Ankara’da ise “Seymen”, efe, yiğit ruhlu ve atlı manasında kullanılmaktadır. Ankara, Çankaya’da büyük bir parkın adı Seğmenler Parkı’dır. Bütün Ankara civarı köyleri Oğuz boylarıyla doludur. Çubuk’la Kınık, Elmadağ ir. Zeybek kelimesi de Seğmen kelimesiyle alâkalıdır. Seymen düzüleceği zaman, Efeler kahvesi önüne sancak dikilir. Bu bayrak Seymen alayının kurulmasına işarettir. Eski Türkler de otağ önüne tuğ ve sancak dikerlerdi. Mustafa Kemal Atatürk’ün günün sabahı da sancak dikildi. O zaman Efeler kahvesi Ulucanlar’a giden yolun üzerinde bulunan Sarı Ahmed’in kahvesi idi. Esasen civar köylerden Seymenler de akın akın. Bu günlerde Kalecik Seymenlerinin başında Sülük, Zirlilerin başında Saraylı Ahmet, Yozgat’tan yeni Cehli Rıza uşakları, yani kızanlarıyla Ankara’ya gelmiştir. 

Kaynak: Wikipedia 

Devamını Oku