• CANLI TV İZLE
  • Ankara 17° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
  • CANLI SONUÇLAR

“Ahşap el oyma sanatının tarihi insanlık tarihi kadar eski”

Ahşap el oyma sanatı konusunda devlet sanatçısı unvanını taşıyan İsmail Bozbey ile ahşap el oyma sanatı üzerine sohbet gerçekleştirdik. Tarihsel olarak bakıldığında ahşap el oyma sanatının insanlık tarihi kadar eski bir tarihi olduğunu ifade eden Bozbey, “İlk insanın eline taşı alıp ağacın üzerine bir şeyler yapmaya çalışması ahşap el oyma sanatının başlangıç tarihi olarak kabul edilir” dedi.

İlkokul 3’üncü sınıftayken ahşap el oyma sanatı ile tanışan ve 15 yaşındayken atölyesini açan Devlet Sanatçısı İsmail Bozbey, 80’li yıllarda ahşap el oyma sanatına ilginin çok yoğun olduğunu, ama zamanla ilginin düştüğünü ifade ediyor. Ahşap el oyma sanatının sabır isteyen bir iş olduğunu ifade eden Bozbey, gençlerin sabır gösteremediklerini belirtiyor.

“15 YAŞINDA KENDİ ATÖLYEMİ AÇTIM”

Öncelikle kendisini tanıtan sanatçı İsmail Bozbey, Bayburt doğumlu olduğunu belirterek, 1970 yılından bu yana İstanbul’da yaşadığını ifade etti. Ahşap el oyma sanatı ile ilkokul 3’üncü sınıfa giderken yani 1976 yılında tanıştığını söyleyen Bozbey, “O günden bu yana ahşap el oyma sanatına hizmet etmeye çalışıyorum. Bu sanatla tanıştığımda çok sevdiğim bir ustam vardı, ahşap el oyma sanatı ile de onun aracılığı ile tanıştım. Okulun dışındaki bütün zamanım da onun yanında geçerdi. 15 yaşında iken de kendi atölyemi açtım. Atölyeyi açtıktan sonra hem aldığım siparişleri yetiştirmeye çalıştım hem de okuluma devam ettim. Askere gidene kadar böyle devam etti ve askerden sonra bütün yoğunluğumu işime verdim” diye konuştu.

“BÜTÜN AĞAÇLARA OYMA YAPILABİLİR”

Ahşap el oyma sanatı ile ilgilenenler de çeşitli takıntılar olduğunu ifade eden Bozbey, “Ben öncelikle onlara değinmek istiyorum. Ahşap el oymanın çeşitli ağaçlara yapılacağını savunup bazı ağaçlara ise yapılmayacağını iddia edenler oluyor. Ben buna kesinlikle karşıyım. Çünkü bütün ağaçlara oyma yapılabilir. Tarihsel olarak da bakıldığında ahşap el oyma sanatının insanlık tarihi kadar eski bir tarihi olduğu görülecektir. İlk insanın eline taşı alıp ağacın üzerine bir şeyler yapmaya çalışması ahşap el oyma sanatının başlangıç tarihi olarak kabul edilir” diyerek ahşap el oyma sanatına ilişkin bilgiler verdi.

Bozbey sözlerini şöyle sürdürdü:

“Selçuklu Devleti ile Osmanlı İmparatorluğu zamanında daha çok geometrik şekiller ve çiçekler üzerinde yoğunlaşılmıştır. Avrupa’da ise rokoko ve barok modellerine ağırlık verilmiştir ve hemen hemen her alanda ahşap el oyma sanatı kullanılmıştır. Bizim nesle gelecek olursak ben kendi açımdan söyleyeyim bizim tarihimizde yer alan geometrik şekilleri, Avrupa’nın karmaşık baroğunu ve rokokonun sadeliğini harmanlayarak kendime göre bir sentez oluşturdum.”

“YUMUŞAK AĞAÇLAR DAHA KOLAY EĞİLİR, AMA HER MOTİF YAPILAMAZ”

“Ben, Latin alfabesi ile yazılan kaligrafi yazıları ile Arap alfabesi ile kullanılan hat sanatına ilişkin eserler ortaya koyuyorum” diyen Bozbey şunları söyledi: “Kalıplaşmış kuralların etrafında çalışmayı sevmiyorum ve ezberletilenin dışına çıkıyorum. Harfin ana temasını bozmadan harf yerine sembol de kullanıyorum kimi zaman. Onun haricinde yazı yazarken harfin ana şeklini bozmadan kafama göre bir harf modeli oluşturuyorum. Çizim ve tasarımdan sonra işlemeye geçtiğimde derinlemesine iniyorum, yandan altını boşaltma şeklini ise oyarak yapıyorum.

Az önce her ağacın oyulabileceğini söylemiştim ama şu da var ki her ağaca her motif çıkarılmaz. Yumuşak ağaçlar daha kolay eğilir, ama her motif yapılamaz. Bundan dolayı kayın, ceviz, meşe, kestane ağacı gibi sert ağaçları tercih ediyorum.”

Geleneksel yöntemleri kesinlikle terk etmediğine değinen Bozbey, “Kullandığım aletler de hala çok eskiden kullanılan aletlerdir. Şunu da söylemek gerekir ki kullandığım takımların Türkiye’de ahşap el oyma sanatını yapanlar dahil gerçek isimleri bilinmiyor. Selçuklu ve Osmanlı döneminde kullanılan takımlara ‘yongaç’ deniliyormuş. Ama bizde genel olarak kendi isimleri kullanılmıyor. Ben bu geleneği sürdürerek yontmaktan gelen ‘yongaç’ kelimesini kullanıyorum” ifadelerini kullandı.

“AHŞAP OYMA EL SANATINA OLAN İLGİ ZAMANLA AZALDI”

Düz ağacın üzerinde oyma işlemi yaparak figürleri ortaya çıkardığını belirten Bozbey, “Bu sanatın içeriğini bilmeyenler alfabelerin yapıştırma olduğunu düşünüyorlar. Hâlbuki hepsini elimle oyarak yapıyorum. Bunun bir özelliği ise makinelerin yapmayacağı özellikte olmasıdır. Bu ise teknolojiye 1-0 galip geldiğimiz durumlardan bir tanesidir. Makine kendisine verilen direktif doğrultusunda hareket ettiğinden hissetme duygusu yoktur, yani insan gibi değildir, hissedemez. Ağacın hücrelerini bilmez. Makinelerde bu olanak olmadığından dolayı kesinlikle elle yapılması gereken işlemlerdir” dedi.

Makinenin yapamayacağı bir diğer işlemin ise döküm olduğunu belirten Bozbey, kendisinin ahşap el oyma sanatı ile yazdığı besmeleyi hiçbir hattattın ya da ahşap el oyma sanatçısının kullanmadığı yöntem ile yaptığını ifade etti. Bozbey sözlerini şöyle sürdürdü: “Arap alfabesini harf olmaktan çıkarmadan süsleyerek, estetik bir şekillendirme ile yaptım. Dökümcüler örneğini benden çok istediler ama vermedim. Vermiş olsaydım bin bir emekle hazırladığım besmelenin sahtesinden binlerce olacaktı” dedi.

Ahşap oyma el sanatına olan ilginin azaldığını söyleyen Bozbey, bir işe olan ilgi azalıyorsa o işi icra edenlerin bir takım hataların olabileceğini ifade etti. Yapılan iş insanlar tarafından tercih edilmiyorsa bunun 2 nedeni vardır diyen Bozbey şunları söyledi: “Öncelikle ekonomik nedenleriz olacağı unutulmamalıdır. İkincisi ise iş, iş olmaktan çıkmıştır ve bundan dolayı insanlar ilgi göstermek istemiyorlardır. 80’li yıllarda ahşap el oyma sanatına ilgi çok yoğundu, ama 90’lı yıllar ile birlikte ilgi git gide azaldı. En sonunda ise yok olmaya yüz tutmuş bir el sanatı haline geldi.”

“BATILILAR BİZİM SANATLARIMIZA BİZDEN DAHA ÇOK İLGİLİLER”

1980’lerde yanında çalışanların, öğrenenlerin olduğunu ifade eden Bozbey, ahşap el oyma sanatının sabır isteyen bir sanat kolu olduğunu ifade etti. Şuan yanında çırak olmadığını belirten Bozbey, “2016 yılından bu yana İstanbul’da Halk Eğitim Merkezi’nde öğretmenlik yapıyorum. Kursiyerlerimiz ise daha çok emeklilerden oluşuyor. Gençlerimizden de ilgi var ama gençlerimizde ne yazık ki sabır yok. Çok çabuk sıkılıp bırakabiliyorlar” dedi.

Bozbey, ahşap el oyma sanatının öğrendikten sonra çok zevkli bir iş olduğunu belirterek, “Önemli olan öğrenme aşamasında sabır gösterebilmek” ifadelerini kullandı.

Son olarak Türkiye’de var olan zenginliklerin kıymetinin bilinmediğini ifade eden Bozbey şunları söyledi: “Hatta zenginliklerimizin farkında bile değiliz. Türkiye’den ziyade Avrupalıların, batılıların bizim kültürümüze daha çok ilgi duyduklarını söylemek mümkün. Birkaç yıl önce Avustralya’da Sanat Bakanlığı’nda çalışan bir ekip beni ziyarete geldi. Yaptığım işlere baktılar, detaylarını öğrenmeye çalıştılar. Bizde paylaşmayı sevdiğimizden izin verdik tabi ki. Şunu anladım ki bizde hiç kıymeti bilinmeyen sanatlarımızı başkaları öğrenmek için ne kadar büyük bir gayret ile öğrenmeye çalışıyorlar, çaba sarf ediyorlar. Kendi adımıza üzülüyoruz. Çünkü birileri bir taraftan bizim sanatlarımızı öğrenmeye çalışırken biz de aynı hızla elimizdekileri kaybediyoruz.”

(Türkan ÇATAL YILDIZ)

0 0 0 0 0 0

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Bağdadi mesajı

sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
166.422

VAKA

130.852

İYİLEŞME

4.609

ÖLÜM

35.570

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
6.679.668

VAKA

2.859.681

İYİLEŞME

385.873

ÖLÜM

3.819.987

AKTİF VAKA

Yazarlar
Video
Galeri
Güçlü Anadolu Gazetesi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Güçlü Anadolu Gazetesi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Haber gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 470