a
Murat Karabulut

Murat Karabulut

17 Eylül 2021 Cuma

Mevsim sonbahar

Mevsim sonbahar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

çiçekli badem ağaçlarını unut.
değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
ıslak saçlarını güneşte kurut
olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın
nemli, ağır kızıltılar…
sevgilim, sevgilim,
mevsim
sonbahar…

Nazım Hikmet Ran, şiirinde sonbaharı, beraberinde ise aşkı böyle tanımlıyor. O kadar güzel anlatıyor ki üstüne söyleyecek söz bulamıyor insan. Yine de bir iki kelam etmeli… 

Hayat gelgitlerle ilerleyen bir konu. Kimi zaman her şey güllük gülistanlıkken bir anda her şey tersine dönebiliyor. İyi dediğimiz şey kötüyken, kötü dediğimiz şey iyiye gidebiliyor. Bu ise bize hayatın ne olduğunu anlatıyor aslında. Tam bu noktada ise aşk, sevgi artık adına ne deniliyorsa o devreye girdiği zaman her şeye ilaç gibi geliyor.

Sonbahar mevsimini yavaş yavaş hissetmeye başladık. Şu vakitlerde yapılacak en iyi şey bir sevgilinin elini tutmak, beraber çay içmek, bir kitap üzerine konuşmak olacaktır herhalde. Beraberinde ise güzel bir şiir açıp okumak. 

Yaşamda her şey kötüye gidiyorsa, dün seni mutlu eden bugün senin için kahır haline geldiyse hepsine merhem olacak şey sevgidir, yolu sevgiden geçmeyenlerle de bağ kurmamak yapılacak ilk şey kanaatimce. 

Siz de yolu sevgiden geçmeyenlerle bağ kurmayın, sonbaharın tadını çıkarmaya bakın… 

Devamını Oku

Kaybolan meslekler

Kaybolan meslekler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Teknolojinin ilerlemesi, sanayinin gelişmesi, nüfusun çoğalması gibi pek çok etken sosyal hayatı ve siyaseti belirlerken bazı mesleklerin doğmasına bazı mesleklerin de yok olmasına sebep olmaktadır.

Birçok zanaat ve el becerisi gerektiren iş alanında da ne yazık ki artık çırak yetişmiyor. Marangozluk, demircilik, bakırcılık, kaynakçılık, kuyumculuk, ayakkabı ustalığı, terzicilik gibi el becerisi gerektiren işlerde çırak bulunamadığı için bu tür zanaatlar bitme noktasına gelmiş meslek dalları arasında yer alıyor. Hatta öyle ki kalifiyeli garson dahi bulmakta zorluk yaşanıyor. Birçok meslek ustaları da çırak bulamamaktan dert yanıyor. Sanayi sektöründe ve sitelerde çalışanların büyük çoğunluğunu ise mülteciler oluşturuyor. Esnaf, mülteciler olmasa çırak bulamayacaklarının altını çiziyor. Hatta çoğu esnaf da mülteciler sayesinde ayakta kaldıklarını söylüyor. Örneğin Ulus Hal Esnafı. 

Bir noktayı açıkça belirtmek gerekiyor; mekanizasyon her zaman işimizi elimizden alan bir gelişmedir. Örneğin otomatik tezgahlar, dokumacıların işlerini ellerinden alır. Fakat bir yandan da yeni işler yaratır. Tamirci makineyi çalışır tutmalı, işçi onu kullanmalı ve benzeri birçok yeni iş alanı doğar. Çoğu zaman da bir alandaki gelişme diğerlerine kapı aralar. Örneğin 20. yüzyılın başlarında otomobillerin piyasaya çıkmasıyla nalbantlar işsiz kaldı. Zira kimsenin artık atlara ihtiyacı kalmamıştı. Fakat daha sonra tamircilere ihtiyaç doğdu ve bu iş için en iyi tercih nalbantlar oldu.

Günümüzde işsizlik, gelişmiş ülkelerde önemli bir sorun ve gelecekte bu durum daha da kötüleşecek. 2034 yılında, birçok orta seviye işe artık ihtiyaç duyulmayacak. Dolayısıyla yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak olan meslekleri devlet olarak yaşatmamız için ne gerekiyorsa yapmalıyız. Meslek Liselerine önem vermeli ve buradan meslekte uzmanlaşan öğrenciler yetiştirmeliyiz. Yoksa her mesleğin ustasını yakın bir zamanda kaybetmiş olacağız. Bahsettiğim konu için uzun zamandır yazılıp çiziliyor ama hareket geçen ne bir oda ne bir kurum ne de bir dernek yok. Tehlike çanları çalıyor bu çanları duyma zamanı gelmedi mi?

Devamını Oku

Galibiyet Dortmund maçı için yeterli mi?

Galibiyet Dortmund maçı için yeterli mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Beşiktaş dün karşılaştığı Malatyaspor’un işini ilk on dakikada bitirmiş oldu. Özellikle önde kurduğu baskı ve baş döndürücü pas trafiği ile rakibin fişini attığı üç gol ile çekmeyi bildi. Şunu net söyleyebilirim ki; ilerleyen haftalarda ligde çok daha güzel bir Beşiktaş izleyeceğiz ve bu Beşiktaş birçok rakibini oynayacağı oyunla farklı bir şekilde yenecektir. 

Gel gelelim oyuncu tercihlerine. Daha önce de belirtmiştim. Türkiye’deki 8+3 yabancı kuralının en büyük mağduru Beşiktaştır. Bu kuralın niçin saçma bir kural olduğunu daha önce sayısız kere yazdım. Yeniden yazmama gerek bile yok. Sergen Yalçın yabancı kuralın verdiği mağduriyetle bir kadro seçiminde bulundu. Necip Uysal’ı defansta Welinton’un yerine oynatmayı denedi. Maç boyunca görevini iyi bir şekilde yerine getiren Necip bize, Sergen’in ne kadar doğru bir tercih yaptığını gösterdi. Diğer iki Türk oyuncuyu ise kale ve sol bek Rıdvan’da kullandı. Rıdvan’da müthiş bir enerji var. Sadece bunu zamanla nasıl kullanmasını öğrenmeli. Gelecek vadeden bir oyuncu. 

Diğer oyunculara gelelim. Atibasız Josef bütün rekorları altüst etti. Bitmek tükenmez bilmeyen enerjisi ve harika bir mücadele gücü var. Takıma güven veriyor. Pjanic tam bir usta ligin çok üstünde bir oyuncu olduğunu Batshuayi’ye verdiği harika gol pası ile göstermiş oldu. Ligde daha çok takımın başını yakar bu paslar. Gelelim Batshuayi’ye bana kalsa kendisini anlatmak için kullanacak kelime bulamıyorum. Bir oyuncu toplu ve topsuz alanlarda bu kadar baskıyı, presi hangi enerji ile yapıyor anlamaya çalıştım. Müthiş bir oyuncu, müthiş bir tercih Beşiktaş için. Transferini bitiren arkadaşları ayrıca tebrik ediyorum. Kısacası Beşiktaş dün oynadığı oyun ve yeni transferlerle açık ara önde olduğunu çok net göstermiş oldu. 

Şimdi de can alıcı noktaya gelelim. Beşiktaş Çarşamba günü devasa rakibi Haland’lı Dortmund ile şampiyonlar ligi maçına çıkıyor. Maçın Vodafone Arena’da olması büyük avantaj. Yenebilir miyiz yenebiliriz. Ama Malatyaspor karşısında oynanan oyun şampiyonlar ligine yetmiyor. Çünkü arkada ciddi boşluklar veren bir takımı gördük. Bu boşlukları kapatmamız ve enerjimizi tasarruflu kullanmamız gerekir. Yoksa şampiyonlar liginde hayal kırıklığına uğramış oluruz.

Devamını Oku

Güneşle yollar ayrıldı

Güneşle yollar ayrıldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Futbol Federasyonu, Hollanda yenilgisi sonrası tartışma konusu olan ve sosyal medyada günlerce gündem olan A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Şenol Güneş ile ilgili açıklama yaptı. Türkiye Futbol Federasyonu, A Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş ile karşılıklı olarak yolların ayrıldığını duyurdu.

Açıklama TFF’nin resmi internet sitesinden yapıldı. Yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:  “A Milli Takım Teknik Direktörümüz Şenol Güneş ile yapılan görüşmeler sonrasında karşılıklı olarak yolların ayrılmasına karar verilmiştir. Ülkemize önemli başarılar yaşatan değerli hocamız Sayın Şenol Güneş’e görev sürecindeki çalışmaları ve Türk futboluna yaptığı katkılar için teşekkür eder, bundan sonraki hayatında sağlık ve başarılar dileriz.”

2020 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2022 Dünya Kupası elemelerinde alınan kötü sonuçlar nedeniyle eleştirilerin hedefi haline gelen 69 yaşındaki deneyimli teknik adam, ay-yıldızlı ekiple bugüne kadar 82 maça çıktı. Şenol Güneş yönetimindeki milli takım, 59’u resmi, 23’ü özel toplam 82 maç oynarken, bu müsabakalarda 38 galibiyet, 23 beraberlik ve 21 yenilgi yaşadı. Türkiye, Güneş yönetiminde 127 gol attı, kalesinde 90 gole engel olamadı.

Şenol Güneş ayrılmalıydı, ayrıldı. Bu bir sonuç yerine gelecek teknik direktörü belirleyecek yapı aynı kaldığı sürece üç sene sonra aynı şeyleri yine konuşacağız. Süreçleri geçiştirmeye değil, geliştirmeye çalışacak bir yapıya ihtiyacımız var. TFF de yeniden kurgulanmalı.  Daha Şenol Güneş ayrılır ayrılmaz sosyal medya trolleri üzerinden algı yapılmaya başlandı bile. Kimisi Sergen hoca milli takıma, kimisi Okan hoca milli takıma kimisi de Samet hoca milli takıma etiketlerini Twitter’da paylaşmaya ve algı üretmeye başladı. Bu üretilen algılarla milli takımı desteklemiş olmayız, tam aksine kendisine haksızlık yapmış oluruz. Şenol Güneş göreve geldiği zaman da aynı algılar üretildi. Bu algıların sağlıklı olmadığını, modern futbol felsefesinden anlayan birilerinin düşük ücretle milli takımın başına getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Düşük ücretle çalışmayan bir teknik adam kesinlikle tercih edilmemeli. Milli takım teknik direktörlerine verilen ücretler ve tazminatlar göz önünde bulundurularak tercih yapılmalı. 

Milli takım için Emre Belezoğlu ismi de konuşuluyor. Bu konuda da şunu söylemek istiyorum; aman aman ha sakın bizi, milli takımı 10 adım daha geriye atmayın, Türk taraftarının da sabrını taşımayın. Çünkü Emre’nin o kabiliyeti ve tecrübesi yok. 

Devamını Oku

Deyimler

Deyimler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kavramları durumları hoşa giden bir anlatımla ya da özel bir yapı veya söz dizimi içinde belirten ve çoğunlukla gerçek anlamlarından ayrı anlamlara gelen sözcüklerden oluşan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da cümleye deyim denir. İki veya daha çok sözcükten kurulu bir çeşit dil ifadesi olan deyimler, duygu ve düşünceleri dikkati çekecek biçimde anlatan ad, önad, belirteç yalın ve birleşik eylem görünüşlü dilsel yapılardır. Ya tam bir tümcedirler ya da bir söz öbeğidirler.

Binlerce hatta onbinlerce deyimden bahsedebiliriz. Günlük hayattaki konuşmalarımızda tartışmalarımızda bu deyimlerden örnek vererek konuşmayı ya da tartışmayı anlamlı kılmaya çalışırız. Hesaplamadan konuşmak deyimi de güzel Türkçemizin en çok kullandığımız bu on binlerce deyimlerinden bir tanesidir. Bu deyim tam olarak ağzından çıkanı kulağı işitmemek anlamına geliyor. Sözlerini tartmadan, düşünmeden, öfke içinde, nere varacağını hesaplamadan konuşmak. Ve nereye varacağını hesaplamadan sarf ettiğimiz sözler bizi kariyerimizden, arkadaşlarımızdan hatta en önemli sevdiklerimizden bile ayırabilir. Onun için bir şeyi konuşmaya karar verince önce güzelce düşünmemiz gerekir sonra da konuşmamız. E ne demişler deyimler iç içe geçen söz dizimidir. Gerçekten de öyledir. Düşün sonra karar ver de bir deyimdir. Yani hepsi birbiriyle bağlantılıdır. ‘Ağzından çıkanı kulağın duymuyor’ demek bu deyime bir örnektir. 

Bendeyim insanın başına büyük işler açar zira düşünce ve sözler, beynin çalışma sistemi gereği insanın bir anlamda kaderini oluşturur. beyin, kendisinden açığa çıkan düşünce, söz ve her türlü fiille programlanır, sonra bu programın içeriği ve anlamı doğrultusunda yeni düşünceler, sözler ve fiiller üretir ve onlarla yeniden programlanır ve yine üretim yapar. bu zincirleme oluşum ölene dek devam eder. düşüncelerini ve ağzından çıkanı kontrol edemeyen, hayatı boyunca acı çeker. ‘Ağzından çıkanı kulağın duysun” sözü, iş bittikten sonra yanlışını fark etmeyi ve düzeltmeyi içerir. ancak bir şey oluştuktan sonra onu düzeltmeye çalışmak, hiç oluşturmamaya nispetle çok daha zordur. Bu konuda tanınmış bir yazar şu cümleyi sarf eder: “Kulağın, lafı daha ağzından çıkmadan önce duysun” der. önce ne diyeceğini bir düşün, tart, ondan sonra konuş, sonra da pişman olma, anlamında. Tavsiye edilecek ve kulağa küpe edilecek bir yöntem. Çünkü acı söz can yakar derler. Bu yakma olayı sadece karşı tarafın değil kendi canınızı da yakabilir. Canınızın yanmasını istemiyorsanız düşünün. Düşünerek konuşma her şeyin hatta hayatım temel taşıdır.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.