a
Kadir Gürhan

Kadir Gürhan

14 Temmuz 2021 Çarşamba

Beyköy’ün yapılmayan yolu bize ne anlatıyor?

Beyköy’ün yapılmayan yolu bize ne anlatıyor?
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Beyköy, Erzurum’un Tekman (Tatos) ilçesine bağlı nüfus bakımından Tekman’ın sayılı büyük köylerinden biridir. Her ne kadar son dönemlerde nüfusunun çoğu Avrupa’ya ya da İstanbul’a göç etse de köy, nüfus bakımından büyüklüğünü korumaya devam ediyor. Köyün Kürtçe ismi Gûndê Mira’dır. Beyköy de diğer 16 bin köy gibi 12 Kasım 2012’de Büyükşehir Yasası ile köy statüsünden mahalle statüsüne dönüştürülen bir yerdir. O köyde doğup büyüyen kişilerden biri de benim. Köy her ne kadar kavga kültürü ile ön plana çıksa da, köy insanın mertliği ve misafirperverliği konuşulduğunda kavga kültürü ikinci plana düşebilmektedir. Beyköy’ün net tarihi belli olmasa da 400 yıllık bir geçmişi olduğu kesin. Köyde bulunan Ermeni mezarlığı ise bu geçmişi daha eskiye götürüyor.

34 yıllık yaşamının 26 yılını bu köyde geçiren biri olarak çok eskiye gitmeden son 30 yılın canlı tanığı olarak konuşacağım. Köy, geçimini hayvancılık ve tarım ile yapıyor. Hayvancılık ve tarım dediğime bakmayın, suyu ve merası oldukça az olan bu köyde sadece karın tokluğuna bu iş yapılıyor. Köyün kaderi yağmurun yağmasına bağlı. Örneğin bu yıl yağmur yağmadığı için bütün köylü perişan. Hayvanlarına kışın yedirebilecekleri otu ve samanı hangi para ile alabileceklerini düşünüyorlar. Bir yere kadar bu işe direnen köylüler en son aşamada evini yurdunu zorunlu olarak terk edip kente göç ediyor. Kente göç ile bu sorunlar bitiyor mu? Elbette ki kocaman bir hayır. Köyün o naif yaşamından bir anda koparılan çocuklar şehrin acımasız kucağına itiliyor. Son aşamada bu çocuklar sabıkası olan ve köşe başlarını mesken tutan birer şehir ‘delikanlısı’ oluveriyor. Ailenin geri kalan bireyleri ise 1000 lira kira ödememek için bankaların faiz tuzağına düşerek ev alıyorlar. Bankadan çektikleri 200 bin TL’nin geri dönüşü kendilerine 350 binlere kadar varabiliyor. Bir ailenin 15-20 yıllık geleceği bu şekilde ipotek altına alınıyor. Sonuç olarak; darmadağın olmuş bir yaşam ve aile gerçeği ile baş başa kalınıyor.

Yukarıda yazdıklarım üzerine daha bir çok şey yazılıp çizilebilir fakat konuyu burada bitirip esas meseleye dönmek istiyorum. Beyköy’e en son gidişim 2013’tü. Bu süre üzerinden tam olarak sekiz yıl geçti. Sekiz yılda bilim, teknoloji, hizmet ve uzay alanında devasa birçok gelişme yaşandı. Ama, Mahallebaşı, Tekman ve Beyköy’de değişen hiçbir şey olmamış. Hatta bütün köyleri mahalle statüsüne alınan Tekman’ın merkez nüfusu 3 binlerden 2 binlere  gerilemiş durumda. Sosyo-ekonomik yönde 900 küsür ilçe arasında son sıralarda yer alan Tekman, bu şekilde devam edildiği takdirde 1946’dan önceki statüsüne geri dönme tehlikesi ile karşı karşıya bile kalabilir!

Tekman gibi küçük bir ilçenin büyük bir köyü olarak Beyköy, özellikle doksanların sert politik ikliminden yeteri kadar nasibini almış bir köydür. Bu köyde yaşayan birçok genç yıllarca sürecek hapis cezalarına çarptırıldıkları için Avrupa’ya kaçmak zorunda kalmış ve uzun bir süre memleketlerine dönememişlerdir. Kürdün makus tarihinin canlı örneğidir Beyköy. Oy tercihi yüzünden cezalandırılan ve cezalandırılmaya devam edilen bir köydür. Siyaset literatüründe yer alan ‘kale’ kelimesi tam da Beyköy için geçerli bir kelimedir. ‘Kale’, her zaman Kürt partilerinin ya da daha doğru bir kavram kullanmak gerekirse Kürtleri temsil eden ve 1990’larda Halkın Emek Partisi (HEP) ile başlayıp, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile devam eden partilere ait oldu. Küçük bir örnek vermek gerekirse Beyköy’de, 260 oyun 250’si bahsettiğim bu partilere gidiyor. Son seçimde Adalet ve Kalkınma Partisine (AKP) birkaç oy daha fazla çıksa da var olan gelenek devam ediyor.

Köylerin mahalle statüsüne alınması ile birçok köye Tekman Belediyesi tarafından yarım yamalak da olsa yükümlü olduğu hizmetler götürülmeye başlandı. Bu hizmetlerden biri de yol ve kaldırım çalışması oldu. Beyköy, bu yol çalışmasından nasibini almayan köylerin başında geliyor. Tekman ilçesinden çıkıp Beyköy, Xindeqa, Yeşil Ören, Susuz, istikametine devam eden yolun asfaltlanmasına rağmen, Xındeqa’dan yol ayrımına düşen ve Beyköy’e doğru giden 6 kilometre gibi kısa bir alana sahip olan Beyköy yolu olduğu gibi bırakılmış durumda. Beyköy halkı adeta oy tercihleri yüzünden cezalandırılmış gibi. Beyköy sakinlerinin çoğu da bu kanıda. Mahalle statüsüne alınan bu köylerin hiçbirine çöp tenekesi konulmuş değil. Köyün içi çevresi çöplerden geçilmiyor. Kullanılan bebek bezleri köyü mesken tutmuş durumda. Çöplerin alındığı bir köy hayal etmek Beyköylülerin ya da Tekmanlıların hakkı değil mi? Maden köyler mahalle statüsüne alınacaktı bu hizmetlerin nasıl götürüleceği düşünülmedi mi? Şu an atanan kayyum ile yönetilen Tekman Belediyesi bu konuda ne düşünüyor? Her savunmalarından bir tanesi ‘yol yaptık’ olan iktidarın Beyköy’ün altı kilometrelik yapılmayan yoluna cevabı ne olabilir? Tekman’a, hangi köyden hangi partiye kaç oy çıkmış yazılı kağıdı ile cebinde dolaşan belediye başkanları ya da siyasetçiler değil, her köye siyasi tercihlerine bakmadan eşit bir şekilde hizmet götüren yöneticiler lazım. Yönetmenin amacı da bu değil mi?

Siyaset, elbetteki kürdün künyesi olduğu gibi Tekmanlıların da (Tatosluların) künyesidir. Fakat Tekmanlılar ya da Beyköylüler siyasetten daha çok bu sorunların konuşulmasına ve ön plana çıkarılmasına öncelik vermelidir diye düşünüyorum. Mesela Tekman festivaline neden izin verilmedi? Bunu araştırmalı ve düzenlenmesi için kamuoyu oluşturulmalıdır. Bunun gibi birçok örnek verilebilir.

Yazımı fazla uzatmadan Beyköylülere kısa bir mesaj vererek bitirmek istiyorum. Duyduğuma göre çeşitli sebeplerle Avrupa’ya göç eden Beyköylü gençler belediyenin yapmadığı Beyköy’ün o 6 kilometrelik yolunu kendi imkanları ile yapma kararı kılmışlar. Bu plan gerçekleşirse ders niteliğinde bir cevap verilmiş olur. Daha önce suyu bedava olan bir köy mahalle statüsüne alınarak kendisine su faturası kesilebiliyor ama konu hizmet olunca ayrımcılığa uğruyor.. Bunu Beyköylüler kabul etmiyor. Değerli Beyköylüler kapının önünü sulamak ile harcadığınız suyu kapının önüne ağaç dikerek ve o suyu diktiğiniz ağacı sulayarak harcayın. Sizler köyün içerisindeki tozdan ancak ve ancak ağaç dikerek kurtulabilirsiniz. Köyün içinde ağaçların olmayışı biz Beyköylüler için büyük bir utanç kaynağı olmalı..

Devamını Oku

Paşa ve Bozkurt’a 35 bin TL!

Paşa ve Bozkurt’a 35 bin TL!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaklaşık 30 yıldır Çubuk Yüceller Çiftliğinde kurban satışı yapan Çankaya Et işletmesinin sahibi Ali Çankaya çiftlikte yetiştirdikleri 1 ton 250 kg ağırlığında olan, 2,5 yaşındaki Paşa ve Bozkurt adlı boğaların 35 bin TL’den satıldığını söyledi. Kurbanlık fiyatlarına geçen seneye oranla yüksek bir zam yapılmadığına dikkat çeken Çankaya, yemin yükselmesi ile beraber ette yüksek bir fiyat artışı beklediklerini fakat bekledikleri artışın gerçekleşmediğini belirtti. 

Hayvan pazarlarında kurban telaşı başladı. Ankara Çubuk’ta Yüceller Çiftliğindeki 180 tane büyük baş hayvan Kurban Bayramına 20 gün kala alıcı bekliyor. İki ay öncesinden bile kurban sattıklarını belirten besiciler özenle besledikleri hayvanlarını iyi fiyattan satmanın peşinde. Alıcılar ise pazarlık yapabilmek için bayramın yaklaşmasını bekliyor. Vatandaşların her yıl olduğu gibi bu yıl da kurban alışverişini son günlere bırakmaması gerektiğini ifade eden Çankaya, kurban alacak olan alıcılara ise şu tavsiyelerde bulundu: “Kurban alınan yerin temizliğine ve hijyenliğine dikkat edilmesi gerekir. En önemli nokta da hayvanın yediği üründür. Çünkü hayvanın neyle beslendiği önemlidir. Yemek artığı ile hayvan besleyenler var. Hayvanı daha ucuza mal etmek için farklı yollar deneyen birçok insan tanıyoruz.”

“400 İLE 500 KİLO ARALIĞINDAKİ HAYVANLAR DAHA ÇOK RAĞBET GÖRÜYOR”

Hem kurbanlık işi yaptığını hem de toptan et satış sektöründe hizmet verdiğini belirten Çankaya, “Kurbanlık dışında resmi kurumlara, hastahanelere, üniversitelere, değişik sektörlere ve yemekhanelere toptan et satışımız mevcuttur” dedi. Çankaya, “Kurban fiyatları bu sene çok uygun. Geçen seneye oranla yüksek bir zam da gelmedi. Yemin yükselmesi ile beraber ette yüksek bir fiyat artışı bekliyorduk ama istediğimiz oranda bir artış gerçekleşmedi. Şu anda da uygun bir şekilde sarışlarımız devam ediyor. Buraya gelen vatandaş hisse kurbanı derse 2600 TL’ye 35 ile 40 kilo arasında kurbanlığını bulabiliyor. Diğer türlü de bir hayvanı iki ya da üç kişi ortak kesmek istiyorsa 7 bin TL’den başlıyor 15 bin liraya kadar çıkıyor. 6 ya da 7 kişi almak isteyenlerde ise 12 ile 20 bin TL arasında değişiyor. Yani ortalama 2500 ile 3000 bin TL arasında kişi başına kurbanın fiyatı düşüyor. Kurbanın ücreti kilosuna göre değişiyor. Kimisi gelip 450 kilo hayvan istiyor, kimisi 800 kiloluk ya da bir tonluk canlı hayvan istiyor. Yani bütçeye göre bir orantı var. Daha çok 400 ile 500 kilo aralığındaki hayvanlar rağbet görüyor. 4 ya da 5 kişi ortak kesiyor. O da kişi başı 3000 bin civarında düşüyor. Halkımızda buna rağbet gösteriyor” açıklamasında bulundu. 

“BİR HAYVANIN AYLIK YEM MALİYETİ 1000-2000 BİN TL ARASINDADIR”

Vatandaşların kurban alacağı yerin temizliğine ve hijyenliğine dikkat etmeleri gerektiğine vurgu yapan Çankaya, “En önemli nokta da hayvanın yediği ürünlere bakmaları gerekiyor. Çünkü hayvanın neyle beslendiği önemlidir. Yemek artığı ile hayvan besleyenler var. Hayvanı daha ucuza mal etmek için farklı yollar deneyen birçok insan tanıyoruz. Biz hayvanımızı tamamen doğal yollarla; arpa, mısır, yulaf ve yem ile besliyoruz. Çünkü biz böyle beslemek zorundayız. Bizim buraya gelen müşterilerimiz hep sabit müşterilerdir. Onun için maliyeti düşürmenin değil, kaliteyi artırmanın derdine giriyoruz. İki buçuk ay öncesinden sattığımız hayvanımız bile var. Ama bu hayvana kurban bayramına kadar biz bakıyoruz. Bu ücreti de hayvanı alan kişiden almıyoruz. Aylık ortalama bir hayvanın 1000 TL ile 2000 TL arasında bir yem maliyeti var. Bunu alıcıyı yansıtmıyoruz bile. Hayvanın kesileceği güne kadar ki bakımı bize ait oluyor” şeklinde konuştu.

 “KESİMİN YÜZDE 99’U MODERN MEZBAHAMIZDA YAPIYORUZ”

Nakliyatta yaptıklarını fakat onun iççin ayrı bir ücret alındığını dile getiren Çankaya, “Dışarılarda kesim yasak olduğu için böyle büyük besihanelerde ve mezbahalarda kesim de serbest olduğu için, kesimin yüzde 99’u buradan yapılıp götürülüyor. Hayvanı evin önünde kesmek zor olduğu için kimse evin önüne götürme talebinde bulunmuyor. Bizim modern mezbahamız var, kesimi orada gerçekleştiriyoruz. Kesim ücretini ise sattığımız hayvanın yüzde 80’inin içerisinde alıyoruz. Tabii ki ufak tefek pazarlık paylarında bu şeyleri de belirtiyoruz. Müşteri de ona göre durumunu belirliyor ve o şekilde anlaşmamızı yapıyoruz” diye konuştu. 

“BAZI VAKIFLAR YA DA KURUMLAR BİR KURBANI 20 KİŞİYE KESİYORLAR”

Hayvanları günde iki defa beslediklerini kaydeden Çankaya konuşmasına şu şekilde devam etti: “Sabah saat altıda hayvanlara yemi veriyoruz. Akşam altıda da yine yemi veriyoruz. Yani hiçbir zaman saat altıyı geçmiyor. İki saat aralığında günde iki öğün olmak üzere besleme yapıyoruz. Hayvanlarımızı o şekilde alıştırdık, o şekilde de devam ediyoruz. Hayvanımız yem saatinin saat altıda olduğunu biliyor ona göre kendini altıya kadar ayarlıyor. Bizim burada 180 tane kurbanlığımız var. Bunların içinde sattığımız birçok hayvanımız da var. Özelikle şunu belirtmek istiyorum; kurban kesmek vacip bir görevimizdir. Kurban kesmek isteyen kişi hisse de verse kurbanını görmesi gerekiyor, kurbanın başında olması gerekiyor. Bazı vakıflar ya da kurumlar bir kurbanı 20 kişiye kesiyorlar. 20 kişiye kesilen kurban kurban olmaz. Senede bir kez kurban kesmek gibi vacip görevimiz var bunu da o güne göre değerlendirmemiz lazım. Kurbanın başında olalım ve kurbanın kesildiğine kanaat getirelim. Hatta üçte birini kendimiz yiyelim, üçte ikisini ise kurban kesmeyen vatandaşlarımıza dağıtmalıyız. Bu şekilde vacip görevimizi yerine getirmiş oluruz.”

“PAŞA VE BOZKURT’A ÖZEL BESİ YAPTIK”

Çankaya, “180 hayvanın değil ama burada birçok özel hayvanımızın ismi bulunuyor. Kendi kapımızda yetiştirdiğimiz hayvanlara sürekli bir isim takıyoruz. Mesele özellikle belirtmek istediğim iki boğamız var. Birisi Bozkurt diğeri de Paşa’dır. Bunların toplam ağırlıkları 1250’şer kilodur. İkisini de şu an satmış bulunmaktayız. İkisi de 2,5 yaşında ikisine de özel besi yaptık. Küçüklüğünden beri biz bakıyoruz bunlara. Her ikisini de 35 bin TL’ye sattık. Paşa’yı yedi kişi ortak aldılar. Bozkurt’u ise Ankara’da bir iş adamı tek başına aldı” dedi. 

PAKDEMİRLİ: 5 MİLYON HAYVAN HAZIR

Kurban Bayramı’na yaklaşırken açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise şunları söylemişti:  “2020’de 2,8 milyon küçükbaş, 960 bin büyükbaş hayvan kesildi. 2021’de 3,7 milyon küçükbaş 1 milyon 350 bin büyükbaş ve toplamda da 5 milyon hayvanımız hazır. Geçen sene kesilenden yüzde 50 daha fazlası hazır. Vatandaşlarımız hiç endişe etmesin. Pazarlar kurulunca geçe kalmasınlar, beğendikleri hayvanları seçsinler. En sağlıklı şekilde vatandaşlarımıza ulaştıracağız. Fiyatların makul olacağına inanıyorum. Fiyatlarda çok önemli bir artış ben beklemiyorum. Yem fiyatının artışı; süt ve etin maliyetine sirayet ediyor. Biz son 3 senedir dünyanın içinde bulunduğu konjonktürden dolayı artışa maruz kaldık. Elimizdeki doğru maliyetlendirilmiş ürünleri üreticinin daha az fiyatta tüketebilmesi için piyasaya ürün sağladık, ürün sağlamaya da devam ettik. Bu sene bunu biraz daha genişletiyoruz. Ayda 200 bin ton arpa, 200 bin ton da mısır. Sübvanse fiyatlardan vermek kaydıyla bunun yarısını üretici yarısını da yem sanayicilerine vereceğiz. Yem fiyatlarının da buradan sabit kalması, düşmesi ve bir sonraki hasada kadar da artmamasını sağlamaya çalışacağız” diye konuştu.

Haber: Kadir GÜRHAN

Devamını Oku

Muhtarlık kurumu kaldırılsın

Muhtarlık kurumu kaldırılsın
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de bulunan 53 bin muhtardan olan Didim Hisar Mahallesi Muhtarı Bahri Aşık, muhtarlık kurumunun miadını doldurduğu için kapatılması gerektiğini söyledi. Muhtarlıkta halledilen belge işlerinin e-devlet üzerinden alınabildiğine dikkat çeken Aşık, “Muhtarlıkların yapabileceği pek bir iş kalmadı. Muhtarlıklar, artık evinde bulunmayan vatandaşların evraklarının bırakıldığı kurum haline geldi. Biz muhtarlar da gelen vatandaşlara bu evrakları veriyoruz daha doğrusu postalcılık yapıyoruz”dedi. 

Muhtarlık yaptığı süre boyunca birçok sosyal hizmete imza attığını söyleyen Aşık, “Çıktığım kanallarda destek çağrısında bulunarak 2 kanserli kızı toplanan paralarla tedavi edilmesini sağladım. Ayrıca 11 ulusal kanalın vericilerini tanesi 2800 USD’dan olmak üzere ilçeye yayın vermesini gerçekleştirdim. Hisar Mahallesi okul binasını restore ettirdim. Her yıl Ulusal Egemenlik 23 Nisan Çocuk Bayramında çocuklara uçurtma dağıttımı yapıyorum. Engelliler için 10 bin mavi kapak toplayıp gerekli yerlere verdim” şeklinde konuştu. 

Sizi tanıyabilir miyiz, biraz kendinizden bahseder misiniz? 

1946 yılında Didim’de Doğdum Dedelerimiz 1924 yılında Selanik’ten geldiler. 1983 yılından beri Didim Hisar Mahallesi Muhtarlığını yapmaktayım.

“BİRÇOK SOSYAL HİZMETE İMZA ATTIM”

Kaç dönemdir Hisar Mahallesi muhtarlığı görevini yürütüyorsunuz, bu süre zarfında ne gibi çalışmalar yaptınız?

Hisar Mahallesi Okul binasını restore ettirdim. Çocukların eğitim ve öğretimi rahat görmesini sağladım. Bu çalışmamdan dolayı Başbakan Süleyman Demirel’den üstün başarı ve onur belgesi aldım. Mesleğim elektronik ustası olduğundan Didim’e Didim televizyon kanalı kurdum. Bu kanal hastaların şifa kaynağı oldu. Televizyon kanalında hasta olanlar için bankada hesap açtırıp televizyonda reklam yapıp  para toplanmasını sağladım. 2 Kanserli kızı toplanan paralarla tedavi edilmesini sağladım. Ayrıca 11 ulusal kanalın vericilerini tanesi 2800 USD’dan olmak üzere ilçeye yayın vermesini sağladım. Her yıl Ulusal Egemenlik 23 Nisan Çocuk Bayramında çocuklara uçurtma dağıttımı yaptım. Engelliler için 10 bin mavi kapak toplayıp gerekli yerlere ilettim. 

Mahallenizin nüfusu ne kadar, mahallenin en temel sorunları nelerdir?  

Mahallenin şu anda kayıtlı olan nüfusu 6.524, bunların 3114’ü erkek 3210’u kadın Mahallemin en büyük sorunu alt yapı sorunudur. Yani kanalizasyon, yol ve çocuk parkı.

Hisar Mahallesi turizm açısında ne gibi bir değere sahip, hangi turistik yapılar bu bölgede mevcut? 

Hisar Mahallesi’nde, Tarihi Didim Apollon Mabedi bulunmakta olup, bu tarihi eseri dünyanın ve Türkiye’nin  her yerinden gelip ziyaret etmektedirler.

Bir buçuk yıldır süren pandemi muhtarların çalışmalarına ne gibi etkilerde bulundu?

Ben çalışmayı hizmet etmeyi sevdiğimden beni hiç etkilemedi. 90 yaş ve üzerinde bulunan yaşlıların evlerini sağlık ekiplerine gösterdik ve aşılarının yapılmasını sağladık  

“MUHTARLAR POSTACILIK YAPMAYA BAŞLADI”

Sizce muhtarların ne gibi sorunları ve talepleri var?

Muhtarlık işi  e-devlet üzerinden yürütüldüğünden, vatandaşlar belgelerini e-devlet üzerinden aldığı için  muhtarlık kurumuna gerek kalmadı. Muhtarların yaptığı bir işte kalmadı. Postacılar, artık evinde bulunmayan vatandaşların evraklarını muhtarlıklara bırakıyor. Biz muhtarlar gelen vatandaşlara bu evrakları veriyoruz dağa doğrusu postacılık yapıyoruz diyebilirim. 

İktidar ve muhalefet liderlerinin son dönemde muhtarları görüşmesini ve onların sorunlarını dinlemesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Yukarıda belirttiğim gibi muhalefetin ve İktidarın yerinde olsam muhtarlıkları kapatır. Muhtarın çalışmadan hak etmeden aldığı aylıkların parasıyla emekli aylıklarını arttırırım. Birçok muhtar arkadaşım buna kızabilir ama bu benim görüşüm. 

Son olarak Hisar Mahallesi sakinlerine vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Sadedce Hisar Mahallesi halkına değil, tüm Didim halkına sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. 

Haber: Kadir Gürhan

Devamını Oku

Ustalar, Diyarbakır lezzetlerini anlattı

Ustalar, Diyarbakır lezzetlerini anlattı
4

BEĞENDİM

ABONE OL

Kültür, Sanat Mühabirleri tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla bu yıl ikincisi düzenlenen ‘Medya, Kültür ve Turizm Buluşmaları’ın üçüncü durağı olan Diyarbakırda bir araya geldik. Diyarbakırın en önemli et ve sebze yemeklerinin adresi olan Doğan Sofrasının çalışanları ile Diyarbakır Mutfağını ve en çok tercih edilen yemekleri konuştuk. 13 yıldır yemek sektöründe çalıştığını belirten Yusuf Çiftçi, gelen müşterilerin her yemekten tatması için karışık tabak hazırladıklarını belirtti. 

Yaklaşık 40 yıldır yemek sektöründe çalışan Ahmet Usta ise, künefenin Hatay’da değil Diyarbakır’da yenilmesi gerektiğini söyledi. Kendisine göre Diyarbakır’ın en güzel yemeğinin tandırda çömlek güveç olduğuna vurgu yapan Ahmet Yürek, Diyarbakır’a gelen herkesin bu mutfağı görüp tatması gerektiğini belirtti. 

“YEMEKLERİMİZİN HEPSİ DİYARBAKIR’A HAS YEMEKLERDİR”

13 yıldır yemek sektöründe çalıştığını ve İşverenlerle birlikte abi kardeş olduğunu kaydeden Çiftçi, “Doğan Sofra Salonu 17 Yıldır vatandaşlarımıza hizmet veriyor. Yemeklerimizin hepsi Diyarbakır’a has yemeklerdir. Diyarbakır çömlek güveç, ekşili kabak dolması, biber dolması ve patlıcan dolması, ispir kuru fasülye, patlıcan köftemiz, sebzeli yemeklerden çobvan kavurması, dana kavurma, kuzudan oluşan tepsi pirzolası, kuzu kaburga, kuzu tandır, gerdan tava, patlıcan kebabı, iç pilav yufka ve yumurta sarısından yapılıyor, kuzu incik arpadan yapılıyor, bulgur pilavı, kuzu gerdan, pekin ördeği kendi pilavı ile yapılıyor” dedi. 

“50 TL’YE ÇOK RAHATLIKLA KARNINIZI DOYURABİLİRSİNİZ”

Birçok yemek çeşidine sahip olduklarını söylreyen Çifti, “Her yemeğimizin biri diğerinden lezzetlidir. Hepsini rahatlıkla tadabilirsiniz, birçok çeşit yemeğimiz olduğu için gelen müşteri hepsini tatmak istiyor. Biz de müşterilerimize özel her yemeğimizden birer parça koyduğumuz karşık bir tabak hazırlıyoruz. Bu şekilde yemeklerimizin hepsini kendilerine tattırmış oluyoruz. Doğan Sofra Salonuna gelen bir kişi 50 TL’ye çok rahatlıkla karnını doyurabilir. Bir sonraki güne kadar da açıkmayabilir” diye konuştu. 

“LEZZETİN ADRESİ BİZİZ”

‘Pandemi her sektörü olumsuz etkilediği gibi bizim sektörü de olumsuz etkiledi’ diyen Çifti konuşmasına şu şekilde devam ett: “Paket servisi olmasına rağmen ciddi ciro kaybımız oldu diyebilirim. İşçilerimizin bir kısmı çalışmadı, bir kısım ile çalışmamıza devam ettik. Ama şu an tekrardan hepimiz birlikte çalışmaya başladık. Çalışan olarak da işveren olarak da mağdur olduk diyebilirim. Diyarbakır’a gelip de Doğan Sofrasına uğramadan geri dönenler diyarbakır lezzetlerinden tattım demesinler. Çünkü lezzetin adresi biziz. Gelen birdaha geliyor. Her vatandaşımızın buraya gelmesini ve lezzetlerimizi dışarıya taşıyarak anlatmasını istiyoruz. Yemek konusunda çok iddialıyız. Yaptığımız yemeklerden değil Diyarbakır’da, Türkiye ve dünyada da bizim gibi yapan yok. Buraya gelip sunum, görsellik ve tada bakan bütün müşterilerimiz de bizimle aynı fikirde.” 

“EN GÜZEL YEMEK TANDIRDA ÇÖMLEK GÜVEÇ”

1965 doğumlu  olduğunu vurgulayan Ahmet Yürek ise şunları söyledi: “40 yıldır bu işi yapıyorum. Bana göre Diyarbakır’ın en güzel yemekleri tandırda çömlek güveç, dönerimiz ve künefemizdir. Hatay’ın ismi var ama en iyi künefeyi biz yaparız. Künefe Hatay’da değil Diyarbakır’da yenilir. Dışarıdan buraya gelen misafirlerimize ekşili dolmamızı, kuzu incik haşlamamızı, kaburga dolmamızı da öneririm. Tatlar bizden anlatılması sizden olmalı. Burada ünlü bir söz var; ‘et balık kelle bunlar yenir elle’. Yani şunu söylüyoruz; et yenildiği zaman çatal, bıçak unutulmalı elle yenilmelidir.”

Haber: Kadir GÜRHAN

Devamını Oku

Başkent Kart dünyaya açılıyor

Başkent Kart dünyaya açılıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünyanın her yerinde geçerli olacak Türkiye’nin en kapsamlı şehir kartı olan “Başkent Kart”ın tanıtım toplantısında konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Başkent Kart uygulamasıyla, milletimizin yardım kültüründe yeri olmayan koli ayıbını ortadan kaldıracağız. İnsan onurunu zedeleyen, anne babaları çocuklarının yanında mahcup eden, kimi yöneticilerin propaganda malzemesi yapmak için kullandıkları o çirkin fotoğraf karelerini artık tarihin çöplüğüne atıyoruz” dedi. 

ATO Congresıum Angora Salonunda gerçekleşen toplantıya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Tekir, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Demir, STK temsilcileri ve birçok milletvekili katıldı. Programa gelemeyen Ankara Valisi Vasip Şahin ise kutlama mesajı gönderdi. 

“YARDIM KOLİSİ AYIBINI ORTADAN KALDIRACAĞIZ”

Pandemi nedeniyle insan odaklı ve sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda yeni bir aşamaya geçtiklerini belirten Yavaş şunları söyledi: “Bu şehir ve zordaki insanımız için ne yapabiliriz diye yeniden yol haritası yaptık, önceliklerimizi güncelledik. Kimse yatağa aç girmesin, hiçbir çocuk eğitiminden mahrum kalmasın, kimse gelecekten ümidini kesmesin diyerek yola koyulduk. Büyükşehir Belediyesi bu süreçte inşa ettiği güveni temele koyarak, yardımlaşma ve dayanışma kültürünü ilmek ilmek örmüş, ülkemiz için başarılı bir örnek oluşturmuştur. Başkent Kart’ı hayata geçirme amacımız, ihtiyaç sahiplerinin sadece bakkal veya marketlerden alışveriş yapabilmesini sağlamak değil, dayanışmanın devamına yol açarak, bunu kurumsal niteliğe kavuşturmak ve insanımız nezdinde kalıcı bir kimliğe dönüştürmektir. Başkent Kart ile hem milletimizin yardım kültüründe yeri olmayan bir ayıbı ortadan kaldırmış olacağız hem de Başkent Kart ile işlem yapan vatandaşlarımız sayesinde elde edilecek geliri sosyal yardım havuzuna aktararak, ihtiyaç sahiplerine daha fazla yardım edilmesini sağlamış olacağız. Başkent Kart uygulamasıyla, insan onurunu zedeleyen, anne babaları çocuklarının yanında mahcup eden, kimi yöneticilerin propaganda malzemesi yapmak için kullandıkları o çirkin fotoğraf karelerini artık tarihin çöplüğüne atıyoruz. Oysa bizim inancımıza ve tarihten gelen yardım kültürümüze göre, sağ elin verdiğini sol el bilmemeliydi… Ne mutlu ki bugün burada ihtiyaç sahiplerini rencide olmaktan kurtaracak bir modeli hayata geçiriyoruz. Yardım kolisi uygulamasını Başkent Kart ile tamamen kaldırıyoruz ve ailelerin, özellikle de çocukların bir ömür boyu taşıyacakları travmayı bitiriyoruz. Farklı gelir grupları arasındaki bir ayrımı daha ortadan kaldırmış olacağız. Ön ödemeli kart mantığıyla geliştirdiğimiz bu hamle, cezasız, faizsiz ve icrasız özellikleriyle hem insanlığımızın hem kültürümüzün hem de sosyal belediyecilik anlayışımızın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu kartın sahibi 6 milyon, kullanıcısı ise 83 milyon vatandaşımız olacaktır.” 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş

“BAŞKENT KART BİR DEVRİM NİTELİĞİNDEDİR”

Başkent Kartın tanıtımı için bir araya geldiklerini belirten Yavaş, “Ankara’mızı her türlü yeniliğin öncüsü kılmak ve onu bir marka kent haline dönüştürmek için attığımız adımlardan birisi olan Başkent Kart’ın diğer sosyal belediyecilik uygulamalarımız gibi model olmasını diliyoruz. Şu gerçeği rahatlıkla ifade edebilirim ki, yardımların başa kakmadan da yapılabileceğini göstermesi açısından Başkent Kart uygulaması bir devrim niteliğindedir. Başkent Kart, etrafta beton yığınları, ölü yatırımlar ve israf çöplükleri göremeyince eksiklik hissedenlere, bizim belediyecilik önceliğimizin ne olduğunu bir kere daha göstermiş olacaktır. Temeline huzuru ve bereketi koyduğumuz bu anlayış, bir yandan gelişen teknolojiyi insanımızın önüne sererken, diğer yandan da sosyal yaraları sararak, şehrimize refah, dayanışma ve kardeşlik taşıyacaktır. Başkent Kart uygulamasıyla tüm vatandaşlarımız, ulaşımdan alışverişe, sağlık hizmetlerinden fatura ödemelerine ve havaleye kadar pek çok işlemden indirimli ve avantajlı biçimde yararlanma imkanını kavuşacaktır. Sadece Ankara’da değil, ülkenin ve dünyanın neresinde olursa olsun Başkent Kart’la alışveriş yapan herkes, bir yandan kendi ihtiyacını görürken, diğer yandan bir iyilik ordusunun neferi olduğunu bilecektir” diye konuştu. 

ELDE EDİLEN GELİR SOSYAL YARDIM ALAN AİLELER İÇİN HARCANACAK

Konuşmasının ardından yaptığı sunum ile projeye dair önemli bilgiler veren Mansur Yavaş, ilk uygulama sonucunda elde edilen verileri paylaştı. 29 Nisan 2021 tarihinde sosyal yardım alan 112 bin 785 aileye Başkent Kart’ın teslime dildiğini belirten Yavaş, şunları söyledi: “400’er TL’den toplam 45 milyon 114 bin TL tutarında bakiye tanımlandı. Bugüne kadar 43 milyon 833 bin TL tutarında harcama yapıldı. İlk uygulama sonucunda; 5 bin 912 işlemde 77 bin 53 TL’lik ilaç ve eczane harcaması yapıldı. Bin 41 işlemde 47 bin 857 TL’lik oyuncak alındı. 569 işlemde 43 bin 37 TL’lik bebek ürünü alındı. 841 işlemde 33 bin 805 TL’lik kitap ve kırtasiye ürünleri alındı. 2 vatandaşımız ortopedi ve protez ihtiyacını giderirken, 2 vatandaşımız buzdolabını, 1 vatandaşımız ise işitme cihazını tamir ettirdi.”

Başkent Kart harcama gelirlerinden elde edilecek komisyonun yüzde 95’inin Büyükşehir Belediyesine aktarılacağını belirten Yavaş, “Zamanla üye iş yerleri sayısı arttıkça komisyon oranı da artacak. İlk uygulamada yapılan harcamalar sonucunda Büyükşehir Belediyesi 213 bin 233 TL gelir elde etti. Bu paranın tamamı yine sosyal yardım alan aileler için harcanacak” dedi.  Başkent Kart uygulamasını örnekler vererek de anlatan Yavaş, “Sadece Ankara’da her ay pos cihazının yaklaşık 50 milyon kez kullanıldığını, aylık 10 milyar liralık harcama yapıldığını biliyoruz. Başkent Kart sayesinde, sadece Ankara’da bile, her ay en az 50 milyon kez iyilik yapma ve harcadığımız 10 milyarın her kuruşunda iyiliği yayma fırsatımız olacak. İşte, asıl paha biçilemeyen, ‘paranın satın alamayacağı’ denilen yer, burasıdır. Nerede olursa olsun; alın teriyle para kazanıp bu helal parayla kartımızı kullanan herkes, ihtiyaç sahiplerine nefes verdiğini bilecek, yatağa aç girenlerin, tebessümü unutan çocukların, uzatılacak el bekleyen mağdurların derdine yetişmenin huzurunu yaşayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

KILIÇDAROĞLU: SEÇİMDEN ÖNCE VERİLEN SÖZLERİN TUTULDUĞUNU GÖSTERİYOR

Basına açık olarak gerçekleştirilen tanıtım toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Seçimlerden önce verilen sözlerin seçimlerden sonra nasıl tutulduğunu gördük, tanığı olduk. Dolayısıyla verilen bir sözün tutulması çok önemli. Bu halkla halkın seçtiği belediye başkanı arasında güvenin oluşması açısından da son derece önemli. Bir iyilik yapıyoruz ama hepimizin gönlünden geçen iyiliği yaparken de insan onurunu korumakta çok farklı bir şey. İnsanı insan olarak kabul etmek onun yoksulluğuna veya varlığına bakmadan, ihtiyaç sahibi her aileye, her çocuğa, her insana ihtiyacını giderecek yardımları yapmak çok önemli. Sayın Belediye Başkanımız bu konuda bütün Türkiye’ye örnek olacak önemli adımı atmış durumda. Sayın Başkan şunu da itiraf edeyim alışverişin büyük kısmını ben değil hanım yapacak, hepinize teşekkür ederim’’ diye konuştu. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise düşüncelerini, ‘‘Teşekkür ederim. Allah başarılarınızın devamını getirsin, Allah utandırmasın. Bereketli olmasını diliyorum’’ sözleriyle paylaşırken, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da, “Ankara’da büyük bir değişimin yaşandığı andan itibaren, bir kara örtünün Ankara’mızdan kalkmasından itibaren gönüllerimizi ferahlatan, aklımıza gönlümüze hitap eden bir hizmeti Sayın Başkan bütün ekibi ile birlikte götürüyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu

‘Ses Ver Sus A Capella Müzik Grubu’nun performansının büyük beğeniyle izlenildiği ve şarkılara ayakta alkışlarla eşlik edilen tanıtım toplantısının sonunda siyasi parti genel başkanlarına hediye Başkent Kart verildi.

Haber: Kadir GÜRHAN

Devamını Oku