a
Gülay Atar

Gülay Atar

23 Ocak 2023 Pazartesi

Zaman geçtikten sonra…

Zaman geçtikten sonra…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayatımızı retrolar yönetiyor astrologlara göre. Biri bitiyor öteki başlıyor. Kimi zaman sakin bırakırken bizi kimi zaman ise içinden çıkılmaz hallere koyuyor. Bu dönemlerde en çok dikkat edilmesi gereken için ise ‘önce düşün sonra konuş’ uyarısı yapılıyor. Onlar böyle bir uyarı yapmasa bile önce düşünüp, tartıp sonra ona göre düşünmek en iyisi tabi. 

Şu hikayeye bakalım bir:

”Büyük bir hava meydanının bekleme salonunda, genç bir kadın uçağına binmek üzere bekliyordu. Uçağın hareketine saatler olduğu için zaman geçirmek için bir kitap ve bir paket küçük kurabiye satın aldı.

Dinlenmek ve kitabını okumak için vıp salonunda bir koltuğa yerleşti. Kurabiye paketinin durduğu sehpanın yanındaki koltuğa bir adam oturdu; dergisini açıp okumaya başladı.

Genç kadın ilk kurabiyesini aldı. Adam da bir tane aldı. Bayan çok rahatsız hissetti kendisini ve: Sinir bir şey! Havam da olsaydım bu cüretinden dolayı onu yumruklardım diye düşündü.

Bayan bir kurabiye alıyor, adam da bir tane alıyordu. Çıldıracak gibiydi bayan ama olay çıkarmak istemiyordu. Nihayet son kurabiye kalınca kadın ‘bu küstah adam şimdi ne yapacak’ diye düşündü. Adam son kurabiyeyi aldı; onu ikiye böldü ve bir parçayı kadına verdi

Aaaa! Bu kadarı da fazla! Çok öfkelenmişti şimdi! Kadın sinir içinde kitabını ve diğer şeylerini alıp bir fırtına gibi giriş salonuna oradan da uçağın içine yöneldi. Uçaktaki koltuğuna oturdu. Gözlüğünü almak için çantasını açtı. Ne görsün? Kurabiye paketi açılmamış olarak orada duruyordu. Çok utandı. Çok büyük bir yanlış yaptığını anladı. Kurabiyelerinin paketini açmadan çantasına koyduğunu unutmuştu.

Adam kendi kurabiyelerini, hiç sinirlenmeden, yüksünmeden kadınla paylaşmıştı, kadın kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek çok sinirlenmişti. Ve şimdi bu durumu açıklama şansı yoktu. Özür dileme olanağı da kalmamıştı. Telafi edemeyeceğiniz dört durum vardır. Taş atıldıktan sonra!  Söz ağızdan çıktıktan sonra! Fırsat kaçtıktan sonra! Zaman geçtikten sonra!”

 

Devamını Oku

Arkadaş mücevher gibidir

Arkadaş mücevher gibidir
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Arkadaşlık kelimesinin kökenine bakmak istiyorum bugün. Eski Türklerde askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi “arka-taş” iken arkadaş şeklinde yerleşmiş, bugün de iletişim içinde olunan ve samimiyetine güvenilen kişilere verilen isimdir. Arkadaşlık kelimesinin TDK sözlüğündeki anlamı ise şu şekildedir: Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet. Elbette ki arkadaş kelimesinin birçok anlamı ve tanımı vardır. Filozoflar ve şairler bile arkadaş kelimesini tanımlamışlardır. Örneğin ünlü filozof Aristo’ya göre ise, arkadaş, iki bedeni mesken tutan bir ruh.

Arkadaşlık kelimesi aslında herkesin önemi verdiği bir kavram. Arkadaşsız bir dünya düşünülemez. Ben de bunu düşünerek bugün sizlerle bir hikaye paylaşmak istiyorum.Hikaye şöyle; Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. ” arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak” demiş. Genç, birinci günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her gün daha az çivi çakmış.
Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence “bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkar sök” demiş. Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki çivilerin hepsi çıkarılmış. Babası ona “aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak” demiş. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara (delik) bırakır. Arkadaşına bin defa kendisini affettiğini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak (kapanmayacak).
Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur, seni dinler sana yüreğini açar” demiş. Onun için arkadaşlık ilişkisine dikkat etmek gerekir.

Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, SADAT’ı hedef aldı

Kılıçdaroğlu, SADAT’ı hedef aldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Gündemi değerlendiren Kılıçdaroğlu’nun hedefinde SADAT vardı. Katıldığı bir televizyon programında ekrandayken reklamı çıkan SADAT’ı eleştiren Kılıçdaroğlu, “Silah ve suikast tehditleri aşamasına geldiler. Akıllarınca son uyarılarını yapıyorlar. Uzun süredir bu tehditler var. Bu mafyaya, bu paramiliter yapılara seslenmek istiyorum: Be şerefsizler, be müptezeller, be çakallar siz mi beni korkutacaksınız! Sizin önünüzde diz çöküp yaşamaktansa ayakta ölmeyi tercih ederim! Hodri meydan!” dedi. 

Haftalık grup toplantısında konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu, SADAT’a yönelik, “Allah nasip eder de yaşarsak, hayatınız boyunca görüp göreceğiniz en büyük kabus olmaya devam edeceğim. Trolleriniz beni yolumdan çeviremez. Eğer bana bir şey olursa, halkıma emanetimdir, o 418 milyar doları siz tahsil edeceksiniz! Gençlerimizin parasıdır o para. Her kuruşunu tahsil edeceksiniz. Benim size vasiyetimdir bu! 418 milyar doları bunlardan alacaksınız!” dedi. 

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından satır başları şöyle:

“AİLE DESTEKLERİ SİGORTASIYLA KİMSE DONMAYACAK”

“Çözüm odaklı bir politika izlediğimizin herkes farkında. Hangi sorunun nasıl çözüleceğini en iyi bilen partinin CHP olduğunu herkes biliyor. Siz sorunu dile getirin, çözümü de söyleyin, saray iktidarı çözümü bilmiyor siz bizi dertten kurtarın diyorlar. Türkiye’de yaşayan her vatandaşı yaşadıkları dertten kurtaracağız, bu ülkeye huzuru, adaleti getireceğiz. Vatandaş önce ekonomide istikrar bekliyor. Yarın sabah hangi ürünün fiyatı kaç olacak kimse bilmiyor. Maaşına zam yapıyorsunuz, peynire, ete çok daha yüksek zamlar yapıyorsunuz. Ev kiraları çok yüksek. Çocuklarımız gencecik, filiz gibi evlatlarımız işsiz.

Vatandaşlarıma söz veriyorum, geliri olmayan, düşük gelirli hiçbir hanenin elektriği, doğal gazı, suyu kesilmeyecek. Bütün vatandaşlarım bir köşeye yazsın. Aile destekleri sigortasıyla kimse donmayacak, susuz, elektriksiz kalmayacak. İktidar sahipleri bu sözü veremezler. Sarayda elektrik, su, doğal gaz kesilmez. Herkes orada çok rahat. Sıradan bir yurttaşın bu sorunları var, onları çözeceğiz. Vatandaş emeğinin karşılığını istiyor, eşitlik istiyor, hak istiyor. Adamına göre muamele istemiyor. Torpil yoksa kamuda iş bulamazsın, bu artık toplumun her kesimine yerleşmiş bir kural halinde. 20 yıllık iktidarın, Türkiye’yi getirdiği nokta bu. Buradan Türkiye’yi çıkarmamız lazım. 

“İKTİDAR SAHİPLERİ, YABANCILARIN BURADA KALMASINI İSTİYOR”

Mültecilerden, sığınmacılardan şikâyet var. En geç 2 yıl içinde onları özgür iradeleriyle ülkelerine göndereceğiz. İktidar sahipleri, yabancıların burada kalmasını istiyor. Bu, Türkiye’nin geleceği için çok büyük bir sorun, asıl ‘beka’ sorunu budur. Bunlar, yarın çoğalacaklar ve bu insanların hiçbirinin sosyal güvenliği olmayacak. 

SMA’lı çocuklar var… Sosyal devlet dediğiniz kendi evladına, işsizine, fakirine sahip çıkar. SMA’lı çocukların iyileşmesi için ilaç kullanması lazım. Hangi aile, 2 milyon dolar ödeyebilecek. Sizin için de az kaldı diyorum. Meraklanmayın, çocuklarınız, SGK tarafından tedavi edilecek. Onların yaşaması için her çabayı göstereceğiz. Evlilik öncesi kan testlerinin yapılması lazım. İlk uygulamayı da Mansur Başkan başlattı. Türkiye geneline yaygınlaştırılması da arzumuzdur. 

Sınırların korunması lazım. Korunmadığı için mafya geliyor, Türkiye’de hesaplaşıyorlar, adam öldürüyorlar. Ellerini sallayarak geziyorlar, bunların hepsini biliyoruz. Fotoraman Süleymanlar değil, memur Teomanlar olmalı. Fotoroman Süleymanlar yol geçen hanına döndürdüler. Memur Teomanların sayısını artıracağız. 

Okulda beslenme işini tamamen devlet yapacak. Kantincilerle iş birliği yapılacak. Ücretli öğretmen, sözleşmeli öğretmen diye ayrımcılık olmayacak, hepsi kadrolu olacak.

“BORSAYI YENİDEN İNŞA EDECEĞİZ”

Devlete olan güven sarsılıyor; uyuşturucular, baronlar, mafyalar var. Devlete olan güveni yeniden sağlamak için liyakati yeniden gerçekleştireceğiz. Valiler, kaymakamlar, sarayın değil devletin memuru olacaklar. Rüşvet alan büyükelçileri de çağıracağız buraya! 

Borsa şu an soygun düzenine dönüşmüş vaziyette. Küçük tasarruf sahiplerini koruyacağız, borsayı yeniden inşa edeceğiz. Bizim iktidarımızda yolsuzluklar tarihe karışacak. Her kuruşun hesabını veren bir iktidar olacak. Sözleşmelilere kadro verilmesi teklifinde eksiklikler var. Çaykur’daki mevsimlik işçilere de kadro verilmesi için çalışma yapacağız. Kaçak çay girişini engelleyeceğiz, yakaladıklarımızı Rize meydanında yakacağız. TSK bünyesinde sözleşmeli çalışan uzman erbaşlar, çavuşlar var. Onlara da kadro verilmesi lazım. Araştırma görevlileri var, bunların da kadroya alınması lazım. Aile Bakanlığı bünyesinde ek ders karşılığı çıkan öğretmenlerin kadroya alınması lazım. Şehir tiyatrolarında çalışan sanatçılar, işçiler var onlara da kadro verilmesi lazım.

“418 MİLYAR DOLARI BUNLARDAN ALACAKSINIZ”

Biliyorsunuz bir TV programına katıldım. Uğur Dündar davet etti. Sonra olanlar hepinizin malumu. Silahlı insanların olduğu reklamla güya beni tehdit ediyorlar, o resimdeki mesaj net. ‘Sizin için geleceğiz’ diyorlar. Beyefendiler benim için gelecekmiş! Vatandaşımızın ne olup bittiğini anlamasını istiyorum: Bu paramiliter artıklar, daha büyük bir resmin sadece bir parçası. Her şeyin temelinde aslında tek bir şey var. Bu da para! Doymayacakları kadar çok para. Halkımızdan çalınan bir para. Bu parayı çalan beşli çeteler var. Beşli çete dediğime bakmayın, bunların kod ismi beşli, aslında sayıları binlerce. Kuruşu kuruşuna uzman arkadaşlarıma hesaplattım. Bu saray iktidarı sırasında hazineden bunlar ne kadar para çaldılar? 418 milyar dolar! Bu iktidar döneminde mafya artıklarının çaldığı, 418 milyar dolar… Sonra çıktım çok açık ve net şekilde söyledim. Tahsil edeceğim rakam budur, defterinize yazın.

Önce benimle konuşup anlaşmak istediler, kapıyı yüzlerine kapattım. Bir sonraki aşamaya geçtiler. Bu işin içinde bazı medya organlarını da soktular. Bunların hapislerden çıkan mafya artıkları var. Satın alınan araştırmacıları, medya ünlüleri, gazetecileri var. Muhalefetten görünüp bunların değirmenine su taşıyan insanlar da var. Anlamadıkları bir şey var: Bay Kemal yolundan asla ve asla dönmez! 

Silah ve suikast tehditleri aşamasına geldiler… Akıllarınca son uyarılarını yapıyorlar. Uzun süredir bu tehditler var. Bu mafyaya, bu paramiliter yapılara seslenmek istiyorum: Be şerefsizler, be müptezeller, be çakallar siz mi beni korkutacaksınız! Sizin önünüzde diz çöküp yaşamaktansa ayakta ölmeyi tercih ederim! Hodri meydan! 

Allah nasip eder de yaşarsak, hayatınız boyunca görüp göreceğiniz en büyük kabus olmaya devam edeceğim. Trolleriniz beni yolumdan çeviremez. Eğer bana bir şey olursa, halkıma emanetimdir, o 418 milyar doları siz tahsil edeceksiniz! Gençlerimizin parasıdır o para. Her kuruşunu tahsil edeceksiniz. Benim size vasiyetimdir bu! 418 milyar doları bunlardan alacaksınız!”

Gülay ATAR

Devamını Oku

Kış sporları

Kış sporları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kış sporları, insanların kış dönemlerinde buzlu ya da karlı zeminlerde yaptıkları spor aktivitelerini içerir. Oldukça popüler hale gelen ve sporseverlerin yılın her dönemi yapmak istediği bazı kış sporları olduğu için, suni kar ya da kapalı mekanlarda oluşturulmuş buz pistleri sayesinde kış sporları yazın da keyifle gerçekleştirilebilir. Bazılarının Olimpiyat oyunlarına da girdiği kış sporları arasında ekstrem zevkler arayanlar ya da daha güvenli şekilde spor yapmak isteyenler için farklı alternatifler bulunur.  

Kış sporları çeşitleri, en genel itibarıyla bireysel kış sporları ve takım halinde yapılan kış sporları olarak ikiye ayrılır. Buna ek olarak, bazı kış sporları ise çok daha zorlayıcı ve üstün kontrol gerektiren bir oyun stiline sahip olduğu için ekstrem kış sporları adıyla anılır. Siz de iki kategoriye ayrılan kış sporları listesi içinden beklentilerinize ve zevkinize uygun olan sporu seçerek karla kaplı ortamlarda çok keyifli spor aktiviteleri yapabilirsiniz.

Elbette kış sporu denildiğinde ilk akla gelen aktivitelerden bir tanesi kayak olur. Her yaştan sporseverin adeta tutkusu haline gelmiş olan kayağın farklı kategorileri bulunur. Farklı branşlara ilgi duyuyorsanız, serbest stil kayak yerine Alp disiplini, kayakla atlama ya da kuzey kombine gibi farklı kayma stillerini de deneyebilirsiniz. Ancak her bir stilde kaymaya başlamadan önce mutlaka iyi bir eğitime tabi olmalı ve gereken önlemleri almalısınız. 

Genellikle kayak sporunun bir ileri seviyesi olarak nitelendirilen ve kimileri için ekstrem kayak sporları arasında kendisine yer bulan snowboarda, dilerseniz kayak yapmadan da direkt olarak başlayabilirsiniz. İyi bir eğitim almış olmak koşuluyla her yaştan insan için uygun olan snowboard, özel olarak tasarlanan board’lar yardımıyla yapılarak tıpkı kayak gibi kar üzerinde kayma zevkini sonuna kadar yaşatır. 

Kayak yapmaktan çekiniyorsanız, kızak da keyifli kar sporları arasında yer alır. Özellikle çocukların büyük bir hevesle kaydığı kızak, büyükler için de oldukça eğlenceli bir spordur. Farklı yaş grupları için özel olarak üretilen kızaklar yardımıyla, özel tasarlanmış pistlerde farklı yöntemlerle kızak kayabilirsiniz.

Bazen tek kişi bazen de çift olarak yapılan buz pateni bir kış sporu olsa da, genellikle AVM’lere inşa edilen buz pistleri sayesinde yılın her dönemi yapılabilen keyifli spor aktiviteleri arasındadır. İzlemenin de çok eğlenceli olduğu buz pateni için, ayağınıza uygun patenler edinmeli ve bu patenlerin düzenli olarak bakımını yapmalısınız. Buz pateni ilk denemede sürekli düşme ile sonuçlanabileceği için, mutlaka öncesinde iyi bir eğitim almayı da gerektirir.

Devamını Oku

İmar Barışı Mağdurları: Çözüm istiyoruz

İmar Barışı Mağdurları: Çözüm istiyoruz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2018 yılında çıkarılan ve kamuoyunda “İmar Barışı” olarak bilinen İmar Affı sonrasında mağduriyet yaşayanlar Ulus Atatürk Heykeli önünde basın açıklaması yaptı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen İmar Barışı Mağdurları Platformu üyeleri Yapı Kayıt Belgeleri’nin iptal edilmesine tepki gösterdi. Platform adına konuşan İbrahim Hacıoğlu, yıkım kararlarının durdurulmasını, haklarında açılan davaların iptal edilmesini ve yeni bir düzenleme ile yaşanan sorunların çözülmesini talep etti. 

İmar Barışı Mağdurları Platformu Sözcüsü İbrahim Hacıoğlu, “Bizler devletimizi seviyoruz ve devletimizden çözüm bekliyoruz. Kendi tapulu yerlerimizde bulunan, imar barışından faydalanıp yapı kayıt belgesi aldığımız yuvalarımız için alınan yıkım kararları durdurulmalı ve hakkımızda açılan davalar, cezalar iptal edilmeli ve yeni bir düzenleme ile bu yaşanan sorunlar çözülmelidir” dedi. 

“YAPI KAYIT BELGEMİZ, BİZİM ALIN TERİMİZ

Açıklamayı İmar Barışı Mağdurları Platformu Sözcüsü ve Bursa üyesi İbrahim Hacıoğlu yaparken, imar barışı mağdurları olarak toplanma sebeplerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2018 yılında çıkarılan İmar Barışı yasasının uygulanmasından sonra yaşadıkları sorunları kamuoyuyla paylaşmak olduğunu ifade etti. 

Hacıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizler bu yasa kapsamında kendi ecdadımızdan kalan mülkler ve yapılar üzerine barınmak için kendi yuvalarımızı alın terimizle yaptık. Devletin veya başkasının arazisini işgal etmedik kamuyu da asla zarara uğratmadık. Devletimizin çıkarmış olduğu imar yasasına dayanarak E-Devlet üzerinden başvurumuzu yaptıktan sonra bize tahakkuk ettirilen ücreti de devletimizin kasasına yatırdık. Bir iki gün içinde ilgili bakanlık bizlere yapı kayıt belgesi verdi.”

Hacıoğlu, “Bu belge ile evlerimize elektrik su doğalgaz aboneliği bağladık, kırsal kesimde yol olmayan yerlerde yol açma çalışmaları yaptık” diyerek konuşmasında şunlara yer verdi: “Evlerin boya badana sıva vb. her türlü eksikliğini giderdik. Tabi bu arada dünyayı yakıp kavuran pandemi süreci başladı, insanlar ekonomik ve psikolojik olarak zor duruma düştü, kırsal kesimlere akmaya başladı. İşte tam bu sırada aylar yıllar geçtikten sonra yapı kayıt belgemize onay veren ilgili bakanlığın bizzat kendisi verilen hakların geri alınamayacağı hükmünü çiğneyerek haksız yere Yapı Kayıt Belgelerimizi iptal etmiştir. Bu iptallerden sonra mağduriyetimiz yıkımlar, para cezaları ve mahkemeler ile devam etmiş, imar cezaları, gelen yıkım tebliğleri insanları hem ekonomik hem de psikolojik olarak çok yıpratmış ve yıpratmaya devam etmektedir. Yetkililere şu soruyu sormak istiyoruz başvuru sırasında ilgili Bakanlıkça hiçbir şekilde kontrol ve denetim yapılmayan bu kadar ağır cezai müeyyideleri olan bu yasayı uygulanırken vatandaşın bilgilendirilmesi, gerekli kontrollerin yapılması, yanlışlık varsa vatandaşın uyarılması ve sonra belgelerin verilmesi veya uygun değilse iptal edilmesi gerekmez miydi? İmar barışının son başvuru ve ödeme tarihlerinin iki defa uzatılması yanlış anlaşılmalara neden olmuş şöyle ki ödeme ile başvuru süresi uzatılınca 31.12.2017 tarihinin de uzatıldığı doğal olarak düşünülmüştür. Bakanlığın imar barışı reklam filmlerinde ve tanıtım broşürlerinde de 31.12.2017 tarih vurgusu asla yapılmamıştır. Acaba Türkiye’nin her ilinde böyle mağduriyetler yaratan bu ihmaller zinciri normal midir?”

“DEVLETİMİZİN İLGİLİ KURUMLARINA ÇAĞRIDA BULUNDUK”

Haklarında suç duyurusu yapıldığını ancak savcıların suçun oluşmadığını beyan ederek yalan beyanla suçlanan vatandaşlar hakkında takipsizlik kararı verdiğini belirten Hacıoğlu, “Yine aynı anda yapılan iki yapıdan biri uydu görüntülerine bakılarak iptaller yapıldığı için uydunun görüş alanında olmayan yapılar onaylayan memurun insafına bırakılmıştır. Bu bile yasanın bir eksikliği, yanlış anlaşılmalara kapı araladığı ve hukuka aykırı uygulamaların delili ve göstergesidir. Bizler bu acıların son bulması için her platformda devletimizin ilgili kurumlarına çağrıda bulunduk. TBMM Dilekçe komisyonuna Platform başkanımız Gülbeyaz Kürklü adına dilekçe yazıp on binlerce kişinin imzasıyla bunu taçlandırdık, CİMER’e aynı şekilde dilekçeler yazdık, ulaşabildiğimiz siyasilere derdimizi anlattık. Âmâ bir türlü çözüm bulunmadı. Çözüm yolunda şu ana kadar en somut adım biz İmar Barışı Mağdurları Platformunun derdini dinleyen değerli bir siyasi parti liderimizin Meclise sunduğu yasa tasarısı teklifi olmuştur ki o teklif neden bir türlü görüşülmüyor halen anlamış değiliz” dedi. 

“HAKKIMIZDA AÇILAN DAVALAR, CEZALAR İPTAL EDİLMELİ”

Hacıoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şunu ısrarla vurguluyoruz ki bizler rantçı, fırsatçı değiliz. Çoğumuz emekli, kendi yuvasının derdinde olan dar gelirli insanlarız. Bazılarımız belgelerinin iptal edilme haberini muhtarın yazısıyla öğrenmiş   orta ve ileri yaşta olup bir kısmımız ise son başvuru süresini gün farkıyla kaçırmış veya ücretini maddi imkânsızlık yüzünden o an ödeyememiş dar gelirli insanlarız. Amacımız; tüm siyasi partilere, milletvekillerine, devlet kurumlarına, basın kuruluşlarına sesimizi duyurarak yaşadığımız bu sıkıntılara bir an önce çözüm bulunması için elimizden geleni yapmaktır. Bizler devletimizi seviyoruz ve devletimizden çözüm bekliyoruz. Kendi tapulu yerlerimizde bulunan, imar barışından faydalanıp yapı kayıt belgesi aldığımız yuvalarımız için alınan yıkım kararları durdurulmalı ve hakkımızda açılan davalar, cezalar iptal edilmeli ve yeni bir düzenleme ile bu yaşanan sorunlar çözülmelidir.”

(Gülay ATAR)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.