a
Gülay Atar

Gülay Atar

24 Eylül 2021 Cuma

Aliye Rona

Aliye Rona
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İzlediğimiz dizilerde, filmlerde gördüğümüz karakterler aklımızda öyle kalıyor çoğu zaman. Bir oyuncu sürekli ‘kötü’ karakterleri oynuyorsa o oyuncuyu kafamızda öyle kodluyoruz. Ya da komedi filmlerinde yer alıyorsa sürekli aklımızda öyle kalıyor. Bu noktada Türk sinemasının özel isimlerinden Aliye Rona’yı da karakter oyuncusu olarak tanımlasak yanlış yapmış olmayız. Oynadığı filmlerin büyük çoğunluğunda kötü karakter olarak oynuyordu, bir çoğumuzun aklında da öyle kalmıştır.

Başı yazmalı, eli maşalı, çatık kaşlı, sert bakışlı “anayım ben ana” diye göğsünü yumruklayan töreci ana olarak hatırlarız Aliye Rona’yı. Hülya Koçyiğit’in dilsiz rolünde oynadığı Kınalı Yapıncak filminde, oynadığı acımasız anne rolü hala hafızalarda. Dedik ya karakter oyuncusu… Biz birde hayatına bakalım, nasıl bir hayat yaşamış.

Özellikle sert Anadolu kadınlarını canlandıran Aliye Dilligil Rona, Trabzon’un ileri gelen demiryolu işletmecisi Ramiz Bey ve Servinaz Hanım’ın kızı olarak 1921 yılında bugün Suriye sınırları içinde kalan, o zamanlar Fransız Suriye Mandasına bağlı Ürdün sınırındaki Dera şehrinde doğdu. Tiyatrocu Avni Dilligil ve gazeteci Turhan Dilligil’in kardeşi olan Rona, Beyoğlu Akşam Kız Sanat Okulu’nda okudu. 1930’ların sonlarında Kadıköy Halkevi’nde amatör olarak tiyatro oyunculuğuna başladı. Ulvi Uraz ve Avni Dilligil ile Arena Tiyatrosunda sahneye çıktı. İzmir Şehir Tiyatrosu’nda birlikte çalıştığı Zihni Rona ile evlendi.

Sinema oyunculuğuna 1947 yılında Kerim’in Çilesi filmiyle başlayan Aliye Rona, Türk sinemasında uzun yıllar karakter rollerinin değişmez ismi oldu. Uzun yıllar dublaj da yapan Rona, sinemada çilekeş, direnen, dik başlı, hakkını hukukunu arayan, kavgacı, töreci köylü kadını ve ana rollerini canlandırdı.

Yaklaşık yarım asırlık sanat hayatı boyunca 204 filmde rol aldı. 1965’te Hepimiz Kardeşiz, 1967’de Zalimler, 1968’de Son Gece ile Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En Başarılı Yardımcı Kadın Oyuncu” ödüllerini aldı. 1969 Adana Altın Koza Film Festivali’nde Kuyu filmiyle “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” seçildi.

Ömrünün son yıllarında sağ tarafına felç inen ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Rona, İstanbul’un Pendik ilçesindeki bir huzurevinde kalmaya başladı. Bu huzurevinde yaşanan sağlık ve şiddet olayları televizyon haberlerinde gündeme gelmiş ve Aliye Rona burada kötü bir hâlde bulunmuştur. Yine bu huzureviyle ilgili haberler sırasında son isteğinin “Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ı oynamak” olduğunu belirtmiştir. 29 Ağustos 1996’de kaldığı huzurevinde geçirdiği beyin kanaması nedeniyle 75 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi Karacaahmet Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedildi.

Devamını Oku

Türk Sanat Müziği

Türk Sanat Müziği
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Müzik şüphesiz ki duygularımızın en açık dilidir.. Anlatmak istediklerimiz, anlatmak isteyip de  çoğu zaman dile getiremediğimiz hislerin, her türlü duygunun notalara , ezgilere dökülmüş halidir.

İnternetten edindiğim bilgilere göre, “Klasik Türk musikisi; köklerini Orta Asya Türk müziği, İslam tasavvuf müziği ve Ortadoğu-Anadolu müziğinden alır. Bu müzik türüne Türk sanat müziği denilmeye başlanması, cumhuriyet dönemiyle birlikte olmuştur. Köklerini geçmişten alan yüksek bir değere sahip olan Türk sanat müziği; eşsiz zenginlikte bir repertuvara sahiptir. Gelenek sahibi bir müzik olmasıyla da öne çıkan Türk sanat müziği; bu yönüyle Batılıların klasik müziği ve Hint müziğiyle birlikte dünyanın üç klasik müzik türünden biri olarak kabul edilir. Tarihsel süreçte bazı duraksamalar yaşamış olsa da, Türk sanat müziği popülerliğini ve dinamizmini günümüzde de korumaya devam ediyor.

Türk müziği, Türklerin Orta Asya’dan beri geliştirdikleri, bugünkü özellikleri Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar döneminde belirginleşen müzik tarzı. Musiki, Osmanlı döneminde halk ve üst kültür çevrelerinde birbiriyle ilişkili, fakat karakterleri farklı iki ana dal olarak gelişmiştir.   Hep dediğim gibi müzik ruha en iyi terapidir. Yolda yürürken, uykuya dalarken, bir işle uğraşırken bazen canınız sıkıldığında bazense durup dururken  müziğin ezgisine kaptırın kendinizi..

 Hayatınızın ritmi hiç eksilmesin, sağlıcakla kalın

Devamını Oku

Yeşilçam’ın güzel yüzü

Yeşilçam’ın güzel yüzü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yeşilçam filmleri her kuşağın ilgisini çekmeyi başarmıştır. 60’larda, 70’lerde büyük ilgi toplasa da günümüzde hala Yeşilçam filmleri izlenmekte, Yeşilçam emekçilerinin ise hayatı takip edilmekte. 

Fatma Girik’i tanımayan yoktur neredeyse. Oyunculuğu, insani yönü, karakteri parmakla gösterilen oyunculardan. Bu dönem sağlık sorunları yaşıyor olsa da sağlığına kavuşacağına inancım sonsuz. Ben de bugün size Fatma Girik’in hayatından bahsetmek istiyorum. Yazıyı okuyup bitirdikten sonra belki bir Fatma Girik filmi açar izlersiniz…

Fatma Girik, 12 Aralık 1942 tarihinde İstanbul’da doğdu. Cağaloğlu Kız Lisesi’ni bitirdi. 1957 yılında ilk baş rolü olan, yönetmenliğini ve senaristliğini Seyfi Havaeri’nin yaptığı Leke’ydi. Leke’yi oyuncu olarak adından bahsettirmeyi başaramadığı birkaç iddiasız yapım daha izledi. Fatma Girik’in performansıyla dikkatlerden kaçmayacağı film, Memduh Ün’ün yönetmenliğindeki 1960 yapımı Ölüm Peşimizde’ydi. Memduh Ün’le tanışıklığı Girik’in hayatındaki dönüm noktalarından biri oldu.

180’den fazla filmde rol aldı. İleriki yıllarında siyasete de atılan Fatma Girik, Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den 1989-1994 yılları arasında Şişli Belediye Başkanlığı yaptı. Siyaset ve oyunculuğun dışında kısa bir dönem televizyon ekranlarında Söz Fato’da adlı bir programın sunuculuğunu da yapmıştır

Devamını Oku

Saz ustası Nida Tüfekçi

Saz ustası Nida Tüfekçi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye çok zengin bir kültüre sahip. Birçok alanda çok değerli sanatçılarımız var. Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği sanatçılarımızı saymaya kalksak saatlerce sayarız. Bunlardan birisi ise Nida Tüfekçi. Bugün kendisinin ölüm yıldönümü, ben de size Nida Tüfekçi’den bahsetmek istiyorum.  

Mehmet Nida Tüfekçi 1 Mart 1929’da Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde doğdu. Annesi Zeynep Tüfekçi, Babası Hamdi Tüfekçi’dir. İlk müzik eğitimini babası Hamdi Tüfekçi’den aldı. Müziği seven ve müziğin içindeki bir ailenin çocuğu olan Nida Tüfekçi, bağlama çalmaya başlamasını şöyle anlatırdı: “7-8 yaşlarındaydım her halde. Sazla benim boyumu ölçtüklerinde saz 1,5 karış uzun gelirdi benden. Sazın sapına kolum yetişmezdi de teknesini bir duvara dayayıp öyle çalmaya çalışırdım…” Nida Tüfekçi ilkokul çağlarında bazen derslerde bazen müsamerelerde saz çalmasını sürdürmüş ve küçük yaşlarda yeteneğini ortaya koymuştur. İlköğrenimini Akdağmadeni’nde bitiren Nida Tüfekçi, ortaokula Akdağmadeni’nde başlamış üçüncü sınıfı Boğazlıyan’da tamamlamıştır. Yaşadığı ilçede lise olmadığından öğrenimine çevre illerden birinde devam etmek zorunda kaldı ve liseyi Ankara Maliye Okulu’nda bitirdi.

Nida Tüfekçi Maliye Okulu’nda öğrenci iken Muzaffer Sarısözen’le tanıştı. Sarısözen’le tanışması belki de yaşamının dönüm noktasıdır. Okuluna devam eder, 1947’den itibaren Ankara Radyosu’nun Yurttan Sesler emisyonlarına ses ve saz sanatçısı olarak katıldı. O zamana kadar gerek radyo sanatçılarının gerekse Muzaffer Sarısözen’in bilmediği bir tavır ve tezene ile (Sürmeli Tavrı) saz çalıp türkü söyleyen Tüfekçi, radyonun en parlak simaları arsında yer almıştı.

1953 yılında Ankara Radyosu’nda açılan sınavda başarı göstererek Yurttan Sesler’in daimi korosunda çalmaya başladı ve 1959 yılında İstanbul Radyosu’na naklen atandı. 1964 yılında Türk Halk Müziğinden sorumlu Türk Müziği şube müdür yardımcılığına, 1972 yılında ise TRT Müzik Dairesi Türk Halk Müziği Müdürlüğü’ne atandı. 1974 yılında ise TRT Müzik Dairesi Başkanlığına (vekaleten) getirildi. 1976’da bu görevden istifa etti. Aynı yıl İstanbul Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nın kurucu üyeliğini yapan Tüfekçi bu okulda, yönetim kurulu üyeliği, başkan yardımcılığı, bölüm başkanlığı ve danışma birimi üyeliğinde bulundu. Yine aynı okulda Bağlama, THM Solfeji, THM Bilgileri ve Bölge Tavırları derslerini okuttu.

Türk folklorunun müzik ve oyun dallarında yurt içinde ve yurt dışında seçkin bir yer edinmiş, kültürümüze yapmış olduğu katkılarla halk müziği dünyasına damgasını vurmuş olan Mehmet Nida Tüfekçi, 18 Eylül 1993 Cumartesi günü yaşama veda etti.

Devamını Oku

Oscarlı yıldız Anne Bancroft

Oscarlı yıldız Anne Bancroft
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Oscarlı oyuncu Anna Maria Louise Italiano, tarihte bugün 1931’de New York’da doğdu. 6 Haziran 2005’te New York’ta rahim kanserinden öldü. Ödüllü sahne ve sinema yıldızı Anne Bancroft, 1967 yapımı The Graduate filmindeki çekici Bayan Robinson rolüyle tanınıyordu Bir dizi zorlu rolde kendini kanıtladığı zengin ve çeşitli bir kariyere rağmen, Bancroft sonsuza kadar genç bir Dustin Hoffman’ı avlayan leopar ceketli sofistike ile hatırlanacaktı.

Babası hazır giyim sektöründe kalıpçı olarak çalıştı ve annesi telefon operatörüydü. Erken yaşlarda oyunculuğa ilgisini gösterdi ve liseden sonra Amerikan Dramatik Sanatlar Akademisi’nde dersler aldı. Kısa süre sonra televizyon ortamında çalışmaya başladı ve 1952’de Twentieth Century-Fox’la onunla bir sözleşme imzaladığı Hollywood’a gitti. O gün yeni profesyonel adı için “Bancroft” soyadını seçti. Los Angeles Times, “Hedefim sadece bir film yıldızı olmaktı. Aktris olmanın ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sadece ünlü, popüler, güçlü ve zengin olmak istiyordum.”

Bancroft ilk filmi 1952’de Marilyn Monroe’nun oynadığı bir gerilim filmi Don’t Bother To Knock ile güçlü bir başlangıç ​​yaptı. Ancak sonraki birkaç yıl içinde, stüdyo yöneticileri onun yeteneklerini en iyi şekilde nasıl kullanacaklarından emin değillerdi. Muhtemelen kariyerinin en üzücü rolü 1954’te Gorilla at Large’da geldi. Maymun kostümü giyerek cinayet işleyen bir trapezciyi canlandırdı. Sonunda, 1955’te New York’a döndü, ailesiyle birlikte evde yaşadı ve televizyon işi arıyordu. 

Bancroft, Kostar’ın Akademi Ödülü’ne aday gösterildi. Ama onun için roller azaldı ve aynı zamanda Bancroft daha seçici oldu. Aldığı iyi yazılmış birkaç bölüm, bale dünyasında geçen ve ona bir başka Oscar adaylığı kazandıran 1977 tarihli kadın dostluk ve kırgınlık draması The Turning Point’di. 1985’te Agnes of God filmiyle bir kez daha En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday gösterildi.

Bancroft, 1980 yapımı bir komedi olan Fatso’yu yazıp yönetti ve kocası Mel Brooks’un bazı projelerinde rol aldı. 1999’da Deep in My Heart adlı mini dizideki rolüyle Emmy Ödülü kazandı ve bu da onu kariyerinde Emmy, Oscar ve Tony ödüllerini kazanan 15 oyuncudan biri yaptı. 6 Haziran 2005’te New York’taki Mount Sinai Tıp Merkezi’nde 73 yaşında rahim kanserinden öldü. Broadway, ertesi gece onun onuruna ışıklarını kıstı.



 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.