a

Her başarı ilk başta bir hayaldi 

Her başarı ilk başta bir hayaldi 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir hayali elde etmeyi imkansız kılan bir tek şey vardır: başarısızlık korkusu. Bu söze tüm kalbimle inanırım. İnsanın uyanıkken gördüğü rüyalara benzetirim kurduğumuz hayalleri. Rüyayı gözümüz kapalıyken görür, hayalleri de gözümüzün önüne getiririz. Sevdiğimi bir Japon atasözü var: Bugün için yaşa, yarın için hayal kur, dünden öğren.
“ Çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç bir oğlu vardı. Babasının işi nedeniyle çocuğun eğitimi kesintilere uğramıştı. Bir gün öğretmeni, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istedikleri konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi.
Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.
İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “0” ve “Dersten sonra beni gör” uyarısı vardı. Çocuk, neden “0” aldım?” diye öğretmenine merakla sordu.
Öğretmeni, bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal. Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.
Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.
Baba, “Oğlum, bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!” dedi.
Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü.
Öğretmenine, “Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin ben de hayallerimi…”dedi.
O öğrenci, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik çiftlik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı. Hikâyenin en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine;
– Bak, sana simdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım. Allah’ tan ki sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın.
…Olabildiğince gerçekçi hayaller kurarak o hayallerin peşinden gitmeli, tıpkı az önceki hikâyede olduğu gibi. Umuyorum ki sizin de kurduğunuz her hayal bir bir gerçekleşir.”

Devamını Oku

Her şey birbiri için yaşar

Her şey birbiri için yaşar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hepimiz bir zincirin halkaları gibi birbirimize bağlıyız aslında toplumu ve toplum bilincini ayakta tutan da bu dayanışmadır. Yine bir filmde denk gelmiştim insanlar da nar taneleri gibidir onları bir arada tutan kabuğudur sahiden de öyle dışarıdan baktığımızda bir bütün gözükür. Hepimiz birbirimizden farklı, ayrı olsak da bizi ayakta tutan tutkalımız birlik ve beraberlik inancıdır. Öyle de olması gerekiyor.

“Bir Şaman Öğretisi Şöyle Der:
Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz Nehirler kendi suyunu içemez
Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez
Güneş kendisi için ısıtmaz
Ay kendisi için parlamaz
Çiçekler kendileri için kokmaz
Toprak kendisi için doğurmaz
Rüzgâr kendisi için esmez
Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz. Doğanın anayasasında ilk madde şudur:
Her şey birbiri için yaşar!
Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur…
Eski çağlarda yürürlükte olan bir anlayıştı bu.
Bütünlüğü anlatırdı, özü iki cümleydi:
“Ben, biz olduğumuz zaman ben olurum.”
“Ben, ben olduğum için sen, sensin.”

Devamını Oku

Siz hangi pencereden bakıyorsunuz?

Siz hangi pencereden bakıyorsunuz?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bakış açısı kişiden kişiye göre değişse de hayatımızın akışını büyük ölçüde etkiler. Daha doğrusu olaylara bakış açımızı, onlara verdiğimiz anlamı, önemi. Birimiz bir olaya olumlu tarafından bakarken bir diğerimiz en kötü tarafından ele alır genelde. Sadece olaylar da değil bir tablo düşünün ona bakan her kişi kendine göre farklı farklı anlamlar çıkarır. Bunu alıntıladığım kısa bir anektodla örneklemek isterim.
Profesör derse girer ve öğrencilerine, “Çocuklar, size anlatacağım olayı dikkatlice dinlemenizi ve yorum yapmanızı istiyorum,” der. Anlatmaya başlar:
“Hastamız ne konuşuyor ne de denileni anlıyor. Saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor… Zaman ve kişi kavramı yok. Yalnız, nasıl oluyorsa, adı söylendiğinde tepki veriyor! Son altı aydır onun yanındayım. Ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor, ne de bakımı yapılırken yardımcı oluyor… Onu, başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor… Dişleri bile yok! Yiyeceklerinin püre hâline getirilmesi gerekiyor. Gömleği, salyalarından dolayı sürekli leke içinde. Yürümüyor, uykusu düzensiz. Gece yarısı uyanıp, çığlıklarla herkesi uyandırıyor. Ama çoğu zaman mutlu ve sevecen. Fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar feryat figan bağırıyor.”

Profesör, sınıfa döner:
“Böyle birinin bakımını üstlenmek ister misiniz?” diye sorar.
Öğrenciler, hep bir ağızdan:
“Hayır” diye bağırır…
Profesör, bu işi büyük bir zevkle yaptığını, onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırır. Daha sonra profesör, hastanın fotoğrafını sınıfta dolaştırmaya başlar. Fotoğraftaki doktorun altı aylık kızıdır.

Devamını Oku

İlham kaynağı kadınlar

İlham kaynağı kadınlar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir kadın olarak kentim yok. Bir kadın olarak kentim tüm dünya  demiş Virginia Woolf. Düşününce kadınların içinde yatan o gücü, başarıyı görmemek neredeyse imkansız. Şimdilerde okullara, hastanelere, sınıflara, dersliklere, cadde ve sokaklara verilen öyle çok başarılı Türk kadını var ki.. Sadece bu alanlara verilmesi yetmiyor bu isimlerin aynı zamanda tek tek bilinmesi gerekiyor. Bize öncülük eden, kadının her alanda ve her durumda başarılı olabileceğini gösteren yeni nesle örnek teşkil eden bir sürü altın ismimiz var. İlk kadın pilotumuzu ya da ilk kadın doktorumuzu, avukatımızı kim unutabilir ki… İlklere imza atan başarılı Türk kadınları, günümüzde birçok hemcinsine örnek olmalı. Bu isimlerden sadece bir tanesi olan ilk kadın pilotumuz Sabiha Gökçen’in hayatını ve başarılarını paylaşmak bugüne büyük bir anlam katacaktır.

İnternetten alıntıladığım bilgiler ışığında,  ‘‘Sabiha Gökçen, 22 Mart 1913 yılında Mustafa İzzet Bey ve Hayriye Hanım’ın altıncı çocuğu olarak Bursa’da dünyaya geldi.
Anne ve babasının ölümünün ardından, 1925 yılında Bursa’yı ziyaret eden Atatürk tarafından evlat edinilerek kendisine “Gökçen” soyadı verilir.
Çankaya İlkokulu ve İstanbul Üsküdar Kız Koleji’nde öğrenim gören Sabiha Gökçen, 1935’te Türk Hava Kurumu’nun Türk Kuşu Sivil Havacılık Okulu’na girdi, Ankara’da yüksek planörcülük brövelerini aldı.
Gökçen, 7 erkek öğrenciyle birlikte Kırım, Rusya’ya gönderilerek yüksek planörcülük eğitimini tamamladı.
1936’da Eskişehir Askeri Hava Okulu’na girdi, burada av ve bombardıman uçaklarıyla başarılı görevler yaparak, dünyanın ilk “Kadın Savaş Pilotu” unvanını kazandı. 1937 yılında Türk Hava Kurumu’nun yetiştirdiği ilk kadın pilot olması nedeniyle kurumun “9 numaralı Murassa (iftihar) Madalyası” ile ödüllendirildi.
1938’de Balkan devletlerinin davetlisi olarak, uçağıyla Balkan turu yapan Gökçen, daha sonra Türk Hava Kurumu Türkkuşu’na başöğretmen tayin edildi. 1955’e kadar bu görevini başarıyla sürdürdü.
Hayatı boyunca toplam 22 değişik hafif bombardıman ve akrobatik uçakla uçan ve birçok ödülün sahibi olan Sabiha Gökçen, 1991 yılında Uluslararası Havacılık Federasyonu Altın Madalyası’nı aldı.
1996 yılında Amerika’da düzenlenen Kartallar Toplantısı’nda dünya havacılık tarihine adını yazdıran 20 havacıdan biri seçilen Sabiha Gökçen, bu ödüle layık görülen ilk kadın havacı olmuştur.
Sabiha Gökçen, 22 Mart 2001 tarihinde,88 yaşında hayata gözlerini yumdu. Sabiha Gökçen dünyanın bütün kadın pilotları için bir ilham kaynağıdır ve efsanesi bizimle yaşamaya devam edecektir…’’

Devamını Oku

Bizi biz yapan farklılıklarımızdır

Bizi biz yapan farklılıklarımızdır
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz hafta yani 21 Mart, Down Sendromu Farkındalık günüydü. Bu tarih, Down sendromu hakkında duyarlılığı artırmak için 2011 yılında Birleşmiş Milletler kararı ile kabul edilmiş bir gün.Tüm dünyada Down sendromu ile ilgili farkındalık yaratılması için giyilen farklı renk çoraplar Down sendromlu bireylerin sahiplendiği ‘ortak farkındalık’ hareketi olmuştur.

Genetik bir farklılık, bir kromozom anomalisi olan Down Sendromu, uzmanlara göre, tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, genetik bir farklılıktır. Hep merak ederdim en çok neyin sebep olduğuna, Down sendromuna sebep olduğu bilinen tek etmenin hamilelik yaşı olduğunu okumuştum. 35 yaş üstü hamileliklerde bu risk artıyormuş. Tabii genç insanlarda da görülse de daha çok ileri yaş gebeliklerde rastlanabiliyormuş. Ortalama her 800 doğumda bir görüldüğünü ve tüm dünyada 6 milyon civarında Down sendromlu bireyin yaşamakta olduğunu da okumuştum. Ülke, milliyet, sosyo-ekonomik statü farkı yoktur.


Şunu asla unutmamak gerekir bizi biz yapan farklılıklarımızdır. Asıl zenginliğimiz de esasen budur. Osho ne güzel söylemiş, ‘’Farklılık, farklı yaklaşımlar, farklı fikirler olduğu için hayat zengindir. Hiç kimse üstün değildir, hiç kimse aşağıda değildir. İnsanlar basitçe farklıdır.’’
Misal, ‘’ Güneşin, bulutların, gökkuşağının, tabiatın farklı renkleri vardır. O renkler bir arada güzeldir. Renklerin birbirine dönüşme mecburiyeti olamaz. Toplumdaki bireyler de farklılıklarıyla toplumun birlik ve beraberliğine katkı yaparlar.’’ Önemli olan da budur. Sadece bir kutlama ve anmanın dışında amaç, farkındalıklarımızın farkında olarak toplumsal bilinç düzeyinin arttırılması ve ileriye taşınabilmesidir.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.