a
Eyüp Sari

Eyüp Sari

17 Mayıs 2022 Salı

365 milyon çocuk ‘aşırı yoksul’

365 milyon çocuk ‘aşırı yoksul’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

UNICEF her sene “Dünya Çocuklarının Durumu” isimli bir rapor paylaşıyor. En son raporunu ise Ekim 2021’de yayımladı ve raporun sonuçları hiç de iyi olmayan şeyler söylüyor. “Dünya Çocuklarının Durumu” raporuna göre, 2020 yılı itibarıyla dünyada 365 milyon çocuğun aşırı yoksulluk içinde yaşadığı belirtiliyor. 

Raporda, 5 yaşından küçük çocukların yüzde 20’sinin aşırı yoksulluk içinde yaşadığı belirtiliyor. UNICEF’in 9 Aralık 2021 tarihli Covid-19 pandemisinin çocuklar üzerindeki etkilerini değerlendirdiği raporuna göreyse son dört yılda çocuk işçi sayısı 8,4 milyon artarak dünya genelinde 160 milyona ulaşmış durumda. Pandeminin doğrudan etkilediği yoksulluk artışı nedeniyle de bu yılın sonuna kadar 9 milyon çocuğun daha çocuk işçi olarak çalışmaya başlayacağı tahmin ediliyor. Bunun yanı sıra 50 milyon çocuk beslenme yetersizliğinin bir sonucu olarak aşırı zayıflıktan muzdarip.

Kısacası savaş, açlık, eğitimsizlik, şiddet, tecavüz, taciz… Saf, temiz, masum kavramlarının birleştiği tek canlı olan çocuğun maruz kaldığı şartlar maalesef ki dünyanın her noktasında böyle!

Vicdanları yaralayan bu tablonun dünyanın geleceği açısından nasıl bir sonuç doğuracağı aşikar. Geleceğin bireyleri yıkık dökük bir çocukluk sürecinden sonra yaşadıkları topluma nasıl bir fayda sağlayabilirler ki?

Bu sorunun cevabını gelmiş geçmiş en büyük lider unvanına sahip olan Mustafa Kemal Atatürk bundan 99 yıl önce vermiş aslında.

23 Nisan 1923 tarihinde cumhuriyetin ilanıyla birlikte Atatürk bu günü çocuklara armağan etmiştir.

Egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçtiği günü çocuklarla ilişkilendirmiş ve bu günü dünyada çocuklara özgü tek bayram olan ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ olarak ilan etmiştir.

Bugünün çocuklarını geleceğin sahipleri olduğu fikrini ta o günlerden fark etmiş olan Mustafa Kemal Atatürk 23 Nisan ile birlikte bir kez daha ne kadar öngörülü biri olduğunu tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir.

UNICEF tarafından açıklanan raporun sonucunu görünce Mustafa Kemal Atatürk’ün sahip olduğu vizyonun tüm yöneticilere örnek olmasını temenni etmek kanaatimce en haklı duygu. Umuyoruz ki en kısa sürede dünyanın her yerindeki yöneticiler bu vizyonla yaklaşarak geleceğimizi emanet ettiğimiz çocukları daha güzel bir dünyaya hazırlarız. 

Devamını Oku

“Her şişlik ve kızarıklık alerji olmayabilir”

“Her şişlik ve kızarıklık alerji olmayabilir”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Deri ve mukozalarda veya iç organlarda tekrarlayan kaşıntısız şişlik atakları, ender rastlanan kalıtsal bir hastalık olan Herediter Anjioödem’in belirtileri olabilir.  Bazen aşikar olmayan belirtiler yüzünden konulan yanlış tanılar, daha ciddi sorunlara yol açabilir. Dünya Herediter Anjioödem Günü ilan edilen 16 Mayıs’ta toplumda ve hekimlerde farkındalığı arttırmak amacıyla tüm dünyada çeşitli aktiviteler düzenleniyor. Türkiye Ulusal Allerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) de ülkemizde hekimler ve toplum tarafından yeterince bilinmeyen bu hastalığın daha iyi tanınması için ‘Herediter Anjioödem Tanı ve Tedavi Rehberi’ yayınladı.

Yüzde ya da vücudun çeşitli bölgelerinde ortaya çıkan şişme atakları, akla hemen alerjik atakları getirse de bu şişmeler her zaman alerji olmayabilir. Deri ve mukozalarda, iç organlarda, gırtlak veya ağız içinde meydana gelen şişmeler, nadir rastlanan kalıtsal bir hastalık olan Herediter Anjioödem’in belirtileri de olabilir. Hekimlerin hastalığı yeterince bilmemeleri yanlış tanı ve tedaviye yol açarak sorunu daha da ağırlaştırabilir. Bu yüzden 16 Mayıs, dünyada Herediter Anjioödem Günü olarak kabul ediliyor ve her yıl 16 Mayıs’ta toplumda ve hekimlerde farkındalığı arttırmak amacıyla tüm dünyada çeşitli aktiviteler düzenleniyor.

Türkiye Ulusal Allerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) de, bünyesinde 2009 yılında kurulmuş olan Herediter Anjioödem Çalışma Grubu’nun da katkılarıyla hastalık konusundaki farkındalığı arttıracak çalışmalar yapıyor.  

AİD, ülkemizde hekimler ve toplum tarafından yeterince bilinmeyen bu hastalığın daha iyi tanınması için Nisan 2022’de ‘Herediter Anjioödem Tanı ve Tedavi Rehberi’ni yayınladı. Rehber, Çalışma Grubu’nun önderliğinde Türkiye’nin değişik yerlerinden Herediter Anjioödem konusunda deneyimli bilim insanlarınca hazırlandı.  Doktorlar için teşhis ve tedavide kaynak olacak rehberin editörlüğünü Prof. Dr. Aslı Gelincik ve Prof. Dr. Mustafa Güleç üstlendi. AİD, bu çalışmanın yanı sıra Ankara, İstanbul, İzmir, Gaziantep ve Konya’da hem rehberin tanıtımını sağlamak ve hem de hekimlerin Herediter Anjioödem hakkındaki farkındalığını arttırmak amacıyla hastalığın tanısı ve tedavisiyle ilgili eğitim toplantıları gerçekleştiriyor.

NADİR BİR HASTALIK OLAN HEREDİTER ANJİOÖDEM AKLA GELMİYOR!

AİD Herediter Anjioödem Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Gül Karakaya, 16 Mayıs Dünya Herediter Anjioödem Günü dolayısıyla şu açıklamayı yaptı:

“Herediter Anjioödem (HAÖ) vücudun değişik organlarında şişme (anjioödem) atakları ile seyreden, nispeten nadir görülen ve kalıtsal bir hastalıktır. Dünyada sıklığı 1/10.000 ile 1/50.000 arasında değişmektedir. Ülkemizde akraba evliliği sayısının fazla olması nedeniyle aslında daha sık olması beklenmekle birlikte ülkemizdeki gerçek sıklık ve hasta sayısı henüz bilinmemektedir. Tanıda en büyük güçlük hekimlerin hastalığı yeterince bilmemeleri ve böyle bir hastayı incelerken Herediter Anjioödem’i ön tanılar arasında akla getirmemeleridir. Bu nedenle hastalık genellikle çocukluk ve ergenlik döneminde başlamasına rağmen ülkemizdeki hastalar çoğunlukla erişkin yaşlarda tanı alabilmektedir.”

Genellikle hastaların şişme şikayetleriyle (anjioödem) hastaneye başvurduklarına değinen Prof. Dr. Gül Karakaya, “Bu tarz başvurularda akla hemen alerjik şişme atakları geliyor ve hastalar alerji kliniklerine yönlendiriliyor. Bu nedenle alerjik bir hastalık olmamasına rağmen bu hastalığın tanı, tedavi ve izlemi daha çok immünoloji ve alerji uzmanlarınca yapılmaktadır” dedi.

YANLIŞ TEŞHİS GEREKSİZ AMELİYATA SEBEP OLUYOR!

Şişmelerin yüzde ve vücudun değişik yerlerinde ve deride de olabileceğini anlatan Karakaya, “Bu şişliklerin en tehlikesi boğaz, gırtlak veya ağız içinde meydana gelenleridir. Bu durum nefesin tıkanmasına yol açacağı için hayatı tehdit edebilir” diye konuştu. Bağırsaklarda meydana gelecek bir ödemin şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi semptomlara yol açabileceğini ve bu belirtilerin hekimlerini yanıltabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Karakaya, şöyle devam etti:

 “Bağırsak atakları gereksiz karın ameliyatlarına yol açabilmektedir. Bazen de bu hastalara yanlışlıkla ülkemizde nispeten daha sık olan ve karın ağrısı atakları ile seyreden Ailevi Akdeniz Ateşi tanısı koyulmakta ve bu hastalığa yönelik tedavi başlanmasına rağmen hastanın şikayetleri devam etmektedir.” (Eyüp SARİ)

Devamını Oku

Yapıcı olmak

Yapıcı olmak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayatta yapılabilecek en kolay şeylerden birisi bir şeyleri eleştirmektir. Hem de oturduğumuz yerden, hiçbir çaba sarf etmeden, araştırmadan, düşünmeden… Çünkü az önce dediğim gibi hem çok kolay hem de bedava. Eleştiri dediysem de yıkıcı eleştiriden bahsediyorum. Yapıcı eleştiriye de baya mesafeli bir toplumuz. 

Bu noktada benim verebileceğim en iyi nasihat size olumlu yönde eleştiri yapanları çoğaltıp, sizi demorolize eden, enerjinizi çekip yerle bir eden insanlardan olağanca hızınızla kaçın, uzaklaşın. Bu hikayede sanırım anlattığım konuya güzel bir örnek olacaktır.

‘’Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlamış. Çırağına “Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?” demiş.

” Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma” diye ilave etmiş.

Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. Resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş.

Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş.

Yanına da, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.

Usta ressam şöyle demiş:

“İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

İkincisinde, onlardan müspet, yapıcı, olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.”

– Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın.
– Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunma.
– Asla bilmeyenle tartışma…’’

Devamını Oku

Çanakkale Savaşlarının mektupları

Çanakkale Savaşlarının mektupları
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Çanakkale Savaşlarının üzerinden tam 107 yıl geçti. Tarihsel birçok önemi olan Çanakkale Savaşlarının en büyük önemlerinden birisi de Mustafa Kemal Atatürk’ü tarih sahnesine çıkarması olmuştur. Savaş karada, 25 Nisan 1915 tarihinden 9 Ocak 1916 gününe kadar 260 gün devam etti. İşgal kuvvetleri 252 bin, Türk kuvvetleri 213 bin 882 olmak üzere toplam 465 bin 882 kayıp verdi.
Çanakkale’deki destanı anlatmak için yüzlerce kitap yazıldı, çok sayıda film çekildi. Şu sıralar ise Çanakkale Savaşlarında yazılan mektuplar konuşuluyor. Bu mektupların her biri cepheden gönderilen asker mektupları ve esasında savaşı en iyi anlatan argümanlar. Konuyla ilgilenenler ise Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı. Halen Çanakkale Savaşları’nda yazılan onlarca mektubu derlemeye devam ediyorlar.
Kimi gönderebildi ailesine özlem dolu satırlarını, kimi ise fırsat bulamadı. Son mektubu cebinde, şehit düştü.
Mektuplarla ilgili bilgi veren Tarihçi Sıdıka Yamaç, üzerinde çalıştıkları dokümanlarla, belgelerle savaşın eksik kalan taraflarının biraz daha tamamlanacağını düşünüyor.
Derlenen mektuplar birçok ayrıntıyı içeriyor. Yaşanan çatışma ve taarruz anları anlatılıyor. Konuyla ilgili haberlere göre 14’üncü Tümen subaylarından Kemal Efendi cephede düzenli mektup yazanlar arasında yer alıyor.
107 yıl önce yazdığı mektuplarında Kemal Efendi, dile hakimiyeti ve duygu yüklü anlatımı ile okuyanı yine o günlere götürüyor. Satırlar, Mehmetçik’in vatan için gösterdiği fedakarlığı bir kez daha ortaya koyuyor. Kemal Efendi gibi düzenli olarak mektuplaşan binlerce asker var.
Kemal Efendi’nin satırları okuyanı büyülüyorken, mektuplarının bir diğer özelliği de yazdığı kadar gördüklerini, yaşadıklarını resme de dökmesi. Ben de birçok kişi gibi mektupların tamamen kamuoyu ile paylaşılmasını bekliyorum. Derlemeyi yapan ekip şu sıralar mektupların çevirisi ile ilgileniyor. Umarız en kısa sürede biz de mektupları okuma şansına kavuşuruz.

Devamını Oku

Yaz turizmi

Yaz turizmi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye turizm açısından avantajlı ülkeler arasında yer alıyor. Yaz turizmi, kış turizmi, sağlık turizmi gibi başlıklara bakacak olursak Türkiye’nin her başlığa uygun doğaya sahip olduğunu düşünüyorum. Pandemiden dolayı her ne kadar birkaç yıldır turizmciler ve ülke olarak beklediğimizi alamasak da yakın zamanda bu eksikliklerin tolere edileceğini düşünüyorum.

Türkiye için cennet ifadesi kullanılıyor. Bu ifadeyi kullananlar çok da haksız değiller. Yaz turizmini düşünelim. Dört mevsimi de ayrı güzellikte karşılayan Türkiye özellikle yaz mevsimlerinde bambaşka bir yer oluyor. Yerli, yabancı herkesin ilgisini çekebilecek güzellikleri sunuyor. Bundandır ki ülkemizin sahil kentleri, her yaz dünyanın dört bir yanından tatil yapmak için gelen insanlarla dolup taşıyor. Türkiye’de en güzel yazı yaşamak için en çok tercih edilen yerlere bakacak olursak Fethiye, Kaş, Bodrum, Çıralı, Çeşme, Alanya, Side, Datça, Kuşadası, Marmaris ve daha birçok birbirinden güzel yerler çıkıyor karşımıza. 

Çıkan haberlere göre Türkiye’nin 2021 yılında, bir önceki yıla oranla yüzde 88,08 artışla toplamda 30 milyon 38 bin 961 ziyaretçi ağırladığı ifade ediliyor. 2021 yılı turizm gelirinin ise yüzde 103,02 artışla toplam 24 milyar 482 milyon 332 bin dolar olduğu belirtiliyor. 

2021 yılı verilerine göre Ocak–Aralık döneminde en çok ziyaretçi gönderen ülke sıralamasında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 120,52 artış ile Rusya Federasyonu (4.694.422 kişi) birinci, yüzde 175,73 artış ile Almanya (3. 085.215 kişi) ikinci, yüzde 106,49 artış ile (2.060.008 kişi) Ukrayna üçüncü sırada yer alırken, Ukrayna’yı Bulgaristan ve İran’ın izlediğine değiniliyor. 

Dünyanın gündemi bir süredir Rusya-Ukrayna savaşı. Bizi de en çok ziyaret eden ülke vatandaşları arasında da yine Rusya ve Ukrayna yer alıyor. Bakalım bu yaz sezonu nasıl geçecek, sayılarda değişiklik olacak mı? Umarız vatandaşların yüzünü güldüren bir değişiklikle karşılaşırız. 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.