31 Ocak 2018

Manzara manzara

Manzara manzara

Popüler olan sanat, entelijensiya içinde oldukça tartışmalı bir durum. Popüler sanatın ne olduğu, nerde başlayıp nerde bittiği, popüler olanın değerli olup olmadığı ve giderek sanat olup olmadığı, sanatsa da alçak sanat, yüksek sanat tartışmaları her zamanın ve dönemin ilginç hatta bazen eğlenceli de olabilen bir kadim tartışması. Yaygın olarak, popülarite tartışmalarının odağında genellikle ve çoğunlukla müzik ve sinema yer alır. Kitleselleşebilen ya da çağdaş mediumlardan insanlara ulaşabilme olanaklarından dolayı popüler olan çoğunlukla bu alanın sanatı ve santaçıları. Plastik sanatlar dediğimiz diğer alanlarda popülerlik tartışmaları da zaman zaman diğerlerinden kalan boşluklardan sızarak gün yüzüne çıkma fırsatı bulur.

ABD da yaşayan Sovyetik gelenekten gelen iki santçı Vitaly Komar ve Alexander Melamid

Amerika birleşik devletleri ve diğer bir çok ülke de, kamuoyu araştırmaları anketler ve diğer saha araştırmaları yoluyla İnsanların evrensel olarak nasıl bir resim türü ve anlayışından hoşlandıklarını bulmaya yönelik bir proje araştırması ve buradan elde ettikleri bulgularla araştırmaya konu olan ülkelerin “Yerli ve milli” bir resim anlayışlarına uygun işler üreteceklerdi. Ürettikleri işler bizi pek ilgilendirmese de ulaştıkları bulgular çok ilginçti. Konumuz daha çok bu bulgular.

Soru şu katılımcılara neyin resmini görmekten hoşlandıkları şeklinde ya da hangi resimleri ve renkleri tercih ettiklerine ilişkin. Mekan resimleri mi?- soyut-manzara- still life-natürmort dedikleri obje kompozisyonlarımı? Hayvan resimleri ise ne çeşit hayvanlar, insan(figür) çizimlerinde  ünlü-sıradan giyinik-nü kadın -erkek, ve çocuk gibi…

Bu araştırma Amerika’dan Çin’e Kenya’dan İzlanda’ya yaklaşık olarak iki milyar’a yakın insanın resim tercihlerine dair bir veri ortaya çıkarmıştı. 1993 yılında yapılan bu araştırma ki 90’lı yıllar’da dünya nüfusunun 5.3 milyar civarında olduğu düşünülürse, neredeyse yeryüzü ahalisinin yarısına yakın bir kitlenin tercihlerine ulaştığını söylemek mümkün.

Bu muazzam büyüklükte  bir data.

Önce kötü haberi verelim. Bu muazzam kitlenin en az tercih ettiği, hadi doğrudan söyleyelim

sevmediği tür ‘soyut’ işler olmuş. Araştırma Türkiye’yi kapsamıyor olsa da dünyanın yarısı bizdeki gibi ‘ben anlamıyorum‘ ‘bana hitap etmiyor’ne öyle bunu ben ‘de yaparım‘ diyor. Bu konu’da çok evrenseliz. Bu bahse konu halklar sarıyı camgöbeğini turuncu ve altın gibi renkleri de pek sevmediğini beyan etmiş.

Genellikle neyi seviyor peki bu halklar? Sevmedikleri resimler konusunda dünya halkları birlik ve beraberlik sergiledikleri gibi, sevdikleri resim türü konusunda da aynı birlik ve beraberliği gösteriyorlar. Bütün kültürel dini etnik ve entelektüel farklılıklarına rağmen ortak tutum ve ortak beğeni aynı. New-yorklu ile Kenyalı Kanadalıyla Çinli aynı resmi seviyor. Bu farklı insan gruplarının sevdiği resim  istisnasız bir şekilde içinde su, insan , hayvan bulunan bir manzara resmidir . Adı manzara- peysage-landscape -paisaje -Landschaft-paridrshy-landslag-gazar nutag-mazingira-menazır gibi yeryüzündeki bütün dillerde farklı söylense de içerik değişmiyor.

Araştırma çok farklı kültür gruplarını içermesine rağmen İzlandalıyla Kenyalı aynı konuyu yani manzarayı ve aynı rengi seviyor. Favori tema manzara, favori renk mavi. Ortalama ölçü

bir bulaşık ya da çamaşır makinası büyüklüğünde ne çok büyük ne çok küçük .

Ortaya çıkan bu sonuçlar çeşitli şekillerde değerlendirmeye açık sanat kuramcıları, antropologlar kültürel meseleleri dert eden sosyologlar tarafından değerlendiriliyor. Bu tür resimlerin tercih edilmelerindeki temel faktör’ün bu tercihlerin kültürel olarak üretildiği ve kültürümüzün bizi neyle haşir neşir ettiğine bağlı olarak bu tercihlerin şekillendirilmeye açık olduğu kabulüne dayandığına yönelik çeşitli yorumlar olduğu yani bunun bir stereotip leşmenin tipik bir örneği olduğuna yönelik yorumlar olduğu gibi antropolojik ve evrimbilimsel açıklamalar da var.

‘Savana hipotezi’ olarak tanımlanan bu teori ye göre insan doğasının hoş bulduğu manzaranın tipik özellikleri insan türünün milyonlarca yıllık evrimleşmesinin sonucu şekillenmiştir.

Buna göre suyun doğrudan göründüğü ya da varlığına dair verilerin olduğu manzaralar, çalı ve ağaç öbeklerinin serpiştirildiği otla kaplı geniş alanlar, ufkun görülebildiği açıklık, hayvanların yaşadığına dair kanıtlar, çiçekli ve meyveli ağaçların yer aldığı yaşam çeşitliliği

kendimizi iyi hissettiğimiz görüntüler. Tamamen düz otluklardansa biraz dalgalı tepeliki alanlar, Central park ya da modern golf sahaları bu düzlem üzere tasarlanmış mekanlardır. Vahşi bakir doğanın ürkütücü ıssızlığından ziyade, insan yerleşimlerine dair izlerin ufka doğru uzanan bir patikanın ya da bacasından dumanın yükseldiği bir konutun (Bob Ross resimlerinin bu kadar çok sevilmesini ya da ilgi görmesini de açıklıyor galiba) manzarayı daha cazip kılacağı değerlendirilir.

Resim sanatına gönüllü ya da zorla bulaşmış (ders almak zorunda kalmış) herkes şöyle bir manzara arketipini mutlaka hatırlar. Manzara bu tür zorunlulukların değişmez efsanevi konusudur. Öğrencilerin çok büyük kısmı hatta tamamı bu manzaryı ezbere herhangi bir modele bağlı kalmaksızın, pencereden dışarıya bakmaya gerek bile duymadan aklından ezbere yapar. Hatırlarsınız mutlaka sizde hani arka da iki dağ, dağın arasında  doğan ya da batan bir güneş …hatırladınız mı? Önde hem önü hem yanı görünen kırma çatılı bir ev bacası tüten….hani evin yanından bir dere de geçer…..o  manzara işte…hatırladınız.

Oktay Bingöl

Etiketler: /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ